24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






22 Temmuz 2007 seçim sonuçları
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Hükümetin varlığının sebebi, memleketin asayişini, milletin huzur ve refahını temin eylemektir. Bütün memlekette gerçek bir asayiş hakim olmalıdır. Millet büyük bir huzur ve emniyet içinde müsterih bulunmalıdır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)

 27 Temmuz 2007 Cuma 

22 Temmuz 2007’de Türk milletinin tarihi kazanımlarına yakışır bir vakar içinde geçen milletvekili seçimleri sonucunda milletimiz verdiği %46.6 oy ile Türkiye’nin yönetiminde AK Partiyi görmek istediğini açık iradesi ile bir kere daha vurgulamıştır.
22 Temmuz 2007 seçimleri ile Türk demokrasisi bütün menfi şartlara(sıcak- tatil gibi) rağmen % 85’lik katılım oranı ile büyük başarı sağlamıştır.
Bu yüksek katılım ile birlikte milli iradenin mecliste temsil oranı % 88’e yükselmiştir. Bu durumda geçen dönemde devamlı dile getirilen halkın iradesinin mecliste tam olarak temsil edilmediği söylemleri artık son bulmuştur.
Seçim sonuçları sadece kuvvetli bir iktidar değil, meclis içinde ciddi bir muhalefetin bulunduğunu da göstermektdir. Ciddi muhalefetin varlığı iktidarın politikalarını olumlu olarak etkileyecektir.
Hür ve bağımsız milli iradesi ile ülke yönetiminde tek başına yeniden AKP’i görmek istediğini beyan eden halkımız, bu tutumu ile yeniden koalisyonlarla yönetilmek istemediğini vurgulamıştır. Bu husus gelecek seçimlerin nasıl olacağını göstermesi açısından önem kazanmakta ve siyasi partilere yol göstermektedir.
Seçim sonuçlarını sadece AKP’nin başarısı olarak görmek doğru değildir. Bu başarıyı geçen dönem mecliste tek başına ana muhalefet olarak görev yapan CHP’nin başarısızlığı olarak da görmek gerekir. Nitekim seçimlerden önce DSP ile seçim birlikteliği yapmasına rağmen CHP’nin oylarında beklenen yükseliş görülmemiştir. Aksine 2002 yılına nazaran iktidar ve muhalefet partisi oyları arasındaki makas iktidar lehine açılmıştır.
AKP’yi merkez sağın (başbakanın deyimine göre Toplumsal Merkez) temsilcisi olarak görürsek, solu temsil eden CHP’nin mevcut yönetimi ile iktidar alternatifi olmaktan çok uzak olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Nitekim hemen seçim sonrasında CHP muhalifleri Baykal yönetimine karşı ortaya çıkmışlar ve CHP tarihinde sıkça gördüğümüz parti içi iktidar mücadeleleri yeniden başlamıştır. Bu mücadelenin uzunca süreceğini ve muhalefet çalışmalarını da sekteye uğratacağını şimdiden görüyoruz.
MHP’nin geçen seçimlere göre oylarını arttırmasına ve mecliste 70 milletvekili ile temsil edilmesine rağmen istediği başarıya ulaşamadığı belli olmuştur. Beş yıldır günlük siyasi argümanların dışında kalarak bu seçimlere ciddi bir şekilde hazırlanması gereken MHP yönetiminin bu durumu sorgulaması gerekmektedir.
Seçimler öncesinde merkez sağın iki ana partisi DOĞRUYOL ve ANAVATAN partilerinin başarısız bir birleşme tecrübesinden sonra meydana çıkan boşluğu şimdilik AKP doldurmuştur. Önümüzdeki dönemde merkez sağın yeniden yapılanma çalışmaları içine girmesi çabalarına şahit olunacaktır. AKP, Türkiye’nin bütün bölgelerinde ezici bir çoğunlukla oy alarak milli görüş çizgisinden çıkmış ve merkezdeki kitle partisi haline dönüşmüştür. Bu yeni konumu ile daha az sayı ile meclise giren AK Partiyi önümüzdeki dönemde halkın beklentilerine cevap verme açısından zor günler beklemektedir.
Yıllardır %1’in altında oy almasına rağmen her seferinde büyük iddialar ve masraflarla seçimlere katılan tabela partilerine halkımızın rağbet etmediği gerçeği bir kere daha ortaya çıkmıştır. Bu parti yöneticilerinin varlıklarını sorgulama zamanı gelmiştir. Halkımız iki dönem arka arkaya küçük partileri istemediğini oyları ile belli etmiştir. Bu partilerin kendilerini lağv ederek insan gücünü kendisine yakın hissettiği kitle partilerinin emrine vermeleri en iyi hareket tarzı olacaktır.
AKP ve özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 22 Temmuz seçimlerinin mutlak galibidir. AKP bu başarısını 3 Kasım 2002 seçimlerinin ertesi günü başlayarak hiç durmadan yarın seçim olacakmış gibi ciddi ve aralıksız çalışmasına bağlıdır. Başbakan Erdoğan, bugüne kadar hiç bir siyasi parti liderinde görülmeyen bir aktif tutum ve dinamizm ile çalışmıştır.
Gösterdiği performans olağanüstüdür. Başbakanın dinamizmi ve hareketliliği doğal olarak partisinin en uç teşkilatlarında görevli personele kadar ulaşmıştır. Sonuçta bu parti halka ile içiçe girmiş bir teşkilatla hiç kopmadan bugünlere ulaşmıştır.
Diğer partiler AKP benzeri örgütlü çalışmayı örnek alarak aynen uygulamak yerine, yapılan dayanışmayı sadece karalamayı (sadaka politikası şeklinde) seçim propagandası olarak almışlar ve sonunda başarısız olmuşlardır. Muhalefetin AKP’nin çalışma yöntemini tetkik edip aynen uygulamasında yarar vardır. Aksi takdirde böyle örgütlü bir çalışmanın karşısında başarılı sonuç almaları imkansızdır.
AK Parti’nin bilimsel metotları da kullanarak birebir halka ulaşmaları sonucunda bilhassa doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde aldığı başarılı sonuçları demokrasimiz için bir kazanım olarak görmek lazımdır.
Sonuç olarak; Türk halkı istikrar istemiştir. Bunu AK Partiyi tek başına iktidar yaparak göstermiştir. Ben AKP yönetiminin halkın verdiği mesajı anlayacağına inanıyorum.
30 yıllık devlet memurluğu görevimin tecrübeleriyle, siyasi tesir altında kalmadan Atatürkçü düşünce ışığında ülke meselelerine çözüm üretmeye çalışan biri olarak Türkiye’nin gündemindeki konuları Önce Vatan gazetesindeki “Bildiri-Yorum” köşesinde ve internetteki (www.kumkale.net) adresli sitemde irdeledim. Bir başka ifade ile AK Parti’nin 3 Kasım 2002’de başlayan iktidarını araştırıcı bir gözle yakından takip ederek ikiyüzü aşkın yazıda görüşlerimi tarafsız bir gözle açıklamaya çalıştım.
Güncel olaylara kendi kültürümün elverdiği ölçüler içinde çözüm yolları üretmeye çalıştım. Ak Parti ve başbakan Erdoğan hakkındaki yazılarım tenkit mahiyetinde değildi. Tamamen yol gösterici ve uyarıcı bilgileri içeriyordu. Bu arada yapılan pek çok iyi faaliyeti takdir ederken, bu faaliyetleri gözden kaçıran, dikkate almayan veya tamamen yok farz eden medyayı da şiddetle eleştirmiştim.
Bu yazılardan bir kısmını aldığım “DEVR-İ TAYYİP” kitabımda 2002-2007 arasında AK Parti merkezli olarak Türkiye’nin yönetim ile ilgili gündem konularının kronolojik olarak ifadesini halkımızla paylaştım. Şimdi 22 Temmuz 2007’de başlayan dönemi de ayni titizlikle inceleyerek görüşlerimi okuyucularla paylaşacağım.
Yeni dönemde seçimden büyük bir başarı ile çıkan AKP yönetimine başarılar diliyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başlıkta verdiğim sözünün Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki 60 ıncı AKP yönetiminde gerçekleşmesi yönündeki bütün olumlu icraatların takip ve destekçisi olacağımın bilinmesini istiyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
27 Temmuz 2007 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale