25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Gazilerimiz onur anıtlarımızdır. Onları baştacı etmeliyiz
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Benim için dünyada en büyük mevki ve mükâfat, milletin bir ferdi olarak yaşamaktır. Eğer Cenab-ı Hak beni bunda muvaffak etmiş ise, şükrederim. Bugün olduğu gibi ömrümün nihayetine kadar milletin hizmetinde olmakla iftihar edeceğim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1930)

 19 Eylül 2007 Çarşamba 

Milli değerlerimizin unutturulup, bunların yerine hızla global değerlerin yerleştirilmeye çalışıldığı, milliyetsiz ve kişiliksiz bir toplum yaratma gayretlerinin bulunduğu bir ortamda 19 Eylül GAZİLER GÜNÜ’nü buruk bir şekilde idrak ettik.

Biz biliyoruz ki, milli mücadeleyi başlatan ve genç Türkiye cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Atatürk’e Sakarya Meydan Savaşından sonra, 19 Eylül 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce “Gazilik” unvanı verilmiştir. Büyük öndere gazilik unvanının verildiği 19 Eylül tarihinin ülkemizde gaziler günü olarak kutlanmasına karar verilmiştir.

Bu karar devletimizin ve milletimizin gazilerimize verdiği önemin, onlara duyulan minnet ve şükran duygularının bir ifadesidir. Bu gün gazilerimizle birlikte bu toprakları kanlarıyla bize vatan kılan aziz şehitlerimiz de yad etme fırsatı buluyoruz.

Türk Dil Kurumunun sözlüğünde “Gazi” kelimesinin karşısında; " Düşmanla savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimse" ibaresini görürüz. Türk tarihi binlerce yıldır düşmanla savaşarak şehit veya gazi olarak evlerine dönen yüzbinlerce Türk evlâdının şanlı menkibeleri ile doludur. Topraklar onu besleyen şehiT ve gazilerin kanları ile vatanlaşır ve kutsallaşır. Vatan sevgisi bununla gelişir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu bin yıllık bir Türk yurdudur ve bu bin yıl içinde uğruna verilen yüzbinlerce canın kanı ile sulanarak vatanlaşmıştır. Dünyada eşi ve benzeri bulunmamaktadır.

Türk milleti vatan için şehadetin ve gazi olmanın en güzel örneğini Atatürk’ün önderliğinde verilen "Kurtuluş Savaşı"nda yaşamıştır. "Ya istiklal, ya ölüm!" demiştir. Türk tarihi böyle pek çok "kahramanlık günleri" ile doludur. Kahramanlık günlerini şehit ve gazilerimize borçluyuz. Destanlar yaratan şehit ve gazilerimiz bizim onur anıtlarımızdır..
Devletimiz bir yasa ile şehit yakınlarına "Övünç Madalyası" verir ve bir şehitlik maaşı bağlar. Yine gazilere de madalya ile aylık maaş verir: Ayrıca tedavi, ulaşım gibi hizmetlerden ücretsiz faydalanmalarını sağlar.

Türk ulusu için, "şehitler nurlanmış" ve "gaziler onurlanmış" şahıslar demektir. Türkiye gazileri 19 Eylül 1983 tarihinde "Türkiye Muharip Gazileri Derneği" altında toplanmışlardır. 19 Eylül ayni zamanda "Kahramanlık Günü" olarak da kutlanmaktadır. Yerel kurtuluş günleri de gazilerimiz ve kahramanlarımız için birer anma günüdür.

Günümüzde şehit ve gazilik mertebesine sadece ülkeyi cephede koruyan askerler erişmiyor. Çünkü düşmanlarımız artık kendileri sınırdan orduları ile gelmiyorlar. Onlar içerideki işbirlikçileri ile ülkemizin her tarafını savaş alanına çeviriyorlar. Ülkemizin insan ayağının ulaştığı her karış toprağı artık birer savaş alanıdır . Saldırının hedefi de şimdi sadece askerler değildir. Bu günün acımasız ve vahşi bir savaş metodu olan küresel destekli terörizmin hedefi; büyük - küçük, erkek - kadın, rütbeli - rütbesiz, makamlı -makamsız, genç - yaşlı demeden bütün Türk toplumudur.

Türkiye ve Türklük düşmanlarının açtığı bu amansız savaşta, kardeşin kardeşi katlettiği acımasız saldırılarda toplumumuzun her kesiminden şehit ve gazilerimiz olmaktadır. Başbakanlar, bakanlar, orgeneralden başlamak üzere her rütbede askerler, emniyet müdürlerimiz ve her rütbeden polislerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız, kadın~erkek demeden katledilen öğretmenlerimiz, profesörlerimiz, aydınlarımız, dış temsilcilerimiz, değerli medya mensuplarımız, adalet mensuplarımız ,doktorlarımız, ebelerimiz, sokaktaki sade vatandaşlarımız, altı aylık bebeklerimiz ve daha niceleri. Taraf olmadıkları bir savaşta can verdiler Şehit oldular. Kan döktüler gazi oldular.

Yıllardır ülkemizi kasıp kavuran anarşi ve terör Türk kanına doymadı. Yıllardır bu milletin gözünden gözyaşı eksik olmadı. Yurdu bir uçtan bir uca kateden şehit cenazeleri artık günlük rutin görüntüler arasında yerini aldı. Kanıksandı.

Kadirşinaş ve sağduyulu milletimiz gazilerine olan borcunu ödemek için açtığı kampanyalarla topladığı paraları bağrından çıkardığı en büyük eseri olan Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim etti. Hedefleri gazilerimizin geri kalan yaşamlarını huzur ve güven içinde geçirmeleri için bir Rehabilitasyon Merkezi kurulmasını teşvik etmekti.

Türk Silahlı Kuvvetleri'de kendisine teslim edilen paraları en iyi şekilde değerlendirdi. Halkın desteği ve yardımları ile gerçekleştirdikleri dev eseri, yani “Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezini” 21 Nisan 2000'de hizmete soktu. Bu modern tesislerde sadece silahlı kuvvetler mensupları değil bütün gazilerimiz tedavi görmektedir. Bu çok önemli bir kazanımdır. Verdiği hizmetlerin çeşitliliği ve kalitesi bakımından dünyada bir örneğinin olduğunu da tahmin etmiyorum.

Geçtiğimiz hafta Ayvalık’ta denize hakim bir tepede inşa edilen “Şehit Aileleri Rehabilitasyon Merkezini” ziyaret ederek yetkililerden bilgi aldım. Milletimin kadirşinaslığını ve yardımseverliğini bir kere daha görerek gururlandım.

Bildiğimiz gibi bugünkü huzurlu yaşamımızı tamamen bu topraklar için canını veren şehitlerimiz işle kanın döken gazilerimize borçluyuz. Onlar için ne yapsak azdır. Ama bunlar sözde kalmamalıdır. Gerçekten bu mümtaz insanlar için herşey yapılmalıdır.
Bütün çabalara rağmen şehit yakınları ile gazilerimizin çok önemli sorunları vardır. Lafa gelince onlar bizim gözbebeğimiz diyoruz. Ama icraata gelince bürokrasi altında onları inim inim inletmekten geri kalmadığımızda bir gerçektir.

Şehit ve Gazilerimizi temsil eden dernek yöneticileri, karnını doyurabilmek için hamallık yapan, tuvalet temizleyen gazilerimiz olduğunu üzülerek ve utanarak açıklıyorlar. Maaş göstergelerinin artmasını hükümetten talep etmişler. Ama bunların sayıları az. Oyları da az olur diyerek dikkate alınmamışlar bile. Ne çare ki vatan için yapılan kahramanlık sayı ile ölçülemiyor.

Yetkililer sahip çıkmasa dahi halkımızın gazilerimize ve şehit ailelerine sahip çıktığını biliyorum ve yönetimin gazilere karşı duyarlı olmalarının bekliyorum.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Eylül 2007 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale