25 Mart 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Bulgaristan yönetiminde Türkler
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 22 Temmuz 2001 Pazar 

Komşumuz Bulgaristan’da bizi çok yakından ilgilendiren önemli gelişmeler oluyor. Fakat gerek Dışişleri teşkilatımız ve gerekse kamuoyu oluşturmakta üstün başarılarını her gün vurguladığımız Basın-Yayın kuruluşlarımızın konuya yeterli ilgiyi göstermediğini görüyorum.

Başlıktanda anlaşıldığı gibi resmi rakamlara göre Bulgaristan nüfusunun % 10’nu oluşturan Türkler (Gayriresmi olarak % 20 olduğu belirtiliyor) tarihte ilk olarak bir seçim sonucu Koalisyon yönetimi içinde iktidara geldiler.

Bilindiği gibi Bulgaristan’da 17 Haziran’da yapılan Parlamento seçimlerinde hiç bir siyasi güç tek başına iktidara gelecek oranda oy elde edemedi. Kaçınılmaz olan Koalisyon nihayet gerçekleşti . Eski Kral II nci Simeon’nun başkanlığında kurulacak Koalisyon Hükümeti için hazırlanan Protokol 20 Temmuz 2001 tarihinde taraflarca imzalandı. Bu protokol ile birlikte Bulgaristanda yaşayan soydaşlarımızın çok büyük bir kesimini temsil eden HAK VE ÖZGÜRLÜKLER HAREKETİ (HÖH) resmen koalisyon ortağı oldu.

Hak ve Özgürlükler Hareketi sadece Bulgaristan için değil, bütün Balkan Coğrafyası için önemli. Çünkü genel olarak 1913’te Balkan Harbi ile birlikte terkettiğimiz Balkan topraklarında ilk defa Türkler bir ülkenin yönetiminde etkin rol oynuyorlar.

Oysa bundan çok kısa bir süre önce ülkesindeki Türkleri silah zoruyla trenlere doldurarak katar katar Türkiyeye gönderen Komünist Diktatör Todor Jivkov yönetimi adete Bulgaristan Türklerini imha için karar vermişti. Zorla Bulgar ismi aldırma ve BELENE ADASI’nda hazırlattırılan özel toplama kamplarında zorla Bulgarlaştırma faaliyetleri karşısında Türkiye Cumhuriyeti sessiz kalamazdı. Fakat zamanın Başbakanı Turgut ÖZAL bu konuda tarihi bir hata yapmış ve binlerce yıldır anayurt belledikleri vatan topraklarından Türklerin zorla çıkarılmasına “ Gönderdiklerinizin hepsini Türkiye bağrına basar” diyerek Türkler’in atayurtlarını terketmelerine zemin hazırlamıştı.

Bulgarlar bilinçli ve planlı olarak önce Türk soydaşlarımızın aile fertlerini birbirinden ayırmışlardır... Erkekleri BELENE KAMPINA, önce çocukları ve bilahare kadınları trenlere doldurarak Türkiye’ye göndermişlerdir. Bu şekilde Bulgaristan’ın en eski sahipleri olan Türklerin tamamını ülkeden kaçırmak ve gitmeyeyenleri asimile ederek Türk ismini ve neslini ortadan kaldırma hareketini aralıksız sürdürmüşlerdir. Bu şekilde kısa sürede 300 000’den fazla soydaşımız Türkiye’ye gelmiştir. Aileler tamamen parçalanırken, Türklerin elindeki tapular Bulgar kökenliler tarafından adeta kapışılmıştır.

Türkiye’nin bu toplu kıyıma karşı sessiz kalması düşünülemezdi. Fakat bu uygulamaya karşı yapılacak en doğru hareket ise gelen Türkleri Türkiye’ye kabul etmek değildi. Onlara ve haklarına sahip çıkmak ve soydaşlarımızın kendi anavatan topraklarında hür, bağımsız ve diğer Bulgar vatandaşları gibi özgürce yaşamaları için Bulgaristana her alanda baskı uygulamaktı. Ayrıca gerek Avrupa ve gerekse dünya kamuoyunu bu anlamsız saldırı karşısında Bulgaristan Yönetimine karşı yaptırımlar uygulamaya çağırmaktı. Türkiye’nin o yıllarda Bulgaristana her türlü yaptırımı uygulayabilecek gücü ve etkisi de vardı.

Bu yapılmadı ve soydaşlarımız Türkiye’ye kabul edildi. Neyseki bu uygulama uzun sürmedi. 1990’larda Komünizmin Rusya’da çökmesi ile birlikte Bulgar Komünizmide kısa sürede çöktü ve tarihe karıştı. Yeniden yapılanma esnasında soydaşlarımızın büyük çoğunluğu geriye döndüler. Gerek can ve gerekse mallarından pek çok kayıp veren Bulgaristan Türkleri kısa sürede toparlandılar. Biklik, beraberlik ve bütünlüklerini siyasi bir çatı altında toplanarak güçlendirdiler. Bu oluşuma son 10 yılda bu ülkeye yatırım yapan Türk müteşebbişlerinin çok önemli katkısı bulunduğunu da göz ardı etmemek gerek. Bugün bu ülkede önemli bir yer tutan Türk işletmelerinde öncelikle soydaşlarımıza iş ve aş imkanı sağlanmıştır. Bugün Bulgaristan Türkleri’nin büyük bir çoğunluğnun maddi olarak zenginleştiğini söylemek mümkündür.

Bugün gelinen durumu özetlemek gerekirse;1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nden sonra Türklerin azınlık olarak bulundukları topraklarda ilk kez hükümet ortağı durumuna geldiklerini söyleyebiliriz. Hak ve Özgürlükler Hareketi’ne bütün Türkler’in dahil olduğunu söyleyemeyiz. Fakat çoğunluğunu Türkler’in oluşturduğu bir siyasi hareket olarak görebiliriz. Bu gün gelinen noktadan baktığımızda bu hareket dışında kalan Türklerin kısa sürede bu bayrak altında toplanacaklarını şimdiden söylemek yanlış olmaz sanırım.

Eski Kral, yeni Parti Lideri ve Başbakan II nci Simeon’un kuracağı koalisyon Hükümetinde Hak Ve Özgürlükler Hareketi’ne 2 Bakanlık ve 5 Bakan Yardımcılığı verildi. Başbakan II nci Simeon’nun Partisi’nin meclisteki 120 sandalyesine karşılık Ahmet DOĞAN yönetimindeki Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin 21 sandalyesi vardır. Evet garip ama gerçek. 17 Haziran seçimlerinden sonra parlamentoya 21 milletvekili sokan Türkler bugün iktidar ortağı. Hak ve Özgürlükler Hareketi Tarım Bakanlığı ile Doğal Afetler ve Endüstri Kazaları Bakanlığı'nın sahibi. Savunma, Maliye, Ekonomi, Bölgesel Geliştirme, Çevre ve İskan gibi beş önemli bakanlığın yardımcılığı da Türklere verildi. Ama en önemlisi, Sofya Valiliği. Başkentin valisi bir Türk olacak . Bu durum Bulgaristan’nın geleceğinde Türk soydaşlarımızın önemli işlevleri olacağının önemli bir kanıtıdır. Birlik, beraberlik ve bütünlük içinde hareket edilebildiği takdirde neler yapılabileceğinin önemli bir göstergesidir.
 
Şimdi yapılacak en önemli iş, Türklerin’de içinde bulunduğu Bulgaristan Yönetimi ile her alanda ikili ilişkilerin ve bilhassa ekonomik ilişkilerin giderek arttırılmasıdır. Bulgaristan’ın çok yakında ve bizden çok önce Avrupa Birliğine katılacağı ve yine çok kısa sürede ekonomisini bugünküne kıyasla çok ilerilere götüreceği kesindir. Türkiye bundan istifade etmelidir. Kısır iç siyasi çekişmeleri bırakıp , evvelâ pek çok soydaşımızın yaşadığı yakın komşularımızla yakın işbirliği içinde bulunulmalıdır.

Komşu ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın Türkiye için önemli kazanımlar elde etmede tutunacak temel taşları olduğu gerçeği hiç bir zaman gözardı edilmemelidir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
22 Temmuz 2001 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale