23 AĞUSTOS 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






31 MAYIS TAKSİM HAREKETİ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Kendilerine bir milletin talihi bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakiki ve elde edilmesi mümkün menfaatleri yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk-1924 )

 1 Haziran 2013 Cumartesi 

31 MAYIS TAKSİM HAREKETİ;

Atatürkte birleşenlerin başlattığı bir halk ayaklanmasıdır.

Taksim’de başlayan ayaklanma yurdun her yanını sarmıştır ve dalga dalga büyümektedir.

Eskiden böyle durumlarda Türk Ordusu; kendini sorumlu bilir ve duruma el koyarak ateşi söndürür, bilahare iktidarı gerçek sahibine yani halka devrederdi.

Bugün usul ve yöntemler değişti. Halk artık taşeron kullanmıyor. Bizzat kendi harekete geçerek geleceğine ipotek koyanlara karşı ayaklanıyor. Ülkenin gerçek sahibi olduğuna inanmayanlara gücünü gösteriyor..

Dünyada iki doğal gerçek vardır. Hareket halindeki suyun ve insanın önünü kesmeniz ve durdurmanız fiziki olarak mümkün değildir. Hele inanmış halk selinin önüne geçileceğini düşünmek felaketlerin en büyüğüdür.

31 MAYIS, Türk halkının ülkenin gerçek sahibi olduğunu, kendisini koyun yerine koyanlara haykırarak zincirlerini kırdığı gündür.

31 MAYIS Halk Hareketinin Taksim gezi parkı ile hiç bir ilgisi yoktur. Gezi parkı ağaçları ile 31 Mart irticai ayaklanmasının simgesi durumundaki Taksim Kışlasının yeniden inşa edilmesi olayı sadece dolmuş olan bağdağın taşan ilk damlası olmasıdır..

Yıllardır sürdürülen büyük baskıya, medyanın otosansürüne ve ustaca yönetilen küresel psikolojik savaş operasyonlarına rağmen uyutulmak istenen dev artık uyanmıştır. Sessiz çoğunluk, iki paket makarna, iki torba kömüre kendisini mankurtlaştırmak isteyen zihniyete isyan etmiştir..

Bu isyan; kültürüne ve milli değerlerine saldıran, cumhuriyetin kazanımlarını küresel güçlere peşkeş çekerek bir bir kaybeden, “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” ruhu ile yetişen milletimizi tüm komşularımız ile sıcak savaş ortamına hızla sürükleyen, 30 yıldır PKK terörüne karşı can vererek kanını dökerek ülkeyi savunan Mehmetçikleri terörist suçlaması ile hapseden, PKK’yı ve liderini halk kahramanı ilan ederek ülkeyi bölünme sürecine taşıyan yönetime karşıdır..

Bu isyanı ve beyinlerde yanan ateşle gönüllerde oluşan koru söndürmek mümkün değildir. Buna polisin, toma suyunun, biber gazının, plastik merminin gücü yetmez. Bilakis bunlar yanan ateşin üzerine dökülen benzin gibi ateşi çoğaltırlar..

Bugün Türkiyede ceryan eden olayları yanlış kararları ile içinden çıkılamaz bir duruma getiren Ak Parti yönetimi arkasındaki halk desteğini yitirmiştir. Yani meşruiyetini bitirmiştir. Sadece insanca yaşamak istediğini haykıran halkını terörist olarak görüp, polisi vahşice üzerine saldırtan iktidarın artık halk kitleleri üzerinde yaptırım gücü kalmamış demektir..

Bu ateşi söndürmek kolay değildir. Başbakan Erdoğan’ın bugünkü tavır ve davranışı ile halkın sel olup aktığı, coşku ile çağladığı bir ortamda Ak Parti iktidarının ayakta kalabilmesi de mümkün değildir.

PEKİ NE OLACAKTIR?

Olaylar giderek tırmanmakta ve halk hareketi kontroldan çıkmaktadır.
Bu halk hareketi derhal kontrol altına alınamadığı takdirde süratle küresel mimarların tahrik ve provakasyonları ile çok yönlü ve çok taraflı kanlı bir iç savaşa dönüşebilir. İşte bu durum 90 yıllık cumhuriyenin sonunu getirebilir.

Böyle zamanlarda ülkenin çok güçlü ve güvenilir liderlere ihtiyacı vardır. Bu durumda ülkemizin anayasal kurumlarının birbirleriyle koordineli çalışarak milli birlik ve bütünlüğü sağlaması gerekmektedir.

NE YAPMALI?

Şu anda Anayasal düzen içinde kalınarak yapılacak tek şey Cumhurbaşkanının duruma el koymasıdır. Muhtemel bir kaos ortamından hukuk düzeni içinde meşru zeminlerde hareket edilerek ülkenin süratle çıkarılması gerekmektedir.

Bunun için ilk iş hükümetin istifasının sağlanmasıdır. Anayasanın 104.b maddesine göre Cumhurbaşkanı başkanlığında teknotratlarında dahil olduğu bir milli geçiş hükümeti oluşturulmalıdır. Bu hükümetin tek işi ülkeyi en kısa süre içinde genel seçim ortamına hazırlamak olmalıdır.
Türkiyede ortam yatışıp, sağlıklı bir seçim için zemin hazır olur olmaz yeni seçimlere gidilip ülke demokratik sistem içindeki yörüngesine yerleştirilmelidir.

Sonuç olarak;

31 Mayıs 2013 itibarı ile Ak Parti iktidarı meşruiyetini bitirmiştir.
Türkiye Ak Partisiz döneme enaz hasarla ve nasıl ulaşabilir ve bu süreçte kimler neler yapabilir konusu gündemdedir. Bu gündem sanal değil, gerçektir. Bu yüzden bu güne kadar korkutulup sindirilen, ve sesleri duyurulmayan gerçek aydınlarımız hemen devreye girmelidir. Artık yandaşlığın para etmediğini gören medya yönetcileri, yeni durumda gerçek aydınlarımız vasıtasıyla geçiş dönemi ihtiyaçları tüm unsurları ile masaya yatırılmalıdır. Üniversitelerimiz tüm imkanları ile yeni dönemin hazırlanmasında fikri alt yapının oluşmasında birbirleri ile yarıştrılmalıdır.

Bu geçiş dönemi iyi yönetildiği takdide ben ülkemin geleceğinin aydınlık olacağına inanıyorum.

31 MAYIS HALK DEVRİMİ, Türk milleti için hayırlara vesile olsun..

Dr. Tahir Tamer Kumkale

http://www.kumkale.net
http://kumkale.wordpress.com





Dr. Tahir Tamer Kumkale
1 Haziran 2013 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale