254 TEMMUZ 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Savaş tamtamları
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 20 Eylül 2001 Perşembe 

Bugün 20 EYLÜL 2001. İnsanlık tarihine kara bir gün olarak geçen kanlı terör baskınının üzerinden tam dokuz gün geçti. Dünyanın gündemini yine terör oluşturuyor.

Buradan ABD başta olmak üzere bütün uygar uluslara ve onların yöneticilerine haykırıyorum. Büyük devletler tarafından planlanan, desteklenen ve fakat daima maşa kullanılarak hedef seçilen ülkedeki masum insanların canını acıtan terör belasından kurtulmak için dünya milletlerinin eline geçen bu müthiş fırsatı kaçırmak üzeresiniz.

ABD'deki terör eylemi bu silahın gücünü ve vüs'atini ve en acımasız şekilde onbinlerce masum insanın canını alarak gösterdi. Bunu planlayanlar alacakları neticeden kesinlikle emin olmadan böyle bir eyleme başvurmazlardı. Eğer bu terör silahına karşı uluslararası bir örgütlenme ile yeterli caydırıcı tedbirler alınmaz ise gelinen noktanın bundan sonra olabileceklerin bunlar bir örneği olduğunu söylemek mümkündür.
- Bu savaş sinsidir.
- Bu savaş kalleştir.
- Bu savaş acımasızdır.
- Bu savaşta fazla ses getirmesi için bilerek ve isteyerek masum halk yığınları hedef seçilir.
- Şu anda 6 milyar insanın toplu olarak yaşadığı dünyamızda bütün yerleşim merkezleri muhtemel hedeftir. Yollar, köprüler, stadyumlar, konser salonları, spor salonları, herçeşit okullar, iş merkezleri, hastahaneler, petrol tesisleri, limanlar, camiler, kiliseler, her çeşit eğitim kurumları, büyükapartımanlar, alışveriş merkezleri v.s.. muhtemel hedeflerdir. Bu listeyi aklınıza gelen ve insanların temel ihtiyaçlarını gören bütün tesisler olarak özetleyebiliriz.

Maksat masum insanların canını acıtarak onların feryatları ile isteklerini ilgililere duyurmaktır. Kulanılan silahlar çok küçük ve kullananlar dikkati çekmeyecek kadar küçüktür. Ama etkisi çok büyüktür.

Bugüne kadar teröristler gerçekleştirdikleri toplumsal eylemlerde sadece patlayıcı madde ve ateşli silahlar kullandılar. Oysa onlardan çok daha fazla bir alanda çok daha büyük bir kitleyi çok kısa sürede kolayca etkisiz hale getirecek BİYOLOJİK ( MİKROP) ve KİMYASAL ( ZEHİRLİ GAZ ) silahını şimdiye kadar kullanmadılar.

Korkarım son dokuz günde çalınan savaş tamtamları sonunda başlayan tırmanma bu silahların kullanılmasını da gündeme getirecektir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bu ülke sınırları içinde ve S.S.C.B'nin kontrolu altında bulundurulan nükleeer silahların tamamının bugün kontrol ve denetim altında bulunduğunu söylemek çok zordur. Muhtemeldir ki küçük kilotonlu bir kaç nükleer silah teröristlerin kontrol ve denetimleri altında bulunabilir. Bunların kullanılmasını değil telaffuz etmek, düşünmek dahi insanın tüylerini ürpertmeye yetiyor. Fakat çaresiz kalan ve canının kesin tehlikede olduğunu ve mutlaka öleceğini anlayan insanoğlunun yapamayacağı hiç bir delilik yoktur.

Bu bakımdan ben buradan bütün ülkelerin liderlerine bir kere daha çağrıda bulunmayı bir borç telâkki ediyorum. Ateş, barut, ve kan ile hiç bir toplumsal olayı çözmek mümkün değildir. Tarihte bunun bir işe yaradığı bu güne kdar görülmemiştir. Eğer bunları kullanmaya karar vererseniz daha büyük acıların ve daha büyük olayların önünü açarsınız. Sonunda bu tırmanma insanlığın sonunun hazırlayıcısı olur.

Sukünetve dikkatle planlama, sapla samanı karıştırmama (terörist ile mağduru ayırabilme) zaman içinde dikkatli bir istihbarat elde edilmesi, terörist gibi düşünebilme( onların sistematiğini ve çalışma metotlarını anlayabilme ) ,ülkeler arası mutlak işbirliği ve devamlı diyaloğun sağlanması ile sayıları gerçekten son derece az olan teröristler ve terörizm ile geniş halk kitlelerinin canını yakmadan mücadele edilebilir.

Oysa dünya medyası birbirinden güzel ve çekici SAVAŞ SENARYOLARI üretmekle meşgul. Oysa terörün tek etkili silahı bilinmeyen yerde, bilinmeyen zamanda ve hiç beklenilmeyen şekilde meydana gelmesidir. Buna karşı mücadelede yine ayni metotlarla sürdürülebilir. Tankla, topla, tüfekle , uçakla yani konvansiyonel askeri güçlerle bu savaşa taraf olursanız, savaşı başlamadan kaybetmiş olursunuz.

Peki bunları ABD'bilmiyor mu? Eminim bütün ülkelerden iyi biliyor. ABD strateji uzmanlarınca sanırım devlet büyüklerine ULUSLARARASI TERÖRİZM hakkında bilgilendirme yapılıyordur. Yine umarım bu sayın ABD Devleti ileri gelenleri uzmanların fikir ve düşüncelerini dinlerler. Sabırla ve aklıselimle, büyük devlete yakışır bir duyarlılıkla konuyu çözüme kavuştururlar.

İnancım, kanaatim ve beklentim ; gerçek bir savaştan farksız olan bu menfur ve vahşi saldırının bütün insanlığın artık terörden kurtulması için yapılan yepyeni bir organizasyonun temelini teşkil etmesidir.

Aksi olursa, yani ABD Yönetimi sokaktaki sade ABD vatandaşının duygularını bastırmak için BARIŞ değilde SAVAŞ makinalarını harekete geçirirse, günlerdir çalan SAVAŞ TAMTAMLARI'nı dinlerse, işte o zaman daha önce milat olarak nitelendirdiğimiz 11 EYLÜL tüm insanlığın sonunu getirecek bir cinnetin başlangıcı olur. Allah insanlığı yapılacak bu yanlıştan korusun.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Eylül 2001 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale