29 HAZİRAN 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ormanlarımızı gerçekten milli servet olarak görüyor muyuz?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Gerek ziraat ve gerekse memleketin servet ve umumi sağlığı bakımından ehemmiyeti muhakkak olan ormanlarımızı da modern tedbirlerle iyi halde bulundurmak, genişletmek ve azami fayda temin eylemek esas prensiplerimizden biridir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1922)

 21 Ağustos 2007 Salı 

Yaz aylarında Ege ve Akdeniz bölgesi başta olmak üzere bir seri yangınlarla milli servetimiz ormanlarımız kül olmakta ve ülkemiz giderek çölleşmektedir. Yangınların büyük bir bölümü piknik alışkanlığı olan insanlarımızın dikkatsizlik ve tedbirsizliğinden meydana gelmektedir. Bunun yanında arazi mafyasının marifetiyle villa tipi yerleşim merkezleri kurmak amacıyla belirlenen bölgelerde kasten yangın çıkartıldığına dair haberlere de basında sıkça rastlanmaktadır.

Son yıllarda tanker uçak ve helikopterlerinin de geniş ölçüde kullanılmasına rağmen yangınların maddi zararı artarak devam etmektedir. Konunun üzerine ciddi şekilde eğilmediğimiz takdirde yangınların artacağı anlaşılmaktadır. Burda önemli olan yangın başladıktan sonra söndürmek değildir. Yangınların çıkmasını önlemektir. Bununda ciddi bir eğitim seferberliği ile gerçekleşebileceği açıktır.

Ağaç ve orman insanoğlunun yaşantısı ile özdeşleşmiştir. Ülkelerin yerüstü zenginliklerinin başında ağaç ve orman gelmektedir. Gerek meyvası ve gerekse günlük yaşantımızın her yanına giren diğer ürünleriyle ağaç insanoğlunun vazgeçemeyeceği değerlerdendir. İnsanlığa ve diğer canlılara sağladığı yararlar saymakla bitmez.

Ağaç ve orman örtüsü ne yazık ki dünyanın her bölgesinde bulunmuyor. Çünkü her iklimde ağaç yetişmiyor. Dünyanın büyük bir kısmı ot bile bitmeyen çorak arazilerden oluşuyor. Oysa güzel yurdumuz her ağaç cinsinin yetişebileceği çok mümbit topraklara, yeterli su kaynaklarına ve iklime sahiptir. Ülkemiz ağaca ve ormana gerekli değeri verebilse belki de sadece bu doğal kaynaklarından elde ettiği gelirler ile insanını refah içinde bulundurabilecektir.

Oysa hepimizin bildiği ve gördüğü gibi eskiden tamamen ormanlarla kaplı olduğunu tarih kitaplarında okuduğumuz ülkemiz genel anlamı ile ağaçsız bir görüntü vermektedir. Peki ismini bile ormandan alan bir bakanımız bulunmasına rağmen ülkemiz neden ağaçsızdır. İşte bunun sebebini tamamen bu konudaki eğitimsizliğe, devlet bürokratlarının denetimsizliğine ve işbilmezliğine bağlamamız mümkündür.

Cumhuriyet hükümetleri, ülkemizin her karış toprağının ağaçlandırılması için yasal bütün düzenlemeleri yapmıştır. Yani kağıt üzerinde yapılabilecek bütün işlemler bitirilmiştir. Ormanlarla ilgili görev ve yetkiler belirlenmiş ve görevlilere sorumlulukları taksim edilmiştir. Bundan sonra da verilen görevleri kontrol ve denetlemek üzere bir bakanlık kurup başına bakan dahi atanmıştır. Ama sonuç sıfırdır. Çünkü hiç kimse görevini ve sorumluluğunu müdrik değildir. Zaten takip eden ve arayıp soran da yoktur. İşte sonuç bu olmaktadır.

Ülkemizdeki ağaçlandırma konularını düzenleyen 23 Temmuz 1995 gün ve 4122 Sayılı "Milli Ağaçlandırma Ve Erozyon Kontrolu Seferberlik Kanunu” halen yürürlüktedir. Bu kanundan bazı maddeleri irdeleyerek yorumu okuyucularıma bırakacağım.

Maksadım kesinlikle tenkit değildir. Yapılması gerekeni yapmayan ve yapmamakta direnen görevlilere görevlerini hatırlatmaktır. Sayın bürokratlarımızın mutlaka yapmak zorunda oldukları çok daha önemli görevleri vardır. Ama ağaçlarımız ve ormanlarımız da önemlidir.

Madde 1 - Bu Kanunun amacı; Devlet ormanlarında, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerde, göl ve akarsu kenarlarında, tüzel kişilerin mülkiyet ve tasarrufundaki arazilerde, orman sahasını ve ağaç servetini çoğaltmak, toprak, su ve bitki arasında bozulan dengeyi kurmak, geliştirmek ve çevre değerlerini korumak maksadıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmalarına ait esas ve usulleri düzenlemektir.
Madde 4 - Kendilerine ait arazilerde veya tahsis yapılan, izin verilen, irtifak hakkı tesis edilen sahalarda; bu Kanun kapsamında ağaçlandırma ve erozyon kontrolü seferberliğine katılacak kamu kurum ve kuruluşları ile tüzel kişiler ve yapacakları işler aşağıda sayılmıştır.

a) Başbakanlık; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü vasıtasıyla, sulama göletlerinin su toplama havzalarındaki tarım arazilerinde gerekli havza ıslahı tedbirlerini alır. Toprak erozyonunu önleyici, giderici ve azaltıcı tedbirler ile toprak ve su dengesinin kurulması ve korunmasını sağlar. Köy yolları kenarlarında tarım arazilerinde rüzgar erozyonunun önlenmesi için ağaçlandırma çalışmaları yapar. Rüzgar perdeleri oluşturur. Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya özel mülkiyetinde bulunan yabani fıstıklık, zeytinlik, harnupluk, makilik, çayır ve meraların geliştirilmesinde altyapı çalışmalarını yapar veya yaptırır.

b) MSB.lığı; Türk Silahlı Kuvvetlerine tahsis edilmiş Hazine arazileri üzerinde "Ordu Ormanları" kurar. Bu ormanların bakım ve korunması askeri birliklerce yapılır. Orman Bakanlığınca teknik yardım sağlanır.

c) İçişleri Bakanlığı; mülki hudutları dahilinde valilikler ve kaymakamlıklar vasıtasıyla ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları yapar. Özel İdare imkanlarını da kullanarak "Özel İdare Ormanları" kurar. Polis okullarında eğitim ve öğrenim gören polis adaylarına, her yıl üç adetten az olmamak üzere fidan diktirerek "Emniyet Ormanları" kurar. Bakım ve korunmasını yapar, yaptırır.

d) Milli Eğitim Bakanlığı; Orman Bakanlığınca, valiliklerce, kaymakamlıklarca ve belediyelerce tahsis edilen uygun yerlerde her öğrenciye her yıl 3 adetten az olmamak üzere fidan diktirerek "Okul Ormanları" kurar. Saha hazırlığı ile bakım ve koruma işleri araziyi veren kuruluşlarca yapılır.

e) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı; Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya özel mülkiyetinde bulunan yabani fıstıklık, zeytinlik, harnupluk, makilik, çayır ve meraların geliştirilmesi çalışmalarını yapar..

f) Turizm Bakanlığı; turizm bölge, alan ve merkezlerinde ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları yapar ve yaptırır. Bu yerlerin bakım ve korunması Orman Bakanlığının teknik işbirliği ile sağlanır.
g) Çevre Bakanlığı; ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışması yapılmasını gerekli gördüğü yerlerde ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmalarını yapar veya yaptırır. "Çevre Ormanları" kurar. Bu yerlerin bakım ve korunması Orman Bakanlığı ile işbirliği içerisinde sağlanır.

h) Üniversiteler; kampusleri içinde mülkiyeti kendilerine ait veya tahsis edilen, izin verilen veya irtifak hakkı tesis edilen sahalarda, eğitim süresince her öğretim üyesi ve öğrenciye her yıl üç adetten az olmamak üzere fidan diktirerek "Üniversite ve Fakülte Ormanları" kurar. Bakım koruma ve işletilmesini yaparlar.

Bu kanun ile görev verilenlerin listesi çok uzundur. TRT Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Elektrik Üretim-İletim Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü, TCDD, DSİ Genel Müdürlüğü Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayii Genel Müdürlüğü, Orman Ürünleri Sanayii Anonim Şirketi, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü, PTT Genel Müdürlüğü, ETİBANK Genel Müdürlüğü, Belediyeler, Köy tüzel kişilikleri, Odalar, Meslek Kuruluşları, Birlikleri, Sendikalar, Vakıflar, Dernekler, spor klüpleri, gönüllü kuruluşlar ve benzeri teşekküller, büyük işletmeler ve bu sayılanlar dışında kalan kamu kurum ve kuruluşları ile tüzel kişiler de bu knun kapsamında ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları ile sorumlu tutulmuşlardır.

Bu kuruluşlar geçen 12 yılda bu kanunla kendilerine verilen görevin yüzde onunu yerine getirselerdi, ülkemizde ağaçsız tek karış toprak kalmazdı. Bu durumda yanan ormanlarımıza bu kadar üzülmedik.

Peki neden yapılmıyor ?... YORUM SİZLERİN...



Dr. Tahir Tamer Kumkale
21 Ağustos 2007 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale