24 TEMMUZ 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Papa'nın Türkiye'ye gelişi ertelenmelidir
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1924)

 26 Kasım 2006 Pazar 

Papa 16. Benedikt’in 28–80 Kasım tarihleri arasında yapacağı dört günlük Türkiye ziyareti ülkeyi ve insanlarımızı gerdi. Halkımız tedirgin. Yönetim tedirgin. Hatta Papa ile karşılaşmak istemeyen Başbakan ve yakın mesai arkadaşları birer bahane ile yurtdışına kaçıyorlar.
AKP heyeti kanaatimce büyük bir yanlış yapmaktadır. Kaçmak çözüm değildir. Aksine Müslüman bir ülkenin Müslümanlık değerlerine saygılı tutum ve davranış içinde olduğu bilinen Papa ile doğrudan görüşmeli ve Papa’nın Müslümanlık ve özellikle Türkiyenin AB yolundaki çabalarımıza set çekecek görüşlerinin gerekçelerini sormalı ve milletimizin kendisi hakkındaki olumsuz görüşlerini yüzüne karşı iletmeli idi.
Bu husus uluslar arası hukuk ve karşılıklı ilişkiler arasında çok doğal bir gelişme olacaktı. AKP üst yönetimi görüşmeden özellikle çekinerek ellerine geçen bu dik duruş imkânını kendi elleri ile harcadılar.
Burada bir diğer hareket tarzı da şu olabilirdi. Papa karşılaşmamak için yurtdışına kaçacaklarına baştan bu ziyareti kabul etmemeleri gerekirdi. Buna pek çok haklı gerekçe bulabilirlerdi. Papanın İslam dini ne hazreti Muhammet ile ilgili akıl almaz hakarete varan sözlerini %99’u Müslüman olarak bir ülkenin yöneticileri olarak kabul etmelerinin mümkün olmadığını açıkça dünya kamuoyuna beyan edebilirlerdi. Bunu karşı tarafın da haklı gerekçe olarak algılayacağı geçerli bir mazeret olacaktı.
Papa sıradan bir devlet başkanı değildir. Onun asıl misyonu dünyadaki bütün Hıristiyanlar üzerindeki dini yaptırım ve insanları etkilemesidir. Hangi millete mensup ve hangi ülkenin tebaası olduğuna bakılmadan Papa bütün Hıristiyanlar üzerinde yaptırım gücüne sahiptir. Sözü dinlenir ve istekleri adeta uhrevi bir emir olarak telakki edilir.
İşte Papa’nın Türkiye’nin AB yolundaki yürüyüşüne set teşkil edecek fikir ve düşünceleri bu açıdan değerlendirilmelidir. Papa 16. Benedikt gerek söylemleri gerekse yazıları Türkiye’nin AB yolundaki çabalarına karşı bizzat karşı çıkmıştır. Tamamı Hıristiyan 25 AB ülkesi yöneticilerine adeta “Müslüman Türkleri aranıza alamazsınız” şeklinde açık ve net beyanları vardır. Bunu hiçbir şekilde inkâr etmemiş ve pek çok platformda konuşarak özellikle vurgulamaktan çekinmemiştir.
Türkiye ve Türkler hakkında böyle sivri olumsuz fikirleri olan bir kişiyi devlet başkanı sıfatıyla, fakat din kisveleri içinde dini ritüellere uygun davranacağını bile bile davet etmenin zamansız olduğunu değerlendiriyor ve bunun hiçbir mantıki gerekçesi olmadığını tekrarlamak istiyorum.
Hele bu kişi 1453 yılından beri İstanbul olan bir ismi hala Kostantinapolis olarak ifade edebiliyorsa ve Ankara’ya değil “Kostantinapolise gidiyorum” diye açıklama yapabiliyorsa bunun arkasında art niyet aramak kaçınılmaz olmaktadır.
Evet, kendi inançlarına göre hâlâ Hıristiyanlara ait olduğunu iddia ettikleri bir devlete geldiğini ima edecek kelimeler kullanması bilerek ve isteyerek yapılmış bir davranış olarak değerlendirilmelidir.
Devletler arasında karşılıklı saygı ve güven yoksa ve biri diğerine açıkça düşmanlık besliyor ve bunu açıkça beyan ediyorsa bu devletin temsilcilerinin ziyaretini resmen kabul etmenin mantıki bir gerekçesi yoktur ve olmamalıdır.
Papanın Müslüman Türk halkına verebileceği bir şey yoktur. Aksine bu gelişi ile “Dinler arası diyalog ve Hoşgörü” aldatmacası altında devam eden Müslüman Türkleri Hrisyanlaştırmaya yönelik misyonerlik faaliyetleri hız kazanacaktır.
Bunun yanında bazı yayın organlarında da beyan edildiği gibi asıl geliş sebebinin Katolik ve Ortodoks mezhepleri arasındaki yakınlaşmayı sağlamak ve muhtemel birlikteliğin temellerini atmak için geliyor olması savını da unutmamamız gerekmektedir.
Papa’nın Türkiye’ye gelişi ile halkımız bu ziyareti istemediği belli etmiştir. Her yerde tepki gösterileri yapılmaktadır. Bu infialleri doğal karşılamak gerekmektedir. Halkın inançlarına aykırı davranış içinde bulunan kişi ve kuruluşlara karşı tepki çok doğaldır. Bu şekilde önceden fikren oluşmuş kitlelerin tepkilerini önceden kestirmek kolay değildir. Bugün ülkemizde her türlü provokasyona uygun ve güvenliği ciddi ölçüde tehdit eden bir ortam oluşmuştur.
Yönetim bu konuda acil tedbir almak zorundadır. Bu durumlar küresel ajanların ciddi saldırılarına açık bir ortama hazırlarlar. Müslüman ve Hıristiyanları karşı karşıya getirecek bir ajitasyon, bir tahrik ve belki de bir suikast tamiri hiçbir şekilde mümkün olmayan gelişmelere yol açabilir.
Türk milleti misafirperverdir. Düşmanı dahi olsa kendi evine geleni bağrına basar ve onu hoş karşılamak üzere elinden geleni yapar. Bu bilinmesine rağmen kaos ve kargaşa ortamından geçinen küresel güçlerin yapabilecekleri girişimler kolaylıkla Türk halkının üzerine atılabilir.. Bunu önlemek önceden mümkün değildir.
Papa ilke birlikte geleceği bilinen iki bini aşkın yabancı gazetecilerin buraya iki ülke arasındaki iyi ikili ilişkileri göstermek için gelmediklerini bilmemiz gerekiyor. Onlar gerilen ortamın bir çatışma ihtimali olabileceğini önceden sezmişler ve Türkiye’den sansasyon haberler gönderebilmek için bütün imkanlarını seferber etmişlerdir.
Özetleyecek olursak, Papa’nın ülkemize gelişinin iki ülke ilişkilerine hiçbir olumlu katkısı olmayacaktır. Aksine yaratılmış olan gergin ortam pek çok spekülasyonlara, beklenilmeyen ve önceden bilinemeyen aşırı davranışlara yol açabilecektir.
Burada Türkiye’ye ve öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımıza düşen görev; gergin ortam dağılana ve Papanın söylemleriyle halkımız üzerimde oluşan olumsuz hava dağılana kadar bu ziyareti ileriki bir tarihe ertelemek olmaktadır.
Bu husus hayati önemi haizdir. Türkiye ve Türklük düşmanlarının muhtemel provokasyonlarına ve muhtemel ajitasyonlarına bu şekilde kökten çare bulunmalıdır. Türkiye’nin ve Türk halkının güvenliği açısından b u ziyaretin iptal edilmesinin gerekli olduğunu değerlendiriyor ve Sayın Cumhurbaşkanına bu tarihi kararı vermesini bekliyorum….


Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Kasım 2006 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale