29 Mart 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Hemşireler hafasında Türk hemşireleri (12-18 Mayıs)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Kendilerine, inkılabın ve inkilapçılığın çeşitli ve hayati vazifeler verdiği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı her zaman üzerine dikkatle durulacak milli meselemizdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1937)

 15 Mayıs 2008 Perşembe 

Her yıl sağlık teşkilatımızın görkemli törenlerle kutladığı Hemşirelik Haftası münasebetiyle aşina olduğumuz hemşirelik mesleğinin zorluklarını tanımaya ve sorunlarını anlamaya çalıştım. Sonunda hayatımızın her safhasında daima yakınımızda gördüğümüz bu mümtaz insanların inanılmaz bir karışıklığın öznesi olduklarını müşahade ettim.

Eski Mısır, Hindistan, Yunanistan ve Roma’da ilk çağlarda bile olan hemşireliğin modern anlamda kurucusu Florence Nightingale olup, ilk hemşirelik okulunu da 1962 yılında Londra’da açmıştır. Ülkemizde ise Kızılay tarafından 1911 yılında açılan hemşirelik kurslarında yetişen modern hemşireler Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşımızda başarılı görevler icra etmişlerdir.

“Sağlık meleği” olarak tanıdığımız bu insanların sağlık sistemi içindeki işlevleri en az doktorlar kadar önemlidir. Oysa bu sosyal sınıfın yaşam ve çalışma koşulları hiç de hak ettikleri derecede ve kalitede değildir. Çünkü hemşirelik mesleğinin tanımlamasında belirsizlikler vardır ve bu belirsizlikler eğitim sisteminde inanılmaz farklılıklara yol açmaktadır. Kimin hangi öğretim seviyesini müteakip hemşire olabileceği konusu tam bir açıklık kazanmadığından çok çeşit hemşire ve bu çeşitle kıyaslanamayacak kadar çok istihdam yeri mevcuttur. Yani bu sistemde tam bir karmaşa ve kargaşa hakimdir. Doğal olarak bu kavram kargaşası hizmetlere yansımaktadır. Sonunda zor çalışma koşulları ile takviye edilerek sağlık hizmetinde kalitenin düşmesine neden olmaktadır.

Peki bu karmaşıklığı ve belirsizliği çözecek makam yok mudur? Doğal olarak Sağlık Bakanlığının bu konunun sahibi olması gerekiyor, ama uygulamadaki örneklere bakınca hemşirelerden sorumlu makamın Sağlık Bakanlığı olduğunu söylemek çok zor. Hemşireler Org. Sitesinden aşağıya aldığım özet bilgiler hemşirelerin sahipsizliğini vurgulamaktadır.

Belirli sağlık eğitim ve öğrenimi gördükten sonra; sağlık hizmeti alan hastaların bakımında görev yapan, kliniklerde de sağlık hizmeti sunan, hekimlere yardımcı olan sağlık personeli kadınlara "Hemşire" denilmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 70 bin hemşire vardır. DPT Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Plânına göre 200 bin hemşireye ihtiyacımız vardır. Şimdi bu rakamlar hemşire açığını vurgularken, binlerce Sağlık Meslek Lisesi mezunu hemşirenin işsiz olarak gezmeninin mantıki bir izahı olamaz.
Hemşire açığı dururken, bugün hemşirelerin bir bölümü vakıf işçisi statüsünde ya da temizlik firmalarının taşeronluğunda asgari ücretle güvenceden yoksun koşullarda çalışmak zorunda kalmaktadır. Hemşireler, park-bahçe bakımı, özel hastanelerde resepsiyon görevlisi veya bilgisayar memuru gibi doğrudan “insan bakımı” dışında işler yapmak üzere görevlendirilmektedir.

Hemşirelik yapması istenilen insan gücümüz aşağıda bildirilen alt yapılara sahiptir;

- Beş yıllık ilk okul eğitimi üzerine iki yıl okuduktan sonra “hemşire yardımcısı” diploması alanlar. ( Bunlar, 1954 tarih ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu’ na göre hemşire yardımcısı olarak tanımlanmışlarsa da, alanda hemşire görev ve yetkileriyle çalıştırılmışlardır.)

- Sağlık Meslek Liseleri Hemşirelik Programlarından (Hemşirelik Koleji olarakda bilinir) mezun olup “hemşire” unvanı alanlar. ( Bunlar, 8 yıl temel eğitim üzerine 4 yıl süreli eğitimden geçmektedir. Türkiye’ de bugün itibariyle hemşirelikte ağırlıklı sayıyı bunlar oluşturmaktadır. Önemli bir bölümü “Açık Öğretim Fakültesi Hemşirelikte Ön Lisans” Programından mezundur ve aynı yolla lisans eğitimini tamamlamaktadır.)

- Açık Öğretim Fakültesi Hemşirelik Programına alınanlar. ( Programın açık olduğu dönemde büyük bir özensizlik nedeniyle, mezun olduklarında Sağlık Memuru Kadrolarına atanan Sağlık Meslek Liselerinin Çevre Sağlığı, Röntgen, Laboratuar mezunları da devam ederek Hemşirelikte Ön Lisans Diploması almışlardır. Şimdi onlar da açık öğretim yoluyla hemşirelikte lisans tamamlama talebi içindedirler.)

- Sağlık Meslek Liselerinden bir dönem, her iki mesleğin de sorumluluk ve yetkilerini üstlenmek üzere 4 yıl süreli eğitim içerisinde hemşire-ebe unvanı verilenler. ( Yetişenler elde hangi kadro varsa ona atanmıştır. Bu nitelikte eleman sahada halen vardır.)

- Lise eğitimi üzerine önce 6 ay, yoğun itirazlar üzerine 18 aya çıkartılan eğitimle de 1986-1992 yılları arasında hemşire yetiştirilenler.

- Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokullarında mezun olup “hemşire” unvanı alanlar. (1986 da açılan bu programlara adaylar üniversite giriş sınavından geçerek girmiş ve iki yıl süreyle okuduktan sonra bu unvanı almıştır. Özellikle sağlık alanında yer alan birçok mesleğin bu düzeyde eğitimden geçen insan gücü o mesleğin “teknikeri” olarak unvan almaktadır. Örmeğin, röntgen teknikeri gibi. Bu okullardan mezun 5 bin civarında hemşire alanda çalışmaktadır. Program 1997’de kapatılmıştır.)

- Lise üzerine 4 yıl süreli hemşirelikte lisans programlarını bitiren hemşireler. ( Sağlık Yüksekokulları Hemşirelik programları ile Hemşirelik Yüksekokullarındaki programlar bu nitelikte programlardır. İlk kez 1958’ de açılan bu okulların sayısı bu gün itibariyle 76’dır.)

- Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokullarının 2 yıl süreli Acil Tıp Teknikerliği ile Sağlık Meslek Liselerinin Acil Tıp Teknisyenliği bölümlerinden mezun olanlar. ( Aslında bunların hemşirelikle hiçbir alâkası yoktur. Fakat halen hemşire kadrolarında istidam edilmekte ve hemşire görev, sorumluluk ve yetkisiyle çalışmaktadır.)

- Sağlık Meslek Liselerinin Ebelik programından mezun olduktan sonra “ebe” unvanı alanlar. ( Bu ebeler hemşirelerin çalışması gereken yerlerde, örneğin, yoğun bakım ünitelerinde, ebeliği ilgilendirmemesi gereken diğer kimliklerde hemşire görev, sorumluluk ve yetkisiyle çalışmaktadır.)

Görülüyor ki hemşirelik; temel eğitiminde, mezuniyet sonrası eğitiminde, kendi hizmetlerinin yönetiminde, hemşirelik mesleğini düzenleyen yasa ve yönetmeliklerde çok ciddi sorunları olan, kendini denetleme ve geliştirme mekanizmaları olmayan bir meslektir.

Ülkemizde hemşireler, bir yandan toplumsal yaşamın dayatmalarıyla birey olarak baş etmeye çalışırken, öte yandan mesleki kimliksizliğin neden olduğu derin çelişki ve bunalımların öznesi durumundadırlar.

Hemşirelik; insan sevgisiyle dolu, şefkatle, sabırla yapılan kutsal ve onurlu bir meslektir. Güç çalışma şartlarını gerektiren, özveri, sabır, hoşgörü kavramlarını içinde bulunduran, diğer mesleklerde olduğu gibi, toplumsal ihtiyaçlardan doğan, insan hayatıyla yakında ilgili bir meslektir.

Hemşirelik; ekip çalışmasını bilen, el becerisi olan, hızlı çalışan hünerli eller ister. Mesleğin temelinde insana saygı ve sevgi vardır. Dolayısyla sevgiden, şefkatten, disiplin ve ciddiyetten uzak bir kişinin bu mesleği icra etmesi mümkün değildir: Çünkü hemşire, sağlığı yerinde olmayan, yardıma muhtaç insanlara hizmet vermektedir. Bu yönü düşünüldüğünde, hemşirelerin, hem eğitim açısından hem de psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi gereken bir meslek grubu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Hemşirelerimizin acilen çözüm bekleyen sorunları vardır. Ürettiği hizmetlerle vazgeçilemez bir grup olan hemşirelerimiz yaşamlarından memnun değildir. Çünkü;

- Ücretleri daima yetersizdir.

- Görev yetki ve sorumlulukları belli değildir.

- Mesleki riskleri çok fazladır.

- Görev dışı işlerde çalıştırılmaktadır.

- Meslekte ilerlemeleri çok zordur.

- Çalışma temposu çok ağırdır.

Tüm zorluklarına rağmen çok kutsal bir görev yaptıklarının bilinci içinde görev yapan değerli hemşirelerimizin Hemşireler Günü’nü candan kutluyorum.

Onların desteğine ve şefkatli ellerine daima muhtaç olduğumuzun bilinci içinde tüm hemşirelerimize başarılar diliyorum.. İyiki varsınız diyorum..



Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Mayıs 2008 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale