22 EKİM 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Birinci İzmir İktisat Kongresi
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Sizler doğrudan doğruya milletimizi temsil eden halk sınıflarının içinden ve onlar tarafından seçilerek geliyorsunuz. Bu sebeple ülkemizin durumunu, ihtiyacını, milletimizin sıkıntılarını ve arzularını yakından ve hepimizden daha iyi biliyorsunuz. Sizin söyleyeceğiniz sözler, alınması gerektiğini söyleyeceğiniz tedbirler, halkın diliyle söylenmiş sayılır. Ve Halk’ın sesi Hak’kın sesidir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)

 17 Şubat 2008 Pazar 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomik politikasının oluşmasında çok önemli rolü olan Birinci İzmir İktisat Kongresinin 85 inci yıldönümünde Türk Ekonomisinde tehlike çanları çalmaktadır.

İstiklal Savaşımızın kazanılmasını müteakip, Lozan’da yeni Türkiye’nin tanınması ile ilgili konferans devam ederken Cumhuriyetin ilanından tam sekiz ay önce 17 Şubat 1923 ‘te Çiftçi, Tüccar, Sanayi ve İşçi kesimlerini temsilen 1135 delegenin katılımı ile İzmir Birinci İlktisat Kongresi toplanmıştır. Geceli-gündüzlü yoğun bir çalışma sergilenen bu kongrenin çalışmaları alınan çeşitli kararlar dışında genel nitelikli bir İKTİSAT MİSAKI’nın kabul edilmesi ile 4 Mart 1923’te son bulmuştur.

16 gün çalışan bu kongrenin hedefi, kurulan yeni devletin ekonomik envanterinin ortaya çıkartılması, elde mevcut materyal ile gelecek için neler yapılabileceğinin tesbit edilmesidir. Fakat bu tesbit ile birlikte kongre’nin, Lozan’da kapitülasyonların devamı için bastıran batılı güçlere karşı kapitülasyonların kayıtsız şartsız kaldırılmasını öngören Ankara hükümetine halkın desteğinin gösterilmesi gibi kutsal ve önemli bir diğer işlevi de bulunmaktadır. Gazi, tamamen kaldırılması için mücadele verdiği kapitülasyonlar hakkında çok güvendiği halkın desteğini arkasına almak ve bunu Lozan’da karşımızda yer alan emperyalist güçlere göstermek istemektedir.

Birinci İktisat Kongresi tamamen millidir. Yerlidir. Ve bizimdir.
Bunun milli karakterini Atatürk’ün yukarıya aldığım kongreyi açış konuşmasındaki ifadelerinden de açıkça anlamak mümkündür.

17 Şubat 1923 Birinci İzmir İktisat Kongresinin amacı;Yeni Türk Devletinin;

- Ekonomik kalkınma için ortak hedeflerin saptanması,
- Ekonomik hedeflere ulaşmak için gerekli yöntem ve kaynakların saptanması,
- Yeni Türkiye Devleti'nin ekonomik programının saptanması,
- Siyasi bağımsızlık için şart olan ekonomik bağımsızlığın nasıl sağlanacağının belirlenmesidir.

Birinci İzmir İktisat Kongesinin sonunda alınan kararlar "Misak-ı İktisadi" olarak 1923-1930 yılları arasındaki İktisadi Politikaların temelini teşkil etmiştir. Çok sade bir dille kaleme alınan bu kararlar çok sayıda çoğaltılarak ekonomiden yararlanacak en uçtaki kişi ve kuruluşlara ulaştılmıştır. “Misak-ı İktisadi Kararları” ana başlıkları ile şu şekildedir.

-- Öncelikle ham maddesi yurt içinde yetişen ve yetiştirilebilen sanayi dalları kurulacaktır.
-- Kısa sürede küçük işletme ve el tezgahlarından büyük işletmelere geçilecektir.
-- Özel sektörün kuramadığı işletmeleri devlet kuracaktır.
-- Özel teşebbüse kredi sağlanacak bir banka kurulacaktır.
-- Dış rekabete dayanabilmek için sanayi bir bütün halinde kurulacaktır.
-- Yabancıların kurduğu tekellerden kaçınılacaktır.
-- Demiryolu inşaatı programa bağlanacaktır.
-- İşçi haklarını korumak amacıyla, kişilere sendika kurma hakkı tanınacaktır.
-- Vergi ve toprak reformu yapılacaktır.

Birinci İzmir İktisat Kongresi ile Atatürk, israrla ayrıcalık taşıyan yabancı şirketlerin millileştirilmesi üzerinde duruyor, kapitülasyonlara son vermenin gerektiğini vurgulayarak ancak bu sağlandıktan sonra milli bir iktisat politikası ortaya konulacağını belirtiyordu.

Zamanın İktisat Vekili Mahmut Esat Bozkurt yaptığı uzun ve her satırı özenle seçilmiş konuşmasında;" Görünüşte ülke bizimdi. Fakat aslında Türkiye iktisaden bizden çok yabancıların ülkesi, bir sömürgesi idi. Ben milli egemenliği iktisadi egemenlik olarak anlarım " diyerek başta Atatürk olmak üzere yeni yönetici kadronun hassasiyetle üzerinde durdukları “Milli Egemenlik” kavramını “İktisadi Egemenlik”kavramı ile özdeşleştiriyordu.

Bu kongreye katılanlar öncelikle iktisadi bağımsızlık ile devletin tam bağımsızlığını kazanacakları tezi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırmışlar, elimizdekilerle neleri yapabileceğimiz hususlarını ortaya çıkarmışlar ve bunları madde madde sıralayarak ekonomi yönetimine uygulayacakları proğramlar vermişlerdir. Bu özelliği ile milli bir kongre vasfını ortaya koymuşlardır.

Birinci İzmir İktisat Kongresi delegeleri, önceliklerini iktisadi bağımsızlık ile tam egemenliklerini kazanacakları tezi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırmışlar, elinde bulunanlarla nelerin yapılabileceği hususlarını tesbit etmişler, ve bunları madde madde sıralayarak ekonomi yönetimine uygulayacakları sade ve basit proğramlar vermişlerdir. Bu özelliği ile milli bir kongre vasfını ortaya koymuşlardır.

Birinci İzmir İktisat Kongresinde; 1911’de Trablusgarp Harbi ile başlayan uzun ve zorlu savaş döneminden geçerek son 12 yılda insangücü dahil herşeyini kaybetmiş, bütün müesseseleri tahrip edilmiş bir enkazın üzerine kurulan yeni Türk devletinin ekonomik açıdan yeniden inşaası fikri esastı. Ülkenin problemleri cesur bir şekilde ekonominin bütün kesimlerinin temsilcileri tarafından tartışılmış, Lozan'da sömürgeciler tarafından israrla devamı istenen Kapitülasyonlar ve diğer imtiyazların kesinlikle kabul edilemeyeceği açık ve kesin bir dille vurgulanmıştır.

Bilindiği gibi devletin iki temel görevi vardır. Birincisi; milletin huzur ve güvenliği ile devletin devamlılığını sağlamaktır. Devletin ikinci görevi; halkının refah ve mutluluğunu sağlamaktır. Refah ve mutluluk ise ekonomik faaliyetler demektir. Devlet bu temel işlevlerini kendi milli politikaları ve kendi kaynakları ile karşılamak zorundadır. Bunun yapılamadığı ortamda milli devletin varlığından bahsedilemez.

Sonuç olarak, Türkiye’de bugün milli devletin varlığı kalmamıştır. IMF ve Dünya Bankasının tam kontrolundaki ve Lozan’da kaldırdığımız kapitülasyonların misli ile geri verildiği ülkemizin tam bağımsızlık vasfı da kalmamıştır. Mevcut küresel sömürü düzeninin ortadan kaldırılması için milli güçlere çok iş düşmektedir.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
17 Şubat 2008 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale