23 Nisan 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türkiye savaşın neresinde olmalı?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 25 Eylül 2001 Salı 

11 Eylül'deki kanlı terör baskını sonucunda dünya ABD'lerinin önderliğinde sıcak savaşa doğru hızla yolalıyor. Basın-Yayın organlarının körüklediği bu kaçınılmaz gidişi durdurmak giderek zorlaşıyor.

Bundan tam 10 yıl önce hemen yanıbaşımızda patlak veren KÖRFEZ SAVAŞI esnasında yaşadığımız olaylar aynen tekrarlanıyor. Biz bu filmi daha önce aynen gördük. Türkiye olarak, Körfez Harbi'ne askeri kıt'alarımızla fiilen katılmadık. Fakat ABD ve batılı müttefiklerinin yanında, yardımında ve doğrudan desteğinde bulunduk.

O günkü düşüncemize göre bu savaştan sonra verdiğimiz çok önemli destek ile Türkiye her alanda gücünü arttıracak, dünyada sözü geçen, bölgesindeki politikaları belirleyen güçlü ve müreffeh bir ülke olacaktı.

Türkiye gerçekten çok iyi bir müttefiktir. Sözüne güvenilir ve sadık bir dosttur. Bu savaşta kendisine verilen bütün görevleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirmesine rağmen savaş sonu beklentileri maalesef büyük bir hüsran olmuştur.

Savaştan en çok zarar gören ülke şüphesiz IRAK'tır. Yine gerek savaş esnasında ve gerekse savaş sonrası uygulanan işgal ve ambargo yönetimi ile bu savaştan en çok etkilenen halk yine Irak Halkı'dır. Bu gelişmeler savaş şartları içinde beklenen doğal sonuçtur. Dünyaya kafa tutan diktatör Saddam , ağabeyleri tarafından kendisini destekleyen halkı ile birlikte cezalandırılmıştır.

Konuya Türkiye açısından bakıldığında bu savaşta kazanan müttefikler yanında yer alan Türkiye; savaş sonu dönemde Irak'tan sonra en fazla etkilenen, maksatla ekonomisi çöken, her alanda geriye giden, fakirleşen tek ülke yine Türkiye'dir.

Bunun suçu batılılarda değildir. Kendi gücünü, potansiyelini ve coğrafi mevkii'nin verdiği önemi kullanmaktan aciz Türk yöneticilerindedir. Evet hatayı ABD ve AB. ülkelerinde aramak yanlıştır.

Bütün bunlar, başkalarının dümen suyunda gitmeyi ve kendisine verilen talimatları harfiyen uygulamayı başarılı dış politika sayan teslimiyetçi yönetim zihniyetinin doğal sonucudur.

Tarih Bilimi'nin sokaktaki adama faydası; geçmişini bilmek ve bununla geleceğe yönelik tutum ve davranışlarında kendisinde güç ve kuvvet bulabilmekten fazla bir şey değildir. Fakat Tarih Bilimi esas olarak yöneticiler için faydalıdır. Onlar tarihi iyi tetkik ederek, geçmişten ders alarak toplumu daha iyi yönetmenin esaslarını elde ederler.

1991'de yapılan KÖRFEZ SAVAŞI daha tarih bile olmamıştır. Olaylar ve sonuçlarını hep birlikte bütün acıları ile yaşadık. Şimdi lütfen açın Körfez Harbi öncesi gazete arşivlerini. Aynen günümüzdeki söylemleri ayni çevrelerden duyduğunuzu göreceksiniz. Rahmetli ÖZAL'ın "BİR KOYUP ,BEŞ ALACAĞIZ" sloganı'nı
"BEŞ KOYUP BİR ALMAYA" dönüştüğünü kolaylıkla anlayabileceksiniz. Türkiye; sadece bugün değil, 70 yıldır Anarşi ve Terör ile karşıkarşıyadır. Çünkü kendisine karşı komşularınca ve dost bildiği ülkelerce hazırlanarak desteklenen Uluslararası Terör'den en fazla zarar gören bir dünya ülkesidir. Ülkemiz yıllardır süren terör belası yüzünden varını-yoğunu bunu önlemeye vermiştir ve bunda da çok önemli tecrübeler ve kazanımlar elde etmiştir.

Gerek yönetim kademesi, gerek Silahlı Kuvvetleri ve Güvenlik Kuvvetleri ile dünya yüzünde teröre karşı bilinçli, tetek şkilatlı ve koordineli bir şekilde mücadele edebilecek en büyük tecrübeye sahip ülkedir.

Bu özelliği ile birlikte bulunduğu coğrafi konum, bölge halkları ile tarihten gelen birliktelik ve dostluk, sahip olduğu milli güç potansiyeli Türkiye'ye başkalarının dümen suyunda gitmeği değil, eğer terörizme karşı gerçekten bir savaş yapılacaksa bu savaşta kendi geliştireceği ve diğer ülkelerle işbirliği içinde gerçekleştirebileceği stratejilerle yapılmalıdır.

Bizim başımıza terör belasını bilerek ve isteyerek salarak ülkemizi adeta harabeye çeviren, ekonomimizi felç eden Batı Avrupa'lı müttefiklerimiz şimdi Afganistan ve Irak'a karşı yapılacak bir saldırının harekat üssünün Türkiye olmasını dile getiriyorlar.Bunun faydalarını sıralarken Türkiye'nin ne kadar önemli bir güç olduğunu sitayişle bahsediyorlar.(!!!!)
 * Teröre karşı birlikte mücadeleye bin kere evet.
 * Bu uğurda güçleri birleştirmeye yine bin kere evet.
 * Fakat islam ülkelerine karşı yapılacak bir saldırı için saldırı emrinin verileceği ve harekatın yönetileceği yer olarak coğrafi bakımdan saldırı yapılacak bölgelere yakınlığı dolayısıyla Türkiye'yi seçmek. İşte buna binlerce kerre HAYIR.

 - Bu oyuna gelinmemelidir.
 - Türkiye böyle bir yanlışlığın sonuçlarını kaldıramaz.
 - Asırlardır birlikte barış içinde yaşadığı komşularıyla bozulması kaçınılmaz olan münasebetlerini bir daha düzeltemez.

Savaş tamtamlarını çalan güçlerin, şimdiden satacakları silahların ve savaş makinalarının getireceği yüksek kârları görerek keyiflenen para babalarının oyununa gelinmemelidir.
 Kim kiminle savaşırsa savaşsın,
 Kim kimi döverse dövsün.
 Nereden idare ederlerse etsinler.
 Bu işe Türkiye'yi bulaştırmasınlar.

Zaten sanıldığı gibi artık savaşlar savaş alanından idare edilmiyor. Komutanlar savaş meydanında ön saflarda bulunarak ewlde kılıçla savaşlara aniden müdahale etme gereğini artık duymuyorlar.

Sayın Savaş Tamtamcıları; sizler bu savaşı elinizde telsiz ve telefon olduğu sürece dünyanın her hangi bir noktasından, belki bir gemiden veya bir uçaktan kolaylıkla sevk ve idare edebilirsiniz. Emrinizdeki uydular vasıtasıyla da üstün savaş makinalarınız ile hasım üzerinde verdiğiniz zararları uydu sistemlerini devreye sokarak uzaydan birebir takip edebilirsiniz.

Sonuç olarak;
Türk Halkının her kesimi yıllardır süren terör belasından yeterince etkilendi ve zarar gördü. Bu konuda tecrübe ve bilgi sahibi oldu. Halkımız kendini korumanın usul ve metotlarını da bizzat yaşayarak öğrendi.
 - Biz artık savaş istemiyoruz.
 - Biz huzur, sulh ve sükûn istiyoruz.
 - Çevremizde ve bölgemizde barış istiyoruz.
 - Komşularımızla dostça yaşamak istiyoruz.
 - Ülkemizin ve insanımızın yaşadığı derin ekonomik kriz sebebiyle kaybettiklerimiz bize yeterde artar bile.Biz artık hiç bir şey kaybetmek istemiyoruz.
 - Yöneticilerimizi aklı selime ve sağduyulu davranmaya çağırıyoruz.
 - KÖRFEZ HARBİ'nden alınan sonuçların benzerini yeniden görmek istemiyoruz.
 - Son 20 yılda teröre 30000 can verdik. Artık vermek istemiyoruz.

Bizi aldatmalarına bir kere izin vermemeliyiz. Bu konuda sadece hükümete değil, T.B.M.M'deki temsilcilerimize tarihi bir sorumluluk düştüğünü biliyorum ve buradan kendilerini bir kere daha uyarıyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
25 Eylül 2001 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale