28 Mayıs 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ülke yönetiminde liderin rolü
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bir toplulukta kıymet ve kuvvet, onu kuran fertlerin kendilerini kıymet ve kuvvet saymalarındadır. Ancak bu gibi fertlerden kurulmuş olan toplumlardır ki, yekpare kıymet ve kuvvet manzarası gösterebilirler. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1937)

 10 Ağustos 2006 Perşembe 

"Şef çok fakat Kızılderili yok" şeklinde çok bilinen ve çok kullanılan bir söz vardır. Son günlerde basında yer alan yeni parti kurma çalışmaları bana bu sözü hatırlattı. Parti sayısı 60'ı geçeli çok oldu. Pek çoğu şimdiden kağıt üzerinde kalmış. Bir kısmı parti genel merkezi tabelalarını dahi asamamışlar. Bunlardan 45 tanesi seçimlere dahi giremiyor.

- O halde niye yeni yeni partiler kuruluyor?
- Neden siyaset yapmak isteyenler kendi fikirlerine yakın bir partiye girip orada hizmet etmek istemiyorlar?
- Neden pek çok kişi kendini doğuştan lider ve vazgeçilmez kişi olarak görüyor ve parti başkanı olunca milletin oluk oluk peşinden geleceği vehmine kapılıyor?
- Neden insanlar önlerindeki bunca örnekten ders almıyor da ayni hatayı yapıyor ?

İşte insanlarda doğuştan var olan "bencillik" duygusu bu soruların cevabını veriyor. Her şeyin en iyisini kendisinin bildiğini sanan ve insanların kendi fikirlerine uymak zorunda olduğunu zanneden ve cebinde biraz parası olanlar( ve biraz da medyatik iseler) çevresine topladığı 30 kişi ile yeni bir parti kuruyorlar. Planı, programı, kadrosu, ülke için neler yapabileceği hakkında hiçbir fikri olmayan insanlar parti genel başkanı sıfatı ile dolaşıp çevresine özenle hazırlanmış genel başkan kartları dağıtmaktan mutlu oluyorlar.
Her parti genel başkanı otomatik olarak kendini lider görüyor. Tutum ve davranışı da buna göre daha havalı ve fiyakalı bir hale geliyor.
Oysa, bir yere atanmakla veya parası olduğu için dükkan değil parti kuran kişilerin lider sözünü ağzına almaları dahi abestir. Çünkü lider olunmaz. Lider doğulur. Liderlik kişinin doğuştan gelen temel karakterlerinden biridir. Ama çok nadir kişilerde bulunur. Zaten liderler kendilerine lider demezler. Çünkü onların liderliklerini kendileri değil, çevresi belirler. Çevre onu lider olarak kabul ederler ve lider gibi davranmaya zorlarlar.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi gerçek bir lidere sahip olmak milletimiz için çok gurur verici bir durum. Fakat bu liderlik kavramının en üst derecede örneği olduğundan kendisinden sonra gelen yöneticiler için hiç de iyi bir örnek değil. Çünkü ona erişmek, ona benzemek ve onun yaptıklarını yapabilmek hiç de kolay değil. Çünkü o benzersiz. O halde liderler birilerine benzemek zorunda olmadıklarını bilmeli ve kendi liderlik vasıflarını ortaya çıkartıp geliştirmeye çalışmalıdır. Ancak bu sayede başarılı olabilirler.
Ülkemizde Atatürk'ten sonra da liderler çıkmış ve kitleleri kendisine inandırıp peşinden sürüklemesini bilmiştir. Bunların isimlerini saymaya gerek yok. Çünkü halkımız bunları çok iyi tanımaktadır. Görevden almalar, makamdan indirmeler ve cezalar gerçek liderlerin liderlik vasıflarını düşürmez hatta bu uygulamalar onları daha güçlü kılar . Kendisine inanan ve güvenenlerin sayısını arttırır.
Bu coğrafyada, stratejik konuma sahip bu topraklarda, cihan imparatorluğu kurmuş 70 milyonluk bir milletin yönetimi basit ve kolay bir iş değildir. Bu ülkenin yöneticisi sıradan bir kişi olamaz. Olmamalıdır.
Peki, Türkiye'yi yönetecek kişiler ne gibi özelliklere sahip olmalıdır?
Bu konuda asırlardır Türk Toplumuna yön veren kaynaklar ve kişilerden bazı görüşler aktararak "Liderlerimiz nasıl olmalı ?" sorusuna cevap arayalım.

Yüce Allah Kur'anı Kerim En'am Suresi 123 ncü Ayetinde meal'en;
"Ve işte böylece her ülkenin önde gelenlerini, hile ve entrika peşinde koşan suçlular durumuna sokarız; ama çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur; ve onu da anlamazlar." Buyurmuşlardır. Bunun tefsiri ise aynen şöyledir;" Önemli kimseler olduklarına inanmaları onları az veya çok eleştiriye kapalı hale getirdiğinden ' önde gelenler ' kural olarak, kendi davranışlarının ahlâki yönlerini sorgulamakta diğer insanlardan daha az istekli olurlar ve bunun sonucu olarak kendilerini daima haklı görmeleri, onları çoğu zaman büyük hatalar yapmaya sevk eder."

Görüldüğü gibi ülke yönetimine getirilecek kişilerin seçiminde çok titiz davranılması gerektiği Allahın emirlerinde dahi yer almıştır.

Batı Hun Hun İmparatoru Atilla;
"Türklere liderlik eden kişiler cesur ve korkusuz olmalıdırlar. Liderler iyi zamanlarda olduğu kadar belirsiz dönemlerde ve tehlike karşısında da cesaretle hareket etmesini bilmelidir." Ifadesi ile liderin temel vasfını vurgulamıştır.

Elli yıl vezirlik yapan Nizamü'l-Mülk iyi devlet adamının nasıl olması gerektiğini pek çok misalle açıkladığı "SİYASETNAME" isimli kitabında özetle;
"Padişah; fermanı altında bulunan kullarının idaresini başkalarına havale edemez. Halkın işinden gafil olamaz. Mümkün olduğu kadar onların durumlarını gizli ve açık sormalı, uzun elleri kısaltmalı, zalimlerin zulmünü onların üzerinden kaldırmalıdır. Padişahlar daima halkın adaleti ve refahı için, işlere şahsi menfaatini düşünmeyen perhizkârları ve Allahtan korkanları memur etmelidirler."diyor.

Osmanlı Devleti'ni kuran Osman Gazi ölüm döşeğinde iken oğlu Orhan Bey'e yaptığı vasiyetinde iyi bir liderin davranışlarının nasıl olması gerektiği konusunda yukarıdakilere benzer temaları işlemiştir;
" ....Adaletli ol, iyi adam ol, merhametli ol. Bütün tebaanı eşitlik üzerine koru. Allah'ı tanımayan, kazancını içkiye veren kimselere devlet işlerinde vazife verme; verirsen yüzü kara olarak ahirete gelesin. Zira bu tip insanlar Allahın gazabına müstahak olduklarından, işlerinde hayır ve başarı olmaz. Bunlar millete iyi muamele etmezler ve rüşvet almaya meyyal olurlar. Memleket ve millet bundan zarar görür. Bilmediğini bilenden sor. Sana sadık olanları hoş tut..."

Büyük Türk Hükümdarı Timur ise devlet hizmeti verilecekler hakkında;
" Herkesin kıymetini, bulunduğu mevkii ve her şeyin ölçüsünü bilerek buna uygun görev verilmelidir" şeklinde öğüt verir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük eseri NUTUK başta olmak üzere devlet hizmetinde görevlendirilecek kişilerin vasıflarını pek çok yerde vurgulamıştır. Bunlardan dikkati çeken birkaçı aşağıya çıkartılmıştır;

" Mecliste, hâkim olan fırka'nın hükümet teşkilini, muhalif ve ekalliyette bulunan bir fıkraya terk etmesi ise asla mevzuubahis olamaz. Kaideden ve usulen milletin ekseriyetini teşkil eden ve gaye-i mahsusa'sı bariz olan fırka, hükümeti teşkil mesuliyetini üzerine alır ve kendi gaye ve prensiplerini memlekette tatbik eder." (NUTUK /Sayfa 159)

" Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki sinesinde yetiştirerek başının üzerine çıkartacağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri, çok iyi incelemek dikkatinden bir an vazgeçmesin" ( NUTUK / Sayfa 607)

" Bir milletin siyasi alın yazısında mevki sahibi olabilmek için onun ihtiyacını görebilme ve onun kudretini takdir edebilmede ehliyet sahibi olmak birinci şarttır." (1927)

" Meclislerle idare olunan memleketlerde de, en mühlik cihet, bazı milletvekillerinin yabancıların hesabına çalınmış ve satın alınmış olmalarıdır. Bunun için milletvekillerini seçerken, çok dikkatli ve kıskanç olmalıdır. Milletin hatadan sıyaneti için yegâne salim çare efkâr ve ef'aile milletin itimadına mazhar olmuş, siyasi bir fırkanın seçimde millete delalet etmesidir." ( NUTUK / Sayfa-359 )

" İçinizde memleketi ve milleti en çok seven, aklına, anlayışına, vicdanına en çok güvendiğiniz insanları seçiniz. Ancak bu sayede meclis sizin arzularınızı yapmaya ve lâyık olduğunuz refahı temin kudretine malik olacaktır" (1923)

Liderlerin nasıl olması gerektiğini Türk toplumunun liderleri işte böyle anlatıyor.
Lider adaylarının dikkatine sunuyorum..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
10 Ağustos 2006 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale