20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






11 Eylül 2001 saldırılarının ardından dünyaya bakış (2)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1931)

 17 Eylül 2007 Pazartesi 

11 Eylül çapında bir terörist saldırısı ilk defa meydana gelmiştir. Ve ilk defa bir terörist saldırı bütün ayrıntıları ile dünyanın gözleri önünde kurgu bilim filmi seyreder gibi bire bir yaşanmıştır. Saldırının oluş şekli ve neticeleri ile bu olay, terörist saldırıdan çok artık adı konulması gereken bir yeni savaştır. Çünkü verdiği zararın boyutları ve sonuçları ile terörizmin çok ötesindedir.
Uzayı parselleyen uyduları ve dünyanın her yerini gözetleyen AWACS uçakları vasıtasıyla binlerce km. öteden çektiği resimlerle insanların göz rengini tespit edebilen, karı-koca arasında yapılan fısıltılı konuşmayı banda alabilen, yeraltının binlerce metre altındaki jeolojik katmanları saptayabilen bilim ve teknolojiye sahip ABD'nin kendi anavatanında vahşice saldırıda bulunulmasını ve bu dünya devinin böyle bir saldırıya karşı hazırlıksız olduğunun görülmesini açıklamak zordur.
Otomatik olarak harekete geçen bir güvenlik şemsiyesi altında dünyanın en iyi korunan askeri karargahı olarak bilinen PENTAGON' a yapılan saldırının izahı ise teknik olarak çok daha zordur. Güvenlik sanayîi ve eğitimi konusunda dünyanın en gelişmiş imkanlarına sahip olan bir devletin binlerce masum insanının can ve mal kaybına sebep olan bir saldırı karşısında aciz kalması ise yine kolay izah edilebilecek bir olay değildir. Nitekim bugüne kadar mantıki bir izah ile kamuoyundaki şüpheler bertaraf edilmiş değildir.
Kanaatime göre bunun mantıklı bir tek izahı vardır. Evet ABD çok güçlüdür. Ama bu saldırıyı yapanlar ise ABD'den daha güçlüdür. Bu gerçeği kabul etmek gerekir. Böyle bir saldırıyı İran, Afganistan, Libya, Irak gibi İslâm ülkeleri ve bir takım İslami terör örgütlerine yüklemek çok yanlış olmuştur. Çünkü bu hiç inandırıcı değildir... Hele Usame Bin Laden gibi altı yıldır her yerde aranan ve daima kısıtlı hareket etmek zorunda bulunan kişilere yüklemek çok daha yanlıştır. Yine kanaatime göre bu kişiler ve örgütlerin aklı, fikri, gücü ve parası bu çapta bir saldırının organizasyona ve operasyona yetmez...
Ama ABD içindeki güç mücadelesinde bulunan fanatik gruplarında büyük ölçüde yardımı ile gerçekleştirildiği anlaşılan bu saldırıda bu ülkeler ve kişiler taşeron olarak kullanılmış olabilirler. İşte bu mümkün olabilir. Bu saldırının oluş şekli plânlamanın her safhasında ABD içinden çok önemli yardım alındığını göstermektedir. Aksi halde gerçekleşmesi mümkün değildir. Nitekim son zamanlarda Avrupa mahreçli fakat ABD kaynaklarına dayanarak hazırlanan pek çok paporda bu işin bizzat ABD tarafından hazırlandığı ve terörü bahane ederek Ortadoğu petrolleri başta olmak üzere enerjinin kontrolune ele geçirmeye yönelik harekatlarına dayanak bulmak için yapıldığı ortaya konulmuştur.
11 EYLÜL 2001 'de insanlar ilk defa terörün gerçek ve acımasız yüzünü doğrudan görmüş ve anında terörizmi lanetlemiştir.
ABD halkı; Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, Kore ve Vietnam Savaşlarında dahi böyle bir saldırı ve yıkım ile karşılaşmadı. Onun için bu saldırı ABD ve dünya için bir milattır. Bu saldırının olumsuz sonuçlarını bütün dünya ülkeleri hissetmiştir ve daha da hissedecektir. Ekonomisi çok kırılgan ve dışa bağımlı olan ülkemizde bu etki daha da fazla olmuştur. " Türkiye'nin değeri bir kere daha anlaşıldı, bu saldırı bize yaradı " diye köşelerinde sevinen bazı yazarlarımız altı yıl sonra dünyada terörizmin ulaştığı bugünkü seviyeye baktıklarında aldandıklarını herhalde anlamışlardır.
11 EYLÜL 2001 insanlık tarihi için kara bir gündür. Bu durumda neler yapılabilirdi ve daha neler yapılabilir? Sorusuna cevap arayalım;
Başkan BUSH saldırı sonrası ABD halkına konuşmasında; “Faillerin mutlaka bulunacağını, ABD'nin bunu yapanları ve destekleyenleri şiddetle cezalandırarak gücünü göstereceğini " vurgulamıştır. Yani bir büyük yanlışı başlatmış ve yangının üzerine su değil benzin dökmüştür. ABD üstün silah ve teknoloji gücünü önce garip Afganistan' da göstermiştir. Sonra da ikinci adım olarak Irak ve Saddam Hüseyin üzerine yönelmiştir. Terörü desteklediği bahanesi ile saldırılan bu ülke halkları şimdi dünyadaki bütün ABD ve İngiliz hedeflerine saldırmaya başlayarak terörizmi dünyanın dört bir yanına yaymışlardır.
ABD terörizmin ve terörist'in tarifini de değiştirmeye muvaffak olmuştur. Bugün vahşice işgal edilerek yakılıp yıkılan vatanını işgalcilere karşı savunan Irak halkı dünyaya terörist olarak lanse edilmektedir. Ayrıca bunların vatanlarını savunmak için yaptıkları saldırılarda terörizm olarak nitelendirilmektedir. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren küresel yayın organları bu ülkeyi okyanus ötesinden gelerek işgal ederek her şeyine el koyanları değil, ülkelerini korumak için işgal güçlerine saldıranları terörist olarak görmektedir.Kafalar bilerek ve isteyerek iyice karıştırılmıştır.
Terörü önlemek amacıyla gelinen Irak’ta ölen masum insanların sayısı resmi rakamlara göre 800.000 kişidir. Aslında bu demokrasi getiriyorum diyerek gerçekleştirilen gerçek bir katliamdır.
Tekrar 11 Eylüle dönelim. Bu saldırı sonrasında ABD'nin acısı büyük ve kayıpları çok olmuştur. Ayrıca devlet gururu incinmiştir. Bunlar önemli gerçeklerdir. Fakat bu gerçekler, ABD gibi bilimsel düşüncenin öncülüğünü yapan bir ülke yönetiminin fevri davranışlar içine girmesi için sebep olmamalıydı. Terörizmle mücadelede duygular değil bilim ve sağduyu kullanılmalıydı.
Kanın karşılığı kanla alınırsa, doğuracağı sonuçlar bütün insanlık alemini karanlığa ve çıkmaza, dünyayı içinden çıkılamayacak bir kaosa sürükler. Terörizme karşı ayni misilleme ile, yani ayni silahla değil, diyalog içinde diğer ülkelerle işbirliği yaparak çare bulunmalı idi. Bu saldırı uluslararası terörizm alanında yapılmış en son saldırı olmalıydı. Büyük devlet ABD'e düşen en mantıklı davranış şekli bana göre şöyle olabilirdi;
- Bu acı olay barışa susayan insanlık tarihi için bir başlangıç olmalıydı ve yıllardır e masum insanların canına ve malına kasteden "TERÖR’e bütün ülkelerin katılımı ile çare bulmanın yolları aranmalıydı.
- Bütün ülkeler Birleşmiş Milletlerin kontrol ve koordinatörlüğünde bir araya gelip ULUSLARARASI TERÖRİZM konusunu masaya yatırılmalıydı.
- Devletlerin bu olayları desteklemelerini önleyecek kesin çözümler bulunmalı ve onları caydıracak geçerli yaptırımlar getirilmeliydi.
- Devletler arasında dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelebilecek terör eylemlerine karşı işbirliği ve koordinasyonun için yeni teşkilatlar oluşturulmalıydı.
- Terörle mücadelenin en önemli safhası olan " teröre çanak tutan ve terör olaylarının oluşmasını hazırlayan ortamı ortadan kaldırıcı tedbirler" geliştirilmeli ve oluşturulan uluslararası organizasyon ile terör başlamadan kaynağında önlenmeliydi.
Ama olmadı. Dünyamız 11 Eylül ile başlayan uluslararası terörizmde daha çok sıkıntılara yaşayacak, çok masum insanın kanı akmaya devam edecektir. Allah masum insanları korusun...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
17 Eylül 2007 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale