27 Mayıs 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






AK Parti kapanırsa bölünmeyiz
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bir milletin siyasi alın yazısında mevki sahibi olabilmek için onun ihtiyacını görebilmek ve onun kudretini takdirde ehliyet sahibi olmak birinci şarttır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1927)

 7 Mayıs 2008 Çarşamba 

Ak Parti kapanırsa kesinlikle bölünmeyiz. Aksine Ak Parti bölünürken hukuk sistemi uygulanıp yerleşeceği için milletçe bütünleşip devleti güçlendiririz.

Ak Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talep ettiği kapatılma iddiasına karşı hazırladığı yazılı savunmasını 30 Nisan 2008’de AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan imzası ile Anayasa mahkemesi Başkanlığına sundu.

AKP’nin savunması tamamen “bu davanın hukuki değil siyasi olduğu” hususunun ispat edilmesi üzerine inşa edilmiştir. Bir bakıma Ak Parti bu savunma ile adeta altı yıldan beri yönettiği ülkemizde hukukun siyasallaştığını ispat etmeğe çalışmıştır. Bir diğer deyişle hukukun olmadığını ikrar ederek ülkeyi içine düşürdüğü durumu tasvir etmiştir. Ve Ak Parti bu savunması ile hukuka “gelin beni kapatın” diye çağrıda bulunmaktadır.

İşte savunmadan birkaç çarpıcı cümle;

“- Hukuk alanında keyfilik, kişisellik ve sübjektiflik, bu iddianamede görüldüğü gibi gerçeklikten uzaklaşmaya ve hukuk standartlarının örselenmesine yol açmaktadır. Hukuk alanında olguların doğru algılanamaması ve çarpık bir okuma sonucu gerçeklerle ilgisi olmayan sonuçlara ulaşılmasının hepimiz için telafisi imkansız zararlar doğuracağı açıktır.

- Bu iddianame, hukuk sisteminin en temel karakteri olan objektiflik, nesnellik, nedensellik ve rasyonelliğe dayanmamakta; en iyimser yaklaşımla bir algılama sorununun varlığını ortaya koymaktadır. Partimiz hakkında hazırlanan iddianame, baştan aşağı gerçekleri tersyüz eden, değerleri ve kavramları birbirine karıştıran, dahası koruyor gibi göründüğü ilkelere zarar veren ön yargılı bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Bu iddianamenin gerçekte olup bitenle bir ilgisi bulunmamaktadır.

- Bu dava maalesef ülkemize ve milletimize ağır ekonomik ve siyasi bedeller ödetebilecek bir süreci başlatmıştır.

- Bu davayla hukuk sistemimiz zarar görmektedir. Hukukun siyasallaştığı düşüncesi, vatandaşların hukuka karşı güven duygusunu zedelemektedir.

- Bu davayla Demokrasimiz zarar görmektedir.

- Bu davayla ülkemiz ve milletimiz zarar görmektedir. Siyasi ve ekonomik istikrarın tahrip edilmesi ülkenin ve halkın fakirleşmesi, kaybetmesi demektir. Türkiye’ye onlarca yıl kaybettirmeye kimsenin hakkı olmamalıdır.

- Bu davayla Devletimizin bütünlüğü zarar görmektedir.

- Hakkımızda düzenlenen bu iddianamedeki hiçbir iddia ve ithamı kesinlikle kabul etmiyoruz. İddianamenin hukuki ve siyasi anlamda hiçbir meşruiyetinin de olmadığına inanıyoruz. Biz bu iddianamede partimizin değil, partimize gönül veren milletimizin ve onun temel değerlerinin itham edildiğini düşünüyoruz. Bu iddianamenin konusu sadece AK Parti değil, onun üzerinden millet iradesi ve demokratik siyasettir.

- AK Parti hakkında düzenlenen iddianame, hukuki bir metin olmaktan ziyade, ülkenin gerçeklerini ve iktidar partisinin icraatlarını görmezlikten gelerek, korku ve vehimlerden hareketle geleceğe yönelik spekülatif öngörülere yer veren kurgusal bir metin niteliğindedir.

- Bir iktidar partisi için kapatma mekanizmasının işlemesi düşünülemez.

- Kamu adına dava açma yetkisine sahip bir makamın siyaseten tarafsız bir söylem kullanması, iddia ve ithamlarını hukukla sınırlı tutması gerekir. Halbuki iddianame siyasi ve ideolojik bir tercihi yansıtmakta, bu haliyle hukuki bir metin olmaktan ziyade önyargıların egemen olduğu bir siyasi bildiri niteliği taşımaktadır.

- AK Parti, laikliğe aykırı fiillerin değil, kurulduğundan itibaren yaptığı çalışmalarla ülkemize ve milletimize hizmetin odağı haline gelmiştir. Sonuç olarak, bu nedenlerle, AK Partinin kapatılması için açılan davanın reddine karar verilmesi hususunu Anayasa Mahkemesinin takdirlerine saygıyla sunulur..”

Ak Parti savunmasında özetle; bu davanın siyasi gerekçelerle açıldığını ve hukuku zedelediğini iddia etmektedir.

Hukukçu değilim. Ama tamamını okuduğum bu savunma, partiye isnat edilen ve kapatılma gerekçesi olarak gösterilen suçlamaların cevaplarını vermemektedir. Aksine hukuk sistemimizi siyasallaşmış göstererek hukuka darbe vurmaktadır. Belkide AKP, bu savunması ile dolaylı olarak beni kapatın demektedir.

Partiler bugün vardır. Yarın yoktur. Uzun yıllar bu ülkeyi yöneten ve kendilerini vazgeçilemez gören pek çok parti ve bunların güçlü liderleri şimdi tarihteki yerlerini almışlardır. Ak Parti’de er veya geç bunlardan bir olacaktır.

Ama hukuk böyle değildir. Hukuk, vatanlaşan topraklar üzerinde yaşayan milletleşmiş toplumları devlet yapan temel olgudur. Hukuk, siyasetin ve siyasilerin dışındadır ve de üstündedir. Çünkü hukukun olmadığı yerde devlet olmaz . Devletin olmadığı yerde de demokrasi olmaz. Ve devletin olmadığı yerde siyasi partilerden de söz edilemez. Burada korunması gereken siyasi partiler değil, hukuktur. Nitekim hukuk sistemi daha öncede siyasilerin hazırladığı kanunları uygulamış ve 24 partiyi kapatmıştır.

Peki partiler kapanınca ne olmuştur?. Parti mensupları bir başka parti içinde aynen icraatlarına devam etmişlerdir. Çoğunlukla mağdur olduklarını ileri sürerek eskisinden daha güçlü olarak geri dönmüşlerdir. Yani partileri kapatmak sorunun çözümü değildir.

Türkiye’de parti kapatılması yeni ve bilinmeyen bir olgu değildir. Mevcut Anayasa sistemimiz bu konuda daha öncede çalıştırılmıştır. Partilerin kapatılmasında dini ve bölücü akımlarla irtibatı oldukları gerekçesinin kullanılması günümüz partilerine de örnek olmalı idi. Kapatılan partilerin çoğunun kapatılan parti üyelerinin başka isimlerle kurduğu yeni partiler olduğu bir gerçektir. AKP’nin de daha önce kapatılan Necmettin Erbakan’ın milli görüşçü partilerinin devamı olduğu kamuoyu tarafından iyi bilinmektedir. Bu durumun kapatma sebebi olduğu bilinmesine rağmen AKP yönetiminin tutum ve davranışlarıyla kapatılan partilerin devamı olduğu izlenimini israrla vermesi bu işin bilerek ve isteyerek hazırlandığını göstermektedir.

Yargıtay başsavcısının görevi yasalarda bellidir. Burada başsavcı yasaların verdiği görevi yapmış ve yasama erkinin verdiği yetkileri kullanmıştır. AKP, altı yıldır iktidardır ve TBMM’de çoğunluktadır. Sadece kendi üyeleri ile kanun yapma ve hatta Anayasayı dahi değiştirme gücü vardır. Bu imkan ve kabiliyetini bugün savunmasında şikayet ettiği hususları düzeltmede kullanmamıştır. AKP’nin altı yıldır tek başına iktidarda olması sebebiyle şimdi bu kapatma davasını siyasi olarak nitelendirme hakkı olamaz.

Hukuki süreç devam etmektedir. Demokrasilerde yargının bağımsızlığı herşeyin üzerindedir. Savcı iddiasını yapmıştır. İddiasının doğru veya yanlışlığına elbette mahkeme karar verecektir. Burada esas olan yargıyı eleştirmek değil, yargıya güvenmektir.

Başsavcı kendi istek ve arzuları doğrultusunda bu davayı açmamıştır. Başsavcı, devletin bağımsızlık ve özgürlüğünün, tüm yurttaşlarımızın insanlık onurunun güvencesi olan laik, sosyal hukuk devleti nitelikleriyle cumhuriyet rejiminin bağımsız yargı yoluyla koruma ve kollanması görev ve yetkisini kullanmıştır. Yarın bir başka parti için de benzeri yetkileri kullanacaktır.

Bağımsız Türk yargısı hakkında son günlerde söylenenler dikkate alındığında ülkenin yargı erkinin sağlıklı bir görev yapamayacak şekilde baskı altına alındığı, ve adeta yok sayıldığı görülmektedir. Nitekim Ak parti savunmasında bu hususa yer verilmektedir.

Hukukun üstünlüğü, hukukun ehil ellerde tarafsız ve tam bir bağımsızlıkla uygulanması ile yerleşir. Bu ehil elleri de dışarıdan ithal edecek halimiz yoktur. Türk yargıçlarına saygı duyalım. Onları yüceltelim. Onları aşağılamakla bir yere varamayız. Ama onlara inanıp, onları yücelterek ülkemizi çağdaş toplumlar düzeyine çıkartabiliriz.

Ak partinin kapatılması veya suçsuz bulunarak görevine aynen devam etmesi devletimizin siyasi yaşamında rutin bir siyasi faaliyet olarak görülmelidir.

Stratejist Prof Dr. Mahir Kaynak ve kızı Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Deniz Ülke Arıboğan’ın birbirlerini teyid eder şekilde basında yer alan “Ak Parti kapanırsa ülke bölünür.”söylemleri haddini aşan ve gereksiz sözlerdir. Parti kapanınca ülkeler bölünmez. Ama hukuk kapanırsa ortaya çıkan kaos ortamında ülke bölünür. Bunun için milletçe siyasi partilere değil, herkese herzaman lazım olan hukuka sahip çıkmamız gerekmektedir.

Ak Parti kapanırsa bir hukuk davası sonucunda bir parti kaybedecek ama hukuk , yani demokrasi, yani devlet kazanacaktır.

Ak Parti kapanırsa ülke bölünmeyecek ama Ak Parti bölünecektir. AKP içinden yeni partiler çıkacaktır. Partilerin bölünmesi çok doğaldır ve bu bölünmenin ülkeyi böldüğüne şimdiye kadar şahit olunmamıştır.

Şimdi artık taraflar susmalı ve sağduyu ile hukukun sesine kulak vermelidir.

Şimdi konuşma sırası yüce yargıdadır.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
7 Mayıs 2008 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale