22 TEMMUZ 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜNDE GAZİLERİMİZ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Muharebeye "ya şehit veya gazi olmak için" gidilir. Genel olarak yiğitlik meydanında ölenlerin hepsine şehit derlerse de, sağ kalanların hepsine gazi unvanı verilmez. Bu unvanı ancak kanun verir. Savaştan sağ ve salim çıkanlara belki yalnız ana ve babaları takdir amacıyla "benim gazi oğlum" diyerek övünür. Fakat millet, tarih, unvan verişinde o kadar cömert değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ( NUTUK-1927

 19 Eylül 2014 Cuma 

19 Eylül Gaziler Günüdür. 365 gün unutulan gazilerimiz sadece bu anlamlı günde hatırlanarak şehit aileleriyle ve birbirleriyle kucaklaşırlar. Çeşitli anma törenlerine katılan gazilerimiz duygularını dile getirirler.

Ülkemizin birlik ve bütünlüğü için can veren şehitlerimizin aileleri ve kanlarını dökerek sakat kalan gazilerimiz; günümüzde çözüm süreci adı altında kendilerini sakat bırakan teröristlerin muhatap alınmasını ve onlara hak-etmedikleri ölçüde değer verilmesini içleri burkularak seyretmektedir.

Özellikle kurtarılmış gözü ile bakılan Güneydoğu Anadolu bölgemizde terör örgütü üyelerinin açıkça eylemlerine devam etmesi, terör ortamının yeniden ülke gündemini doldurması, azda olsa şehit cenazelerinin gelmeye başlaması sokaktaki sade vatandaşlarımızı çok üzüyor. Fakat asıl üzülenler ve bu haberler karşısında kahrolanlar “Gazilik” unvanı ile kendilerini şereflendirdiğimiz evlatlarımızdır.
Onlar bugün ülkemizde yaşananları kaygı ile ve yürekleri acı ile burkularak seyrediyorlar. Yaşadıkları olayları hatırlıyor ve tedbir alması gerekenlerin tamamen vurdumduymaz ve beceriksiz tutumları karşısında duydukları üzüntü ile bir şey yapamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. Ve bu onları kahrediyor.

Gazi; düşmanla savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimsedir. Türk tarihi muharebe meydanlarından şehit veya gazi olarak evlerine dönen yüz binlerce Türk evlâdının şanlı menkıbeleri ile doludur.

Kutsal Anadolu toprakları kendisini besleyen şehit ve gazilerin kanları ile vatanlaşmıştır. Günümüzde ŞEHİT ve GAZİ mertebesine sadece ülkeyi cephede koruyan askerler erişmiyor. Dış düşmanlarımız artık kendileri sınırdan orduları ile gelmiyorlar. Onlar, ekonomik güçlerini, küresel kültürlerini, finans kaynaklarını, küresel hukuklarını, iletişim sistemlerini, enerji kaynaklarını ve özellikle medya güçlerini kullanarak içerideki işbirlikçileri ile ülkemizin her tarafını savaş alanına çeviriyorlar.

Bugün ülkemizde insan ayağının ulaştığı her karış toprak artık birer savaş alanıdır. Saldırının hedefi de sadece askerler değildir. Küresel mimarların planlayıp yönlendirdiği bilinen bu saldırıların hedefleri; büyük-küçük, erkek-kadın, rütbeli-rütbesiz, makamlı-makamsız, genç-yaşlı demeden bütün Türk Toplumudur. Hareket alanları ile bütün yurt sathıdır.

Türkiye ve Türklük düşmanlarının açtığı bu amansız savaşta, kardeşin kardeşi katlettiği bu acımasız saldırılarda toplumumuzun her kesiminden şehit ve gazilerimiz oldu. Başbakanlar, bakanlar, orgeneralden başlamak üzere her rütbede askerler, emniyet müdürleri ve her rütbeden polisler, valiler, kaymakamlar, kadın-erkek demeden katledilen öğretmenlerimiz, profesörlerimiz, aydınlarımız, dış temsilcilerimiz, değerli medya mensuplarımız, adalet mensuplarımız, doktorlarımız, ebelerimiz, sokaktaki sade vatandaşlarımız, altı aylık bebeklerimiz ve daha niceleri.

Masum insanlarımız asla taraf olmadıkları ve tasvip etmedikleri bir savaşta can verdiler. Şehit oldular. Kan döktüler Gazi oldular. Fakat yıllardır ülkemizi kasıp kavuran anarşi ve terör odakları Türk kanına doymadı. Yıllardır bu milletin gözünden gözyaşı eksik olmadı. Yurdu bir uçtan bir uca keteden şehit cenazeleri artık günlük rutin görüntüler arasında yerini aldı. Kanıksandı. İşin en acı yanı bu ülkeyi korumak için savaşanlar, saldırganlara eşit muameleye tabi tutuldu. Gazilerin feryadı işte bunun içindir.

Ülkemiz coğrafi konumundan kaynaklanan stratejik önemi dolayısıyla küresel güçlerin sürekli saldırısından kurtulamıyor. Bu coğrafyada bu saldırılar adeta milletimizin kaderi oluyor. Çünkü bölgede "Güçlü Türkiye" istenmiyor. Bundan sonra da istenmeyeceği kesin. Düşmanlarımızı bilerek onlara karşı devamlı hazırlıklı olmak durumundayız.

Saldırılarda doğrudan hedef olan kadirşinas ve sağduyulu milletimiz Gazilerine hayatlarının geri kalan kısmında sağlıklı bir hayat temin edebilmek amacıyla açtığı yardım kampanyasında toplanan paralarla 21 Haziran 2000'de Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezini meydan getirdi. Bu merkez, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için görevi başında sakatlanan veya uzvunu kaybeden Gazi Mehmetçiklerin ruhsal ve bedensel iyileştirmelerinin çağdaş koşullarda yapılabilmesi ve bu uğurda engelli duruma düşenlerin tüm yaşamları boyunca bakımlarının sağlanabilmesi için tek dayanak noktası oldu.

Gazilerimizi yeniden hayata döndürmek için son derece başarılı hizmetler sunan bu tesislerde tedavi gören evlatlarımızın dertleri burayı terk ettikten sonra başlamaktadır.

Onlar uğruna kanlarını döktükleri toplumumuzun bugün çözüm sürecine halel getirmemek amacıyla içine düştükleri vurdum duymazlıktan ve olaylar karşısındaki tepkisiz ve duyarsız tutumlarından şikayetçidir. "Biz bunlar için mi canımızı ortaya koyduk" düşüncesi Gazilerimizin ortak düşüncesi olmaya başlamıştır. İşte bu husus tehlikeli gidişin işaretidir. Giderek yaygınlaşan bu düşüncenin Türk Toplumunun içinde bulunduğu sosyal çöküşün bir göstergesi olarak algılanması ve ilgililerce acilen tedbir alınması gerekmektedir..

Varlığımızı ve istiklalimizi borçlu olduğumuz şehit yakınları ve gazilerimiz için ne yapsak azdır.

Onların paraya-pula değil vefaya ihtiyaçları olduğunun bilinmesini ve sağduyu sahibi halkımızın gazilerini sahiplenmesini istiyorum..

Dr. Tahir Tamer Kumkale

http://www.kumkale.net
http://kumkale.wordpress.com




Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Eylül 2014 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale