24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






IŞİD BASKININDAN SONRA TÜRKİYE NE YAPMALI?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milletimizin güçlü, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için, devletin tamamen milli bir siyaset izlemesi ve bu siyasetin, iç kuruluşlarımıza tamamen uygun ve dayalı olması lazımdır. - Gazi Mustafa Kemal Atatürk- (1920)

 12 Haziran 2014 Perşembe 

Gündemdeki iki önemli olay;
- Diyarbakır'da PKK örgüt militanları eliyle Türk Bayrağının askeri garnizondan indirilmesi,
- Musul Konsolosluğunun IŞİD Terör örgütü militanlarınca basılmasıdır.

Başbakan Erdoğan ve AK Parti Hükümeti yaşanan bu durumlardan sonra iyice köşeye sıkışmış gibi görülüyor.

Derhal PKK ve IŞİD’a gerekli cevap verilmelidir ve şu ana kadar hükümetin uyguladığı taviz politikası sonlandırılmalıdır. Aksi halde T.C. Devleti altından kalkamayacağı olaylarla karşı karşıya kalacak, bölünme süreci hızlanacaktır.

Başbakan Erdoğan ve AK Parti yönetimi çok önemli bir karar aşamasındadır.
Türkiye şu anda PKK ve IŞİD terör örgütlerine karşı meşru müdafaa halindedir. Yani aldığı saldırıyı silah gücü ile acilen ortadan kaldırma durumu ile karşı karşıyadır.

Türkiye, bunu yapabilecek hukuki gerekçelere, fiziki güce ve tecrübeye sahiptir. Eksik olan tek husus siyasi iradenin kararıdır.

Siyasi irade karar vermeli ve Türk Silahlı Kuvvetlerini acilen tüm unsurlarıyla devreye sokmalıdır; Türk Hava Kuvvetleri desteğinde Zırhlı birliklerle Mardin- Nusaybin- Kerkük- Süleymaniye istikametinde Türkmen bölgelerinin güneyinden bölgeyi kuşatırken, komando ve özel kuvvetlerin kullanılacağı uçar-birlik ve hava indirmeleri ile kritik noktalar kontrol altında tutulmalı, sınır boyunca güney istikametinde ilerleyen kara unsurları ile KANDİL dahil tüm Kuzey Irak bölgesi teröristlerden temizlenmelidir.

Bunu yaptığı takdirde Türkiye, başkalarının güdümünde hareket eden uydu bir ülke olma konumundan çıkmış olacak, kendi plânlarını yapıp-uygulayan bölgesel bir güç olduğunu ispat edecektir.

Bu harekât baskın tarzında başlatılmalıdır. Harekât ilerledikçe ABD-Rusya-Suriye-Irak ve İran ile diplomatik temaslar devam ettirilmeli, destekleri sağlanmalıdır.

Bu harekât belki zayiatlı olabilir ancak başarı oranı çok yüksektir.

Türkiye bu harekâtı mutlaka gerçekleştirmelidir. Çünkü;

1) Bölgede çoğunluğu teşkil eden Türkmenler uzun yıllardır çektikleri sıkıntılar yüzünden her türlü yardım ve desteği sağlayacaklardır.
2) Türkiye, bölgede terör örgütlerinin baskısı altında bulunan Sünni Araplardan da destek alacaktır.
3) Bu harekât ile Kuzey Irak’a kalıcı barış ortamı gelecektir. Belirsizlik ortadan kalkacaktır. Bu yüzden Irak Merkezi hükümetinin de desteği sağlanacaktır.
4) Halen terörle mücadele eden Beşar Esad’ın da desteği alınacaktır.
5) Özellikle Kandil Dağı, İran ile koordineli harekat yapılarak teröristlerden temizlenecektir.
6) Türkiye'nin Misak-ı Milliden doğan eski hak ve menfaatleri yeniden gündeme getirilebilecektir.
7) AB için hayati önemdeki Kuzey Irak petrollerinin güvenli ve kesintisiz olarak Yumurtalık üzerinden batıya aktarılması mümkün olabilecektir.
8) Türk Silahlı Kuvvetleri, mevcut personeli ve seferberlik ile hızla takviye edilecek deneyimli personeli ile bu harekatı başaracak güce sahiptir.

Böyle bir harekâtın Türkiyeye katkıları şunlar olacaktır;

1. Türkiye'nin bölünme tehlikesi ortadan kalkacaktır. Türk milleti müşterek tehdidin ortadan kaldırılması ile yeniden tek vücut haline gelecektir.
2. GAP canlandırılacak, Güneydoğu ile birlikte bölge halkı da zenginleşecektir.
3. Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Casusluk, Komutanlara suikast gibi sahte ve düzmece belgelerle komuta kademesi cezalandırılarak fiziki ve moral açıdan bitirildiği sanılan Türk Ordusu, yeniden Türk milletinin gözbebeği haline dönüşecektir. Ordu-Millet kavramı yeniden hayat bulacaktır.
4. Kandil Dağı’nın temizlenmesi ile PKK örgütünün beyin takımı ele geçirilerek örgüt dağılacaktır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı bölücü terör örgütünün ezici baskısından kurtarılacaktır. Devletin himaye ve koruması yeniden tesis edilecektir.
5. Uzun süredir Baas rejiminin, Barzani yönetiminin ve şimdide IŞİD baskısı altında zor günler geçiren Türkmenler hürriyetlerine kavuşacaktır.
6. Türkiye’nin Misak-ı Milliden doğan eski hak ve menfaatleri yeniden gündeme gelecektir.
7. Kuzey Irak petrollerinin güvenli ve kesintisiz olarak Yumurtalık üzerinden batı ülkelerine aktarılması mümkün olacaktır.

Sonuç olarak;
IŞİD baskını ile Türkiye'nin mevcut üst yönetim kadrolarındaki kişilerin kendilerinin gerçek bir lider olup olmadıklarını test etme imkanı doğmuştur.

10 Ağustos seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olması yönünde çalıştığı bilinen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şimdi bir dönüm noktasındadır. Başbakan’ın önünde takip edebileceği iki yol vardır.

YOL-1 :
Mevcut krizi iyi değerlendirmek ve iyi yönetmek. Böylece bugünkü olumsuz durumu derhal lehine çevirmek. Böylece Türkiye'nin tarihi menfaatlerini elde eden ve gerçek gücünü dosta düşmana göstererek ülkesini bölgenin en güçlü ülkesi haline dönüştüren bir lider ve devlet adamı olarak tarihteki mümtaz yerini almak..

YOL-2 :
Mevcut krize Türkiye'nin milli çıkarları açısından değilde küresel güçlerin gözü ile bakmak. Kendisine küresel güç ve destek arayarak onların dümen suyunda politikalar üretmek.

Böylece giderek gözden düşecek ve gücünü sıfırlayacaktır. Sonunda da ülkenin bölünmesini sağlayan ve Türkiye'nin küresel güçler elinde uydu devletçik olmasını perçinleyen bir siyasetçi olarak tarihe geçecektir.

Bu arada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ne yapmalıdır?

Necdet Özel; şu anda başta halen hapiste tutulan silah arkadaşlarının çok şiddetli eleştirilerine maruz kalmıştır. Ve “iktidarın adamı olma” suçlaması ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Eğer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, AK Parti yönetimini böyle bir harekat yapılması için irade kullanması yönünde ikna edebilirse, O’da tarihe muzaffer ve başarılı bir komutan olarak geçecektir.

Siyaset; milli güç unsurlarının milli hedefler doğrultusunda koordineli bir şekilde kullanılması faaliyetidir. İyi siyasi liderler bu gücü yerinde ve zamanında kullanarak milletlerinin tarihine yön verirler.

Eski bir asker olarak ben diyorum ki;

Bugün siyasi iradenin eline bu gücü kullanacak tarihi bir fırsat geçmiştir.

Bakalım ne yapacak bekleyip görelim..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
12 Haziran 2014 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale