29 Mart 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Milliyetçi Perinçek
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 16 Şubat 2002 Cumartesi 

İşçi Partisi Genel başkanı Sayın Doğu Perinçek'i gönülden kutluyorum. Yıllarca Türk Milliyetçiliği sıfatını kullanan kişi ve teşkilâtların susan ve kitlenen dudakları karşısında, bunların gözlerinin içine baka baka Türk Millî menfâatlerini savunan bu sese halkımızın kulak vermesini istiyorum.

Milletimizin halisâne duygularına tercüman olan Doğu Perinçek'i günümüzün Türk Milliyetçisi ilan ediyorum. Gerçi Sayın Perinçek'in yıllardır israrla savunduğu KOMÜNİST İDEOLOJİ milliyetçiliğe kesinlikle karşıdır. Bunu çok iyi bilmeme ve fikirlerine tamamen karşı olmama rağmen içinde bulunduğumuz ortamda KAREN FOGG olayındaki tutum ve davranışı ile gerçek bir Türk Milliyetçisine yakışan bir tavır sergilemiştir. Yılların verdiği bir alışkanlıkla parmaklarım yazmayı istemese dahi beynim Perinçek'e MİLLİYETÇİ KOMÜNİST sıfatını uygun buluyor.

Karen Fogg'un E-Mail'lerinin kamuoyuna açıklanması şüphesiz önemli bir suçtur. Kişisel özgürlüklere aykırıdır. Haberleşme hürriyetini zedeler. Ayıptır. v.s.

Evet bunlar doğrudur. Fakat bu suç ise, suç'un işlenmesini gerektiren olay daha büyük suç'tur. İçerisine girmek için uluslararası hukuk kurallarına göre anlaşmalar imzaladığımız bir teşkilâtın resmi görevlisinin " Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bütün unsurları ile hiçe sayarak ve kendisini bir sömürge valisi gibi görerek "E-MAIL'lerde açıklandığı ve doğruluğundan şüphe etmediğim ibareleri kullanmaya hakkı yoktur. Sen Karen Fogg Hanımefendi; gelip beni yıkmak için her türlü haltı karıştıracaksın. Ben senin bu davranışlarını takip ettiğim ve sana neden böyle yapıyorsun" dediğim için suçlu olacağım.

Yok böyle bir şey. Dünyada benzerini ancak sömürgelerde görürsünüz. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti sömürge değildir. Bu Millet; Dünyada sömürgecilere karşı ilk istiklâl mücadelesini vermiş ve bunuda tarihe örnek olacak bir zafer ile taçlandırmıştır.

Kanâatime göre; Türk Devlet yetkililerine düşen ilk görev bu bilgileri kimin nasıl birilerine sızdırdığı ile uğraşmak olmamalıdır. Devlet gibi devletlere böyle durumlarda düşen ilk görev; derhal Karen Fogg gibi kişilerin " İSTENMEYEN KİŞİ" ilan edilerek sınırdışına çıkartılmasıdır. Bilahare bağlı olduğu makamlara " ÜLTİMATOM" verilmesidir. Ancak böyle davranıldığı takdirde, bu gafil kişiler Afrika'daki sömürgelerinde değil Cihan İmparatorlukları kurmuş bir milletin ülkesinde bulunduklarının farkına varırlar ve davranışlarını da buna göre ayarlarlar...

DOĞU PERİNÇEK, bu cesur davranışı için tebrik edileceği yerde şanlı ve yanlı medyamız tarafından vatan haini ilan ediliyor. Karen FOGG'un "Türkiye'ye küfreden, milletimizi bölmeye ve üniter yapımızı yıkmaya yönelik fikir ve düşünceleri" de demokrasi ve haberleşme özgürlüğü gibi yuvarlak ifadelerle haklı çıkartılmaya çalışılıyor.

Beyler dikkat edin. Hainlikleriniz Arş-ı Alâ'ya ulaştı. Uyuyor bildiğiniz ve hiçbirşey anlamadığını sandığınız bu necîp Millet herşeyi görüyor ve anlıyor... Lütfen susun bari. Kıraldan çok kıralcı olmayın. Parayla tutulmuş tellâllar gibi birilerinin borusunu çalmayın. Sizinde bu geminin yolcusu olduğunuzu artık görün ve algılayın.

"Görüntü vahimdir. Olan biten,Türkiye'yi herkesle kavgalı bir duruma sokmuştur. Türkiye-AB ilişkilerinde olabilecek en kötü duruma gelinmiştir." zihniyetini tekrar tekrar vurgulayarak Türklük düşmanlarına yardımcı olmayın.

"Bizi artık Avrupa Birliği'ne almazlarmış." Böyle alacaklarsa zaten almasınlar. Çünkü biz millet Avrupa Birliği'ne Türk Kimliği ile ve bütün olarak girmek istiyoruz. Bunda da kararlı ve israrlı olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

30 yıldır Avrupada çalışan vatandaşımıza öz oğlunun tatilini yanında geçirmesi için yaptığı en basit müracaatta dahi, konsolosluk kapılarında köle muamelesi yaparak binbir müşkülat çıkartan zihniyet; hiçbir tahdide tabi tutulmadan elini kolunu sallayarak sınırımızdan giriyor. Kendi ülkemizde bize rağmen, bizi adeta denetliyor. Akıl veriyor. Kafa tutuyor. Ülkenin temeline dinamit koyanlara gözümüzün içine baka baka arka çıkıyor, onlara destek veriyor, ve bunu hep yapıyor. Bizde elbirliği ile bütün bunlara seyirci kalıyoruz. Seyirci kalmayıp uyarak bir avuç insanı vatan haini ilan ediyoruz. Ondan sonrada meydanlarda vatan, millet, bayrak nutukları atıyoruz.

Sonuç olarak;
Anayasamızda yer alan Atatürk Milliyetçiliği yakalara göstermelik Atatürk rozeti takıp meydanlarda "Atam seni çok seviyoruz. Daima İzindeyiz " diye nutuk atmak değildir. Atatürk yaşasaydı ve bu durumu görseydi, herhalde kahrından ölürdü. Atatürk Milliyetçiliği; Atatürk Türkiyesinin varlığına, bütünlüğüne, birlik ve beraberliğine, manevi değerlerine, gelenek ve göreneklerine, ve O'nun yıktığı sömürge zihniyetine karşı çıkmaktır.

Türkiye büyük ülkedir. Güçlü ülkedir. Türk Milleti ise binlerce yıllık Türk Kültürü ile mücehhez büyük bir millettir. Biz milletçe ve devletçe ülkemizde yaşanan bu çirkin manzaraları haketmiyoruz. Tarihimiz diğer milletler ve kültürlerle çok iyi dialoglar ve işbirliği içinde binlerce yıl birararada yaşayabildiğimizi göstermektedir. Bizi bölme ve parçalama ve adeta sömürgeleştirme çabalarına karşı uyanık bulunmalıyız. Milletçe bunu yapacak gücümüz ve tecrübemiz vardır.

YETER Kİ YAPMAK İSTEYELİM.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
16 Şubat 2002 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale