23 HAZİRAN 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Siyaset, Siyasetçiler ve Siyasi Ahlak kavramı
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Asla hatırdan çıkarmamalısınız. Bizim en büyük kuvvetimizi, bugün de yarın da dürüst ve açık bir siyaset ile sözlerimize bağlılık teşkil edecektir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1922)

 25 Mayıs 2007 Cuma 

Türkiye’de siyasetin içinde bulunduğu durumu tespit etmek basit ve kolaydır. Açın gazete arşivlerini aradığınız bütün bilgileri ve hatta aradığınızdan fazlasını orada bulabilirsiniz. İşte bunlardan birkaç örnek;
- Başbakanlık gibi ülke yönetiminde en üst noktaya ulaşmış kişiler daha önceki başbakan veya bakanlar tarafından hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık, bilgisizlik ve hatta vatan hainliği ile suçlanabiliyor.
- Bir başbakan ve iki bakanı devleti iyi yönetemediler diye asılıyor. Daha sonra "hayır onlar gelmiş geçmiş yöneticilerin en iyileri idiler " denilerek," devlet şehidi" olarak ilan edilip akın akın ziyaret edilen anıt mezarlara defnedilebiliyor.

- Muhalefette iken “kara” denilen hususlara, iktidarda iken “ak” deniliyor. Dün kitle iletişim araçlarından bangır bangır söylenenler ve verilen bütün sözler bizzat söyleyenler tarafından unutuluyor. Millet hep sağır ve kör olarak görülüyor.
- Vatandaşın seçtikleri; atanan bürokratlar tarafından kolaylıkla yerlerinden alınabiliyor. Onu seçen milyonlar yok farz edilebiliyor.
- Hükümet etmek; ülke menfaatlerini millet adına gözetmek ve kollamak yerine, kendi yandaşlarına menfaat dağıtmak için ulaşılması gereken bir görev olarak algılanıyor ve kabul görebiliyor.
- Vatandaşın ekmeği ile geçim zorlukları; sadece seçim propaganda alanlarındaki nutuklarda bırakılarak, nasıl ve kısa sürede köşe dönebilirim hesapları yapılıyor.
- İnsanoğlunun var oluşundan itibaren daima korumaya özen gösterdiği "adalet ve adaleti sağlayan hukuk sistemi" bizzat onu yapanlar tarafından hiçe sayılıyor. Sokaktaki vatandaş kendi sorununu bizzat çözmek ikilemi ile karşı karşıya kalıyor. Çözemiyor. Sonunda yargının yerini alan mafya düzeninden yardım umuyor.
- Seçimlerde birinci olarak parlamentoya giren iktidardaki bir parti kapatılıyor. Bu partinin 35 yıldır siyaset yapan profesör unvanlı başkanına siyaset yasağı getirilebiliyor.
- Vatandaşlarımız seçtiği milletvekilinin hizmet için değil de, sağlanan menfaat karşılığı parti parti dolaşmasını utanarak ve fakat büyük bir kinle izliyor.
Yukarıda sadece ilk anda akla gelen birkaç tanesini sıraladığım olayların yarattığı bir ortamın tabii sonucu olarak bu günlere gelinmiştir. Bunları yapanlar küçük bir kesim olmasına rağmen etkisi bütün kesimi kaplayacak kadar büyüktür.
Ülkemiz üzerinde milli çıkarı olan dış güçlerin ve güçlenmemizi istemeyen küresel mihrakların bu durumun oluşmasında önemli etkisi olduğunu vurgulamak istiyorum. Onlar istediler ve istediklerini de elde ettiler. Niteliksiz kişilerin siyasete girmesini destekleyerek "Siyasi Ahlâk" unsurunun yok olmasına zemin hazırladılar.
Ülkemizin geldiği nokta vahimdir. Mevcut potansiyeli ile Türkiye ve Türk halkı; üzerinde oynanan bu çirkin oyunu hak etmemiştir. Oyunun farkındadır. Fakat gücü bugün gelinen durumu değiştirmeye yetmemektedir.
Türkiye; bu ortamın hazırlanmasına katkıda bulunan ve siyaset yaptığını öne sürerek siyaset kavramını; yolsuzluk, köşe dönmecilik ve soygunculuk seviyesine indirten köhnemiş siyasi kişiliklerden mutlaka kurtulmalıdır.
Dinamik, heyecanlı, vatan ve millet sevgisi ile dopdolu, bilinçli ve denenmemiş kadrolar yurt çapında siyasi görevleri paylaşmalıdır. Bu ülkemizin kaçınılmaz ve öncelikli ihtiyacıdır. Bütün yönleri ile denenmiş, verebileceklerinin azamisini vermiş, gelecekten hiç bir beklentisi kalmayan eskimiş siyasetçilerin yerlerini aydın ve geleceğe ümitle bakan genç nesillere devretme zamanı gelmiştir. Siyaset ivedilikle parti liderlerinin tekelinden çıkartılıp geniş halk kitlelerinin katılımı ile güçlendirilmelidir.
3 Kasım 2002 seçimlerinde milletimiz Ak Partiyi büyük bir ekseriyetle iktidara taşımıştır. Tek parti iktidarının yaratacağı istikrar ortamının temiz siyaseti getirebileceğini ummuştur. Sonuçta yeteneksiz ve tecrübesiz kadroların elinde kalan halkımız bugün tekrar koalisyonlara dönmenin çabalarını göstermektedir.
Ben ülkemde temiz siyasetin ve temiz siyasetçinin hâkim unsur olacağı günleri görebilmenin özlemini çekiyorum. Türkiye ve Türk milletinin güçlenmesine gönül veren kadroların bilinçli ve planlı çalışmaları sonunda siyaset kelimesinin lügat karşılığı olan " Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı” vasfına yeniden kavuşacağına inanmak istiyorum.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
25 Mayıs 2007 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale