16 Aralık 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türkiye'de ve dünyada vicdani red hareketleri
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1924)

 13 Şubat 2008 Çarşamba 

Vicdâni Red Hareketi, bütün dünyada yaygın olan bir kavram ve harekettir. Genel olarak savaş karşıtlığı olarak tanımlayabileceğimiz bu kavram aslında kişiye dışarıdan yapılan tahakkümü, yani herhangi bir şekilde yapılan zorlamayı reddetmek anlamında kullanılmaktadır.

Askerlik ve savaş ortamı şiddeti öngördüğünden ve askerin silahı da bizzat şiddet yaratan malzeme olduğundan vicdâni redçiler silah taşımayı ve bunu kullanmayı reddettiklerinden asker olmayı ve askerlik kanununun gösterdiği kurallara uymayı kabul etmezler.

Bu düşünce tamamen bireysel bir tutumla ortaya çıktığı takdirde kişinin psikolojik durumunu yansıttığından kişisel hastalık hastalık olarak görülüp tedavi yoluna gidilebilir. Fakat bu konu ayni düşünceye sahip bu kişilerin örgütlü şekilde bir araya gelmeleri, birlikte eylem yapmaları, bu eylemleri ile toplumda rahatsızlık yaratmaları, kendileri gibi düşünenlerin kurdukları dış teşkilatlarla uyum içinde birlikte çalışmaları, değişik toplum kesimlerini etkileyerek taraftar ve destek kazanmaları sonucunda devlete, devletin nizamına, toplumun yaşantısına karşı menfi etkileri yüzünden vereceği zarar düşünüldüğünde asimetrik savaşın bir tarafı olarak görülebilirler.

Vicdâni Red Grupları; toplu yaşam düzeninin koyduğu kurallara değil, kendi vicdanlarının sesine göre ve kendi koydukları kurallara göre hareket etmeyi doğal ve en demokratik hak olarak kabul ettiklerinden otomatik olarak toplum düzenini bozmakta ve topluma zarar vermektedir. Devletin vicdani red grubunun bütün hareketlerini çok dikkatli takip ve kontrol etmesi gerekmektedir.

Bu düşünce tarzı dünyada hızla yaygınlaşmaktadır. Vicdanı redciler, değişik ülkelerdeki gruplar uluslararası organizasyonlarla biraraya gelerek toplu davranış ve direniş göstermeye başlamışlardır. Doğal olarak asimetrik savaşı körükleyerek bu savaşın getireceği yıkımdan medet uman küresel güçler bugün ve gelecekte çok daha yaygın olarak bu grupları mevcut kamu düzenine karşı kullanacaklardır.
Gelişmiş kitle iletişim araçlarının dünyanın her tarafına ayni anda yaydığı savaş ve şiddet görüntüleri bu grupların sayısını ve direncini arttırmaktadır. Bugün sadece savaş karşıtı gibi fikirleriyle son derece doğal ve masum görülen bu grup bizzat devlet düzeninin bozulmasında temel rolü oynayacaktır.
Şimdi bu konuda yazılmış bir makaleden alıntı yaparak konuyu açalım;

“.... İzmir Savaş Karşıtları Derneği Başkanı Osman Murat Ülke'nin 7 Ekim 1996 tarihinde TCK m.155'deki "halkı askerlikten soğutma" suçunu işlediği gerekçesiyle, Askeri Ceza Kanunu m.58'de düzenlenen "milli mukavemeti kırma" fiiline dayanılarak tutuklanması ile birlikte ülkenin siyasal gündemine "vicdani red" kavramı ilk kez girdi.
Türk kamuoyu bu kavramla, 1989’da Tayfun Gönül ve Vedat Zencir'in Sokak Dergisi'nde vicdani retlerini açıklamaları ile tanışmıştı. Bunlar hakkında TCK m.155'den dava açıldı ve sivil mahkemede yargılandılar. Bu yargılama sonucu, Vedat Zencir beraat etti, Tayfun Gönül ise üç ay ceza aldı ve bu da para cezasına çevrildi.
Sonraki yıllarda asker kaçaklarının sayısı artış gösterdi. 1993 yılı sonunda Genelkurmay tarafından Askeri Mahkemeler'in yaygın kullanımı başladı. Böylelikle, sıkıyönetim dönemleri ve casusluk suçları dışında da sivil kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmasının yolu açıldı.
Vicdani red, kısa tanımıyla; bir bireyin ahlâki tercih, dini inanç ya da politik görüşleri nedeniyle askerlik yapmayı reddetmesidir. Farklı motivasyonlardan kaynaklanan ama aynı eylemde birleşen bireylerin, kuşkusuz, ortak bir paydaları vardır. Bu payda militarizme karşı olmaktır. Militarizmin ve hizmet ettiği devlet aygıtının (tahakküm mekanizması da diyebiliriz) birey üzerindeki en arsız tasarruf iddiasına karşı olmaktır.
Hangi gerekçeyle olursa olsun askerlik yapmayı reddetmek, savaş mekanizması ile işbirliği yapmayı reddetmektir.
Savaşın hiçbir türüne destek vermemek ve herhangi bir savaş mekanizması içinde yer almayı reddetmek anlamında vicdani red; savaşı, yani militarizmi, yani örgütlü ve kurumsal şiddeti onaylayan hiçbir politik amacı ve toplumsal tasarımı insan topluluklarının geleceği için hayra alamet bir şey olarak görmemektedir.Vicdani reddin dayandığı temel haklardan bir diğeri ise evrensel bildirgenin 18. maddesinde belirtilen "düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı"dır. Vicdani red, düşünce ve vicdan özgürlüğünün meşru bir kullanımı ve tezahüründen başka birşey değildir. Bu tezahür ediş, doğal olarak beraberinde "düşünceyi ifade özgürlüğü" gibi temel bir hakkın kullanımını da getirmektedir.
Savaşın hiçbir türüne destek vermemek; herhangi bir savaş mekanizması içinde yer almayı reddetmek anlamındaki "vicdani red", taraflardan tümüyle bağımsız ve üçüncü bir seçeneğin varolduğunu açık ve net olarak göstermektedir. Bu, aynı zamanda, savaşın insan kaynaklarının kurutulması çağrısını da içermektedir. Bu çağrının karşılık bulması halinde savaşı durdurabilme ve gerçekten savaş yanlısı güçlerden bağımsız, adil bir çözüm üretebilme imkanı yakalanabilecektir.....”

Yukarıdaki yazıdan da anlaşılacağı gibi konunun kısa sürede yaygınlaşacağı anlaşılmaktadır. Vicdâni redçiler ülke bazında teşkilâtlanıp vicdâni red cephesini büyütmeye devam ederken, uluslararası kuruluşlar nezdinde yaptıkları girişimler ile devletlerin ve hükümetlerin kendi yanlarında hareket etmelerini sağlayan pek çok karar çıkarmayı da başarmışlardır.

Bu konuda karar alan kuruluşların başında Birleşmiş Milletler gelmektedir. BM’in askerlik hizmetinde vicdâni red ile ilgili 1993 yılı kararı; (8 Mart l993 dökümanı E/CN 4/1993/L.107: "Gençliğin, askerlik hizmetini vicdani red sorusunu kapsayacak biçimde, insan haklarırının desteklenmesi ve korunması içerisindeki rolü") Avusturya, Kosta Rika, Rusya, ABD, Kanada, Hollanda, Portekiz ve İngiltere tarafından hazırlanmıştır.
Bu kararda özetle; “ Eğer henüz yapılmadıysa, askerlik hizmetini vicdâni red’di samimi temelde ele alan, askeri hizmetten ayrı tutmayı amaçlayan yasalar yapılmasını ve önlemler alınmasını devletlerden rica eder” diyerek konuyu detaylı incelemiştir.

BM’in yanında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı(AGİK), Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu aldığı kararlarla vicdâni redçilere sahip çıkmışlardır.

Konu şimdilik çok yenidir. Vicdâni redçiler bugün sahip oldukları potansiyel ile devletleri ve devletlerin oluşturduğu gruplara zarar vermekten çok uzaktır. Fakat yakın gelecekte asimetrik savaş plânlayıcı ve uygulayıcıları tarafından dikkate alınması gereken bir hareket olarak değerlendirilmek zorundadır.

Ülkemizde bugün vicdani redcilerin sayısı çok azdır ve henüz ciddi bir tehlike teşkil edecek şekilde örgütlenmemişlerdir. Fakat şimdiden konu üzerinde dikkatle durulması gerekmektedir.Vicdanı red gruplarının küresel güçlerin kolaylıkla yararlanabileceği potansiyel tehdit unsuru oldukları asla unutulmamalıdır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
13 Şubat 2008 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale