23 AĞUSTOS 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce anayasadan çıkartılamaz (12)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1924)

 20 Ağustos 2007 Pazartesi 

AVRUPA BİRLİĞİ, ATATÜRK’ÜN ve ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE’NİN EN BÜYÜK DÜŞMANIDIR. DÜŞMANLARIMIZI İYİ TANIYALIM...

AKP milletvekili Prof.Dr. Zafer Üskül’ün ortaya attığı “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ’in fikir ve düşüncelerinin anayasadan çıkartılması ile renksiz bir aynayasa oluşturulması” fikrine Türkiye ve Türklük düşmanları pek sevindiler.
Biz biliyoruz ki, Atatürkçü düşünce cumhuriyetin temelidir. Devletin varlığı ve milletin bekasının güvencesidir. Bu düşüncenin Türk devletinin temel sistemi olan anayasadan çıkartılmasını istemek devletin temeline dinamit koymakla eşdeğerdir.

Milli değerlerimizi sahiplenmeyi ilke edinmiş ULUSALSES gazetesi olarak milli değerlerimize yapılan saldırılar karşısında Türk halkını bilgilendirmek için konuyu bilimsel bakış açısıyla incelemeye devam ediyoruz.

Bugün Avrupa Birliğine girme sevdası ile ülkemizi adeta Avrupalı sömürge kafalılara teslim edecek duruma düştük. 10-15 yıl sonra ne olacağı bilinmeyen bir birliğe zamanı belli olmayan bir tarihte girmek uğruna her türlü egemenliğimizi teslim eder bu duruma hızla sürükleniyoruz.

Güney sınırlarımızda Irak toprakları içinde fiilen federal bir Kürdistan oluşumunu destekleyen küresel şer güçler, şimdi de bu devletin Türkiye'deki büyük kısmının bağımsızlığı için var güçleri ile çalışmaktadırlar.

Biz milletçe tam bin yıldır bu topraklarda egemen olmanın tek yolunun üniter bir yapı içinde bulunmak olduğunu biliyoruz. Ve bu uniter yapının güçlendirilmesi için çaba harcıyoruz. Buna rağmen üç kıtayı kaplayan bir dünya devletinden Anadolu'ya sıkıştırılan Türk milleti; şimdi de elde kalan bu son vatan topraklarının bölünüp parçalanması ve küçük küçük lokmalar haline getirilip tarihten silinmesini hedef alan AB ve ABD destekli vahşi saldırılarla mücadele etmektedir.

Bu tehlikeyi önceden görüp ilgilileri uyaranları, vehimle suçlayarak "komplo üreten paranoyak kişiler" olarak nitelendiren satılmış beyinlerin tarihten hiç ders almadıklarını görmekteyiz.

Bugün T.C. Devleti alenen ve büyük bir cüretle AB ile ABD 'den yönlendirilen gayretlerle bölünüp parçalanmak istenmektedir. Bu istekler AB yolunda ilerleme verilen tavizler devam ettikçe dozunu arttırmaktadır.

Meydan o kadar boştur ve ülkemiz o kadar sahipsizdir ki; bölücü örgüt tarafından kan gölüne çevrilen ülkemize Avrupa'dan herhangi bir nedenle gelenlerin başkent Ankara'dan sonra ikinci durakları Kürdistan'ın başkenti olarak tanımladıkları Diyarbakır'a uğramak oluyor ve bu iş artık çok olağan görülüyor.

Bu arada PKK'ya yardım ettikleri sabit olduğundan 10 yıl hapiste yatan Leyla Zana hanım ve arkadaşları ile Diyarbakır belediye başkanı'nın özel olarak ziyaret edilmesi de gelen misafirlerimizin (!) gündeminde mutlaka yer alıyor. Ve devletimizin yöneticileri bu olayları son derece normal bir durum olarak görüyor ve en ufak bir tepki göstermiyorlar.

Bin yıldır iç içe yaşadığımız ve kaynaştığımız Kürt Türklerini anavatandan ayırmak için yapılan dış destekli çalışmalar başta Doğu ve Güneydoğu halkı olmak üzere 35.000 insanımızın canına mal oldu. Ülkemiz azgın teröristlerin at oynattığı kanlı bir arenaya döndürüldü. Anarşi ve terörü önlemek için milyarlarca dolarımız heba oldu. Ekonomimiz bugün içinden çıkamayacağımız borç batağına sürüklendi. Ve biz hâla oynanan oyunlara gözümüzü kapatmaya devam ediyoruz. Şer güçleri görmemekte direndiğimiz gibi onların etkili çalışmalarını kolaylaştıracak ortamı hazırlıyoruz...

Bu durumun oluşmasında devlet bürokrasisinin iyi çalışmamasının yanında yöneticilerimizin dışarıya verdiği tavizler ile gösterilen aşırı müsamahanın önemli katkısı vardır. Bilerek veya bilmeyerek devlet makamını işgal eden kişilerin yarattığı hoşgörü ortamı teröristleri ve onları destekleyenleri motive etmekte ve bir bakıma yaptıkları bölücü hareketlere yardımcı olmaktadır.

Atatürk; Gençliğe Hitabesinde ".... Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir..." diyerek tehlikenin boyutunu ortaya koymuştur. Şimdi aklımıza şu sorular geliyor;

- Para politikasını tamamen IMF ve Dünya Bankasına teslim ederek her alandaki egemenliğimizin tamamen yabancıların denetimi altına sokulduğu ve bu şekilde ülkenin her köşesinin fiilen işgal altına girdiği anlaşılmıyor mu ?.

- Özelleştirme adı altında birbiri peşi sıra devam eden milli değerlerimizin teker teker yabancılara devredilmesi ile "Aziz vatanımızın bütün kalelerine tam olarak girilmemiş olsa da bütün tersanelerimiz, limanlarımız, fabrikalarımız" düşmanın eline teslim mi ediliyor ?

- Aldığı dış destekle palazlanan PKK saldırılarına karşı içeride mücadele eden Türk ordusunun dış operasyonları engellenerek eli-kolu bağlanıyor mu ?

- KKTC'nin varlığının devamının tek güvencesi olan Türk ordusu adadan çıkartılmak istenerek açıkça Türkiye'nin Kıbrıs'taki hak ve menfaatleri ortadan kaldırılmaya çalışıldığı anlaşılmıyor mu?
İşte bu manzara ortada iken Duff adındaki Avrupalı bir garip kişi tavsiye mahiyetinde verdiği beyanat ile milletin yüzüne baka baka Atatürk'e hakaret ediyor. Ve yetkililerden tek bir cılız tepki dahi duyulmuyor.
Kendilerini dev aynasında gören beyinlerini satmış medya bezirganlarından acaba geç de olma bir tepki gelir mi? diye basını tarıyoruz. En ufak bir çıt dahi yok. Atatürke hakaret edilmesinin basınımızda haber değeri dahi yok.

Bu Duff denilen yaratık sıradan biri değil. Adı-sanı ve mevkii var. Türkiye -AB Ortak Parlamento Komitesi Başkan Yardımcısı ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrew Duff; cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'e dil uzatmakla kalmayıp, "Bu eski liderin fotoğraflarını kamu binalarından indirin. Diyarbakır'a otonomi verin.. Atatürk yaşasaydı Avrupa Birliği'ne 'hayır' derdi." deme cüretini kendinde buluyor.

Avrupalı sahiplerimiz böyle söyleyince doğal olarak onların içimizdeki işbirlikçileri de gerekeni yapacaklardır. Onlarda Atatürkçü düşüncenin anayasada yer almasına gerek yoktur şeklindeki beyanlarını demokrasi(!) adına kamuya taşıyacaklardır.

Bu ve bunun gibi olanlara “HADDİNİZİ BİLİN GAFİLLER.. “ diyorum.
Çünkü içini boş sandığınız bu ülkede size haddinizi bildirecek aklıselim sahibi milyonlarca Atatürkçü vardır. Sessizliğimiz aczimizden değil, kararlılığımız ve gücümüze olan güvendendir. Hesap sorma günü yaklaşmaktadır.

SONUÇ

Prof Dr. Zafer Üskül gibi düşünen bir kaç sözde aydının dışında Atatürk’ü bu milletin hafızasından söküp atmaya imkan yoktur. Halkımızın onsuz yaşaması mümkün değildir. Bu gerçeği AB ve ABD’li dostlarımızn ve içimizdeki gönüllü işbirlikçilerinin görmesi lazımdır.

Küresel saldırılarla bunalan ülkemizin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bugün daha çok ihtiyacı vardır. Birkaç asırda bir gelerek insanlığa ışık saçan liderlerden biri olan bir başka Mustafa Kemalin olmayacağı bir gerçektir. Fakat bugün dünkünden daha şanslı olduğumuz bir yönümüz vardır.

Yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalan milletinin önüne düşüp, milletin egemenliğinin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tam bağımsız T.C. Devletini kuran Atatürk bugün yoktur. Ama onun fikir ve düşünceleri ilk günkü gibi canlıdır. Bu ülke insanına sanki o sağmış gibi bu düşünceler yol gösterebilir ve küresel zincirleri kırmanın tetikleyicisi olabilir.

Bu fikir ve düşüncelere bütün içtenliğimizle inanır ve sahip çıkarsak yeni Atatürk'ler aramamıza gerek kalmaz. Çünkü O'nun "Dengeli, Tutarlı ve daima Uygulanabilir" nitelikteki "Düşünce Sistemi" bugün bize dikte ettirilemeye çalışılan sömürgeci zihniyetleri durduracak ve milletimizi yeniden şahlandıracak güçtedir.

Atatürk'ü ve Atatürkçü düşünce sistemini kendi siyasi ve ekonomik gelecekleri için rant malzemesi yaparak, bu düşüncenin arkasına sığınıp halkımızı aldatmayan gerçek Türk aydınlarını Atatürkçülük öğretisine başlamaya davet ediyorum. Her platformda milletimize bu düşünceleri anlatalım. Kazandığımız her kişinin Türklük düşmanları için birer atom bombası değerinde olduğunu bilelim ve bıkmadan bu öğretiyi yayalım. Ancak o zaman milletimize ve devletimize en büyük hizmeti yapmış olacağımızı bilelim.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Ağustos 2007 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale