24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






19 Eylül Gaziler Günü'nde gazilerimizi hatırladık mı?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Muharebeye "ya şehit veya gazi olmak için" gidilir. Genel olarak yiğitlik meydanında ölenlerin hepsine şehit derlerse de, sağ kalanların hepsine gazi unvanı verilmez. Bu unvanı ancak kanun verir. Savaştan sağ ve salim çıkanlara belki yalnız ana ve babaları takdir amacıyla "benim gazi oğlum" diyerek övünür. Fakat millet, tarih, unvan verişinde o kadar cömert değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ( NUTUK-1927)

 18 Eylül 2006 Pazartesi 

19 Eylül Gaziler Günü idi. Bu anlamlı günde şehit aileleri ile gazilerimiz kucaklaştı. Çeşitli anma törenlerine katılan gazilerimiz duygularını dile getirdiler.
Bu arada Türkiye Harp Malûlü Gaziler Şehit Dul ve Yetimler Derneği yayınladığı bildiri ile, PKK'ya, Türkiye'ye dost ve müttefik görünen bazı Avrupalı ülkelerin desteklerini sürdürmesini kınadı. Terörle mücadeleye destek vermenin insanlık görevi olduğu belirtti.
Derneğin açıklamasında öne çıkan husus ise PKK'lılara maaş ödenmesi idi. Bu konuda açıklanan yazılı mesajda şunlar yer almıştır;
"Devletimizin PKK'lı teröristlere maaş ve tazminat ödemesi, bu vatan uğruna canını ve kanını veren şehit aileleri ile gazileri kahrediyor. Basında da yayınlandığı gibi bu vahim durum bizleri derinden yaralamaktadır. Terör örgütünü destekleyen bu şahısların kimine temsil tazminatı, kimine emekli maaşı verilmektedir. Bu nasıl bir adalettir, bu nasıl bir anlayıştır? Ülkemizde pek çok aile terör belası yüzünden, kaybedilen canlar ve sakat kalanlarla yani şehit ve gazilerle yeterince acı çekmiştir. Bu verilenlerin kıymeti bilindiği, bizlere sahip çıkıldığı, hatıramıza ihanet edilmediği sürece kaybedilen canlar, kollar, bacaklar, gözler feda olsun."
Gazilere ilişkin diğer bir haber Adana'dan geldi. Adanalı terör gazileri, Gaziler Günü kutlamasının ardından "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" sözü nedeniyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aleyhine 1 YTL'lik manevi tazminat davası açtılar.
1995'teki iki ayağından sakat kalan gazi Sabahattin Aslan, gazi arkadaşları adına konuştu. "Sayın Başbakan 'Askerlik yan gelip yatma yeri değildir' diyerek onurumuzu zedeledi, gururumuzla oynadı. Özür diledi ama özrü kabahatinden büyüktü. Bu nedenle 1 YTL'lik manevi tazminat davası açtık. Çünkü biz yatarak bu hale gelmedik. Bu vatan için biz bu hale geldik. Eve dönüş yasası çıkardılar. Kimi eve döndürüyorsun? İktidara geldiklerinde 'terör bitti' diye pembe tablo çizdiler. Kuvvet komutanlarımız patlayıcılar konusunda hep uyardı. Şimdi bu patlayıcıları kullanıyorlar. Hep bizden gidiyor. Şehirlerde bombalar patlıyor. Benim bacağımı kim verecek, şehidimi kim geri getirecek? Bu hükümet şehidine, gazisine pek fazla sahip çıkmıyor" dedi.
Terör ortamının yeniden ülke gündeminde sıkça yer alması, şehit cenazelerinin artması sokaktaki sade vatandaşlarımızı çok üzüyor. Fakat asıl üzülenler ve bu haberler karşısında kahrolanlar Gazilik unvanı ile şereflendirdiğimiz evlatlarımızdır.
Onlar bugün ülkemizde yaşananları kaygı ile ve yürekleri burkularak seyrediyorlar. Yaşadıkları olayları hatırlıyor ve tedbir alması gerekenlerin vurdumduymaz ve beceriksiz tutumları karşısında duydukları acı ile bir şey yapamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. Ve bu onları kahrediyor.
Gazi; Düşmanla savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimsedir. Türk tarihi muharebe meydanlarından şehit veya gazi olarak evlerine dönen yüz binlerce Türk evlâdının şanlı menkıbeleri ile doludur.
Anadolu toprakları kendisini besleyen şehit ve gazilerin kanları ile vatanlaşmıştır. Günümüzde ŞEHİT ve GAZİ mertebesine sadece ülkeyi cephede koruyan askerler erişmiyor. Dış düşmanlarımız artık kendileri sınırdan orduları ile gelmiyorlar. Onlar içerideki işbirlikçileri ile ülkemizin her tarafını savaş alanına çevirdiler. Ülkemizin insan ayağının ulaştığı her karış toprağı artık birer savaş alanıdır. Saldırının hedefi de artık sadece askerler değildir. Küresel mimarların planlayıp yönlendirdiği bilinen bu saldırıların hedefleri; büyük-küçük, erkek-kadın, rütbeli-rütbesiz, makamlı-makamsız, genç-yaşlı demeden bütün Türk Toplumudur. Hareket alanları ile bütün yurt sathıdır.
Türkiye ve Türklük düşmanlarının açtığı bu amansız savaşta, kardeşin kardeşi katlettiği bu acımasız saldırılarda toplumumuzun her kesiminden şehit ve gazilerimiz oldu. Başbakanlar, bakanlar, orgeneralden başlamak üzere her rütbede askerler, emniyet müdürlerimiz ve her rütbeden polislerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız, kadın-erkek demeden katledilen öğretmenlerimiz, profesörlerimiz, aydınlarımız, dış temsilcilerimiz, değerli medya mensuplarımız, adalet mensuplarımız, doktorlarımız, ebelerimiz, sokaktaki sade vatandaşlarımız, altı aylık bebeklerimiz ve daha niceleri.
Masum insanlarımız taraf olmadıkları bir savaşta can verdiler. Şehit oldular. Kan döktüler Gazi oldular. Yıllardır ülkemizi kasıp kavuran anarşi ve terör Türk kanına doymadı. Yıllardır bu milletin gözünden gözyaşı eksik olmadı. Yurdu bir uçtan bir uca keteden şehit cenazeleri artık günlük rutin görüntüler arasında yerini aldı. Kanıksandı. İşin en acı yanı bu ülkeyi korumak için savaşanlar, saldırganlara eşit muameleye tabi tutuldu. Gazilerin feryadı işte bunun içindir.
Ülkemiz coğrafi konumundan kaynaklanan stratejik önemi dolayısıyla küresel güçlerin sürekli saldırısından kurtulamıyor. Bu coğrafyada bu saldırılar adeta milletimizin kaderi oluyor. Çünkü bölgede "Güçlü Türkiye" istenmiyor. Bundan sonra da istenmeyeceği kesin. Düşmanlarımızı bilerek onlara karşı devamlı hazırlıklı olmak durumundayız.
Saldırılarda doğrudan hedef olan kadirşinas ve sağduyulu milletimiz Gazilerine hayatlarının geri kalan kısmında sağlıklı bir hayat temin edebilmek amacıyla açtığı yardım kampanyasında toplanan paralarla 21 Haziran 2000'de Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezini meydan getirdi.
Bu merkez, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için görevi başında sakatlanan veya uzvunu kaybeden Gazi Mehmetçiklerin ruhsal ve bedensel iyileştirmelerinin çağdaş koşullarda yapılabilmesi ve bu uğurda engelli duruma düşenlerin tüm yaşamları boyunca bakımlarının sağlanabilmesi için tek dayanak noktası oldu. Gazilerimizi yeniden hayata döndürmek için son derece başarılı hizmetler sunan bu tesislerde tedavi görenlerin dertleri burayı terk ettikten sonra başlamaktadır.
Onlar uğruna kanlarını döktükleri toplumumuzun bugün içine düştükleri vurdum duymazlıktan ve olaylar karşısındaki tepkisiz ve duyarsız tutumlarından şikâyetçidir. "Biz bunlar için mi canımızı ortaya koyduk" düşüncesi Gazilerimizin ortak düşüncesi olmaya başlamıştır. İşte bu husus tehlikeli gidişin işaretidir. Giderek yaygınlaşan bu düşüncenin Türk Toplumunun içinde bulunduğu sosyal çöküşün bir göstergesi olarak algılanması ve ilgililerce acilen tedbir alınması gerekmektedir..
Varlığımızı ve istiklalimizi borçlu olduğumuz şehit yakınları ve gazilerimiz için ne yapsak azdır.
Onların paraya-pula değil vefaya ihtiyaçları olduğunun bilinmesini ve sağduyu sahibi halkımızın gazilerini sahiplenmesini istiyorum..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Eylül 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale