26 Mart 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






23 Nisan 1920 ruhunu mutlaka yaşatmak zorundayız
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

23 Nisan Türkiye milli tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık cihanına karşı ayağa kalkan Türkiye halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisini meydana getirmek hususunda meydana getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder. Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin asırlar süren arayışlarının özü ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir örneğidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1922)

 23 Nisan 2008 Çarşamba 

23 Nisan 2008’de TBMM’nin açılışının 88’inci yıldönümünü “Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kutladığımız tarih aslında 29 Ekim 1923’te ismi konulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin fiilen kurulduğu gündür.

İşgâl edilen Osmanlı topraklarından işgâl ordularını atmak ve tam bağımsız bir ülke yaratmak amacına yönelik bir örgütlenme ile kurtuluş mücadelesini başlatan TBMM’nin çalışmalarına ilişkin Gazinin düşüncelerine aşağıda yer verdim. Bu söylemleri okumadan önce, bu yüce mecliste adeta milli egemenliğimizle alay edercesine konuşan Barosso Efendinin milletvekillerine hitabını hatırlayalım... Yine AB ve ABD dayattı diye tek kelimesi üzrinde fikir yürütmeden aynen çıkartılarak Türk sosyal ve hukuk yaşamını altüst eden Uyum Yasalarını da hatırlayalım... Ve son olarak devletin temelini teşkil eden Atatürkçü Düşünce sistemi temeline dayanan Anayasamızın tamamının değiştirilmesi çalışmalarını da hatırlayalım..

Bakın Gazi ne diyor;

“ Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün proğramlarının dayanağı şu iki esastır: Tam bağımsızlık, kayıtsız ve şartsız millî egemenlik.. Birinci dayanağının ifadesi ‘Misak-ı Milli’dir.. İkinci ve hayati olan dayanağının ifadesi ise Anayasa’dır. Millet, Misak-ı Milli’nin anlamını seçkin evlatlarından teşkil ettiği kahraman ordularıyla eser olarak elde etmiştir. Anayasanın asıl ruhu ise bu kanunun kitaplara geçmesinden evvel milletin kafasında ve vicdanında yoğunlaşmış olmasındadır. (1923)”

ABD ve AB yönetcilerinin alenen dayatmasıyla başlatılan cumhuriyet topraklarını bölüp parçalamaya yönelik küresel saldırılarla, 23 Nisan 2008’de ülkemiz DİNCİ-LAİKÇİ şeklinde adeta birbirine düşman kamplara ayrılmaya çalışılmaktadır. Atatürk ve Atatürkçü düşüncenin savunucularına Atatürk’ü tanımayan, anlamayan ve anlamamakta direnen kesimlerce vahşice saldırılmaktadır.

Cumhuriyet yerine şeriat hükümlerinin hakim olduğu bir din devleti kurmaya çalışan irticai kesim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü doğrudan hedef alarak O’nu dinsizlikle suçlamakta ve Deccal olarak nitelendirmektedir. Bu kesim ne yazık ki Türkiyenin kalkınma ve güçlenmesini istemeyen küresel güçler tarafından açıkça desteklenmektedir. Hatta AB’nin üst düzey yöneticileri daha da ileri giderek Atatürk resimlerinin kaldırılmasını ve Atatürkçü düşüncenin Anayasadan çıkartılmasını dahi teklif edebilmektedirler. Aslında bu yapılanlar Türk milleti üzerinde sürdürülen psikolojik savaş uygulamalarının tipik bir göstergesidir.

Şimdi tarihe dönelim . 21 Nisan 1920’de bugün şeriat yanlılarınca dinsizlikle suçlanıp, İslam düşmanı olarak tanıtılmaya çalışılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Heyeti Temsiliye Başkanı olarak yayınladığı meşhur bildiriye göz atalım..
NUTUK' ta "TBMM Toplanıyor" kenar başlıklı ve " 21 Nisan 1920 tarihinde bütün memlekete yayınladığım tebliğ metnini, o günün duygu ve düşüncelerine ne derece uymak zorunda kalındığını gösterir bir vesika olmak bakımından aynen bilgilerinize arz etmeyi yerinde buluyorum" ibareleri ile başlayan bölümde yer alan Mustafa Kemal imzalı "TBMM Açılış Beyannamesi" Mustafa Kemal Atatürk'ü dinsizlikle suçlayan gafillerin suratına çarpılacak ciddi bir belgedir. Bu belgede söylenenler aynen yapılmıştır. 1920'nin ve 2008’in TBMM arasında mukayese yapabilmek için belgenin tamamını aşağıda veriyorum..

" Kolordu ve Tümen Komutanlıklarına, Refet Beyefendiye, bütün Valiliklere, müstakil Sancaklara, Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyetlerine, Belediye Başkanlıklarına;

1. Cenâb-ı Hak'kın lütfuyla Nisanın 23 üncü Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara' da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

2. Vatanın istiklâlinin, yüce hilâfet ve saltanat makamının kurtarılması gibi en önemli ve hayatî vazifeleri yapacak olan bu Büyük Millet Meclisi'nin açılış gününü cumaya rastlatmakla, Cuma gününün mübarek oluşundan istifade ve bütün muhterem mebus hazretleri ile Hacı Bayram Veli Câmi-i Şerifinde Cuma namazı kılınarak Kur'anın ve namazın nurlarından da feyiz alınacaktır. Namazdan sonra Sakal-ı Şerif ve Sancak-ı Şerifi alıp meclisin toplanacağı yere gidilecektir. Oraya girmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. Bu merasimde Cami-i Şerif'ten itibaren toplantı binasına kadar, kolordu komutanlığınca askeri birliklere özel merasim düzeni aldırılacaktır.

3. Açılış gününün kutsallığını belirtmek için, bugünden itibaren vilayet merkezinde, Vali Beyefendi Hazretlerinin düzenleyeceği şekilde hatim indirilmesine ve Buhar-i Şerif okunmasına başlanacak ve Hatim-i Şerif'in son kısımları uğur getirmesi için Cuma günü namazdan sonra toplantı binası önünde tamamlanacaktır.

4. Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde ayni şekilde bugünden itibaren Hatim-i Şerifler indirilmesine ve Buhar-i Şerif okunmasına başlanarak, Cuma günü ezandan önce minarelerde salâ verilecek, hutbe arasında halifemiz padişahımız efendimiz hazretlerinin mübarek namları zikredilirken padişah efendimizin yüce varlıklarının ve şanlı memleketleriyle bütün kullarının biran önce selâmet ve saadete kavuşmaları duası ayrıca okunacak ve Cuma namazının kılınmasından sonra da hatim tamamlanarak yüce hilâfet ve saltanat makamının ve bütün vatan topraklarının kurtuluşu için girişilen Milli Mücadelenin büyüklüğü ve kutsallığı ve milletin her ferdinin kendi temsilcilerinden kurulmuş olan bu Büyük Millet Meclisi'nin göstereceği vatan vazifelerini yapmaya mecbur olduğu hakkında vaazlar verilecektir.
Daha sonra halife ve padişahımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, selâmeti ve istiklâli için dua edilecektir. Bu dinî ve vatanî merasimin yapılmasından ve camilerden çıktıktan sonra, Osmanlı vilayetlerinin her tarafından hükümet binasına gelinerek meclisin açılmasından dolayı resmî tebriklerde bulunulacaktır. Her tarafta Cuma namazından önce uygun şekilde Mevlid-î Şerif okunacaktır.

5. Bu tebliğin hemen yayınlanarak her tarafa gönderilmesi için her vasıtaya başvurulacak ve süratle en ücra köylere, en küçük askeri birliklere, memleketin bütün teşkilât ve müesseselerine ulaştırılması sağlanacaktır. Ayrıca bütün levhalar halinde her tarafa asılacak ve mümkün olan yerlerde basılıp çoğaltılarak parasız dağıtılacaktır.

6. Cenâb-ı Hak'tan başarılar niyaz olunur..

Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal"

Bu beyanname içeriğinde bulunduğu şekliyle aynen halka iletilmiştir.. Yerinde ve o zamanki Türk halkının taşıdığı ruh hali dikkate alınarak titizlikle kaleme alınan bu direktif bütün yurtta aynen uygulanmıştır. TBMM dualarla açılmıştır. Milli mücadeleyi yapan ve cumhuriyeti kuran bu meclis açılışındaki kutsallığı aynen muhafaza ederek çok başarılı işlere imza atmıştır.

Bu beyanname halk tarafından coşku ile karşılanırken Atatürk'ün en yakın silah arkadaşları tarafından dahi ciddi olarak tenkit edilmiştir. Bunlardan biri Milli mücadelenin efsane isimlerinden Kazım Karabekir’dir. Karabekir Paşa İstiklâl Harbimiz isimli kitabında;

" Tarihimizde bu kadar koyu taassupla Merasim-i Diniye ile hiçbir meclis açılmamıştır. Ne olursa olsun Salâbet ile Taassubu Meclis-i Millî'nin başlangıcı gününden ayırmak daha ihtiyatlı olurdu" şeklindeki ifadeleri ile fikrini ortaya koymuştur.

23 Nisan 2008’de milletimizin küresel saldırılarla bölünüp parçalanmasına karşı durabilmek için milletçe her zamankinden daha fazla birlik ve bütünlük içinde bulunulmasına ihtiyaç vardır. Liderlere düşen bu bütünlüğü sağlamaktır. Liderlerin bölünmeyi değil, birleştirici olmayı çağrıştıran söylemler içinde bulunması zorunludur.

Günümüzde genel ve yerel yönetimlerde ekseriyetle iktidar olan AK Parti yönetiminin bu konuda üzerine düşen hassasiyeti göstermediğini düşünüyorum. Ak Parti yöneticilerinin söylemleri ile geniş halk kitleleri üzerinde inandırıcı olmadığını görüyor ve kendilerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirleri doğrultusunda hareket etmeye davet ediyorum.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
23 Nisan 2008 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale