26 Mayıs 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






TUSİAD'ın demokratikleşme raporu
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 5 Haziran 2001 Salı 

Türkiye'de yetkililer kendi üzerlerine düşen görevleri tam anlamıyla yerine getiremedikleri zaman, doğrudan yetkili olmadıkları halde her dönemde söz sahibi olan (veya olduklarını zanneden) birtakım kişi ve kuruluşlar hemen devreye girerek gerçek yetkililere direktifler yağdırmaya başlıyor.

Ne yazık ki gerçek yetkililerden; "size ne, siz kendi işinize bakın. Benim işimi bana bırakın." tepkisini hiç bir zaman almadıklarından, bu senaryo her zaman ayni tarz ve usullerle bıkmadan kamuoyu gündemine getiriliyor.

Türkiye'nin Patronlar Kulubü olarak bilinen Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TUSİAD); bu şekilde kendi üzerine vazife olmadığı halde ,yerli - yersiz, zamanlı ve zamansız ortaya birtakım raporlarla çıkarak yönetime adeta ultimatom veriyor. Yapmazsanız karışmam haaa! diyerek aba altından sopa gösteriyor.

Bilindiği gibi dernekler kendilerini var eden Dernekler Kanunu'nda gösterilen görevleri icra ederler. Bunun dışında faaaliyette bulunmaları yasaktır. Cumhuriyet Savcılarımız haddini aşan ve iştigâl ettiği konulardan başka şeylerle uğraşan dernekleri kapatmak için her zaman hazırdır. Dernekler kanunundaki en belirgin özelliklerden biride Derneklerin kesinlikle siyaset yapamayacaklarıdır. Oysa TUSİAD'ın yayınladığı ve DEMOKRATİKLEŞME RAPORU " adını verdiği raporun her kelimesi siyasidir.

Siyasetle az çok ilgilenen ve Türkiye'nin gündemindeki konuları takip eden herhangi bir göz, TUSİAD'ın Rapor diye ortaya çıkardığı ve medya organlarının büyük desteğiyle kamuoyunda savunduğu raporun ne sanayicilik ve ne de işadamlığı ile ilgisi olmadığını kolayca görebilir. Raporda sıralanan hususların tamamı; İstiklal Harbimizin başında SERV ile dayatılmak istenen konular ile günümüzde ABD, Avrupa Birliği, IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası dostlarımızın bize " mutlaka yapın" diye dayattıkları konulardır. Televizyonlarda anlı şanlı büyük işadamlarımızın ağzından Türkçe dökülen kelimelerin birileri tarafından aynen yazdırıldığı ve bunların kamuoyuna duyurulması için beyefendilerin görevlendirildiği açık ve seçik görülmektedir.

TUSİAD'ın bu davranışı Türk Toplumu için bilinmeyen bir şey değildir. Türk Halkı aydınlarının ihanetine tarih boyu alışıktır. Yüce Atatürk bu ihanetlerin onlarcasını NUTUK isimli ölümsüz eserinde detaylı olarak ortaya koyarak halkını uyarmıştır. Büyük Nutuk'un özeti olarak değerlendirebileceğimiz GENÇLİĞE HİTABE'sinde yine bu konuyu vurgulamıştır.

Sermaye ve fabrika sahibi olmak ile bu ülkenin sahibi olmak arasında çok önemli farklar vardır. Devlet işyeri gibi yönetilemez. İşçiler yaptıkları iş karşılığı aldıkları para karşılığında patronlarına bağlıdırlar. Bu çok doğaldır. Oysa Millet; iş yerlerindeki gibi para karşılığı devletine ve vatanına bağlı kişilerden oluşmaz. vatan ve millet kavramlarının çok iyi anlaşılması gerekmektedir. Bu kavramları iyi kavrayarak ancak devlete sahip çıkılabilir.

Evet Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum son derecekötüdür. Miletin topyekün bütün fertlerinin durumu TUSİAD üyelerinden yüzlerce kat daha kötüdür. Fakat bu kötülük; binlerce yıllık devlet geleneğine sahip Türk Milleti'nin binlerce yıldan beri değişmeden günümüze taşıdığı ve kendisine millet olma vasfını kazandırdığı milli değerlerini birileri istiyor diye birilerine vermez. Siz isteseniz bile vermez. Nitekim sağduyu sahibi milletimiz TUSİAD'ın hemen her plâtformda dile getirdiği isteklerini sadece dinledi ve bıyıkaltından gülerek ," hadi bakalım bunları bana rağmen nasıl yapacaksınız" diyerek kendisinden paraca güçlü (!) büyüklerini ayıpladı.
 
Türkçe ana dil değil,Resmi dil olsun. Milli Güvenlik Kurulu kalksın ,veya sivilleşssin. Siyasi Partiler Kanunu , Seçim Kanunu ve Anayasa değiştirilsin. Bunlar İşadamlarımızın sorunu değildir. Millet bu konularda kendi fikir ve düşüncelerini temsil etmek üzere temsilcilerini seçip meclise göndermiştir. Beğenmediği takdirde bunların tamamını bir dahaki seçimlerde değiştirir. Daha iyisini yapacakları gönderir.

Milletin gücü milletvekili olmaya değil ama milletvekillerini değiştirmeye yetiyor.

Ama sayın TUSİAD'lı büyüklerimizin gücü, bu değişikliklerin yapılacağı ve isteklerin vurgulanabileceği tek yer olan T.B.M.M.ne girmeye de yetiyor. Buyrun yönetim size sonuna kadar açık. Paranız var. Aklınız var. Tecrübeniz var. Ne istiyorsanız gidin milletin kürsüsünden söyleyin ve de yapın. Ulu orta birilerinin kışkırtması ile ortaya çıkıp üzerinize vazife olmayan işlere sahip çıktığınız takdirde bir işe yaramıyorsunuz. Milletin gözünde küçülmekten başka bir fayda elde etmiyorsunuz.

Avrupa Birliği her plâformda ve her fırsatta Türkiyeyi almayacaklarını vurguluyor. TUSİAD'ın sayın yöneticileri bunları bilmiyor ve görmüyorlar mı?

Çok iyi görüyor ve biliyor olmalarına rağmen istedikleri siyasi kriterlerin yerine getirilmesi hususunda " bıkmadan ve usanmadan baskıyı sürdüreceğiz" şeklindeki beyanları bu büyük kuruluşumuz için büyük bir talihsizliktir.

Fikirlerinizi bu ülkede yaşayan her Türk Vatandaşı gibi açıklamanız ve bunları yönetim kademelerine iletmeniz kadar doğal bir şey olamaz. Fakat fikirlerinizin kendi ilgi alanlarınız ve ihtisasınız dahilinde olması daha faydalı ve inandırıcı olacaktır. Bu milletin daha çok fikir üretimine değil, mal ve hizmet üretimine ihtiyacı vardır. Bunu da yapacak sizlersiniz sayın TUSİAD'lı üyeler.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Haziran 2001 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale