29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






EKÜMENİK RUM PATRİĞİ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Patrikhane bir fesat ve hıyanet ocağıdır! Bir fesat ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan İstanbul Rum Patrikhanesi'ni artık topraklarımız üzerinde bırakamayız.-Gazi Mustafa Kemâl Atatürk -(1923)

 13 Ocak 2014 Pazartesi 

Ülkemizin gündemi okadar yoğunki biribirinden önemli gündem maddeleri satır aralarından kaybolup gidiyor. Yolsuzluk soruşturmaları, emniyetten başlayan cemaat tasfiyesi, paralel devlet, TSK’lerine kumpas soruşturması ve nihayet HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üzerindeki yoğun tartışmalar arasında Fener Rum Patriği Bartholomeos'un "Ekümenik Patrikliğinin bir kez daha tescillenmesi hususu gözardı edildi.

20 Aralık 2013’te Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Salonu’nda gerçekleşen fahri doktora töreninde Fener Rum Patriği Bartholomeos "Ekümenik Patrik" olarak takdim edildi. Saygın bir devlet üniversitemiz olan Boğaziçi Ü.Rektörünün kabul ettiği patriğin 6 ncı yüzyıldan gelen “Ekümenik Patrik” sıfatını Türkiye, resmi devlet politikası ile Lozan Barış Anlaşması’nı işaret ederek tanımıyor. Bunun nedeni ise bu unvanın patrikhaneyi bir azınlık kilisesi olmaktan çıkarıp evrenselleştirmesidir.

Konuya ilişkin medyada yer alan haberler özetle şöyleydi;

“ Fener Rum Patriği Bartholomeos'un ekrana yansıtılan fotoğrafının altına "Ekümenik Patrik" unvanı yazılırken, törende yayınlanan belgeselde de kendisinden aynı sıfatla söz edildi. Fahri Doktora Belgesini Boğaziçi Ü. Rektörü Gülay Barbarosoğlu'nun elinden alan Fener Rum Patriği Bartholomeos teşekkür konuşmasında bu jeste değinerek;Ülkemizde 10 yıllardır suni bir gündem yaratmak üzere, ekümeniklik unvanının siyasi ve gizli gündem amaçlı olduğunu iddia eden ve tarihi bilinçten yoksun bazı tarafların menfi gayretlerine rağmen, tarihi makamımıza ait olan bu unvana sahip çıktıkları için Boğaziçi Üniversitesine takdir ve teşekkürlerini sunuyorum”demiştir.

Bilindiği gibi kendini Ekümenik ilan eden Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi hakkında Yargıtay; 26 haziran 2007’de Bulgar Ortodoks Kilisesi´nde görevli bir papazın ruhanilik sıfatının kaldırılmasına karar vermesi konusunda açılan davayla ilgili, patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı bulunmadığını belirtmiştir. Yargıtay, Partikhane'nin, tamamen Türk hukukuna tabi olduğuna işaret ederek, egemen bir devletin, kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesinin, Anayasa'da gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemeyeceğini belirtti ve Patrikhane'nin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı olmadığı hususuna dikkat çekti.

Türkiye'deki azınlıklar konusunun Lozan Antlaşması ile düzenlendiği ve azınlıkların haklarının belirlendiği antlaşma metni ve eklerinde Fener Rum Patrikhanesi sadece bir azınlığın kilisesi olarak belirtilmiştir. Buna göre Patriklik; Türkiye'deki Rum azınlığın bir kilisesi olarak sadece dini yetkileri haiz bir kilise niteliğindedir ve bu antlaşmanın Azınlıkların Korunması başlıklı 35-45. maddeleri çerçevesinde faaliyet gösterecek dini bir kurumdur.

İstanbul Valiliği'nin 6 aralık 1923 tarihli bir yazısına göre; Patrikhane'de dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiye'deki kiliselerde görevli bulunmaları gerekmektedir. Bu husus da Patrikhane'nin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir.

Hukuken Türk kanunlarına bağlı olup ekümenik sıfatının kabul edilmesi mümkün olmayan Rum Ortodoks Patriği ekümenik sıfatını kullanma cüretini dış destekler ile içimizdeki aydın geçinen kara cahillerden almaktadır. Patriğe en güçlü destek Yunanistandan gelmektedir. Çünkü Yunanistan Anayasasının 3 ncü maddesi şu açık hükümleri ihtiva etmektedir; Yunanistan'daki din, Hz. İsa’nın Doğu Ortodoks Kilisesi dinidir. Baş olarak, Efendimiz Hazreti İsa'yı tanıyan Yunanistan Ortodoks Kilisesi ile (Konstantinopolis) İstanbul'daki büyük kilise ve aynı dinde olan bütün Hıristiyan kiliseleri arasında inanç, bakımından ayrılmaz bağ vardır, aynı zamanda kutsal Sinod Meclisleri Kanunları ile kutsal geleneklere bağlıdır.

Ülkemizde pekçok satın alınarak beyni yönlendirilmiş gafil kalemşörler hukuki gerekçeler açıkça ortadayken Patrikliği Türkiye’ye ve kanunlarına karşı gelmek için teşvik etmektedir.

Bilindiği gibi “dinlerarası diyalog” adı altında Türkiye’yi ve özellikle Fener Rum Patrikhanesini ziyaret eden Katoliklerin lideri Papa, iki kilise arasındaki bin yıllık düşmanlığı bir kenara bırakarak Vatikan misali bir din devletinin İstanbul Balat’ta kurulması için gösterilen çabalara Hristiyan dünyası adına açıkça destek olmaktadır. Papa 16. Benediktus, Vatikan'da Aziz Petrus ve Pavlus Yortusu dolayısıyla yaptığı konuşmada, Ortodoks Kilisesi'ne birlik çağrısında bulundu. Kutlamalara katılan Fener Rum Patrikhanesi heyetine seslenen Papa; ''Her yıl karşılıklı ziyaretlerimizin olması, Ekümenik Patrikhane ve Vatikan'ın iradelerinde tam bir birlik arzusunun mevcudiyetinin göstergesidir'' dedi. Papa, ''Bugün aramızda Ekümenik Konstantinopolis Patriği Bartholomeos'un temsilcisi de yer alıyor” diyerek adeta ekümeniklik kavramını Hristiyan dünyasında tescil etti..

Bugün Fener Rum Patrikhanesi,yasaklanmış olmasına karşın siyasal etkinliklerini din maskesi altında sürdürmektedir. Patriklik siyasal etkinlikleriyle Türkiye'yi bölmeye yönelik ittifakın içinde olduğunu göstermektedir. Her şeyi ile bir Türk Kurumu olan Patrikliğin yüzyılın başından beri Yunanistan'ın Megal-i Ideası doğrultusundaki hedefleri destekler şekilde hareket ettiğini Türk kamuoyu bilmekte ve bunu asla tasvip
etmemektedir.

Patrikhane yönetimi sadece kendi ikbalini düşünüp saltanatlarının devamını sağlamak için arkalarına T.C.Devletinin değil de başka ülkelerin desteğini almaya çalışmakla hem kendilerine ve hem de çoğunluğu İstanbul'da ikamet eden Rum Ortodoks kardeşlerimize büyük haksızlık yapıyorlar. Çünkü Rumlar, öz be öz Anadolu çocuklarıdır. Bu topraklarda doğmuşlar ve Müslüman Türk toplumu ile bin yıldır birbiri ile kaynaşarak yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Onlar Türk'tür ve sadece dini inanışları ile ibadet şekilleri ile Müslüman Türklerden ayrılırlar. Yunanistan’ın sahiplenmesine rağmen onlar tarihin hiçbir döneminde Yunanlı olmamışlardır. Bu kardeşlerimiz üzerinde Yunanistan’ın hak iddia etmesi abesle iştigâldir.

Osmanlı Topraklarında yaşayan Rumlar, geçen asrın başlarında Osmanlı'yı yıkmaya çalışan dış devletlerin siyasi emellerine alet edilmişler ve ne yazık ki dini vecibelerini yerine getirmeleri için oluşturdukları Patrikhane kullanılarak bu dış kaynaklı siyasi şer odaklarının elinde maşa olmuşlardır. Bu üzücü bir durumdur. Bu arada Patrik açtığı Internet sitesinde kendisini Ekümenik Dünya Patriği olarak nitelendirerek kanunlarımızı hiçe saymaya devam etmektedir. Doğal olarak aldığı dış destekler kendisini etkilemektedir.

Her geçen gün hukuk devleti görüntüsünden uzaklaşan Türkiyede Rum Ortodoks toplumu, meydanı başıboş bulup Papa'nında katkılarıyla Vatikan misali İstanbul merkezli din devletlerini kurmak için adım adım ilerliyorlar. "İstanbul'un Müslüman Türklere bırakılmayacak kadar önemli" olduğunu sık sık vurgulayan Hıristiyan dünyasının çalışmaları için gerekli alt yapıyı oluşturuyorlar.

Konu son derece hassastır. Her şeyi ile bir Türk kurumu olan Patrikliğin ekümeniklik çıkışlarının arkasında küresel mimarların hazırladıkları plânlar vardır. Rum kardeşlerimizi bu oyunlarına alet olmaktan ve devletine karşı yanlış iş yapmaktan koruyacak olanlar yine Türk devlet makamlarıdır.

Şurası unutulmamalıdır. Türkiyedeki Rumlarla birlikte Lozan’da hakları eşit olarak garantiye alınmış Batı Trakya Türklerinin gasbedilen hukuki hakları verilmedikçe Türkiye Cumhuriyetinden ve Türk halkından taviz koparmak mümkün değildir. Son olarak Boğaziçi Üniversitesinin kanunsuz bir çıkış ile Patriğe olmayan EKÜMENİK sıfatını vermesi, yapılan törene katılan Koç ailesinin, ABD’nin, İsrail’,in ve Yunanistan Konsoloslarının katılmış olması gerçekleri değiştirmeye yetmez.

Dış güçlerin “Ekümenik Patriklik” konusunu dile getirdikleri süreç içinde bizimde 31 Ağustosta kuruluşunun 100 üncü yılını kutladığımız Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin meşru haklarını gündemde tutacağımızın unutulmaması gerekir. Kozlar her zaman Türkiyenin elinde ve şartlar daima Türkiyenin lehindedir. Bu konuda zararlı çıkan taraf tüm dış baskı ve kışkırtmalara rağmen siyasi hedeflerin dışında kalmaya çalışan Rum Ortodoks toplumuna mensup yurttaşlarımızdır.

Patriğe üzerinde oynanan küresel oyunlara alet olmamasını hatırlatmak vatandaşlık borcumuzdur.

Dr. Tahir Tamer Kumkale
http://www.kumkale.net
http://kumkale.wordpress.com


Dr. Tahir Tamer Kumkale
13 Ocak 2014 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale