23 Nisan 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Irak'ı ve Irak'taki Türk milli menfaatlerini unuttuk mu?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1924)

 29 Eylül 2007 Cumartesi 

Anayasa ve türban tartışmalarına takılıp kalan Tükiye gündemi, Irak İçişleri Bakanının ziyareti ile hareketlendi.
Türkiye, yapacağı sınır ötesi harekat ile ilgili olarak iki ülke hükümetleri arasında işbirliği ve koordinasyonu resmi evraka bağlama telaşında.

Oysa buna gerek olmadığını herkes biliyor. Çünkü Irak’ta bugün tek muhatabımız vardır ve bu ABD’nin atadığı ve kendi konrolunda tuttuğu Bağdat hükümeti değildir. Karşımızda doğrudan doğruya ABD vardır. Halen işgal altında bulunan, hiç bir yaptırım gücü bulunmayan, ülkenin hiç bir yerinde merkezi otoriteyi sağlayamayan, tamamen göstermelik ve işgal kuvvetlerince verilen direktifleri masa başı rutin faaliyetlerle tasdik etme görevini yürüten bir Irak yönetiminden fayda beklemek abesle iştigaldir.

Fiili durum her zaman hukuki durumun önüne geçer. Ortada Irak’ta konuşlanan, beslenen, lojistik ve eğitim desteği sağlanan PKK terör örgütünün Türkiye’ye saldırıları gibi fiili bir gerçek vardır. Bu gerçek doğrudan bizi tehdit etmektedir. Bu tehdidi ortadan kaldırmak görevi de başkalarının değil, bizim asli görevimizdir.

Dünya ne der? Sorusunun bizi ilgilendirmemesi gerekir. Adamlar 10.000 km öteden geldi. ABD toplumunu tehdit ediyor diyerek Irak’ı baştanbaşa işgal etti. Yaktı. Yıktı. Kültür ve tabiat varlıklarıyla beraber bir milyon masum insanı katletti. Bunun adına “demokrasi getiriyorum” dedi. “Ayni demokrasiyi diğer 24 islam ülkesine de getireceğim” diyerek “Büyük Ortadoğu Planı’n”(BOP) devreye soktuğunu bildirdi. Bizim başbakanımızı da bu projenin eş başkanı yaptığını dünyaya açıkladı.

Şimdi biz Irak’ta bu işgalci gücün kurduğu kukla hükümeti muhatap olarak alacağız ve kendisi anarşi ve terör batağında günde yüz kişinin öldüğü bu ülkeden yardım ve medet umacağız. Bunun adı ipe un sermektir. Bunun milli devlet politikası ile bir ilgisi yoktur. Bu husus ABD’nin doğrudan dayatmasıdır. Silahlı kuvvetlerimizin bütün uyarılarına ve hedef göstermesine rağmen siyasi idareyi oyalayarak PKK’ya karşı tedbir alınmasını önlemektir. Oysa tedbir alınmadan geçen zaman içinde PKK terörü ülkemizde yeni canlar almakta ve yeni ocakları söndürmektedir.

ABD yönetiminde Kuzey Irak’ta oluşturulan kukla Kürdistan Devleti yönetimi ise, arkasına aldığı ABD ve İsrail desteğine güvenerek boyundan büyük işler karıştırmış ve adeta Türkiye’ye kafa tutar bir pozisyona girmiştir. Bunun böyle devam etmesi mümkün değildir. Türkiye mutlaka gücünü gösterecek bu şer yuvalarını ortadan kaldıracak ve buna destek olanları da şiddetle cezalandıracaktır. Bu kaçınılmazdır.

Nitekim Türkiye sivil yönetim olarak gücünü gösteremez ve terör koordinatörü ihdası, Irak yönetimi ve ABD ile görüşmelerle vakit öldürürken, silahlı kuvvetlerimiz durumdan vazife çıkarmış ve gereken tedbirleri zamanında almıştır. Yani anarşi ve terörle mücadelede yasalarla eli kolu bağlanan silahlı kuvvetlerimiz bütün menfi şartlara rağmen verdiği şehitler pahasına devletin gücünü fiilen göstermiş ve Irak sınırına büyük bir yığınaklanma yapmıştır.

Bu yığınaklanma ile bir taraftan sınırın kendi tarafımızı kontrol ederken bir taraftan da Irak’a ve özellikle ABD’ne “burada bende varım, her an gelir destek verdiğin PKK’yı temizlerim” mesajını vermiştir. Gerçekten Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ve Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ verdikleri mesajlarla terör arkasındaki desteğin ABD ve AB olduğunu açıkça telaffuz etmiş ve terörün kökünü kazımaya kararlı olduklarını vurgulamışlardır.

Askerin bu kararlı tutumu şimdi meyvalarını vermeye başlamıştır. Nitekim Irak’lı Kürt liderlerden şimdiki Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani hiç beklenmedik bir şekilde basına “"Irak'ta Bağımsız Kürt Devletinin Kurulması İmkansızdır" şeklinde mesaj vermiştir.

Devlet Başkanı Celal Talabani, Birleşik Arap Emirlikleri’nin “El Halic” Gazetesine verdiği demeçte şunları söylemiştir;

“Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin coğrafi, siyasi, sosyal ve ekonomik imkanları olmayacaktır. Bağımsız Kürt devletini ilan etmek isteyen milliyetçi Kürtlere her zaman diyorum ki, bağımsız Kürt devleti ilan edildiğinde değil savaş açmak Suriye, Türkiye ve İran'ın ambargo uyguladığında nasıl yaşarız? İthalat ihracatımızı nasıl gerçekleştiririz? Irak'ta bir Kürt devleti, bu üç ülkenin birinin yardımı olmaksızın kurulamaz. Kürt devletinin kurulmamasının ikinci nedeni, Kürt toplumunun bağımsız bir devleti yönetmesi için gerekli olan kaynaklara sahip olmamasıdır. Irak Merkezî Hükümetin kaynağı bizden kesilirse nasıl yaşayabiliriz?'”Bir soru üzerine Talabani; PKK'nın Türkiye'ye karşı düzenlediği silahlı saldırılara karşı olduğunu da açıkça belirten sözler söylemiştir.

Talabani ile eş zamanlı olarak 24 Eylül günü Kuzey Irak Yönetimi Başkanı Mesut Barzani cephesinden umulmadık bir açıklama geldi. Kürdistan Demokrat Partisi lideri Barzani'ye bağlı yerel Kürt yönetimi, terör örgütü PKK'yı ilk kez yasadışı terör örgütü olarak gördüğünü duyurdu.

Barzani'ye bağlı bölgesel yönetimin sözcüsü Cemal Abdullah, Erbil'de düzenlenen öğrenci kongresinde yaptığı açıklamada; terör örgütü PKK ile bu örgütün İran'daki uzantısı niteliği taşıyan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PEJAK) konusuna değinerek “ yönetimin bu iki örgüt karşısındaki tutumunun açık ve net olduğunu, Barzani'nin de bu iki örgütü yasa dışı olarak bildiğini” söyledi. “Kürt yönetiminin komşu ülkeler karşısındaki siyasetinin açık ve aşikar olduğunu” vurgulayan Kürt sözcü, “yönetim olarak yasadışı hiç bir örgütün, Kuzey Irak toprakları üzerinden komşu ülkelerin istikrarını bozmasına izin vermeyeceklerini” söyledi. Sözcü, “PKK ve PEJAK'ı yasa dışı olarak gören Kürt yönetiminin, her iki örgütü Kuzey Irak'ta siyasi yaşamın bir parçası olarak kabul etmediğini” sözlerine ekledi.

Terör örgütü PKK ile onun İran'daki uzantısı olan PEJAK'ı ilk kez yasadışı terör örgütü olarak gören KDP lideri Barzani, daha önce bu iki örgüte yönelik mücadele konusuyla ilgili bir açıklamasında, "Kürt'ü Kürt'e kırdırtamazsınız" demişti.

Bu gelişmeler olurken kurulacak Kürdistan’ın mali yönden güçlendirecek olan petrol zengini Kerkük’ün Kürdistana bağlanması için yapılacak referandum da şimdilik askıya alınmış durumdadır.

Türkiye’nin israrla “Irak’ın toprak bütünlüğünden” yanayız şeklindeki içi boş açıklamalarına rağmen ABD siyasi makamlarının “Irak’ı Bağdat dışında üç ayrı devlete bölme” kararı almaları dikkate değerdir. Bu konuda Türkiye’den hiç bir tepki gelmezken Irak Türkmen Cephesi sert tepki göstererek “bizde Türkmen bölgesi olarak dördüncü devleti ilan ederiz” diyerek tarafını açıkça belli etmiştir.

Sonuç olarak;
Irak’ta kargaşa ve yönetim boşluğu ABD’nin isteği doğrultusunda devam etmektedir. Irak’ta sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel yaşam darmadağın olmuştur. İstikrarın sağlanması da kısa sürede mümkün görülmemektedir. Türkiye’nin silahlı kuvvetleriyle gösterdiği kararlı ve dik duruş ABD ve Irak tarafından dikkatle takip edilmektedir.

Askeri duruşla birlikte sivil yönetimin de türban tartışmalarından başını kaldırıp, kendi askerini zayıflatma çabalarına son verip, ordusunun arkasında olduğunu gösterdiği takdirde kazanan taraf Türkiye olacaktır. Hem bize ve hemde komşu Irak’a zarar veren PKK örgütü bir daha başını kaldıramayacak şekilde ortadan kalkacaktır.

Önümüzdeki günler bu konuda çok sıcak gelişmelere gebedir. Bekleyip göreceğiz.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Eylül 2007 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale