26 Şubat 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






BİZ TÜRKLER, ORDU-MİLLET OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.. (5)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır ve hazırlanmış olduğuna benim ve büyük milletimizin tam bir inan ve itimadımız vardır - Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1938)

 20 Eylül 2013 Cuma 

ORDUMUZUN GURURU ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI (1)

Ak Parti’nin yanlış politikaları yüzünden komşuları ile savaşın eşiğine geldiğimiz bu günlerde 36 yıl her kademesinde görev aldığım Türk ordusunun gerçek gücünü dosta-düşmana göstermeğe devam ediyorum. Bu şekilde bizi sömürge yapmaya çalışan küresel mimarların beyinlerine “Bizden korkmaları gerektiğini, Türk milletin sandıkları kadar sahip ve güçsüz olmadığını”
vurgulamak istiyorum.

Genelkurmay Başkanlığına bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı, ismi gibi ülkemizin en önemli ve en özel birliğidir. Bu birliğin bariz özelliği alacağı zorlu görevler dolayısıyla çok özel eğitimden geçmiş, genellikle rütbeli profesyonel seçkin askerlerin istihdam edilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Özel Kuvvetler; ülkemizin herhangi bir bölgesi düşman işgâli altına girdiği takdirde bu topraklarda kalan Türk vatandaşları tarafından işgâl kuvvetlerine karşı örgütlü ve plânlı karşı konulması ve cephe gerisinde yapacağı gerilla eylemleri ile düşmana azami zarar verdirilmesi için barış zamanından yapılacak hazırlıkları yürüten askeri bir birliktir.

Bu görevi yürütecek sivil kadroların seçilmesi, teşkilatlanması, eğitilmesi, yeterli silah sistemleri ile donatılması gibi gizlilik içeren faaliyetleri yerine getiren bu birlik özel görevinin tabiatı gereği gizlilik seviyesi çok yüksek şartlarda çalışır.

Çok seçkin subay-astsubay ve uzman personelden oluşan birlik yukarıdaki ana görevi dışında yurtiçinde herhangi bir askeri birliğin kabiliyetini aşan özel görevleri de yerine getirir. Uçak kaçırmalar, sabotajlar, anarşi ve terör örgütleri-ne karşı düzenlenecek kritik nokta operasyonlarında başarı ile görev alan Özel Kuvvetler halk arasında “Bordo Bereliler” olarak isim yapmışlardır. Bu birliklerde görev alma ayrıcalığına erişmiş rütbeli personelin kamuoyu nezdinde kendileri-ne ve ailelerine gurur verecek üstün yeri vardır.

Bu birlik Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatının kurulmasında ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtına kadar Kıbrıs Türk toplumunun can ve mal güvenliğinin sağlan-masında başarı ile görev yapmışlardır. Bilahare yurt içinde ve Kuzey Irak’ta PKK terör örgütüne karşı yürütülen operasyonlarda plân dahilinde görev almış ve önemli başarılar göstermiştir. Bu birlik büyük Türk cengâverliğini ve Ordu-Millet kavramını en üst düzeyde temsil eden gurur kaynağımızdır.

1952 yılından beri NATO içinde görev yaptığımız müttefiklerimiz kendi birlikleri ile mukayese ettiklerinde Türk özel kuvvetlerinin her bakımdan diğerlerine üstünlüklerini dile getirmekten çekinmemişlerdir.

Daima göz önünde başarılı hizmetler üreten bu birliğimize karşı Türkiye üzerinde emelleri olan küresel mihrakların saldırıları kaçınılmazdı. Sonunda sal-dırı yolunu da çok iyi buldular. Bilindiği gibi küresel mihrakların son otuz kırk yıldır terör ve anarşi ortamına sürükledikleri ülkemizde çeşitli grupların birbirileriyle çatıştığı ortamda pek çok insan kimliği belirlenemeyen kişi ve kuruluşlar-ca hunharca katledilmiştir.Bu kargaşa ortamını fırsat bilerek görevi gereği gizli çalışan bu kuruluşumuza haksız ve mesnetsiz bir şekilde saldırarak bu müstesna birliğimizi faili meçhul cinayetlerin faili gibi göstererek halkımızın gözünde kü-çük düşürmeye çalıştılar. Kafalarda oluşturdukları birtakım soru işaretleri ile bu birliğimizi devlet içinde devlet şeklinde tanımlayarak Kontr Gerilla, Gladio, Derin Devlet gibi isimler takarak karalamaya çalıştılar.

Dış kaynaklı PH. operasyonları ile kuruluş amacı ve görevleri kanunen belli olan özel kuvvetlerin mevcudiyetini ve faaliyetlerini illegal olarak göstererek adeta ülkedeki her türlü karanlık ve yasadışı işleri plânlayıp uygulayan bir suç örgütü olarak göstermeye çalıştılar. Burada elde edilmek istenen hedef; en güzide birlikleri böyle ise diğerleri kim bilir ne durumdadır? Sorusunu kafalarda yerleştirmektir.

Özel Kuvvetler, özellikle ele alınmasına rağmen asıl hedef doğrudan doğruya Türk Silahlı Kuvvetleridir. Küresel psikolojik savaş uzmanlarının psikolojik saldırılarında kullandıkları temalar özetle şunlardır;

- Askerler mafyalaşmıştır. Faili meçhul cinayetler içinde parmağı vardır.

- Ordu içinde çeteler vardır ve bunlar kendi başına buyruk illegal işler yapmaktadır.

- Ordu mensupları kara para aklama, uyuşturucu ve silah ticaretine bulaşmıştır. Bu işleri ordudaki görevi gereği gizli çalışan birimler gizlilik ve dokunulmazlık örtüsü altında yapmaktadır.

Bu temaları ihtiva eden suçlamalar her plâtformda kullanılarak; Türk toplumunun ordusuna olan güvenini sarsmak, milleti bir arada tutan Ordu-Millet kavramını zayıflatarak devleti sırtında taşıyan orduyu güçsüzleştirmek ve görevlerini yapamaz hale getirmek amaçlanmıştır. Çünkü güçsüz bir orduya sahip Türkiye Cumhuriyetinin bu coğrafyada yaşaması asla mümkün değildir.

Bu birliğin faaliyetlerini sorgulayanlar; uyguladıkları psikolojik savaş metotları ile çok önemli kişi ve kuruluş temsilcisini bu birliklerin yasa dışı faaliyet yaptığı hususuna inandırdılar. Ve uyguladıkları yoğun propaganda saldırılarına yenik düşerek ülkemizin bu müstesna birliğini lekelemeye ve suçlu göstermeye çalışanlar arasına devletin en üst kademelerinde görev yapanları katmayı başardılar.

Nitekim son elli yılın siyasetine damgasını vuran merhum Başbakan Bülent Ecevit dahi her fırsatta Özel Kuvvetler Komutanlığını Türk Silahlı Kuvvetleri içinde illegal görev yapan bir birlik şeklinde gösteren talihsiz beyanatlar vermiştir. Kendisine verilen bütün bilgilendirme brifinglerine rağmen Ecevit ve onun gibi düşünen pek çok siyaset adamını bu fikirlerinden döndürmek mümkün olmamıştır.

Çünkü karşı tarafın psikolojik savaş uzmanları çok iyi çalışıyorlardı ve kimlerden nerede ve nasıl yararlanacaklarını iyi biliyorlardı.

Susurluk olayı ile birlikte yeniden gündeme gelen özel kuvvetler hakkında günümüzün müzakere basını devamlı karalama kampanyaları yürütmüştür. Başta E.Yb. Korkut Eken olmak üzere bu birlikte görev yapan pek çok kişi basın yolu ile karalanmaya çalışılmıştır. Bu kişiler; aldıkları eğitim, devlet kavramına olan yeminli bağlılıkları, yapılan görevin ülke yararına olduğunun bilinci içinde yapılan suçlamalara hiç cevap vermediler. Devlet gizliliğini ortaya çıkartacağı gerekçesi ile suçlamaların cevapsız bırakılması ve verilen cezaların kabul edilme-si psikolojik savaş plânlamacılarının oyunlarını bozdu. Çünkü, şimdi yakaladık dedikleri suçluları yine bulamamışlardı. Buna rağmen saldırılar ve suçlamalar durmadı.
Kontrgerilla - Gladio - Derin Devlet gibi kavramlarla bu birlikleri halkın gözünde küçük düşürme ve halkın ordu hakkındaki fikir ve düşüncelerini olumsuz olarak etkileme amacı ile yapılan faaliyetleri Türk toplumu hiç sahiplenmedi. Halkımız her saldırıda biraz daha ordusuna sahip çıktı.
Nitekim çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları ciddi kamuoyu araştırmalarına göre Türk Ordusu Türk halkının en güvendiği kesim olma vasfını sürdürmektedir.

4-6 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de esir alınarak kafalarına çuval geçirilen 11 askerimiz de bu birliğin mensuplarıydı. Irak’taki ABD işgal güçleri Süleymaniyedeki operasyon ile Irak Türklerinin umudu ve PKK’nın korkulu rüyası olan Türk askerlerini bu 11 asker nezdinde karalayarak Türk halkının gözünde küçük düşürmeye çalıştı ve Irak Türklerine de “Bunlar kendilerini korumadan acizler. Sizi nasıl koruyacak” mesajını verdi.
ABD’nin psikolojik harekât yöneticilerinin güdümünde görev yaptıkları açıkça belli olan yandaş medyamız, bu 11 askerin herhangi çatışmaya girmeden teslim olmasına çok sevindiler. Yazdıklarında işledikleri ortak tema; “Herhangi bir yanlışlık yapmadan ABD askerlerine karşılık verilmemesi çok yerinde bir dav-ranıştır. Eğer cevap verilse idi orada 11 askerimizle birlikte en az 100 Amerikan askeri ölebilirdi. Bu durumda tezkere için zaten bize kızgın olan dostlarımızla aramız iyice açılacaktı ve bunun intikamını bizden fazlasıyla alacaklardı. Bu basit bir olaydır ve üzerinde durulmaya değmez” şeklindeydi.
Aslında 11 askerin Süleymaniye’de çarpışarak şehit olmaları Türk milletinin ortak beklentisi idi. ABD ordusu da Türklerin silahla karşılık vermesini bekliyordu ve kendisini bunun sonuçlarına göre hazırlamıştı. Fakat Türk askerleri aldığı emirle silahlarını teslim edip kafalarına çuval geçirilmesini kabul ettiler. Bunun üzerine ABD tarafı, planlarını PH (psikolojik savaş) uzmanlarının kullanabilecekleri malzemeleri temin edecek şekilde sürdürdüler. Yani Türk milletinin hazmedemeyeceği görüntüleri maharetle hazırladılar.

Bu küçük özel birlik nezdinde Türk Silahlı Kuvvetlerini ve dolayısıyla Ordu-Millet karakterli Türk milletini aşağılamak ve gururunu kırmak için her türlü iletişim araçlarını kullandılar. Bu konuda plânladıkları hedeflerinden daha fazla başarı elde ettiler. Çünkü burada askerimize verdikleri zarar fiziki olarak çok fazla değildi, ama beyinlerde yarattığı hasar çok büyüktü ve tamiri kolaylıkla mümkün değildi.

Süleymaniye baskını günlerindeki Türk medyasını inceleyenler, bu yazılar arasında “ABD’nin kıtalar ötesinden gelerek bu bölgede bulunmasını meşru gören ve Türk Askerinin güvenliği için dahi olsa başka bir ülkede bulunmasını kınayan” yazılar olduğunu görürler. Bu husus yapılan ABD psikolojik savaş operasyonunun ne derece başarılı uygulanmış olduğunu kanıtlamaktadır.

Hiç ilgisi gereği yokken ayni günlerde özel kuvvetlerin geçmişinde karanlık ilişkiler olduğunu iddia edenlerin kullandığı “GLADIO” sözcüklerinin de basında yer alması plânlı hareketin bir başka boyutunu işaret etmektedir.
Bütün saldırılara rağmen Özel Kuvvetler Komutanlığı bilinen gizlilik kavra-mı içinde söylenenlerden hiç etkilenmeden, bir adım geri çekilmeden eskisinden daha ciddi vazife anlayışı içinde görevlerine devam etmişlerdir.

DEVAM EDECEK........

Dr. Tahir Tamer Kumkale
http://www.kumkale.net
http://kumkale.wordpress.com


Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Eylül 2013 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale