21 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KKTC'de Denktaş dönemi sona erdi
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi'nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs'a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 25 Eylül 2006 Pazartesi 

Kıbrıs, AB yolundaki Türkiye'nin kırılma noktasıdır. 600 000 kişilik sanal devlet Kıbrıs Rum kesiminin 70 milyonluk Türkiye ile adeta oyun oynadığına şahit oluyoruz. Bu şartları biz hazırladık. Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliği üyesi olmasına 1 Mayıs 2004'te ses çıkarmadık. Yani antlaşmalardan doğan hukuki haklarımızı yok farz ettik. Bugün Kıbrıs'ta adanın tamamını temsil ettiği kabul edilen Kıbrıs Rum kesimi haksız kazandığı avantajı sonuna kadar kullanıyor. AKP hükümeti ise AB ve ABD'ye tam teslimiyet halinde bir an önce Türk Dünyasının Güneybatı uzantısındaki uç beyliği konumundaki Kıbrıs'ı Avrupalı efendilerine teslim etmenin telaşı içinde görülüyor..
Evet, bugün KKTC'de istenilmeyen şok gelişmeler yaşanıyor. AKP desteğinde hazırlanan bir komplo ile hükümetteki DP'den ve muhalefetteki Ulusal Birlik Partisinden satın alınan milletvekilleri partilerinden istifa ettirilerek DP-CTP koalisyonuna son veriliyor. Partilerinden kopan milletvekillerinin oluşturduğu yeni parti ile CTP tek başına iktidar yapılarak AKP paralelindeki politikalarla KKTC tarihe karıştırılarak Rus kesiminin bir vilayeti durumuna düşürülmesinin önündeki bütün engeller kaldırılıyor..
Bu beklenmedik ani gelişmenin mimarı olarak AKP Milletvekili Şaban Dişli'nin başrollerde olduğu, kendisine bu işlerde Kıbrıs Din İşleri Başkanının yardımcı olduğu belirtiliyor. Aklıselim sahibi Kıbrıs Türkleri gelişmeleri endişe ile izlemekten başka bir şey yapamıyor.
Kıbrıs'ta birbirine eşit haklara sahip iki eşit devlet olması için mücadele eden UBP'nin giderek halk üzerindeki itibarını arttırması CTP ve destekçisi AKP tarafından AB yolundaki ilerlemeye tehlikeli olduğu değerlendirilmiştir. Sonunda yapılan milletvekili satışları ile UBP parçalanmıştır. Bu şekilde birleşik Kıbrıs yolunda engel olabilecek bir siyasi oluşum da tehlikeli görülerek dağıtılmıştır.
Son üç yıldır CTP ile çok uyumlu bir koalisyon içinde bulunan ve çıkartılan bütün yasalara kerhen de olsa evet diyen DP'nin iktidardan indirilmesinin sebebinin tamamen DENKTAŞ isminin KKTC tarihinden silinme operasyonu olduğunu söyleyebiliriz.
Biliyoruz ki AB Türkiye'nin AB sürecinde Rumları tanıması, hava ve deniz limanlarını Rumlara açmasını istiyor. Türk hükümeti ise, "İzolasyonlar kaldırılmadığı müddetçe bu iş zor diyerek zaman kazanmaya çalışıyor. Aslında izolasyonların kaldırılması gerçekleşse dahi bunun KKTC'ye katacağı hiç bir şey olmayacak. Belki bu durumda halkın cebine biraz daha fazla para girecek, ama bağımsızlıkları tamamen ortadan kalkacak. Görülen o ki, AB'nin ve Rum-Yunan'ın siyasi baskıları karşısında Türk hükümeti direnememektedir.
Şimdi KKTC'de tarihinde ilk defa DP ve UBP'siz bir iktidar olacaktır. Aslında bu gelişmelerin olacağı bundan sekiz ay önce belli idi. 25 Ocak gününe dönelim ve o günkü gelişmeleri hatırlayalım.
O günlerde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir süreç başlatıldığını duyurmuştu. Birleşmiş Milletlere yaptığı çağrı ile hazırladıkları 10 madde çerçevesinde KKTC'nin ortadan kaldırılması yönünde önemli adımları atmıştı..
Bu girişimin gerekçesinde; "Annan'a sunduğumuz '10 maddelik EYLEM PLANI ' Türkiye'nin bir yandan sorunu Avrupa Birliği yerine yeniden BM platformuna taşımayı planladığını, ayrıca AB'ye yönelik Gümrük Birliği yükümlülüğünü Güney Kıbrıs'ı da içine alacak biçimde yerine getirirken KKTC' üzerindeki izolasyonları azaltmayı hedef aldığını açıklanmıştı.
"Stratejilerde yapılan hataları taktik başarılarla düzeltemezsiniz" şeklinde hala geçerli olan önemli bir askeri kural vardır. Türkiye bu son gayreti ile yaptığı stratejik hataya devam etmektedir. Çünkü AKP ve CTP yönetimleri KKTC'ni bir sorun olarak görmektedir.
Bugünkü gelişmeleri anlayabilmek için Abdullah Gülün hazırladığı 10 maddelik planı hatırlayalım.
Ben bu 10 maddelik son plan ile " Size KKTC yetmez gelin. İsterseniz Türkiye'den de biraz bir şeyler verelim" diyecek kadar tavizkar bir tutum sergilemiştir. Siz gönüllü olarak vermek isteyince alıcıların daha çok istemeleri doğaldır. Çünkü AKP yönetimi hazırladığı on maddelik planda KKTC'nin varlığından bahis dahi etmemekte ve adeta yok saymaktadır.
İşte Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ağzından açıklanan yeni çözüm planı;
''BM Genel Sekreteri, aşağıda ana unsurları sunulan eylem planının uygulanması amacıyla ilgili taraflarla istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet edilir..

1. Türkiye'nin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Rum gemilerine açılması;
2. Kıbrıs Rum Havayolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;
3. Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs'taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması;
4. Ercan Havaalanı'nın Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması;
5. Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi için özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Ada'daki taraflar arasında ve taraflar ile diğer ülkeler arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması;
6. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi.
7. Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla BM Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi;
8. Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Gen. Sekreteri'nin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi'ne rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;
9. BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
10. Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, Ada'da gerçek bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı yaratmayı amaçlamaktadır.

Türk Dışişlerinin planda özellikle KKTC sözcüğünü kullanmadığı görülmektedir. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti sadece kendisinin tanıdığı KKTC'nin varlığını kabul ettiğini belirtmeyi sakıncalı görmektedir. Burada ne elde edilmek istendiğini anlamak mümkün değildir. Bu şekilde Türkiye adanın bekası için uluslar arası anlaşmalarla kendisine verilmiş GARANTÖRLÜK sıfatını da ortadan kaldırmıştır..
Türkiye, AB'nin istekleri doğrultusunda Kıbrıs'taki hak ve menfaatlerinden vazgeçmeye hazır olduğunu bu eylem planı ile dünyaya deklere etmiştir. KKTC'nin iktidardaki CTP yönetimi ise bu girişime sonuna kadar destek verdiğini bildirmiştir. Ak Parti davranışı ile KKTC'nin varlığına tahammül edemediğini ispatlamıştır..
Bu son operasyonla işlem tamamlanmıştır.
Hayır beklemeyeceğiz. Kıbrıs'ın yeniden fethi için milletçe hazır olacağız.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
25 Eylül 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale