25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Gürcistan'da neler oluyor?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Ekim 2001 Perşembe 

ABD'lerinin terörizme destek verildiği gerekçesi ile Nato ülkelerini de yanına alarak başlattığı Afganistan Saldırısı bütün şiddeti ile sürerken, hemen yanıbaşımızda Gürcistan'da bizi çok yakından ilgilendiren önemli gelişmeler olmaktadır.

Bakü-Ceyhan Boru Hattı'nın tesisinde insiyatifi Türkiye ve Azerbaycan'a kaptıran Rusya; Afganistan saldırında ABD'nin kullandığı mantığı kullanarak kendisi için hayati önemi haiz olan KAFKASYA'da birtakım oldu-bittiler yaratarak yeni kazanımlar elde etme çabası içine girmiştir.

Terörist olarak nitelendirdiği ÇEÇEN'lere yardım ve destek sağladığı bahanesini kullanarak RUSYA; Gürcistan'a müdahale sinyalleri vermektedir. Gürcistan sınırına asker yığmaya başlayan Rusya Afganistan saldırısının bir benzerini Kafkaslarda kullanmaya hazırlanmaktadır.

Türkiye için hayati önemi haiz olan bu çeşit bir müdahale Kafkasların tamamını bir anda sıcak savaşın içine sokabilir. Bölgesel çatışmalar; dünyanın en önemli petrol ve doğalgaz kaynaklarının ulaşımını sağlayan olan bu bölgeden süratle taşarak bütün dünyayı içine alan bir kor haline dönüşebilir.

Durumun vehametini çabuk kavrayan Türkiye, ABD'nin de desteğini alarak Gürcistan Dışişleri Bakanı Menagarişvili'yi Ankaraya davet ederek Gürcistan'ı her alanda destekleyecekleri yolunda teminat vermiştir. Ayrıca Gürcistan'ı teröristleri besleyip -barındırma konusunda dikkatli bulunması ve Rusya'nın tepkisini çekecek her türlü hareketten kaçınmaları hususunda uyarmıştır.

Bu yapılanların şekli ve zamanlaması doğrudur. Bu konudaki başarılı girişimleri için Dışişlerimizi kutlamak gerekir. Ülkeler arasındaki işbirliği ve koordinasyon tehlikeyi önceden görüp uygun ve zamanında tedbir alarakve dengeleri muhafaza ederek başarıya ulaşabilir.

Bununla birlikte tehlike henüz geçmiş değildir. Rusya'nın durumu lehine çevirmek için her fırsattan istifade edeceği açıkça görülmektedir. Bizimde bu günlerde ABD, AZERBAYCAN ve GÜRCİSTAN ile sıkı bir işbirliği ve birliktelik içine girmemizin yararımıza olacağı değerlendirilmektedir.

Türkiye'yi Kafkaslardan ayrı düşünmek mümkün değildir. Kafkaslar; Türkiye'nin uluslararası dış politikalarına etkisi yanında bölgedeki Türk unsurların varlığı ile iç politikasında da önemli rol oynamaktadır. Ayrıca Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile doğrudan temasın sağlanmasında da önemli bir köprü vazifesi görmektedir.

Kafkaslar; coğrafi yakınlık, ekonomik işbirliği imkanları ve sahip bulunduğu doğal kaynakları nedeniyle de Türkiye için önemli bir ilgi alanı oluşturmaktadır. Rusya Federasyonu'nun mevcut problemleri ve ekonomik sıkıntıları yanında, halen koruduğu askeri gücü, kültürel, ekonomik ve idari yapısı ile teşkil ettiği potansiyel tehlike karşısında Kafkasların bir "barış kuşağı" ve"Rusya ile bir tampon bölge teşkil etmesi " Türkiye için çok önemlidir.

Ermenistan ve Gürcistan ile Türkiye arasında muhtemel bir dostluk ve barış sürecinin doğması ve devamının sağlanmasının bu ülkelerin yararına olacağı açıktır. Azerbaycan ile başlatılan dostluk, ve işbirliğinin gelişerek devam etmesi de; hem bölge barışı ve hemde Türk Cumhuriyetlerinin batı ile olan doğrudan bağlantıları için hayati önem arzetmektedir.

Türkiye'nin Kafkas Devletleri ve Kafkas Toplulukları ile ilgili imkan ve kabiliyetleri ve bu bölgede uygulayabileceğini değerlendirdiğim alternatif politikaları ana hatları aşağıya çıkartılmıştır.

 1. Sovyetler Birliğinin dağılması ile Kafkaslar'dan ülkemize yönelen büyük tehdit şimdilik ortadan kalkmıştır. Bu durum Türk dış politikasına yeni aktiviteler kazandırmıştır. Kafkaslar; Türkiye için stratejik değere sahiptir. Türkiye eline geçen bu imkanı kendi güvenliği açısından en iyi şekilde korumak ve kullanmak zorundadır.

 2. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra Türkiye'nin bu bölge ile bağlantısı daha da önem kazanmıştır. Bu bağlantı; Kafkaslar, Rusya Federasyonu ve İran gibi üç yol üzerinden sağlanabilir. Bunlardan en güvenlisi Kafkaslar ve Azerbaycan üzerinden yapılanıdır

 3. Kafkasların pek çok devlet ve milletten meydana gelen karmaşık yapısı Türkiye'nin bölgedeki güvenliği için olumsuzluk nedenidir. Bu olumsuzluğun ana unsurları İran, Ermenistan
ve Rusya'dır. Tek olumlu faktör dost ve kardeş Azerbaycan'ın mevcudiyetidir. Kıbrıs, Türkiye için ne kadar önemli ise Azerbaycan'da en az Kıbrıs kadar önemlidir. Bu bakımdan Türkiyenin bölgedeki politikası Azerbaycanı her alanda desteklemeğe ve güçlendirmeye dayanmaktadır.

 4. Kafkaslarda Türkiye'nin başını ağrıtacak ülkelerden biri sınır komşumuz Ermenistan'dır. Çünkü Ermenistan kendi siyasi emelleri için Kafkasların zaten karmaşık olan yapısına dış faktörleri çekmeği dış politika ilkesi haline getirmiştir. Bu durum Türkiye'yi daha önce de olduğu gibi bölge dışı ve özellikle batılı devletlerle karşı karşıya getirebilecektir. Türkiye buna daima hazır olmak durumundadır. Osmanlı'dan kalan "ERMENİ SOYKIRIMI iddiaları her platforma taşınmıştır ve daima taşınmaya hazır beklemektedir.

 5. Türkiye; Ermenistan politikasında bu ülkenin deniz bağlantısının olmamasından doğan dezevantajını çok iyi kullanmak zorundadır. Bu devletle olan ilişkilerinde birtakım dostluk heveslerine ve gereksiz iyi niyet gösterilerine kapılmadan aklıselim ile hareket etmelidir.

 6. Kafkaslardaki bir diğer önemli sorun da İran'dır. Bilindiği gibi İran Azerbaycanı'nda bağımsız Azerbaycan Cumhuriyetinin birkaç katı Azeri yaşamaktadır. İran; Türkiye'nin elinden Azerbaycan faktörünü almak ve/veya hiç değilse zayıflatmak için her çareye başvuracaktır.
 Ankara -Bakü eksenine alternatif olarak bölgede Tahran-Erivan ve hatta Tahran - Moskova ekseninin kurulması bir fantezi değildir. Türkiye'nin İran'ın bölgedeki faaliyetlerini dikkatle izlemesi gerekmektedir.

 7. Bütün bunların içinde Türkiye için bölgede sıkıntı yaratacak en büyük faktör Rusya Federasyonu'dur. Türkiyeye yönelik Çarlık Rusyası'ndan gelen temel hedefler değişmemiştir ve aynen muhafaza edilmektedir. Türkiye bugün Rusya'yı bu hedeflerinden uzaklaştırmak için bu devletle çeşitli işbirliği projelerine girmiştir. Bunlardan en önemlisi Karadeniz Ekonomik İşbirliği Projesi' dir.
 Bunun yanında Türkiye; Karabağ meselesine de Rusya' yı ortak ederek (Ermenistan üzerindeki etkinliği dolayısıyla )çözüm için iş birliği yaratmak istemiştir. Bunların hiçbiri ciddi bir sonuç vermemiştir. Kısacası Rusya; Türkiye'nin bütün çabalarına rağmen bölgedeki varlığı için Türkiye'yi hala en büyük tehdit ve kendi politikalarına engel olarak görmektedir. Hiçbir zaman Türkiye ile işbirliği içinde olmak istememektedir.

 8. Kafkaslar da Türkiye'nin önem vermesi gereken ülkelerden biri de GÜRCİSTAN'dır. Bu ülke her alanda Rusya'ya bağımlıdır. Gürcistan ile olan münasebetlerimizde de Rusya faktörü daima gözönünde bulundurulmalıdır. Nitekim Rusya bölgedeki hakimiyetini yeniden tesis etmek ve devamını sağlamak için Gürcistan'ı kendi topraklarına ilhak etmeyi gayet doğal olarak görebilmektedir.

Sonuç olarak KAFKASYA; TÜRKİYE için olduğu kadar RUSYA FEDERASYONU içinde çok önemlidir. Bu bakımdan Türkiyenin bölge ülkeleri ile ilişkilerini sürdürürken daima gözönünde bulundurması gereken genel prensiplerin özünde Rusya ile olan ikili ilişkilerimiz yatmaktadır. Bu prensipleri şu şekilde sıralamak mümkündür.

 * Kafkas ülkelerine yaklaşımın PAN-TÜRKİST olmamasına özellikle dikkat edilmelidir.
 * İlişkilerin geliştirilmesinde Rusya'nın karşımıza alınmamasına özen gösterilmelidir.
 * Uluslararası kuruluşlar ve bilhassa batı ülkeleri nezdinde Türkiye'nin yayılmacı bir ülke imajı yaratmamasına dikkat edilmelidir.
 * Bölge ülkelerinin Rusya ile olan ilişkileri ve bağımsızlıklarının derecesi takip edilerek Türkiye'nin politikaları buna göre şekillendirilmelidir.

 Yukarıda sayılan genel prensipler çerçevesinde bölgedeki hedeflerimiz şunlar olabilir;

 (1) Kafkasya'yı Orta Asya ve Rusya Federasyonu ile ulaşım yollarımız bakımından rahat geçit veren bir köprü durumuna getirmek.

 (2) Rus yayılmacılığının yeniden canlanması ihtimaline karşı bu bölgeyi bir tampon bölge haline getirmek , bu konuda ABD ve Nato ülkelerinin dengeleyici gücünden istifade etmek,

 (3) Türk ekonomisinin güçlendirilmesi için karşılıklı çıkar ilkesi korunmak kaydı ile bölgenin ekomik potansiyelinden azami yararlanmaktır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Ekim 2001 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale