29 HAZİRAN 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






11 Eylül terör saldırılarını CIA ve MOSSAD yapmış
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1931)

 26 Aralık 2007 Çarşamba 

Türkiye’nin hergün değişen sanal gündemi arasında gözden kaçan bir açıklama İtalya’nın eski cumhurbaşkanı Francesco Cossiga’dan geldi. Cossiga herkesin bildiği fakat özellikle dile getirmekten kaçındığı bir gerçeği dünya kamuoyuna deklere etti. Eski cumhurbaşkanı; 11 ylül 2001 İkiz Kuleler ve Pentagon saldırılarının İslam dünyasını suçlamak ve batılı güçleri Irak ve Afganistan’a müdahaleye tahrik için CIA ve MOSSAD tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi. Konuya ilişkin basındaki haberler özetle şöyleydi;

“....Francesco Cossiga İtalya’nın önemli gazetelerinden Corriere Della Sera’ya verdigi mülakatta; Ön safta İtalyan merkez solu olmak uzere, ABD ve AB’nin bütün demokratik unsurları gayet iyi biliyor ki bu feci saldırılar (11 eylül saldırıları) CIA ve Mossad tarafından, Arap düyasını suçlamak ve batılı güçleri Irak ve Afganistan’a müdahaleye tahrik etmek için plânlanıp gerçekleştirildi dedi.
El Kaide lideri Usame bin Ladin’in saldırıyı ’itiraf ettigi’video kaydıyla ilgili kuşkularını da dile getiren Cossiga; bu nedenle ’tahrifatın ustası’ Silvio Berlusconi’ye ne İtalyan cumhurbaşkanlığı ne de merkez solun temsilcilerinden tek bir dayanışma kelimesi gelmedigini söyledi. Cossiga, 11 Eylül’le ilgili ilk şüphelerini 2001’de araştırmacı yazar Webster Tarpley’e şöyle açıklamıştı; “.. saldırıların arkasındaki akıl son derece sofistike olmalı. Sadece fanatik kamikazeler devşirecek kadar değil, ayni zamanda yüksek uzmanlık düzeyinde personele sahip olacak kadar büyük imkânları da olmalı. Bir tek şey ekleyeyim; bu saldırılar radar sistemine ve uçus güvenlik elemanları arasına sızılmadan gerçekleşemez.”
Senatör ve bir hukuk profesörü olarak İtalya’da saygın bir isim olan Cossiga,11 Eylül saldırısının tüm küresel istihbarat örgütleri tarafından bilindiğini de söyledi.”

Bu itiraf bu konuda en üst düzeyde yapılan bir açıklamadır ve benim 12 Eylül 2001’de yazdıklarımı doğrulamaktadır. Bildiri-Yorum sütünlarındaki “ABD'DE TERÖR KATLİÂMI” başlıklı yazımda ayni konulara değindim ve bu olayın ancak içeriden verilen yardım ve destek ile gerçekleşecek kadar karmaşık olduğunu vurguladım. Dedim ki;

“11 EYLÜL 2001 dünya tarihine kara bir gün olarak mührünü vurdu. ABD'nin NEWYORK ve WASHINGTON şehirlerini hedef alan ve masum binlerce insanı katleden toplu terörist katliamı insanlık tarihinin en acı ve vahşet dolu bir günü olarak daima hatırlanacaktır.
11 EYLÜL 2001; yeni bir devrin başlangıcıdır. Bu günü insanlık tarihi için bir milât olarak değerlendirebiliriz.
Gerçek bir insanlık suçu olan Uluslararası Terörizm, İkinci Dünya Harbi'ni takip eden soğuk savaş dönemi'nin etkili bir silahı olarak kabul edilmiştir. Devletler bu silahı kendi millî menfaatlerinin elde edilmesinde acımasızca kullanmışlardır. Görünüşte bütün resmi devlet ağızlarından terör ve anarşi kınanmıştır. Sahte sözcüklerle geçiştirilmiştir. Fakat terör ateşi daima olmuş ve bu ateş sadece düştüğü yeri yakmıştır. Ama devlet destekli terör günümüzde her zaman en etkili silah olarak kullanılmıştır.
25 yıldır uluslararası terörizmin her alanda kullanıldığı bir savaş alanına döndürülen ülkemiz terörizme onbinlerce insanını kurban vermiştir. Nice yuvalar yıkılmış, nice masum ocaklar sönmüştür. Ekonomimiz altından kalkılamayacak boyutlarda bozulmuş , halkımızın refah ve mutluğuğuna gidecek milli gelirimiz terörle mücadele alanında silahlı mücadeleye ayrılmıştır. Bu terörü yaratan ve destekleyen Türkiye ve Türklük düşmanları teröristleri açıkça desteklemekten çekinmemişlerdir. Ve bize "teröristleri neden hapsediyorsunuz, cezalandırıyorsunuz" diye hesap sormuşlardır. Basın-Yayın elemanları , parlamenterleri, bürokratları, sözde sivil toplum teşkilatları yöneticileri ölen binlerce masum insanların acılı ailelerini değil onları öldüren hapisteki terörist canileri ziyaret ederek desteklemekten çekinmemişlerdir.
30.000 kişinin katili teröristbaşı Öcalan’ı Türk adaletinin elinden kaçırmak için komşularımız ve AB ülkelerinin üst düzey devlet görevlilerinin birbirleri ile yarıştığını bütün dünya gördü. Bosna, Filistin, Çeçenistan ve Afganistan'da sürdürülen teröre daima destek olunmuş ve “devletlerin iç meselesidir" denilerek gözler kapatılmış, onbinlerce masum insanın katledilmesine göz yumulmuş ve adeta buna zemin hazırlanmıştır.
Dünya güç dengesini ellerinde tutan devletlerin son derece duyarsız ve kural tanımaz tutum ve davranışlarının acı sonucunu dün ABD 'ne yapılan saldırı ile yaşadık. Bu çapta bir terörist saldırı ilk defa olmaktadır ve bütün ayrıntıları ile dünyanın gözleri önünde bilim ötesi film seyreder gibi bire bir yaşanmaktadır. Saldırının oluş şekli ve neticeleri ile olay, terörist saldırıdan çok adı konulmamış bir savaşı çağrıştırmaktadır. Boyutları ile terörizmin çok ötesindedir.
Bilindiği gibi savaşlar iki hasım ülke veya ülkeler grubu arasında olur. Burada taraflardan birinin ABD olduğu açıkça bellidir. Peki öte tarafta kim veya kimler vardır. Şu anda bunun cevabını vermek mümkün değildir. Eldeki bilgilerle yapılacak bir değerlendirme ise spekülasyondan öte bir anlam taşımaz. Bununla beraber genel bir tanımlama yapmak icabederse bu işi yapanların 1991'den beri dünyayı her alanda yöneten ve yönlendiren tek güç olan ABD'nin bu durumunu içine sindiremeyen, kendilerini de bir dünya gücü olarak görüp dünya güç dengeleri içinde söz sahibi olmak isteyen bütün devletler tarafından bu saldırı destek bulabilir. Adını Rusya, Çin, Japonya, Almanya v.s olarak koyabilirsiniz. Bu güçler bu saldırı ile " Ayağını denk al. Sandığın kadar güçlü değilsin. Sen daha kendi halkını, kendi askeri komuta merkezini korumaktan acizsin. Bizi hiç koruyamazsın " gibi bir imaj yaratmak isteyebilirler.
Şurası bir gerçek ki bu saldırıyı yapanlar başarıya ulaşmışlardır. ABD.yönetimi ve halkı ile çok büyük maddi ve manevi yara almıştır. ABD 'nin gururu kırılmıştır.
Saldırıyı teknik olarak tanımlamak ve anlam verebilmek çok zordur. Bilindiği gibi bir kaç kişinin bulunduğu bir askeri karakola yapılacak bir saldırı için aylarla ifade edilen bir ön izleme, gözetleme, planlama, eğitim ve prova safhası gerekmektedir.
Bu kadar kapsamlı, yapılışı ve sonuçlarıyla inanılmayacak derecede vahşet dolu ve insanlık alemi için derin yaralar açan bir saldırı; planlı, proğramlı, yıllar süren titiz bir hazırlık dönemini, eğitimi, provayı, birkaç küçük devletin altından kalkamayacağı kadar yüklü bir maddi desteği, üstün bilgi teknolojisini ve bu teknolojiyi bilip kullanabilen, davası uğruna gözünü kırpmadan ölmeyi göze alabilen bilinçli ve inançlı kişileri, koordineli çalışmayı yönlendirecek yeterli teknoloji ile donatılmış bir komuta merkezini, ve bütün çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde yapabilen bir örgütlenmeyi gerektiriyor. Biz bunlara bugüne kadar ancak bilim kurgu filimlerinde şahit olduk.
Uzayı parselleyen uyduları ve dünyanın her kesiminde uçan AWACS uçakları vasıtasıyla binlerce km. öteden çektiği resimlerle insanların göz rengini tesbit edebilen, karı-koca arasında yapılan fısıltılı konuşmayı banta alabilen, yeraltının binlerce metre altındaki jeolojik katmanları saptayabilen bilim ve teknolojiye sahip ABD'nin içinde kendisine karşı yapılan bu kapsamlı saldırıda gafil davranması veya hazırlıksız yakalanmasını açıklamak çok zor.
Otomatik olarak harekete geçen bir güvenlik şemsiyesi altında dünyanın en iyi korunan askeri karargahına yapılan saldırının izahı ise teknik olarak çok daha zordur. Güvenlik sanayîi ve eğitimi konusunda dünyanın en gelişmiş imkanlarına sahip olan bir devletin binlerce masum insanının can ve mal kaybına sebep olacak böyle bir saldırı karşısında aciz kalması ise yine kolay izah edilebilecek bir olay değildir.
Böyle bir saldırıyı İran, Afganistan, Libya, Irak gibi İslam ülkeleri ve bir takım İslami kurtuluş örgütlerine yüklemek yanlıştır. Hele Usame Bin Laden gibi heryerde aranan ve daima kısıtlı hareket etmek zorunda bulunan kişilere yüklemek çok daha yanlıştır. Yine kanaatime göre bunların aklı, fikri, gücü ve parası bu çapta bir saldırının organizasyona ve operasyona yetmez... Ama ABD içindeki güç mücadelesinde bulunan fanatik gruplarında büyük ölçüde yardımı ile gerçekleştirildiği anlaşılan bu saldırıda bu ülkeler ve kişiler taşeron olarak kullanılmış olabilirler. Bu saldırının oluş şekli planlamanın her safhasında ABD içinden çok önemli yardım alındığını göstermektedir. Aksi halde gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir...”

Evet bunları saldırının ertesi günü kaleme almışız. Yani şimdi Cossiga’nın dediğini biz olayla birlikte deklere etmişiz. Sonunda bu günleri görerek “dünyamız bundan sonra terör acısını daha çok yaşayacaktır” değerlendirmesini yapmışız.

Bugün gelinen durum ortadadır. ABD’nin terörü önlemek adına önce Afganistan’ı ve sonra Irak’ı işgali ile terör ateşi bütün dünyayı sarmıştır. Ateş insanlığı yakmaya devam etmektedir. Küresel güçler terörü önlemek yerine terör ateşinin üzerine benzin dökmeye devam etmektedir.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Aralık 2007 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale