25 Mart 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Muzaffer Özdağ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 8 Şubat 2002 Cuma 

Bugün 8 Şubat 2002. Türk Dünyası için acılı günlerden biri. Büyük Türk milliyetçisi, bilge insan , sayın Muzaffer Özdağ Beyi toprağa veriyoruz. Allah Rahmet Eylesin. Toprağı bol, yeri cennet olsun. Her fâni gibi vücudu toprak olacak ama fikir ve düşünceleri Türklük yeryüzünde kaldığı sürece nesilden nesile aktarılarak sonsuza kadar yaşayacaktır.

Milletçe başımız sağolsun. Türk Milletine aramızdan ayrılan bu büyük insanı tanıtmak istiyorum. Çünkü artık yozlaştırılan milli kültürümüz dolayısıyla, milletimiz kendi özüne ve milli değerlerine sahip çıkarak onları yüceltenleri değil, onu bozanları baştacı etmeyi ve tanımayı adet haline getirdi. Bu bakımdan bu büyük Türk Aydınını tanıtmayı bir görev kabul ediyorum.

Muzaffer Özdağ Bey ; 1933 yılında Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde doğdu. Babası Maliye memuru Kerim Özdağ, annesi ev hanımı Nuriye Özdağ'dır. Meslek olarak askerliği seçti. 1950'de Kuleli Askeri Lisesini, 1952'de Kara Harp Okulunu, 1954 yılında Piyade Okulunu birincilikle bitirdi. 1956 yılında Ankara Hukuk Fakültesinden mezun oldu.

Kıta hizmetinde yoğun bir savaş eğitimini sürdürürken Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Modernizasyonu projeleri üzerinde de çalışan Muzaffer Özdağ Kara Harp Akademisinden 1960 yılı Mayısında Cumhuriyet döneminin en genç kurmay subayı olarak mezun oldu.

Çok genç yaşta olmasına rağmen Demokratik düzeni korumak ve iç barışı güvene almak için yasal bir zaruret halini alan 27 Mayıs 1960 müdahalesinin planlama ve icrasında ön safta yer aldı. Geçici olarak TBMM görevini yüklenen Milli Birlik Komitesi için geçici anayasa ve iç tüzüğü hazırladı. MBK Başkanlık Divanı Üyesi ve Basın Sözcüsü olarak görevlendirildi.

Milli Birlik Komitesinin partiler üstü tarafsız ve inkılâpçı bir çizgiden ayrılmaması görüşünü savunduğu için, 13 Kasım 1960'da gerçekleşen bir karşı darbeden sonra MBK'den ayrılan ve 14'ler diye anılan üyelerden biri olarak Japonya'da Türkiye Büyükelçiliği nezdine hükümet müşaviri ünvanı ile atandı. 1961-1962 yıllarında Japon modernizasyonunu inceledi.
Türkiye için Modern, Milliyetçi ve İnkılâpçı bir siyasi parti programı hazırladı.

1963 yılında Türkiye'ye döndü. Arkadaşları ile CKMP'ye (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) girdi. 1965 yılında yapılan seçimde Afyon Milletvekili olarak parlementoya giren Muzaffer Özdağ TBMM'ine sunduğu önerilerle bütün partileri gençliğin sürüklendiği ideolojik buhran, örtülü saldırı ve bölücü ihanet tehdidi konusunda uyardı. Partiler arası iktidar mücadelesinin hizmet yarışı olmaktan çıkarak cepheleşmeye yöneldiğini görünce CKMP'nin Milliyetçi Hareket Partisine dönüşme sürecinde 1969 yılında politikadan tamamen çekildi.

Serbest avukat olarak çalışmaya başladı. Muzaffer ÖZDAĞ'ın ömrünün son 30 yılını Türkiye ve Türk Dünyası Jeopolitiği ile ve Türk Kültürü ile ilgili ilmi çalışmalara ayırdı. Fikir ve düşüncelerini yazarak, konuşarak, kitap ve doküman haline getirerek, bilimsel çalışmalara katılarak her plâtformda açıkladı.

Türk'ün ,Türkiye'nin ve Türk Dünyası'nın aşığı olan, Türk Kültürü'nün yaşaması ve yücelmesi için yapılan bütün organizasyonlarda fiilen yer alan Muzaffer ÖZDAĞ'ın kaybı ile Türk Dünyası öksüz kalmıştır. Yeri zor doldurulacak bu bilge kişiyi rahmetle ve saygı ile anıyorum.

Şimdi aramızdan ayrılan bu örnek insan için ne yapılabilir konusundaki fikirlerimi açıklamak istiyorum. Bilindiği gibi şahsi menfaatlerini ülkenin milli menfaatlerinin gerisinde tutan bilge kişilikler maalesef fani yaşamlarında lâyık oldukları mevkilere ulaşamıyorlar... Ülkeye ve insanlarımıza daha fazla hizmet üretebilecek mevki ve makamlara gelmeleri de daima engelleniyor. Fakat bütün bu olumsuzluklar beklentilerin aksine sayıları çok az olan Muzaffer Özdağ gibi mümtaz kişilikleri pek fazla etkilemiyor. Onlar hangi hâl ve şartta bulunursa bulunsunlar doğru bildiklerini korkmadan, çekinmeden büyük bir vukûfiyetle açıklamayı kendilerine vazife ediniyorlar. Anlatıyorlar... Yazıyorlar... Uyarıyorlar... Bu gibilerin kıymetleri ne yazık ki ölümlerini müteakip anlamaya başlanıyor.

 * Sayın ÖZDAĞ 40 yıldır birikimini kitlelerle paylaşıyor... Yazıyor. Konuşuyor. Anlatıyor. Bütün bunlar bir yerlerde bölük, pörçük bulunmaktadır. Bunlar vakit geçirmeden sıcağı sıcağına biraraya getirilmeli. Tasnif edilmeli ve bir MUZAFFER ÖZDAĞ KÜLLİYESİ olarak gecikmeden yayınlanmalıdır.

 * İsminin Türkiye ve Türk Dünyasında yaşatılması için adına pullar çıkartılmalı ve cadde ve sokaklara adı verilmelidir. Bu konuda büyük hizmetleri ve katkılarının bulunduğu MHP'ye önemli görevler düşmektedir.

 * Kurulmasına katkıda bulunduğu ve bizzat yönettiği Vakıflardan birine adı verilmelidir.
(Misal olarak; MUZAFFER ÖZDAĞ TÜRK DÜNYASI VE TÜRK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI VAKFI gibi)

 * Adını yaşatmak için her yıl adını taşıyan vakıf tarafından Türk Dünyası ile ilgili Makale, Şiir, ve Araştırma yazıları yarışmaları düzenlenmelidir.

Bunlar ilk anda akla gelebilen bir kaç tedbirdir. Burada vurgulamak istediğim husus; Globalleşme adı altında her geçen gün yitirmeye başladığımız milli hasletlerimizi ve kültür değerlerimizi mutlaka yaşatmak zorunluluğunda olduğumuzdur.

Sayın ÖZDAĞ'ın kişiliği bu söylediklerimin gerçekleştirilmesi için asgari olarak yapılması gereken hususlardır. Milletine gönülden hizmet edenleri hatırlamayan ve onların fikir ve düşüncelerini yaşatmayan milletlere geleceğin globalleşmiş dünyasında yer yoktur. Onların sonu globalleşmek yani Sömürge Toplumu olmaktır. Bana ölümünün ardından kendisini anacak güzel duyguları yazma gücünü veren rahmetli ÖZDAĞ'ın hatırasını saygı ile anıyorum. Böyle mümtaz kişilerin milleti nezdinde ölmeyeceğini, milletimizin kendisine lâyık olduğu değeri verceğini biliyorum.

Ruhun şâd olsun büyük insan.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Şubat 2002 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale