254 TEMMUZ 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Olabilmek. Neden Atatürkçü Olmalıyım? Nasıl Atatürkçü Olabilirim? (Bir sistem arayışı)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Türkiye'de fikir adamları diyorlardı ki; Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. 'Onlar bizi idare etsin' diyorlardı. Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1922)

 5 Ekim 2006 Perşembe 

Yukarıdaki başlık 1 Ekim 2006’dan itibaren okuyucularla buluşan üçüncü kitabımın ismi. Dört yıllık bir zaman süresi içinde piyasaya çıkmasını düşündüğüm 26 kitaplık yazım planımın uygulamasına 20 Temmuz 2006’da “Küresel Güçlerin Çekim Merkezindeki Küçük Adada Büyük Oyunlar” kitabı ile başladım. Kıbrıs’ta dönen küresel oyunları sergilediğim bu kitabı küresel güçlerin psikolojik savaş yöntemlerini anlattığım “Beynimizi Kimler ve Nasıl Yönetiyorlar” kitabı takip etti. 20 Ağustosta okuyucularla buluşmasına rağmen hemen tükenen bu kitabın yeniden düzenlediğim yeni baskısı 28 Eylülde çıktı.
İlk kitabımın yayınından tam iki ay sonra 26 Eylülde üçüncü sıradaki “Atatürkçü Olabilmek” kitabım yayınlandı. Pegasus Yayınevinin büyük bir özveriyle yaptığı hızlı ve başarılı çalışmalardan şevk alarak kendimi iyiden iyiye kitap yazma faaliyetine verdim. Şimdi “Türk İnsan Mühendisliği - MOTİVASYON” kitabım üzerinde çalışıyorum. Bu kitabımda yine Pegasus yayınları arasında Ekim sonunda okuyucularla buluşacak.
“Atatürkçü Olabilmek” kitabımla bugüne kadar yapılmayanı yapmaya çalıştım. Atatürkçü Düşünce’yi bir sistem arayışı içinde halkımızın anlayacağı sade bir dil ile irdeledim. Yaptığımın bir ilk olduğunu biliyorum. Bu kitabımın okuyucularım tarafından ciddi şekilde eleştirilmesini istiyorum. Çünkü Atatürkçülük konusunda kaybedecek zamanımız kalmamıştır. Bu konuda milletçe el ele vererek en iyiye ve doğruya ulaşmamızın gerekliliğine inanıyorum.
Biliyoruz ki günümüzde Atatürk ve Atatürkçü düşünce sistemi bir moda haline dönüşmüştür. Taraftarı olan herhangi bir spor kulübü gibi Atatürkçü olunacak bir seviyeye gelinmiştir. Partiler, vakıflar, dernekler ve sivil toplum kuruluşları Atatürk rozetleri ve posterleri dağıtarak üyelerini ve taraftarlarını gerçek Atatürkçü ilan etmektedir.
Bu durumu önlemek kolay değildir. Çünkü Gazi ve fikirleri insanlığın önemli bir ihtiyacını karşılamaktadır. Hâlbuki Atatürkçülük kolayca elde edilecek, yakalara rozet takılarak ve “Ben Atatürkçüyüm” demekle alınabilecek bir rütbe ve kolay kazanım değildir.
Atatürkçü olabilmek son derece zor, uzun vadeli ve sabır gerektiren sistemli bir çalışmayı öngörmektedir. Dolayısıyla çaba göstermeden kendilerini Atatürkçü olarak ilan edenleri iyi tanımalıyız. Sahte Atatürkçülerin ortaya çıkışının ve giderek çoğalmasının ülkemizin geleceği açısından hayırlı olmadığını anlamalı ve buna karşı tedbir almamızın kaçınılmaz olduğu bilinci içinde olmalıyız.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tarih boyunca bağımsız yaşamış Türk milletine güvenerek, aklın ve bilimin gösterdiği yolda yürüyerek, gerçekçilikten asla sapmayarak, azim ve sebatla en güç engellerin dahi aşılabileceğini önce milletine sonra da dünyaya ispat etmiştir. Osmanlı Devleti’nin külleri arasından var ettiği yeni Türk devletini ortaçağ görünümünden çıkartarak çağımızın modern ülkeleri seviyesine ulaştırmayı başarmıştır.
Bugün bilim ve teknolojide, eğitimde, ekonomik ve sosyal alanda, çağımızın gerektirdiği yeni atılımları Gazi’nin bildirdiği yolda, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde gerçekleştirmek bizlerin temel görevidir. Bu görev başlamıştır ve devam etmektedir.
Biz biliyoruz ki, batı toplumunun ürünü olan Kapitalist, Sosyalist, Nasyonal Sosyalist gibi uluslararası yönetim sistemleri batı insanının normlarına ve gerçeklerine göre, bir bakıma onların ihtiyaçlarının karşılanmasında onların kabiliyetleri göz önünde tutularak tasarlanmıştır.. Nasıl ki montaj sanayi bir ülkenin ekonomik kalkınmasını tam olarak mümkün kılamıyorsa, montaj doktrin ve sistemlerde ülkemizin kalkınma ve güçlenmesinde bir yönetim metodu olarak kullanılmamalıdır.
Oysa Atatürk’ten sonra gelen yönetim kadroları her konuda Atatürkçülükten uzaklaşmışlar, gözlerini daima dışarıya çevirmişler, çareyi yabancı sistem ve ithal düşüncelerde aramışlardır. Körü körüne batıyı taklit ederken, yirminci asrın ikinci yarısında istiklâlini ilan ederek bağımsızlığına kavuşan ülkelerin tamamına Atatürk’ün fikir ve düşüncelerinin ışık tuttuğu gerçeğini görememişlerdir.
Bugün pek çok ülkenin yöneticilerinin ellerinin altında rehber olarak kullandıkları “Nutuk” ile “Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri”nin bulunduğu gerçeğini hatırlayalım. Yabancı liderlerin bu davranışlarını açıkça dile getirmelerini Türk Milleti için ayrı bir kıvanç nedeni olarak görelim. Türk milletinin bir mensubu olarak bilmeliyiz ki;

- Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizimdir ve Türk milletinin milli gururudur.

- Atatürk’ün düşünce sisteminin temelinde Türk tarihi, Türk kültürü ve Türk milletinin imkan ve kabiliyeti ile Türk milletinin ihtiyaçlarının karşılanması vardır. Tamamen milli karaktere sahiptir.

- Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce sisteminin hakim olduğu 1923-1938 yılları arasında; yetişmiş insan gücü emeği, birikmiş sermayesi, kurulu fabrikası, okulu, tecrübesi ve iş görecek elemanı olmayan Türkiye Cumhuriyeti; o günkü dünya teknolojisini kullanarak kendi uçak ve tankını yapacak derecede bir kalkınma hamlesi göstermiştir.

- Türk Milleti; bir taraftan Osmanlı’nın borçlarını ödeyip kapitülasyonları kaldırırken, sıfır enflasyon ile parasının değerini korumasını bilmiş, çok kısa bir sürede dünyanın en saygın ülkeleri safında yer alarak dostlarına güven düşmanlarına korku salmıştır.

- Bugün Atatürkçü Düşünce Sistemi Türk milletile birlikte bütün insanlığın ortak malı haline gelmiştir. Bununla beraber, Atatürkçü düşüncenin toplumumuza ve insanlığına mal edilebilmesi, O’nu anlayıp, O’nu gerçekten yaşayacak nesiller yetiştirilebilmesi için yapılması gereken pek çok iş vardır. Bu süreç hiç bitmeyecektir. Atatürkçü düşünce bir yandan kendi kendini geliştirirken dünya insanlığının gelişmesine de katkıda bulunacaktır.

Atatürk’ü, ”O sadece üst yapı devrimcisidir. Alt yapı devrimlerini yapmaya fırsat bulamamıştır. O bir aksiyon adamıydı ve fikir adamı değildi. Şartların gerektirdiğini mantığını kullanarak uyguladı” şeklinde eleştirenler her olmuştur ve olacaktır. Bu çarpık zihniyete karşı koyabilmek ve istismarını engelleyebilmek için, karşılarına bilimselliği ve uygulanabilirliği kanıtlanmış bir düşünce sistemi ile çıkmak zorundayız.
2006’da ülkemiz milli mücadele döneminin şartlarını yaşıyor. Topraklarımız değil, ama beyinlerimiz küresel mimarların doğrudan işgali altındadır. Bugün de bir Atatürk'e şiddetle ihtiyacımız vardır. Birkaç asırda bir gelerek insanlığa ışık saçan liderlerden biri olan bir başka Mustafa Kemal’in gelmeyeceği bir gerçektir. Fakat bugün dünkünden daha şanslı olduğumuz bir yönümüz vardır. Gazi, yoktur ama fikir ve düşünceleri ilk günkü gibi canlıdır. Bu düşünceler insanlarımıza sanki O, sağmış gibi yol gösterebilir ve yeniden istiklâlimizin tetikleyicisi olabilir.
“Atatürkçü Olabilmek” kitabı bu zorunluluğu hissederek ortaya çıkmıştır. Otuz yıllık bir bilgi birikimi ve bilimsel çalışmanın sonuçlarıdır. Halkımıza ve yöneticilerimize çıkış yolunu gösteren bir rehber olmasını diliyorum..



Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Ekim 2006 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale