17 Aralık 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce anayasadan çıkartılamaz (4)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, evvela bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)

 8 Ağustos 2007 Çarşamba 

1982 ANAYASASINDA ATATÜRKÇÜLÜK İLE İLGİLİ MADDELER

AKP milletvekili Prof.Dr. Zafer Üskül’ün ortaya attığı “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ’in fikir ve düşüncelerinin anayasadan çıkartılması ile renksiz bir aynayasa oluşturulması” fikrine Türkiye ve Türklük düşmanları pek sevindiler.
Biz biliyoruz ki, Atatürkçü düşünce cumhuriyetin temelidir. Devletin varlığı ve milletin bekasının güvencesidir. Bu düşüncenin Türk devletinin temel sistemi olan anayasadan çıkartılmasını istemek temeline dinamit koymakla eşdeğerdir.

Milli değerlerimizi sahiplenmeyi ilke edinmiş ULUSALSES ekibi olarak milli değerlerimize yapılan saldırılar karşısında Türk halkını bilgilendirmek amacıyla konuyu bilimsel bir bakış açısından incelemeye devam ediyoruz.

Anayasanın buraya kadar gördüğümüz Başlangıç Bölümü, 2, 4, 42 ve 58 inci maddelerinde Cumhuriyetin temel dayanağının Atatürkçü Düşünce olduğu açıkça vurgulanmıştır. Milletin tamamının Atatürkçü olarak eğitilmesi öngörülmüştür. Ayrıca geleceğimizin teminatı gençlerimizin mutlaka Atatürkçü olmaları da ortaya konulmuştur.

Peki, Atatürkçü faaliyetleri yönlendirecek kanunları kim yapacak ve kuralları kimler belirleyecektir? Anayasa burada da işi şansa bırakmamış ve görevleri vermiştir.

MADDE–81: MİLLETVEKİLLERİNİN ANT İÇMESİ:
Biz biliyoruz ki, Türk milleti adına kanun yapma (YASAMA) görevi milletin seçtiği temsilcilerinden oluşan TBMM’nindir. İşte bu yüzden anayasada boşluk bırakılmamış ve Türk milleti adına kanunları çıkartacak olan milletvekillerimize de görevlerine başlamadan önce Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlı kalacağına dair yemin etmeleri anayasanın 81 inci maddesi ile hükme bağlanmıştır.

Günümüzde AB’ne girmek için taviz üzerine taviz verilirken milletin vekillerinin yaptıkları yemini bir kere daha dikkatli okumaları gerekmektedir. Bu yeminde “Devletin varlığı ve bağımsızlığını ve vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacaklarını “ dile getiren sayın vekillerimizin Avrupalı efendilerin dayatmaları ile ortadan kaldırılmaya çalışılan varlığımız, bağımsızlığımız, bölünmez bütünlüğümüz ile kayıtsız şartsız milletin egemenliği gibi Atatürk’ün temel prensiplerini nasıl ortadan kaldırılmak istendiğini görmeleri gerekmektedir.

MADDE 81 : “… Devletin varlığı ve bağımsızlığını ve vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk İlke ve İnkilaplarına bağlı kalacağıma ; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

MADDE–103: CUMHURBAŞKANI'NIN ANT İÇMESİ:
Türk milleti adına ülkeyi yöneten TBMM’nin Atatürkçü Düşünce sistemi doğrultusunda çıkaracağı kanunları ve hükümetin aldığı kararları onaylayarak yürürlüğe sokan devletimizin başı olan Cumhurbaşkanımızın da göreve başlamadan önce ”Atatürk İlke ve İnkilaplarına bağlı kalacağına ” dair yemin etmesi suretiyle, Atatürkçü düşünce devletin en üst yönetim makamlarının kontrol ve denetimine sokulmuştur. Bu yüce makamlara asla göz ardı etmemeleri gereken bir görev Türk milleti adına yemin ettirilerek tevdi edilmiştir.

MADDE 103 : “ .. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk İlke ve İnkilaplarına ve laik cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma, Büyük Türk milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

81 ve 103 üncü maddelerde de açıkçandığı gibi anayasamız Atatürkçü düşünceyi ülke yönetiminde temel esas olarak almış, YASAMA ile görevli milletvekillerine ve YÜRÜTME’ nin başı olan cumhurbaşkanına da yemin ettirerek bu düşünceyi devletin yönetiminde hâkim unsur olarak yerleştirmiştir.

Peki, bu düşünce sistemi bilimsel olarak nasıl ortaya çıkarılacaktır? Kimler bunu bulup bilimsel metotlarla halkın uygulamasına ve devletin işleyişine dâhil edecektir? Bu konudaki faaliyetleri ve uygulamanın başarısını kimler kontrol ve denetleyecektir? İşte bütün bu soruların cevabını da anayasa’da buluyoruz.

1982 anayasası ile ilk defa kapsamlı olarak ülke gündemine giren Atatürkçü düşünce'nin; bilimsel metotlarla araştırılıp bütün yönleri ile ortaya çıkartılmasını sağlayıp bu düşünceyi sistemleştirecek bir kurum öngörülmüştür. Bilimsel metotla oluşturulacak her görüşün Türk milletinin günlük yaşamında uygulayabileceği basit kurallar haline dönüştürülmesini yine bilimsel yolla bu kurum bulacaktır. Bu kurum daha sonra bu yapılanların sürekliliğini takip edecek, kontrol ve denetleme ile elde edilecek verilerin bu düşüncenin gelişmesi için geri besleme yoluyla sisteme dâhil edilmesini sağlayacaktır.

MADDE–134: ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU:
“ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU” adıyla anayasamıza giren bu yeni kuruluşun asli görevi Atatürkçü düşünceyi araştırıp bulmak ve bunu uygulama alanına sokmaktır. Ayrıca bu konuda yapılacak bütün çalışmaları koordine etmek görevi de bu kuruma verilmiştir.

MADDE 134 : " ... Atatürkçü Düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ve yayınlar yapmak amacıyla; Atatürk'ün manevi himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzel kişiliğine sahip "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu" kurulur."

Bu maddeden de anlaşılacağı gibi, bugüne kadar tabu olarak kabul edilip tek kelimesine dokunulamayan Atatürkçü Düşünce, Atatürk İlke ve İnkılapları ile Atatürk'ün bütün sözleri ile bu sözlerle ilgili tüm uygulamaları bilimin tarafsızlığı altında tartışmaya açılmıştır.

İncelenecek, araştırılacak, iyi ve kötü yönleri tartışılacak, neden ve nasılları derinliğine tetkik edilecek, güncel konularda karşılaştığımız ve Türk toplumunun istek ve ihtiyaçlarını düzenleyecek yeni kurallar bugüne kadar Atatürkçü Düşünce konusunda oluşan bilimsel veriler ışığından yeniden ortaya çıkartılacaktır.

Ve bu uygulama ile düşüncenin durağan kalması önlenecek, devamlı güncellenerek çağdaş toplumun gereklerine göre yeniden dizayn edilecektir. Sonunda, Gazi'nin ölümünün üzerinden geçen 69 yıl içinde teknolojinin gelişmesine bağlı olarak Türk toplumunun günlük yaşantısında ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar için bir fikri bütünlük çerçevesi dahilinde yeni fikirler üretilmiş olacaktır.

Atatürkçü Düşünce’nin bilimsel metotlarla bulunması ve sistemleştirilmesi sorunun çözümüne yetmemektedir. Bu sistemin başlangıç noktasıdır. Önemli olan düşünceyi uygulama alanına, yani halkın yaşantısına sokmaktır. İşte burada da bilimsel metotlar devreye girecektir. Bilim adamlarımız yapacakları master ve doktora çalışmaları ile ortaya çıkaracakları düşüncenin her cümlesini titizlikle inceleyerek bir kurallar manzumesi oluşturulacaktır.

İşte bütün bunlar plânlı ve programlı çalışmayı, koordineli ve sistemli gayreti ve nihayet yeterli zamanı gerektirmektedir. Kanun ve ilgili yönetmelikleri çıkalı 24 yıl olmuştur. Kurumlar oluşturulmuş, sorumluluklar tayin edilmiştir. Fakat sonuçta meydanı sahte Atatürkçülerin doldurması önlenememiştir.

DEVAM EDECEK



Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Ağustos 2007 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale