27 Mart 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Terör ve terörizm yeni bir savaş metodu mudur?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (Nutuk-1927)

 19 Kasım 2007 Pazartesi 

Türkiye son kırk yıldır adı konulmamış bir savaşı yaşamaktadır. İnsanlarımız artık günlük basit haber haline dönüşen terör olayları karşısında duyarsız hale gelmiştir. Çünkü bugün kırk yaşın altında olan neslin olağan yaşantısı içinde terör mutlaka vardır.

Peki nedir bu terör? Terörün savaştan farkı nedir? Konularını bilmek zorundayız.

Terörün içerdiği şiddet şavaşı andırmaktadır. Fakat terörün kuralsız oluşu, kurallara bağlı olarak sürdürülen klasik savaş türlerinden en önemli ayrıcalığını teşkil etmektedir. Çünkü savaşın uluslararası ve milli kurumları vardır ve ayrıca taraflarca bilinen hukuku bulunmaktadır.

Tamamen kuralsız olmasına rağmen terör günümüzde giderek yaygınlaşmış ve evrensel düzeyde ciddi bir tehdit niteliği kazanmıştır. Gelişen teknoloji ve kitle tahrip silahlarından yararlanma imkanı kazanması ile gelecekte ülkeler için çok daha büyük sorunlar getireceğini şimdiden söylemek mümkündür. İşte bu yüzden öncelikle terörizmin uluslararası ve ulusal düzeyde yerinin belirlenmesi, kurumlarının ve hukukunun oluşturulması gerekmektedir.

Klasik savaşların uluslararası kurumları ve kuralları terörizme cevap veremez.
Örnek olarak; hasım devlete savaş ilanı, sivil halka zarar verilmemesi, esirlere yapılacak işlem, ateşkes antlaşması kuralları, barış antlaşması kuralları, hiyerarşik komuta düzenine sahip olma, sorumlu komutanın belli olması, belli bir kıyafet giyilmesi, silahın açıkta taşınması gibi savaş kurallarını terörizmde uygulatmak bugün için imkansızdır.

Terörizm genellikle azınlığın yani zayıf olanın seçtiği bir mücadele türüdür. Bu hareket tarzı amacına, ilkeleri uluslar arasında belirlenmiş askeri harekatla veya savaşın herhangi bir türü ile değil, kuralsızlığı esas alan şiddetle ulaşmayı seçen bir yöntemdir.

Terör, genelde bir ara dönem mücadele türüdür. Ancak barışta olduğu gibi sıcak savaşta, soğuk savaşta, gayrinizami savaşlarda uygulama imkanı bulur. Yani barış döneminde var olan ekonomik, sosyal veya politik mücadeleye değişik bir yöntemle silahı ve şiddeti sokmaktadır.

Terör, yıpratma stratejisi ile güç dengesini terörü destekleyen merkezlerin yararına çevirmeye çalışır. Örnek olarak; Suriye su sorunu için, Yunanistan Megali ideasını engelleyen Türkiye'yi zayıflatmak için, İran ülkesindeki % 50 Türk azınlıktan duyduğu endişe ile Türkiye ile İran arasına tampon bir devlet sokabilmek için, Türkiye'deki terörü desteklerler.

Terör, son yıllarda, “Gayri Nizami Savaş” ve özellikle de “Düşük Yoğunluklu Çatışma” içinde düşünülmeye başlanmıştır. Yaygın terör olaylarına " Düşük Yoğunluklu Çatışma" ismi verilmesi (DYÇ), Gayri Nizami Harp (GNH) araştırmaları sırasında ABD tarafından gündeme getirildi. Gerçekte yapılacak kısa bir inceleme dahi bu iki savaş türünün alan ve konu olarak örtüştüğünü gösterir. Özetle, Gayri Nizami Harp ile Düşük Yoğunlukta Çatışma’yı birbirinden ayırmak zordur.

Terör olaylarının günümüzdeki kadar yaygınlaşmadığı bir dönemde esasları belirlenen ve genellikle ayaklanmalar ve ayaklanmalara karşı hareketler için geliştirilen Gayri Nizami Harp uygulama ve kuramı, terörün ihtiyacına cevap veremediği için “Düşük Yoğunlukta Çatışma” kuramı ve ilkeleri geliştirilmiştir.

ABD bu çalışmayı bir bakıma ülke dışına kuvvet gönderebilmesinin yasal dayanağı olarak hazırlamıştır. Aslında “Düşük Yoğunluklu Çatışma” diye yeni bir mücadele türü ortaya koymaktansa, Gayri Nizami Harp (GNH) türünün mevcut kuramları yeni ihtiyaçlara göre düzenlenip geliştirilebilirdi.

Kabul etmek gerekir ki, GNH kuramı geliştirilse de terörü içermesi mümkün olmaz. Çünkü GNH ilkeleri terörle bağdaşmaz. Yani bu kurallar teröriste uymaz. İşte bu yüzden diyoruz ki; Terör DYÇ'den de GNH'den de bağımsız kendine özgü bir mücadele türüdür.

Teröristin karşısında bütün heybet ve hassasiyeti ile açıkta duran, hedef durumundaki devlet de olayı savaş şartlarında kabul edememektedir. En azından savaşa nazaran daha sınırlı tedbirlerle yetinmek, evrensel haklara ve kendi hukukuna bağlı kalmak durumundadır. Devlet teröriste nazaran dikkate alması gereken çok geniş hukuki ve sosyal değerler sistemine sahip bulunmaktadır.

Sık kullanılan savaş türlerinden bir diğeri sınırlı savaştır.

Sınırlı savaş; sınırlı kuvvet kullanılması (sınırlı silah, sınırlı sınıf, sınırlı askeri birlik), sınırlı mekanda yapılması, sınırlı zamanda tamamlanması anlamı taşır. Savaşlar sınırlı da yapılsa kurallar normal savaşlardaki gibi aynen çalışır. Şiddeti ön plana alarak hiçbir sınır ve hiçbir kural tanımayan terörü sınırlı savaş türleri içinde saymak mümkün değildir.

Terörizm, ihtiyacına göre klasik savaş türlerinin hepsinden yararlanır, durumuna uygun olarak ihtiyaç duyacağı yöntemleri, araç ve gereçlerini kullanır. Bu görünüşü ile terör ayrı ve kendisine has yapısı ile özgün bir mücadele türüdür.
Gayri Nizami Harp (GNH), düşük yoğunluklu çatışma gibi bir sınırlı askeri mücadele ve çarpışma türüdür. Gayri Nizami Harp'ten (GNH) bir esasa ve düzene bağlı olmayan, kaidesi kuralı bilinmeyen harekat manası çıkarmamak gerekir. GNH'nin de kendisine özgü teşkilatı, uygulama esasları ve yönetim metotları vardır. Hukuken tamamen meşru bir savaş biçimidir.

Cenevre Antlaşması bu savaşa katılanlardan aşağıdaki şartlara uymalarını ister;
. Astlarının hareketlerinden sorumlu tutulacak bir kişi tarafından komuta edilmek.
• Uzaktan tanınabilecek sabit ve farklı bir işaret taşımak.
• Harekatı harp yasaları ve usullerine uygun olarak sevk ve idare etmek.
• Silahı açıkta taşımak.

Yukarıdaki şartlar dikkate alındığında, terörün Gayri Nizami Harp içinde düşünülmemesi gerektiği anlaşılır.
GNH uygulamalarını; Truva'da, Cengiz Han'da, Selçuklu ve Osmanlı akıncılarında, 1808 Fransız-İspanya Harbi'nde, Napolyon’un Rusya seferinde 1812 General Kutuzof'un harekatında, ABD'nin İngilizlerle Amerika kıtası içindeki savaşlarında, ABD Kuzey-Güney savaşında, Balkan savaşlarında, İstiklal Harbinde Kuvvay-ı Milliye öncülüğünde gerçekleştirilen Batı Cephesi ve Güney Cephesi muharebelerinde görebiliriz.

GNH birbiri ile ilgili üç tip harekatı kapsar. Bunlar, Gerilla Harbi, Kaçma – Kurtulma Harekatı, Psikolojik Harekat ve yıkıcı faaliyetlerdir. Bütün bu aşamaların ve birbirinden değişik harekat tiplerinin ayrıntıları bu konuda özel eğitim görenler için gereklidir.
GNH, her durumda ve her değişik bölgede degişik şartlar içerir. GNH bütün konuları kullanır, bütün alanlara el atar ve her yöntemden yararlanarak uygun düşünce ve duygu ortamı hazırlamaya çalışır.
Arazi ve iklim, sosyo-kültürel durum, ideolojik ortam, ekonomik ortam GNH'nin oluşumunu ve şeklini etkilerler. Başarı daima, bu ortamın iyi değerlendirilmesine, iyi bir öndere ve yetenekli yönetici kadroya bağlıdır.
Özetle terör ve terörizm kuralları olmayan ve kuralsız şiddet ile sonuç almayı hedefleyen yeni bir mücadele türüdür. Bu türe biz bugün Asimetrik Savaş adı veriyoruz..




Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Kasım 2007 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale