254 TEMMUZ 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Sivil anayasa
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 7 Ekim 2001 Pazar 

Devleti meydana getiren en önemli unsur olan vatandaşların birarada yaşamaları için uyacakları kuralları belirleyen temel esaslar Anayasalar ile belirlenir. Anayasaların halk oylaması ile kabul edilmesi pek çok ülke gibi Türkiye'de de geleneksel hale gelmiştir.

78 yıllık Cumhuriyet tarihimizde 1924,1961 ve halen kullanmakta olduğumuz 1982 Anayasası olmak üzere toplam üç Anayasamız olmuştur.!924 Anayasası;1921 Anayasasına Cumhuriyetin ilanını müteakip yeni rejimle ilgili esasların ilavesiyle meydana gelmiş bir metindir ve 36 yıllık en uzun ömürlü Anayasamızdır.

Diğer iki Anayasa 1960 ve 1980 yılında gerçekleştirilen askeri darbelerden sonra kabul edilmişlerdir.Bu iki Anayasanın hazırlanış ve halkoyuna sunuluşları ile kabul edilmeleri süreçleri tamamen yasal bir prosedürden geçmesine rağmen, gerek siyasiler ve gerekse halkın nezdinde askerlerin hazırladığı bir Anayasa olarak kabul edilmekte ve dayatma olarak nitelendirilmektedir.

Askeri idarenin sivil yönetime devredildiği 1983 yılından başlamak üzere Anayasa'nın sivilleştirilmesi konusu siyasilerin gündeminden hiç düşmemiştir. Fakat buna rağmen 5 EKİM 2001'e kadar bir kaç küçük ayrıntı dışında Anayasanın özünde köklü değişiklikler yapılamamıştır.

19 yıldır ilk defa Anayasada içerik olarak olmasa bile değiştirilen 34 maddesi ile kapsam bakımından önemli bir operasyon gerçekleştirilmiştir. Anayasa değişikliği gündemi ile 17 Eylül'de erken olarak Yasama Yılını açan T.B.M.M.bütün partilerin büyük bir uzlaşı örneği sergilemesi ile 16 RED oyuna karşılık 474 KABUL oyu vermesi ile yeni şeklini almıştır.Cumhurbaşkanının onayını müteakip yürürlüğe girecektir.Tabiri yerinde kullanmak gerekirse Anayasamız üçte bir oranında sivilleşmiştir.

1982 Anayasası 12 EYLÜL 1980 öncesi ülkeyi kan gölüne çeviren ve günde ortalama 30 kişinin hayatını kaybettiği,faili meçhul cinayetlerin başbakanlara kadar uzandığı bir dönem sonrası hazırlanmıştır. Milletimizin yaşadığı korkunç olayları yasal olarak önleme gayretlerinden kaynaklanan pek çok yasaklama ve kısıtlamayı içermektedir.Bu doğrudur.Fakat bugün gelinen huzur ve güven ortamının sağlanmasında bu Anayasanın büyük katkısı olduğunuda unutmamak gerekir.

1982 Anayasası'nın hazırlanması askeri idarenin inisiyatifi ve yönlendirmesi ile olmuştur. Fakat kabulü tamamen demokratik usullere uygun olarak HALK OYLAMASI ile gerçekleşmiştir. Milletimizin %92 lik gibi büyük bir bölümü Anayasaya EVET OYU vermiştir. Bilindiği ve iddia edildiği gibi bu EVET oylarında hiç bir zorlama ve baskı olması mümkün değildir. Çünkü oylar gizli atılmış ve tasnif açık yapılmıştır.

19 yıldır her parti programında Anayasanın değiştirilmesini koymasına rağmen bu konuda ciddi hiç bir adım atmamış ve adeta partiler bu konuda birbiri ile uzlaşmaktan kaçınmalarına rağmen, 34 maddelik değişikliğin çok kısa bir sürede, büyük bir uzlaşma örneği verilerek kabul edilmesinin bir tek izahı vardır.

Değişiklik önerileri milletten ve onun vekillerinden gelmemiştir.Milletin ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek maddeler değiştirilmemiştir. Değişiklik önerileri ve DEĞİŞTİR EMRİ ne yazık ki Avrupa Birliği Devletlerinden gelmiştir.

Sayın vekillerimiz bundan önce IMF ve DÜNYA BANKASI'nın emri doğrultusunda büyük bir gayret ile çıkardıkları DERWISH YASALARI misali Anayasaya ile ilgili değişiklikleride verilen talimatlar doğrultusunda çıkartmışlardır.

Bu arada milletvekillerimiz çok çalışmaktan yorulmuşlar ve bunun karşılığını fazlasıyla almak için MİLLETVEKİLLERİ MAAŞLARI'nın yükseltilmesini de bir Anayasal zorunluluk haline getiren maddeleri de çıkarmaktan çekinmemişlerdir.

Bilemiyorum üzülmek mi yoksa sevinmek mi lazım? Milletimiz; tarihindeki en ağır EKONOMİK BUHRAN karşısında son derece zor günler geçirip yönetimden kendileri için bir ışık beklerken bu defa ışığın kendilerini bu hale düşüren vekilleri için yandığını görerek kahrolmuştur.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyup kendi kendimizi sorgulayalım. Milletimiz bu parlamentoya, ve kendi seçtiği vekillerine saygı duyar mı? Milyonlarca işsiz ve dar gelirli açlık sınırında bulunurken, sen 3.2. milyar lirayı beğenme ve maaşına yeni zamlar için anayasayı bile değiştir. Pes Doğrusu.

Yarın seçim zamanı bunları halka nasıl anlatacaksınız? Bu büyük başarınızı bakalım nasıl kamufle edeceksiniz? Allah ömür verirse hep birlikte göreceğiz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
7 Ekim 2001 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale