29 HAZİRAN 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KÜ­RE­SEL GÜÇLERİN YENİ DÜNYA DÜZENİ OLUŞTURMA ÇA­LIŞ­MA­LA­RI ve 2014 TÜRKİYESİ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milletimizin güçlü, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için, devletin tamamen millî bir siyaset izlemesi ve bu siyasetin, iç kuruluşlarımıza tamamen uygun ve dayalı olması lazımdır. -Mustafa Kemal Atatürk -1920

 28 Ocak 2014 Salı 

Kü­re­sel güç­le­rin var­lı­ğı her za­man bi­li­nir, her yer­de his­se­di­lir. Fa­kat bunlar ço­ğun­luk­la giz­li çalış­ma yön­tem­le­ri uy­gu­la­dık­la­rın­dan ka­muo­yu bu ko­nu­da ye­ter­li bil­gi­ye sa­hip de­ğil­dir. Ancak ko­nu­nun uz­man­la­rı ve merak­lı­la­rı bu fa­ali­yet­le­ri ya­ki­nen ta­kip eder ve bi­lir­ler.

Dün­ya in­san­lı­ğı­nı teh­dit eden kü­re­sel güç­ler­den bah­se­di­lir­ken akla öncelikle “Ta­pı­nak Şöval­ye­le­ri” kav­ra­mı ge­lir. Ta­pı­nak Şö­val­ye­le­ri ile on­la­rın hiz­met­kâ­rı kü­re­sel güçlerin oyna­dı­ğı kü­re­sel oyun­lar ko­nu­sun­da ülkeleri yö­ne­ten­le­rin mut­la­ka bil­gi sa­hi­bi ol­ma­sı ge­rek­mek­te­dir..

Komp­lo teo­ris­yen­le­ri­nin eser­le­rin­de GLADIO, CIA, ILLIMUNATE, CFR, BILDERBERG, HAÇ ve GÜL KARDEŞLİĞİ, TAPINAK ŞÖVALYELERİ, SÜPER NATO gibi kü­re­sel güç­ler­den ve dün­ya­yı yö­ne­ten Ya­hu­di köken­li on ai­le­nin varlı­ğın­dan söz edi­lir. Bu ai­le­le­rin Ku­düs mer­kez­li bir dün­ya dev­le­ti kur­mak amacıyla asır­lar­dır bir­lik­te ça­lış­tı­ğı ve dün­ya dev­let­le­ri­ni ken­di emel­le­ri doğ­rul­tu­sun­da yön­len­dir­ip yönettiğine da­ir se­nar­yo­lar di­le ge­ti­ri­lir.

Bu ai­le­ler güç­le­ri­ni, kon­trol ve de­ne­tim al­tın­da tut­tuk­la­rı pet­rol ve ener­ji­ye, paraya, medya­ya ve si­lah sis­tem­le­ri­ne da­yan­dı­rır­lar. Bun­la­rın eko­no­mik güç­le­ri pek çok bü­yük dev­le­tin gü­cün­den faz­la­dır. Bu kü­re­sel oyun­cu­la­rın sa­tın alama­ya­cak­la­rı hiçbir ulu­sal güç, dünyada kontrol ede­me­ye­cek­le­ri bir böl­ge ol­ma­dı­ğı­na ina­nı­lır.

Ta­ri­hin her dev­rin­de her yer­de var olan kü­re­sel teh­di­din ge­çen bir asır­lık dö­nem­de­ki faali­yet­le­ri­ni ince­le­di­ği­miz­de ben­ze­ri fa­ali­yet­le­rin bu­gün de ay­nen tek­rar edil­di­ği­ni gö­rü­rüz.

İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı­’na ka­dar olan sü­reç­te, insan­lı­ğı yön­len­dir­me stra­te­ji­si­ni plan­lı ola­rak yü­rü­ten giz­li kü­re­sel teş­ki­lat­la­rın ön­ce­lik­li he­de­fi “Tüm dünyada dikta rejimler oluşturulması”­ idi. Bu şe­kil­de sa­de­ce ül­ke­le­ri yö­ne­ten dik­ta­tör­le­ri satın alarak is­te­dik­le­ri­ni elde edebileceklerdi.

İtal­ya’da Mus­so­li­ni, İs­pan­ya’da Fran­co, Almanya’da Hit­ler, Rus­ya’da Sta­lin, Çin’de ön­ce Faşist Çan Kay Şek son­ra Ko­mü­nist Ma­o Che Tung, Ar­na­vut­luk’ta En­ver Ho­ca, Yu­gos­lav­ya’da Ti­to ve diğer­le­ri bun­la­ra ör­nek­tir.

Bu acı­ma­sız plâ­na kar­şı ko­ya­bi­len tek ül­ke olan Tür­ki­yenin li­de­ri Kemal Ata­türk; uygulanan sal­ta­nat oyu­nu­nu ge­çer­siz kıl­mış, ko­mü­niz­m ve fa­şiz­min hâ­ki­mi­ye­ti­ni kabul etmemiş, ül­ke­de­ki ma­son lo­ca­la­rı­nı ka­pa­ta­rak hem genç cum­hu­ri­ye­tin uf­ku­nu aç­mış ve hem de tüm küresel şer odaklarının iş­bir­li­ği­ni red­de­de­rek on­la­rın ül­ke­miz üze­rin­de­ki plân­la­rı­nı boz­muş­tur.

Se­çi­len ön­ce­lik­li he­def­ler is­ti­ka­me­tin­de dik­ta rejim­le­ri ile ida­re edi­len bü­tün ül­ke­ler 2’in­ci Dün­ya Sa­va­şı’ndan yenik çık­mış­lar­dır. Ta­pı­nak Şö­val­ye­le­ri’nin hiz­me­tin­de bu­lu­nan ül­ke­ler bu sa­vaş­tan da­ha da güç­lenerek çı­kmışlar ve tari­hi gö­rev­le­ri­ni yap­ma­ya ha­zır ha­le getirilmişlerdir.

İkin­ci Ci­han Har­bi’nin so­nuç­la­rı­nı çok ön­ce­den gö­ren Ata­türk’ün va­si­ye­ti olan “Yurt­ta Sulh, Ci­han da Sulh” il­ke­si Mil­li Şef İsmet İnönü ta­ra­fın­dan da ay­nen uy­gu­lan­mış ve Tür­ki­ye bu sa­va­şa so­kul­ma­mış ve ülke yıkımdan kur­tul­muş­tur.

Sa­va­ş so­nun­da Ta­pı­nak Şö­val­ye­le­ri için en bü­yük ka­za­nım­la­rın­dan bi­ri Tev­rat’ta va­at edilen top­rak­lar­da İsrail Devleti’nin ku­rul­ma­sı idi. Ama bu­ra­da­ki asıl ba­şa­rı; ABD ve İn­gil­te­re’de si­lah sa­na­yi’nin bü­yük kıs­mı­nı elinde tu­tan Ya­hu­di ser­ma­ye­si­nin sa­vaş­tan gü­cü­nü yüzler­ce de­fa kat­la­ya­rak çık­ma­sıdır. Sa­vaş­ta güçle­nen ağır sa­na­yi, pet­rol, ener­ji, kim­ya, ilaç, gı­da ve en önem­li­si yı­kı­lan­la­rı yeni­den in­şa edecek dev in­şa­at fir­ma­la­rı harabe halindeki Av­ru­pa Kı­ta’sı­nın ye­ni­den ya­pı­lan­ma­sın­da en önem­li güç ha­li­ne gel­miş­ler­dir.

Har­bin so­nun­da Sta­lin Yö­ne­ti­min­de­ki SSCB’nin Al­man­ya’dan çık­ma­ması, şö­val­ye­le­rce ye­ni bir dö­ne­min baş­lan­gı­ç sebebi ola­rak gö­rül­müş­tür. SSCB’nin ku­rul­ma­sın­da, Ka­pi­ta­lizm’in kar­şı­sın­da Ko­mü­nizm’in güç ha­li­ne gel­me­sin­de önem­li rolü olan Ta­pı­nak Şö­val­ye­le­ri­nin önün­de şim­di ye­ni bir he­def var­dır. Buda; “Bir­bi­ri­ne düş­man edil­en ül­ke­ler­den olu­şa­cak iki ku­tup­lu bir Dün­ya Dü­ze­ni’nin ku­rul­ma­sı­dır”. Bir­bi­ri­ne kar­şıt güçler, öncelikle bir­bir­le­ri­ni yenmek için hızla silah­la­na­cak­lar bilahare si­lah­lar­da do­yum nok­ta­sı­na ulaş­ma­yı mü­tea­kip, her alan­da bir­bir­le­ri ile güç re­ka­beti içi­ne gi­re­cek­ler­dir.

Bu ye­ni sü­reç ile bü­tün dün­ya Ko­mü­nist Blok ile Ka­pi­ta­list Blok ara­sın­da muh­te­mel bir ça­tış­ma strate­ji­si­ne da­ya­lı “Soğuk Savaş” ola­rak ad­lan­dı­rı­lan dö­ne­me gir­miş­tir. Ku­tup uç­la­rın­da ABD ile SSCB var­dı. İki ta­ra­fın gü­cü ta­raf­lar­ca fev­ka­lâ­de abar­tıl­dı. Heran rakibe sal­dı­ra­cak­la­rı ha­va­sı ya­ra­tıl­dı. Ba­tı­da ve Do­ğu­da si­lah­lan­ma ya­rı­şı,kar­şı kut­bun korku­su ile giderek bü­yü­dü.

Dev­let­ler bu dönemde mi­de­le­rin­den ön­ce si­lah­lan­ma­ya önem verdi­ler. Si­lah Sa­na­yi ile bu­nun yan dal­la­rı­nı elin­de tu­tan güç­ler bü­yü­dük­çe bü­yü­dü­ler. Özel­lik­le enson ve en gelişmiş yeni tek­no­lo­ji­le­ri kul­la­nan ağır sa­na­yi ve ener­ji sektörün­de­ki fir­ma­lar büyük hız­la ser­ma­ye­le­ri­ne ser­ma­ye kat­tı­lar. Bü­yü­yen bu ser­ma­ye dev­le­ri ken­di alan­la­rın­da te­kel­leş­ti­ler. Te­kel­leşen büyük ser­ma­ye sa­hip­le­ri, yön­len­dir­dik­le­ri lo­bi­ci­lik faali­yet­le­ri ile dün­ya­yı is­te­di­kleri gi­bi yö­net­me­ye başla­dı­lar. So­nun­da bu küresel ekonomik te­şek­kül­ler ül­ke­le­rin iç ve dış si­ya­set­le­ri­ne doğ­ru­dan et­ki ede­cek bir ko­nu­ma geldiler.

Hür dün­ya de­ni­len Ba­tı Blo­ğu, varlığı farzolu­nan bü­yük Ko­mü­nizm teh­li­ke­si kar­şı­sın­da ade­ta tek vü­cut ha­li­ni al­dı. So­nun­da ABD ön­der­li­ğin­de NATO ve SSCB ön­der­li­ğin­de de Varşova PAK­TI ku­rul­du. Ku­ru­lan iki pak­tın ya­ni Var­şo­va ve NA­TO mer­kez­li kamp­laş­ma­nın ül­ke­le­ri; mevcut ik­ti­dar­la­rı­nı ait ol­duk­la­rı blo­ğun söy­lev­le­ri­ne uygun olarak yeniden ya­pı­lan­dır­dı­lar. Bu pakt­la­ra dâ­hil ül­ke­le­rin bü­tün po­li­ti­ka­la­rı artık Brük­sel ve Mos­ko­va’dan yönlen­di­ril­me­ye baş­lan­dı.

Bu şe­kil­de pakt ül­ke­le­ri, nük­le­er teh­dit dâ­hil ol­mak üze­re ken­di­ni kar­şı ta­raf­tan gelecek sal­dı­rı­la­ra kar­şı em­ni­ye­te al­mış­tı. Şim­di ABD ve SSCB’nin Ağır Sa­na­yi sis­tem­le­ri dur­mak­sı­zın sa­vaş araç ve ge­reç­le­ri üre­ti­yor­du. NA­TO ve Varşova Paktı’na üye ül­ke­ler bu güçlü sa­vun­ma şem­si­ye­si­nin al­tı­na gi­re­rek her tür­lü sa­vun­ma araç ve ge­reç­le­ri­ni ABD ve SSCB’den kar­şı­la­dığı için yer­li si­lah sa­na­yi­le­ri­ni ayak­ta tu­tan ağır sa­na­yi­le­ri­ni ta­ma­men dur­dur­muş­lar­dır. Türkiye’de diğer ülkeler gibi si­lah sa­na­yi­nin mer­ke­zi durumundaki Kırıkka­le Si­lah Fab­ri­ka­la­rı üre­ti­mi­ni durma nok­ta­sına getirmiş, sonra gaz oca­ğı, ten­ce­re, ta­va ima­li ile ayak­ta kal­ma­ya ça­lış­mış­tır.

ABD ve SSCB, sa­de­ce ken­di pakt­la­rı­na dâhil ül­ke­le­re si­lah ve teç­hi­zat satmamışlardır. Pakt dı­şın­da ka­lan ve bir­bir­le­ri ile kü­çük pü­rüz­le­ri bu­lu­nan ül­ke­le­ri bir­bi­ri­ne dü­şü­rüp, ara­la­rın­da­ki an­laş­maz­lık­la­rı kö­rük­le­ye­rek si­lah sa­tış­la­rın­dan ge­le­cek kâr­la­rı­nı arttır­ma yo­lu­na git­miş­ler­dir.

Bu ül­ke­ler­de­ki halk­la­r, Ko­mü­nist ve Ka­pi­ta­list ide­olo­ji­ler sa­fın­da top­la­narak ken­di içinde bir iç sa­va­şın mey­da­na ge­le­bil­me­si amacıyla her tür­lü propa­gan­da va­sı­ta­sın­dan is­ti­fa­de edil­erek bölünüp parçalandı. Tapınak Şö­val­ye­le­rine ait Ulus­la­ra­ra­sı Med­ya ku­ru­luş­la­rı­nı yön­len­di­ren küresel te­kel­ler bu oyun­da önem­li rol­ler oy­namışlar, ve ülkeleri içerden çökertip kolaylıkla teslim alarak yönetecekleri kaos ve kargaşa ortamı yaratılmıştır..

Gö­rü­nüş­te So­ğuk Sa­vaş sü­re­sin­ce blok­lar arasın­da sı­cak bir sa­vaş mey­da­na gel­me­miş, fa­kat blok dı­şın­da ka­lan ül­ke­ler ile ha­sım­la­rı ara­sın­da­ki sa­vaş­lar, blok ola­rak de­ğil, ama iki­li ortamlarda şid­det­li bir şe­kil­de de­vam et­miş­tir. Dün­ya­nın her ta­ra­fı­nı böl­ge­sel sa­vaş­la­rın ateş ve ka­nı sar­mış­tır.

Sö­mür­ge­ci­lik­ten kur­tul­ma mü­ca­de­le­si ve­ren Afri­ka’da ba­ğım­sız­lık ve ka­bi­le sa­vaş­la­rı bütün kı­ta­yı kap­la­ya­cak şe­kil­de sü­rer­ken, Uzak­do­ğu’da Ko­re, Viet­nam, Kam­boç­ya gi­bi ül­ke­ler­de Ko­mü­nist ve Kapi­ta­list yö­ne­tim yan­lı­sı güç­ler ABD ve SSCB destek­li ola­rak bir­bir­le­ri ye­me­ye devam et­miş­ler­dir. Ül­ke­ler ya­kı­lıp yı­kı­lır­ken de­ği­şik ka­nal­lar­dan böl­ge­ye gön­de­ri­len si­lah­lar­dan el­de edi­len kâr­lar gi­de­rek artmış­tır.

Sa­vaş­lar ve iç ka­rı­şık­lık­lar özel­lik­le 1948’de İs­ra­il’in ku­ru­lu­şu ile bir­lik­te Or­ta­do­ğu’nun değiş­mez ka­de­ri ha­li­ne gel­miş­tir. 400 yıl Os­man­lı Dev­le­ti yöneti­min­de dün­ya­nın en hu­zur­lu bölge­si olan Ortado­ğu tam bir ca­dı ka­za­nı gi­bi kay­na­tıl­mış­tır. Bun­dan en çok ya­rar­la­nan ise Arap­lar­la do­lu coğrafyada kuşa­tıl­mış bir du­rum­da bu­lu­nan İsrail ol­muş­tur. Her ça­tış­madan sonra İsrail Devleti top­rak­la­rını Araplar aleyhine bi­raz da­ha büyüt­müş­tür.

Dün olduğu gibi bugünde Ku­düs mer­kez­li dün­ya de­rin dev­le­ti kur­ma yolun­da hiç­bir en­gel ta­nı­ma­dan iler­le­yen Ta­pı­nak Şöval­ye­le­ri var­dır ve ger­çek­tir. Dün­ya­yı yö­net­me­ye so­yun­muş bu bü­yük gü­cün önün­de du­ra­bi­le­cek tek bir güç var­dır. Bu da, ül­ke­le­rin mil­li de­ğer­le­ri­ni mu­ha­fa­za ede­bil­miş ve mil­li kül­tür­le­ri­ni ya­şa­ta­bil­miş ge­niş halk kit­le­le­ri­dir.

Çünkü kü­re­sel güç­ler sa­de­ce mil­li kül­tür de­ğer­le­rin­den ve bu değerlere göre oluşmuş milli yapılardan kor­kar ve çe­ki­nir­ler. Bu ba­kım­dan çok güç­lü bir coğ­ra­fi ko­nu­ma sa­hip ül­ke­miz yıl­lar­dır kurulduğu tarihten başlayarak şid­det­li bir kül­tür emper­ya­liz­mi­ne ta­bi tu­tul­muş­tur. Bi­zi biz ya­pan Türk kimliği or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­ya ça­lı­şıl­mış­tır. Yoz­la­şan kül­tür de­ğer­le­ri­miz­le ve di­li­miz dâ­hil kay­bet­ti­ği­miz mil­li ka­rak­te­ri­miz­le ta­pı­nak şö­val­ye­le­ri­nin kon­trol ve de­ne­ti­mi­ne gir­me­miz kolay­laş­tı­rıl­maya çalışılmıştır. Atatürk ve İnönü gibi güçlü liderler döneminde, küresel saldırılara karşı milli kültür değerlerimiz ve milli yapıdaki kuruluşlarımız korunabilmiştir. 1950’de çok partili döneme geçtiğimiz andan itibaren demokrasi ortamından da istifade ederek ülke ve milletimiz küresel saldırılara karşı savunmasız hale getirilmiştir.

29 Ocak 2014 Türkiyesinde görünen manzara iç açıcı değildir. Millette, devletin temelini teşkil eden adalet duygusu tamamen kaybolmuştur. Yönetilemeyen ülkemiz, her türlü küresel saldırıya açık bir görünümdedir. Devletimiz adeta görünmeyen bir küresel işgâl altındadır. Hızla bir iç savaşa doğru sürüklenilmektedir.

Per­va­sız­ca dav­ra­nan küresel mihraklar, di­ğer ül­ke­ler­de ol­du­ğu gi­bi Türkiye’de de yıkıcı ve bölücü fa­ali­yet­le­ri­ni sürdür­mektedir. Bu mihraklar kural olarak ül­ke­yi za­yıf­lat­mak mak­sa­dıy­la dev­let yö­ne­ti­min­de daima is­tik­rar­sız­lı­ğı arar­lar, yok­sa ya­ra­tır­lar. Ve bu or­tam için­de çe­şit­li usul ve metotları kullanarak dev­let yönetim ka­de­me­le­rin­den kan­dır­dık­la­rı ki­şiler ve­ya grup­lar eliyle dev­le­ti güç­süz­leş­ti­re­cek san­sas­yon yaratan ope­ras­yon­la­ra im­za atar­lar.

Kavram kargaşası yaratılarak derin devlet olarak adlandırılan bu grup­la­rın ar­ka­sın­da Türkiye Cumhuriyeti dev­le­ti de­ğil, kü­re­sel mi­mar­lar vardır. Bunların dev­let­le olan il­gi­le­ri, maşa olarak kul­la­nı­lan ki­şi­le­rin ge­nel­lik­le üst düzey dev­let me­mu­ru sta­tü­sün­de bu­lun­ma­la­rı­dır.

Bun­lar dış des­tek­li olu­şum­lar­dır. Ta­ma­men dev­le­tin güç­süz­leş­tir­me­ye yö­ne­lik or­ga­ni­ze ol­masına rağ­men, san­ki dev­let adı­na dev­le­ti ko­ru­yor­muş gi­bi ha­re­ket ede­rek he­def sap­tı­rır­lar.

Bu se­nar­yo iyi okunmalı oyu­na ge­lin­me­me­li­dir. Dev­let adı­na iş yap­tı­ğı be­lir­ti­len ki­şi ve kuru­luş­la­ra kar­şı bilinçli bir mücadele yürütülerek dev­let top­ye­kûn ko­run­ma­lı­dır. Dış des­tek­li çete bozun­tu­la­rı ve maf­ya ar­tık­la­rı­na kar­şı mil­let­çe zorlu bir mü­ca­de­le ver­me­miz ge­rek­mek­te­dir.

İşte şimdi bu durumda Türk milleti olarak; Türk kim­li­ğin­den ta­ma­men uzak­la­şa­rak küresel dünya­nın kü­re­sel­le­şe­rek içi bo­şal­tı­lan kö­le insan­la­rı­nın oluş­tur­du­ğu uy­du dev­let ol­mak is­te­mi­yor isek Türk Kim­li­ği­ne ve Türklük şuuruna yeniden sa­hip çık­ma­lı­yız.

Biz bu mü­ca­de­le­yi da­ha ön­ce yap­tık. Ga­zi Musta­fa Ke­mal Ata­türk ön­der­li­ğin­de ba­şa­rı­lı ola­rak çık­tık. Bu­gün çok da­ha iyi­si­ni ya­pa­cak bil­gi bi­ri­ki­mi ve po­tan­si­ye­l gücümüz vardır. Ye­ter ki ha­ki­kat­le­ri göre­lim ve yap­mak is­te­ye­lim…

http://www.kumkale.net/, http://kumkale.wordpress.com/


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Ocak 2014 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale