30 Mart 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






BÜYÜK SÜRGÜN, KAFKASYA
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek Türkiye dış siyasetinin esasıdır. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk-1930)

 7 Ocak 2016 Perşembe 

TRT’de 5 Ocak günü dördüncü ve sonuncu bölümü yayınlanan “BÜYÜK SÜRGÜN, KAFKASYA” isimli televizyon filmi ile Ahıska Türklerinin unutturulmak istenen çok önemli bir tarihi gerçeği vurgulanmıştır.

Bin yıllık vatan topraklarından vahşice kopartılarak hayvan vagonları ile tümü Orta Asyaya sürülen Ahıska Türklerinin dramı ilk defa bu derece kapsamlı ve doyurucu bir sanat eseri ile dile getirilmiştir.

Ben de bir Ahıska Türküyüm. Çanakkale gazisi dedem P.Yarbayı Tahir Kumkale Beyin ayni ismi taşıyan dedesi Tahir Ulak Bey, Ahıska’da 1853 yılındaki ilk Rus katliamı ve mezaliminden ailemizin büyük kısmını Erzuruma göç ettirerek kurtarmıştır. Bilahare bu kök İstanbul / Sarıyer’e intikal etmiştir..

Eli silah tutan erkekleri Alman cephesinde savaşan Ahıska Türklerinden geride kalanların tamamının Stalin’in emri 1944 Kasımında 5 dakika içinde evlerini terke zorlanarak sürgün edilmelerinin üzerinden tam 72 yıl geçmiştir. Fakat bu ölümcül sürgün hâla devam etmektedir.

Bugün merkezi İstanbul’da bulunan ve 1250 Ahıska Türkünün üye olduğu Ahıskalılar Vakfı Başkanı Mehmet Oğuz Bey; dünyada vatansız kalan tek toplumun kendileri olduğunu söylüyor. 1944’teki sürgünde 20 bin Ahıskalı Türkün yollarda, trenlerde açlıktan, susuzluktan öldüğünü, şu anda dünyadaki 458.680 Ahıska Türkü’nün on ayrı ülkede 4400 ayrı yerleşim biriminde yaşadıklarını, bir babanın beş evladı varsa, beşinin de ayrı ülkede bulunduğunu , sürgün toplumu olma vasıflarının 72 yıldır devam ettiğini bildiriyor.

Ahıska topraklarının bulunduğu Gürcistan’ın 1999’da üye olduğu Avrupa Konseyi, 12 yıl içerisinde Ahıskalıların vatanlarına geri dönüşünü şart koşmuştur. Gürcistan da 2007’de Ahıska Türkleri için geri dönüş yasası çıkartılmıştır. Bugüne kadar 1174 Ahıskalı Türke ‘yurda dönüş statüsü’ verilmiştir. Mali imkanı yerinde olan bazı aileler eski vatan topraklarına yerleşmeye başlamıştır.

Çektikleri büyük eza ve cefaya rağmen dünya üzerinde çok küçük üniteler halinde dağılmış olan Ahıskalılar Türklüğünü hiç kaybetmemiştir. Bulundukları toplumlarda asimile olmamışlar, milli kültür değerlerini aynen korumuşlardır.

Ahıska Türklerinin yaşadığı insanlık dışı muameleyi bire bir yansıtmayı düşündüğüm “AHISKA’SIZ AHISKALI’LAR” başlıklı kitabımın çalışmaları devam etmektedir. Tarihi belgesel niteliğindeki kitabım yaz aylarında yayına hazır hale gelecektir. Kitapla birlikte Ahıska’ya giderek hazırlayacağım belgesel tarzında bir kısa film CD’ni de kitaba ek olarak koymayı planlıyorum.

Son yıllardaki taraflı yayın politikasını sıkça eleştirdiğim TRT’yi bu defa ortaya çıkardığı bu muhteşem “BÜYÜK SÜRGÜN, KAFKASYA” isimli eser dolayısı ile kutluyorum
Yakın Türk tarihinde Ahıska Türklerinin dramına benzer pek çok dram yaşayan Türk milletinin; Balkanlar, Kafkaslar, Ege Adaları ve Kıbrısta yaşayan kollarının dramının da ayni ciddiyette seri filimler halinde hazırlanarak kamuoyuna yansıtılmasında yarar vardır. Bu çalışmaların yapılarak yakın Türk tarihine belge kazandırılmasında TRT Kurumuna çok önemli görevler düşmektedir. TRT mevcut potansiyeli ile bunu başaracak güçtedir.

AHISKA filminin tenkit edebileceğim tek tarafı filmin vizyona girişindeki zamanlama yanlışlığıdır. Filmi seyreden Türklerin Ruslara düşman tavırlarının canlanması çok doğaldır. Oysa şimdi Ruslarla uçak düşürülmesini takiben başlayan hassas durumun büyütülmesine değil, hızla söndürülerek barış ortamının geliştirilmesine ihtiyacımız vardır.

Milletimizin Moskof Gavuru olarak beynine kazıdığı Ruslarla geçen 500 yıl içinde devamlı çatışma ve savaş halinde olduğumuz tarihi bir gerçektir. Fakat günümüzde bizim milli çıkarlarımız Ruslarla düşmanlık değil, kalıcı ve kucaklayıcı dostluğun devamını sağlamaktan geçmektedir.

Rusyayı ve Rusları kötü göstererek halkı galeyana getirmek zamanı değildir. Milli aklı selim; düşen Rus uçağı ile yıkılan köprülerin her türlü tedbir alınarak tamir edilmesini ve yükselen savaş ortamının her iki tarafa getireceği büyük maddi ve manevi yıkımdan geri dönülmesini gerektirmektedir.

Türk ve Rus yöneticilerini akılcı ve sağduyulu davranmaya davet ediyorum..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
7 Ocak 2016 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale