24 Mayıs 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce anayasadan çıkartılamaz (9)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1924)

 14 Ağustos 2007 Salı 

ATATÜRK’E VE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE DÜŞMAN OLAN UNSURLAR:

AKP milletvekili Prof.Dr. Zafer Üskül’ün ortaya attığı “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ’in fikir ve düşüncelerinin anayasadan çıkartılması ile renksiz bir aynayasa oluşturulması” fikrine Türkiye ve Türklük düşmanları pek sevindiler.Biz biliyoruz ki, Atatürkçü düşünce cumhuriyetin temelidir. Devletin varlığı ve milletin bekasının güvencesidir. Bu düşüncenin Türk devletinin temel sistemi olan anayasadan çıkartılmasını istemek devletin temeline dinamit koymakla eşdeğerdir.

Milli değerlerimizi sahiplenmeyi ilke edinmiş ULUSALSES gazetesi olarak milli değerlerimize yapılan saldırılar karşısında Türk halkını bilgilendirmek için konuyu bilimsel bakış açısıyla incelemeye devam ediyoruz.

Büyük insanlar büyük milletlerden çıkar. Atatürk de dünyanın her köşesinde medeniyet ve kültürünün izleri bulunan büyük Türk milletinden çıkmıştır. Büyük insan kavramı; boyu posu büyük olan, birkaç dil bilen, birkaç üniversite bitirmiş, kitap yazmış veya parası çok olup işyerinde binlerce insan çalıştıran insanı ifade etmez. Büyük insan; soylu bir aileden geldiği için kurallar gereği ülkesinin başına geçerek kıral veya hakan gibi sıfatlarla ülkesini yönetmiş insan da değildir.

Bu yukarıda saydıklarımın tarihte binlerce örneği vardır fakat günümüzde bunlarınçopğunun adı-sanı duyulmaz. Bunlar yaşadıkları devirlerde daima kamuoyunun gündeminde ve ön planda olmuşlar ve ölümleri ile birlikte tarih mezarlığında yerlerini almışlardır.

Büyük insan dendiği zaman; insanlık alemine kazandırdıklarıyla nesiller boyu hatırlanan, eserleri ile insanlığa yön veren, buluşlarıyla insanlığın huzur ve refahına katkıda bulunan, bunun için hiçbir makam ve mevkiden yararlanmadan tamamen kendi kudret ve kabiliyeti ile aklını kullanan insanlar akla gelmektedir. Bunların sayısı çok azdır ve insanlık alemi bu bir avuç insanı tanır ve saygı duyar. Büyük insanların ortaya çıkabilmesi için gerekli şartlardan biri de bunların büyük bir millete ait olması ve o milletin kültür değerlerinin kendisinde bulunmasıdır. Bu durumda akla büyük millet nedir sorusu geliyor.

Büyük millet dendiği zaman, nüfusu fazla ve geniş topraklarda hükümran olan milletler değil, o milletin kurduğu devletlerin önce kendi insanlarına sonra da dünya milletlerine kazandırdığı evrensel değerler akla gelir. Bunun oluşması da binlerce yıllık bir tarih ve kültür birikimini gerektirir. Böyle milletlerin sayısı da dünyada sadece birkaç tanedir. Türk milleti tarih sahnesinde yeraldığı süre zarfında kurduğu devletler ile yönettiği milletler üzerinde derin etki bırakmış ve insanlığın sosyo-kültürel yaşantısına önemli katkılarda bulunmuş bu birkaç milletten biridir. Bunun için insanlığa yön veren büyük insan Atatürk'ün bizim içimizden çıkması çok doğaldır.

Şimdi Atatürk ile ilgili şu soruların cevaplarını bulmaya çalışalım;

- 57 yaşında ölen Atatürk, 57 yılda nasıl bu kadar çok eser bırakabilmiştir ?
- Atatürk'ün çağdaşı olan liderler tarihten silinirken neden Atatürk'ün adı ön plândadır ve neden sadece Atatürk yaşamaya devam etmektedir ?
- Atatürkçülük Türk milleti için ne anlam ifade etmektedir?
- Atatürkçü düşünce’nin neden düşmanları vardır? Atatürkçü düşünce’nin en büyük düşmanı nedir ve bununla nasıl mücadele edilmelidir ?
- Türkiye ve Türklük düşmanı mihrakların Atatürkçü düşünce'ye saldırıları nelerdir ?
- Atatürk İlkeleri saptırılarak milletin kafası nasıl karıştırılmaktadır ?
- Atatürk'ün ve Atatürkçü düşünce’nin çeşitli mihraklar tarafından istismar edilmesine nasıl karşı konulabilir?

Atatürkün kişiliği incelendiğinde 57 yıllık ömrüne yaptıklarını sığdırmanın mümkün olamayacağı görülür. Yapılanlarla geçen zaman mukayese edildiğinde gerçekten bir mucizenin varlığına hükmetmek gereği ortaya çıkmaktadır. Tamamına yakını mücadelelerle ve yöneticilikle geçen bu kısa sürede nasıl bu kadar çok eser verebilmiştir.

Bunları normal bir insanın eğitim süreci, tecrübesi, çok çalışması veya çok okuyup inleleme yapması ile açıklamak kolay değildir. O halde ortada olağanüstü bir durum vardır. Bu olağanüstülüğün mantıklı tek izahı vardır. Atatürk “dahi” olarak doğmuştur ve dehasının gücüyle yapılamayacak olanları gerçekleştirmiştir.

Atatürk'ün Türk milleti ve tüm insanlık için yaptıklarını ancak şu sözlerle tanımlamamız mümkün olacaktır. “Atatürk’ün eserleri onikibin yıllık Türk kültürünün bir dahide şekillenmesidir.”

Atatürk’ün pek çoğunu hâlâ anlamakta zorlandığımız fikir ve düşünceleri geçmişte milletine yön vermiş, bugün vermekte ve yarında bu fikir ve düşünceler ülkemizi yönlendirmeye devam edecektir. Bu Türk milleti için kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Sömürge yönetimlerinden birer birer istiklâlini kazanan yirminci asrın genç devletlerinin pek çoğu bugün yönetimlerinde Atatürk’ün gösterdiği yolda yürümektedir. Ve bu ülkeler O’nun prensipleri doğrultusunda yönetilmektedir. Pek çok ülkenin liderlerinin çalışma masalarının üzerinde her an alıp kullanabilecekleri bir “NUTUK” ile “ATATÜRK’ÜN SÖYLEV ve DEMEÇLERİ”nin bulunduğu basın yoluyla herkesin öğrendiği bir gerçektir.

Atatürk ile birlikte geçen asra damgasını vuran liderlerden hemen hemen hiçbiri bugün anılmamaktadır. Günümüzde yaşayan ve tarihe damgasını vuran tek lider Atatürk’tür. O’nu sonsuza kadar yaşatacak olan tek husus vardır. Oda; “TUTARLI, DENGELİ ve UYGULANABİLİR bir düşünce sistemine sahip olmasıdır”.

Atatürk’ün fikirleri TUTARLI’dır. Çünkü toplumu yönlendirmeye yönelik bütün etkenler detaylı düşünülerek ve kendi aralarında dengeler kurularak birbiri ile çelişmeyen birbirini bütünleyen bir fikir sistemi geliştirilmiştir.

Atatürk’ün fikirleri DENGELİ’dir. Çünkü Atatürkçü düşünce, toplumun sadece bir kısmını yüceltecek veya toplum içinde birkaç sosyal sınıfı güçlendirmeye yönelik bir fikir sistemi değildir. Atatürkçü düşünce toplumun bütün kesimleri arasında yaratılan bir sosyal denge üzerine inşa edilmiştir. Toplumun bütün kesimleri üretime katkıda bulundukları kadar üretimden paylarını eşit olarak alırlar. Bu düşünce sosyal sınıflar yaratmaz, fakat mevcut sosyal sınıfları dengeli bir şekilde bir araya getirir ve kollar. İşte bu denge Atatürkçü düşünceyi sonsuza kadar kullanılır hale getirmektedir.

Atatürk’ün fikirleri UYGULANABİLİR niteliktedir. Çünkü Atatürkçü düşünce Türk milletinin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Ve milletin kabiliyetlerine göre ortaya konulmuştur. Fikirlen kesinlikle hayali değildir. Tamamiyle uygulanabilir olduğundan ve geçmişteki başarılı uygulamaları da görüldüğünden toplumların vazgeçemeyecekleri bir sistem oluşmaktadır.

İşte bu üç temel unsur Atatürkçü düşünce’yi başarılı kılmıştır. Bugün yaşayan ve yaşatılan bu düşünce sistemi geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak kapsam ve elastikiyette olduğundan devamlılık arz etmektedir.

Türk milleti için Atatürkçü düşünce; varlığını korumak, varlığını geliştirmek ve devam ettirmek için sonsuz bir kaynak ve ulaşılması gereken kutsal bir hedef ve başlıbaşına bir yaşam tarzıdır. Bu düşüncenin meydana getirdiği kültür çevresi bu yüce milletin hürrriyet içerisinde bağımsız yaşaması için vazgeçemeyeceği, birlik, bütünlük ve medenilik ortamıdır.

Atatürk; düşüncesiyle, davranış ve eylemleriyle, uygulamaları ve hatta düşünüp de uygulayamadıkları ile Türk milletinin bekasının, güvenliğinin, refahının, kalkınma hamlelerinin ve nihai mutluğunun bir simgesidir.

İşte bu yüzden Türkiye üzerinde çıkarı olan küresel güçler her fırsatta Atatürk’e ve O’nun düşünce yapısına saldırmaktadır. Bunu yaparken içerideki işbirlikçilerini kullanmaktadır. Bu gerçeği bilerek saldırılara karşı sürekli hazır olmamız gerekmektedir.

DEVAM EDECEK



Dr. Tahir Tamer Kumkale
14 Ağustos 2007 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale