29 HAZİRAN 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






EKMELEDDİN İHSANOĞLU
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacı ile mütenasip olacaktır. Artık yeni Türkiye'nin devlet siyaseti, milli sınırları dahilinde egemenliğine dayanarak bağımsız yaşamaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1923)

 7 Temmuz 2014 Pazartesi 

Bu coğrafyada, stratejik konuma sahip Anadolu topraklarında, cihan imparatorluğu kurmuş 76 milyonluk bir milletin yönetimi basit ve kolay bir iş değildir. Bu ülkenin zirve yöneticileri sıradan bir kişi olamaz. Olmamalıdır.

Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan üç ismi dikkate almadan Cumhurbaşkanı makamının nasıl bir kişi tarafından doldurulması gerektiği hususunda neler söylenmiş olduğuna bakalım.

- Yüce Allah, Kur’anı Kerim En’am Suresi 123’üncü Ayetinde Meal’en; “Ve işte böylece her ülkenin önde gelenlerini, hile ve entrika peşinde koşan suçlular durumuna sokarız; ama çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur; ve onu da anlamazlar.” Buyurmuşlardır. Bunun tefsiri şöyledir; “ Önemli kimseler olduklarına inanmaları onları az veya çok eleştiriye kapalı hale getirdiğinden ‘ önde gelenler ’ kural olarak, kendi davranışlarının ahlaki yönlerini sorgulamakta diğer insanlardan daha az istekli olurlar; ve bunun sonucu olarak kendilerini daima haklı görmeleri, onları çoğu zaman büyük hatalar yapmaya sevk eder.” Görüldüğü ülke yönetimine gelen kişilerin seçiminde çok titiz davranılması gerektiği Allah'ın emirlerinde açıkça yer almıştır.

- Batı Hun İmparatoru Atilla; “ Türklere liderlik eden kişiler cesur ve korkusuz olmalıdırlar. Liderler iyi zamanlarda olduğu kadar belirsiz dönemlerde ve tehlike karşısında da cesaretle hareket etmesini bilmelidir.” ifadesi ile liderin temel vasfını vurgulamıştır.

- Vezir Nizamü’l-Mülk, iyi devlet adamlığının nasıl olması gerektiğini pek çok misalle açıkladığı SİYASETNAME kitabında özetle; “Padişah; fermanı altında bulunan kullarının idaresini başkalarına havale edemez. Halkın işinden gafil olamaz. Mümkün olduğu kadar onların durumlarını gizli ve açık sormalı, uzun elleri kısaltmalı, zalimlerin zulmünü onların üzerinden kaldırmalıdır. Padişahlar daima halkın adaleti ve refahı için, işlere şahsi menfaâtini düşünmeyen perhizkârları ve Allah'tan korkanları memur etmelidirler.”diyerek çok detaylı bir tanımlama yapmaktadır.

- Osmanlı Devleti’ni kuran Osman Gazi ölüm döşeğinde iken oğlu Orhan Bey’e yaptığı vasiyetinde benzer temaları işlemiştir; “ ….Adaletli ol, iyi adam ol, merhametli ol. Bütün teb’anı eşitlik üzerine koru. Allahı tanımayan ,kazancını içkiye veren kimselere devlet işlerinde vazife verme; verirsen yüzü kara olarak ahirete gelesin. Zira bu tip insanlar Allahın gazabına müstehâk olduklarından, işlerinde hayır ve başarı olmaz. Bunlar millete iyi muamele etmezler ve rüşvet almaya meyyâl olurlar. Memleket ve millet bundan zarar görür. Bilmediğini bilenden sor. Sana sadık olanları hoş tut….”

- Timur, devlet hizmeti verilecekler için; “Herkesin kıymetini, bulunduğu mevkiyi ve her şeyin ölçüsünü bilerek buna uygun görev verilmelidir” öğüdünü verir.

- Atatürk, üst düzey devlet hizmetinde görevlendirilecek kişilerin vasıflarını büyük eseri NUTUK başta olmak üzere pek çok yerde vurgulamıştır. Bunlardan birkaçı aşağıya çıkartılmıştır;

“ Mecliste, hakim olan fırka’nın hükumet teşkilini, muhalif ve ekalliyette bulunan bir fıkraya terk etmesi ise asla mevzuubahis olamaz. Kaideden ve usulen milletin ekseriyetini teşkil eden ve gaye-i mahsusası bariz olan fırka, hükumeti teşkil mes'uliyetini üzerine alır ve kendi gaye ve prensiplerini memlekette tatbik eder.” (Nutuk-S.159)

“ Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki sinesinde yetiştirerek başının üzerine çıkartacağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri, çok iyi incelemek dikkatinden bir an vazgeçmesin” ( Nutuk-S. 607)

“ Bir milletin siyasi alın yazısında mevki sahibi olabilmek için onun ihtiyacını görebilme ve onun kudretini takdir edebilmede ehliyet sahibi olmak birinci şarttır.” (1927)

“ İçinizde memleketi ve milleti en çok seven, aklına, anlayışına, vicdanına en çok güvendiğiniz insanları seçiniz. Ancak bu sayede meclis sizin arzularınızı yapmaya ve lâyık olduğunuz refahı temin kudretine malik olacaktır” (1923)

Buraya kadar milletimize yön veren başlıca sözlerden alınacak önemli dersler vardır.

Sonuç olarak ; Türkiye yeni cumhurbaşkanını seçecektir. Bu seçimde milletimizin öncelikli ihtiyacı; ülkemizde birlik, beraberlik, bütünlüğün sağlanması ve bunun ilelebet muhafazasıdır.

Türk halkının 10 Ağustos’ta, tüm milletimizi ve devletin bütün Anayasal organlarını kucaklayarak onları milli hedeflerimiz doğrultusunda yönlendirme görevini başarıyla yapabilecek ve tarafsız kalabilecek Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu Beyi cumhurbaşkanı olarak seçeceğine inanıyorum.

PROF.DR. EMRE KONGAR'IN EKMELEDDİN İHSANOĞLU HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİ YANSITAN AŞAĞIDAKİ YAZISININ TÜMÜNE KATILIYOR VE SİZLERLE PAYLAŞIYORUM..

---------------------------------------------------------------------------
Sorun, partilerin oy artırması sorunu değildir...

Sorun, Atatürkçülerin, Alevilerin, solcuların, demokratların,
milliyetçilerin keskinlik yarışı değildir...

Sorun, kişisel ya da hizipçi egoların tatmini sorunu hiç değildir!
***
Sorun, tek adam diktatörlüğü tehdidiyle karşı karşıya olan
demokrasinin kurtarılması sorunudur...

Sorun, bütün farklılıkların birlikte var olabilmesi, yaşayabilmesi,
kendini ifade edebilmesi, siyasal ve ideolojik tartışmaların,
mücadelelerin, barış içinde yapılabilmesi sorunudur...

Sorun, zedelenen temel insan hak ve özgürlüklerinin yaşatılabilmesi sorunudur...

Sorun, yok edilen Hukuk Devleti’nin yeniden ihdası sorunudur...

Sorun, can ve mal güvenliğimizi sağlamakla görevli olan devletin
çökertilmesinin engellenmesi sorunudur...

Sorun, halkı birbirine düşman eden, kutuplaştırma, düşmanlaştırma,
nefret siyasetinin durdurulabilmesi sorunudur...

Sorun, yok edilmekte olan ifade ve medya özgürlüğüne sahip çıkılması
sorunudur...

Sorun, baskı altına alınan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan
bilim ve sanatın kurtarılabilmesi sorunudur...

Sorun, adam kayırmanın, iktidar eliyle zengin edilmenin, rüşvetin,
yolsuzluğun önlenebilmesi sorunudur...

Özet olarak sorun, bir rejim, bir mal, can ve özgürlük
sorunudur...
Yoksa, hiçbir siyasal ve ideolojik tartışmanın anlamı ve olanağı kalmayacaktır!
***
Sorun, bir kutuplaştırma ve düşmanlaştırma stratejisi ile yaratılmıştır...

Toplumu daha da çok kutuplaştıracak, daha da çok düşmanlaştıracak
strateji ve taktiklerle çözülemez!

Sorunun çözümü ancak:

1) Demokrasiye, insan haklarına, Hukuk Devleti’ne ve onun temelinde
yatan laikliğe inanan...

2) Bunları, düşmanlaştırma ve kavgayla değil, uzlaşma ve barış
kültürüyle savunacak ve güçlendirecek...
Bir cumhurbaşkanı ile kolaylaşabilir.

***
CHP ve MHP’nin ortak adayı olarak ilan edilen Ekmeleddin
İhsanoğlu’nu tanımayabilirsiniz...

Tanıyorsanız, beğenmeyebilirsiniz...

Ama İhsanoğlu, barış ve uzlaşma kültürüyle yoğrulmuş bir geçmişten, bu
geçmişe dayalı başarılı bir uluslararası politika kariyerinden
gelmektedir...

Demokratik rejimin yaşatılması, bütün yurttaşların can ve mal
güvenliklerinin, özgürlüklerinin korunması için gerekli olan temel
değerlere sahiptir...

Üstelik, partiler arasında sağlanan mutabakat ile seçilme şansı da vardır!

Emre KONGAR


Dr. Tahir Tamer Kumkale
7 Temmuz 2014 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale