23 Kasım 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






AK Parti laik bir anlayışın savunucusu değilmiş
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Hayatın felsefesi, tarihin garip bir tecellisi şudur ki; her güzel ve yararlı şey karşısında onu imha edecek bir kuvvet belirir. Bizim dilimizde buna "irtica" derler. İyi bir şey yaptınız mı bilinizki bunu imha etmek için karşınıza muhalif, mürteci bir kuvvet çıkacaktır. Bundan dolayı yapmadan evvel kara kuvvetin imhası tedbirini de almamız lazımdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1923)

 29 Mayıs 2008 Perşembe 

Ak Parti hakında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Anayasa Mahkemesi nezdinde kapatma davası açıldıktan sonra partinin hukukçu yöneticilerinin izledikleri tutum ve davranışlar çok şaşırtıcıdır. Başta başbakan Erdoğan olmak üzere parti üst yönetimi adeta partinin biran önce kapatılmasını sağlayacak davranışlar sergilemektedir.

Genel davranış ve söylem içerikleri ile hep bir ağızdan ülke yönetiminde hukukun üstünlüğünün değil, seçmen iradesinin önde olması gerektiğini vurgulamaktadırlar. Oysa hukukun üstünlüğü ve millet iradesi demokrasilerde olmazsa olmaz koşullardır. Ama bunların her ikisinin de çalışma kulvarları farklıdır. Birbirine üstünlükleri veya eksiklikleri bulunmamaktadır.

Konumuza manşet olan olay ise, Ak Partinin hukukçu olduğunu israrla dilinden düşürmeyen iki numaralı adamı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın kapatma davasına ilişkin görüşlerini açıklarken söylediği asla kabul edilemez sözleridir.

Dengir Mir Mehmet Fırat, ATV’de yayınlanan 'Haftanın Manşeti' programına konuk olmuştur. Başsavcının iddianamesindeki suçlamaları kesin bir dille kabul etmediklerini belirten Fırat’ın; “AK Parti, laik bir anlayışın savunucusu değildir. Dini her alandan kovan bir felsefi laikçi anlayışın temsilcisi değiliz.” Sözlerinin dahi başlıbaşına bir parti kapatma sebebi olduğunu anlamak için hukukçu olmaya ihtiyaç yoktur.
Laiklik karşıtı hareketlerin odağı olmakla suçlanan Ak Partililerin “anayasal laiklik anlayışı”kabul etmediğini 70 milyonun önünde açıklamasının bana göre tek anlamı vardır. Bu anlam;“Evet biz laik anlayışı kabul etmiyoruz. Dolayısı ile kapatılmayı hak ediyoruz” şeklindedir.

Anayasa Mahkemesi, bu partiyi anayasada yer alan kurallara uymadığı için yargılamaktadır. Anayasalar, devletin işleyişini belirten temel kuralları içerir. Yürütme erki ülkeyi bu kurallara ve bu kurallara uygun olarak çıkartılan kanun ve yönetmeliklere göre yönetir. Burada fazla yorum yapmadan anayasanın laiklik ile ilgili başlıca maddelerini hatırlayalım. Bu maddeler aynen dururken ve Ak Partinin meclis çoğunluğunun bu maddeleri değiştirebilme gücü mevcutken, bunların yapılmaması ve bir bakıma “ben bu maddeleri kabul etmiyorum” şeklindeki beyanların partinin üst yönetimindeki kişiler tarafından kamuoyuna duyurulmasının anlaşılabilir bir tarafı yoktıur. Nedir bu maddeler;

** BAŞLANGIÇ (Değişik: 23.7.1995-4121/1 md.): Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;....
Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

** MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

** MADDE 8. – Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

** MADDE 14. – (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

** MADDE 24. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

** MADDE 68. Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz;

** MADDE 81. – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler: “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma....”

** MADDE 103. – Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer : “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, ..”

** MADDE 174. – Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz :

Anayasanın bu maddelerini hukukçu Fırat’ın bilmemesi mümkün müdür?

O halde neden Sayın Fırat “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olmakla suçlanan partisini, mahkemeden önce milletin vicdanında mahkûm etirme yolunu seçmiştir.?

Kapatılmak istenen bir partinin ikinci adamı neden başsavcının iddialarının doğru olduğunu kamuouyu önünde kabul etme gereğini duymuştur?

Siyasi tarihimizde bir parti yöneticisinin kendi partisi aleyhine böyle bir davranış içine girdiği görülmemiştir. Ayrıca bu sözler yasalarımıza göre suçtur. Çünkü siz, anayasada yazılı olan hususları kabul etmediğinizi peşinen kabul ediyorsunuz ve sonra bu anayasaya dayanarak altı yıldır bu ülkeyi idare ettiğinizi söylüyorsunuz. Ve açıkça “Evet biz devletin rejimini dini esaslara dayalı hale getirmeğe çalışıyoruz ve bunu da halkın iradesine dayanarak yapıyoruz” diyorsunuz.

Anayasanın 24 üncü maddesine rağmen yürütme erkinin, dinin her alanda etkili olmasını istemesinin başka bir izahının olamayacağını düşünüyorum. Bu sözleri bugüne kadar ülkeyi yönetmiş cumhuriyet hükümetlerine yapılmış bir hakaret olarak görüyorum.

Özetleyecek olursak, Ak Partinin ve Başbakan Erdoğan’ın işi bundan sonra çok zor olacaktır. Çünkü içeridekilerin partiye verdikleri zararın dışarıdan gelebilecek tehlikelerden çok daha büyük olduğu görülmektedir. Sanırım Başbakan Erdoğan’ın yakın çevresindeki etkili ve yetkili çalışma arkadaşlarını bir kere daha gözden geçirmesine ihtiyaç vardır. Çünkü bu kadro partiyi süratle kapatılmaya götürmektedir.

Bilemiyoruz. Belkide istedikleri budur? Belkide bilerek ve isteyerek bu söylemlerle biran önce partiyi kapattırarak giderek zorlaşan ülke sorunlarının sorumluluğundan kurtulmak istemektedirler.

Kapatma davasının başladığı andan itibaren Ak Partinin çok başlı bir manzara sergilemesi ve her kafadan birbiri ile çelişki içinde olan söz ve davranışlarda bulunulması iktidar partisi kadar ülkedeki istikrarın devamı açısından da sakıncalıdır.

Ortalık iyice bulanmadan Anayasa Mahkemesinin biran önce bu davayı müspet veya menfi sonuçlandırarak belirsizlikleri ortadan kaldırmasında yarar vardır.

Yüksek yargıya ve hukukun üstünlüğüne inararak bu zor günlerde milletçe sağduyulu olmak gerektiğini değerlendiriyorum.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Mayıs 2008 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale