23 EYLÜL 2017 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ben Türk'üm
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk-1931)

 17 Ekim 2006 Salı 

Fransa meclisinde alınan akıl ve mantık dışı kararın sonunda Türk milleti bir kere daha "Türke, Türkten başka dost olmayacağını" idrak etti. İnşallah aklımız başımıza gelmiştir. İnşallah bu bize ders olmuştur. İnşallah birbirimizle kavgayı bırakıp küresel düşmanlarımıza karşı yumruk gibi oluruz.
Türk'e ve Türklüğe karşı dünya çapında yapılan haksızlıkları dile getirecek bir yazı kaleme alırken, internet kanalı ile bana ulaşan Yıldız Gülfidan imzalı aşağıdaki kapsamlı yazı elime geçti. Yıldız hanım benim düşüncelerimi veciz bir şekilde özetlemiş. Hiç bozmadan aynen BİLDİRİYORUM okurlarına iletiyorum.
----------------------------------------------------------------------------------
BEN TÜRK'ÜM...

Ben, Belene'deki Türk'üm, Dili ve dini değiştirilmek üzere bu ölüm adasına yollanan; domuzların Müslüman etiyle beslendiği, insafın zerresinin olmadığı Bulgar zulmü altında yok edilmiş binlerce TÜRK'üm ben!

Ben, Mora'daki Türk'üm, Ekmeğimi, suyumu paylaştığım kapı komşum Yunanın bir
gece sıcacık yatağımdan sürükleyerek koyun keser gibi kesip, diri diri yaktığı yirmi bin TÜRK'üm ben!

Ben, Arnavutlukluk'taki, Yugoslavya'daki, Bulgaristan'daki, Yunanistan'daki, Balkan'lardaki Türk'üm.

Bu toprakları bal gibi tatlı yapan ve bu toprak uğruna kanı oluk oluk akanım.
Sofrası başında, tarlasında, uykusunda, bebeği karnında, kundakta, yedisinde, yetmişinde katledilen, kalanı da adı, dili, dini değiştirilmek üzere Yunan, Bulgar, Sırp mezalimi altında inleyen Türk'üm ben!

Ben, Kıbrıs Türk'üyüm, Büyük Yunanistan projesi dâhilinde, Rum papazların önderliğinde yüz elli yıldır yok edilmeye çalışılan, isimsiz ve kefensiz toprak çukurlarda yatan, kahpe bir oyunun son perdelerinin oynandığı yavru vatan Kıbrıs'taki Türk'üm ben!

Ben, Hocalı'daki, Azeri Türk'üyüm, Ermeni'nin, çoluk çoçuk, kadın kız, yaşlı demeden bir gecede katlettiği beş bin masum Türk'üm ben!

Ben, Karabağ'daki, Azeri Türk'üyüm, diri diri mezarlara gömülmüş, hayatta kalanı ise insanlık dışı bir yaşama mahkûm edilmiş, vatanı elinden alınmış, Karabağ Türk'üyüm!

Ben Uygur Türk'üyüm!
Türk'lüğün doğduğu topraklarım elimden alındı, adım değiştirildi, dilim yasaklandı, törelerim yok edilmeye çalışıldı, orucum, namazım yasaklandı, sonunda imânımı almak istediler ve ben şahâdet getirerek can verdim.

Ben, bir yudum suya hasret, kursağımda kemirdiğim çarıklarımla Yemen'de, Galiçya'da, Trablus'ta, Mekke'de, Medine'de peygamberimin mezarını, kıblemi, Kâbe'mi korurken çil çil İngiliz altınları ile beslenen Arapların arkadan vurduğu Türk'üm ben!

Ben Kırım Türk'üyüm! 1944 ün 18 Mayıs gecesinde tren vagonlarında yollandığım Sibirya'nın buzullarına canlı canlı gömüldüm. Karşı çıkanların dökülen kanları ayı kızıla boyadı. Arabat' da kalanlarımız teknelerle Karadeniz'e ölüme yollandı. Karadeniz'de hâlâ çığlıkları işitilen Kırım Türk'üyüm ben.

Ben Irak Türk'üyüm, Amerika'nın sözde demokrasi ekip ölüm biçtiği yerdeyim, Coni ve uşakları sayesinde her gün onlarca, yüzlerce, binlerce ölüyorum, seyrediyorlar sadece, kalanlarımız siliniyor soy kütüklerinden, yaşarken öldürülüyorum, insanlığın öldüğü yerdeki Irak Türk'üyüm ben,

Ve ben Anadolu'yum, Türk Yurduyum; İngiliz'in maşası Yunanlılar, Fransız'ın maşası Ermeniler ağızlarından salyalar akan kuduz köpekler misali girdiler bu aziz vatana. Nice yiğitler, nice fidanlar, nice analar, nice kızlar, ne kocamış erler, nineler yatar bağrımda.

Nice emzikteki yavrular ya da ana karnındaki bebeler kahpe kurşunlarla, Allahsız süngülerle düştüler toprağıma. Kimileri camilerde diri diri yakıldı, Allah diyerek verdiler son nefeslerini.

Irzına geçilmiş kızlar attılar kendilerini kör kuyulara, ana rahimlerine saplanan süngülerde cinsiyet tespitleri yapıldı, gözleri oyulmuş, diri diri kesilmiş başlar bedenlerini aradılar.

İşte ben bu Yunan mezalimine, ermeni vahşetine maruz kalmış Anadolu Türk'üyüm!

Soyu kırılan kimmiş, efendiler?

Ve hâli hazırda, düşman düşmanlığından, hain hainliğinden, yerli işbirlikçi maşalığından vazgeçmemiştir.

Türk'e bunları yapan ve yaptıran eli kanlı milletler diktikleri ermeni veya Pontus anıtlarıyla ellerinin kanını asil Türk milletine bulaştırmaya çalışmaktadırlar.

Türkiye'nin yönetimindeki zafiyet ise onların ağızlarının suyunu akıtmaktadır. Ancak zafiyet geçicidir, gerçek şudur ki sınırları kanla çizilmiş Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti dünya durdukça yaşayacaktır.

Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun.
Ne Mutlu Türk'üm diyene.
Yıldız Gülfidan



Dr. Tahir Tamer Kumkale
17 Ekim 2006 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale