25 EYLÜL 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Mesut Yılmaz siyasete dönüyor
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milleti aklımızın ermediği, yapmak kudret ve kabiliyetini kendimizde görmediğimiz hususlar hakkında kandırarak geçici teveccühler elde etmeğe tenezzül etmeyiz. Millete adi politikacılar gibi yalancı vaatlerde bulunmaktan nefret ederiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1925)

 26 Haziran 2006 Pazartesi 

Siyaset çok değişik ve insanları cezbeden bir uğraş alanı. “Yenilen güreşe doymazmış “şeklinde bir atasözümüz var. Sanırım siyasetçiler için söylenmiş bir söz.
Eski siyasetçiler birbiri peşi sıra gelen yenilgileri ve ağızlarından çıkan sözleri çok çabuk unutuyorlar. Belki de çevrelerindeki kalabalıkların dalkavukluğuna kanarak yeniden, milletin kendilerine olan ihtiyacına vehmedip devamlı olarak kurtarıcı rolüne soyunabiliyorlar. Bunun örneğine siyasi yaşantımızda çok rastlanmıştır.
Ülke yönetiminde üst düzey görevler yapmış kişilerin bilgi birikimlerini bu ülke milli menfaatleri doğrultusunda kullanmaları çok doğaldır. Çünkü siyasetçi kolay yetişmiyor. Pek çok olay karşısında tecrübe kazanılarak devlet adamlığı vasfına erişilebiliyor.
Elde edilen bilgi ve tecrübeler içinde zaferlerle birlikte yenilgilerde vardır. Bunların yeniden yaşanmaması için Türk siyasetine kazandırılması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu bakımdan eski siyasetçilerin bilgi ve tecrübelerinden halkımızı yararlandırmaması düşünülemez.
Siyasetçinin eskisi olmaz, tecrübelisi olur. Bu tecrübenin siyasete katkısının pek çok yolu vardır. Ama hatalarının çokluğu yüzünden gerek mensup olduğu partiye ve gerekse bu partinin ülkeye verdirdiği kayıplar göz önüne alındığında yeniden aktif siyasete dönmek ve yönetimde görev almak isteği doğru bir yaklaşım değildir.
Eğer siz siyasette belli bir başarı seviyesinde aldığınız partiye her seçim süresinde bir seçim yenilgisi tattırdı iseniz ve partiniz aktif olarak Türk siyasetinizde yok olma durumunda kalmış ise, artık sizin kaldığınız yerden devam etmenize asla imkân yoktur. Ama siz siyasi bilgi ve tecrübelerinizi akil adam olarak gerek parti yöneticilerine ve gerekse halkımızla her platformda aktarabilirsiniz. Sizden beklenen, doğru olan, yakışan ve yapmanız zorunlu olan davranış bu olmalıdır.
Bugün 3 Kasım 2002 seçimlerinde halkımızın iktidardan indirerek parlamento dışına ittiği DSP, DYP ve ANAP geçen süre içinde yeni liderler ve kadrolarla ve yeni bir ivme ile Türk siyasetinde kendilerine yer aramaktadır.
Bu çok doğaldır. Yeni kadrolar yeni arayışlar, yeni umutlar ve halk için yeni bir gelecek demektir. Başarısızlıkları defalarca kanıtlanmış liderlerle ve o liderin etrafındaki kadrolarla yeniden ayni hizmet alanlarına talip olunması için hiç bir engel yoktur. Fakat siyasetin bugün geldiği noktada başarılı olması hiçte kolay değildir.
3 Kasım 2002 seçimlerinin iktidar ortakları Bülent Ecevit, Devlet bahçeli ve Mesut Yılmaz Türk siyasi tarihinde bir ilki gerçekleştirmişler ve ağır seçim yenilgisini şahsen üstlenerek liderliği devretmişlerdir. Hatta bir ileri adım daha atılmış, muhalefetteki DYP’nin lideri Tansu Çiller’de ayni duyarlılıkla görevi bırakarak köşesine çekilmiştir. Bunlar siyasi yaşantımız için çok özel ve önemli kazanımlardır.
Siyasi yenilginin kendi hatası olduğunu vurgulayıp ilk olarak ayrılacağını ilan eden Devlet Bahçeli kısa bir süre sonra yeniden MHP’nin başına dönmüştür. Benzeri bir durum bir seçim dönemi önce partisini meclis dışında bırakarak başarısız olduğu gerekçesi istifa eden CHP lideri Deniz Baykal’ın durumunda da görülmüştür. Kısa bir ayrılıktan sonra süre sonra yeniden liderliğe aday olan Baykal 2002’de partisini ana muhalefet olarak meclise taşımıştır. Sanırım Deniz Baykal örneği eski parti liderleri için bir örnek olmuştur.
Şimdi güncel konumuz ANAP eski lideri Sayın Mesut Yılmaz’dır.
Dört yıla yakın bir süre tamamen siyasetin dışında kalmasına rağmen Yüce Divan’da yargılanan ilk başbakan olması sebebiyle kamuoyu gündeminden düşmeyen Mesut Yılmaz Yüce Divan sonunda yaptığı açıklamalarla yeniden siyaset gündeminin odağına oturmuştur. Kendini siyasi yaşamımızın kurtarıcısı olarak önümüzdeki günlerde aktif siyasette göreceğimiz açıkça belli olmuştur. İşte Sayın Yılmaz’ın basında öne çıkan sözleri;

“ Bu dava süresince siyasetle ilgili gelen talepleri askıya almıştım. Bugünden itibaren bu yönde temaslar yapacağım. Siyasete, siyasete dönmek için dönülmez. Siyaset yapmak için siyaset yapılmaz. Eğer Türkiye’ye bir şeyler verecek durumdaysam, eğer benim de katkıma ihtiyaç olacağı kanaatine varırsam, o zaman siyasete dönerim.
ANAP tabanından da daha önce siyasi rekabet içinde olduğum kesimlerden de talepler var. Ben bunları kendi açımdan değil ülkem açısından değerlendireceğim. Eğer böyle bir katkıma ihtiyaç duyulduğu kanaatine varırsam, o zaman siyasete dönerim.
Şu anda liderlik meselesi düşünmüyorum. Türk siyasetinde böyle bir ihtiyaç olup olmadığını tespite çalışacağım. Bu ihtiyaç varsa, buna cevap verebilecek birliktelik oluşturabilirsem, siyasete dönerim. Sağ ve sol pencere önemli değil. Önemli olan ülke açısından ortak bir çizgide buluşabileceğimiz bir ekip oluşturup oluşturamayacağımızı araştıracağım.”

“ Mesut Yılmaz dışarı çıktığında mahkeme önündeki Rizeli hemşerileri ve eski ANAP’lılar büyük sevgi gösterisinde bulundu. Yılmaz fotoğraflı tişörtler giyen, ’Seni seviyoruz’ yazılı pankartlar taşıyan grup; ‘Türkiye seninle gurur duyuyor, Başbakan Mesut’ sloganı attı. Şubat 1991’de Genel Başkan adaylığını açıklamadan önce Kocatepe Camii’nde cuma namazı kılan Yılmaz, dün de karar sonrası aynı camiye gitti.”

Gündemde başköşeyi alan Mesut Yılmaz’ın siyasete dönüş haberleri özetle bu şekilde. Şimdi Mesut Yılmaz’lı ANAP’ın geçmişini hatırlayalım;
12 Eylül askeri darbesinden sonra 1983’de yapılan serbest seçimlerde Anavatan Partisi oyların yüzde 45,1’ini alarak tek başına iktidara geldi. Hükümeti kurma görevini ANAP lideri Turgut Özal`a verildi. 1987’de yapılan seçimlerde de ANAP oyların yüzde 36.27’sini alarak ikinci kez tek başına iktidara geldi. 1983 yılında Turgut Özal ile tek başına iktidar olan ANAP, 19 yıl sonra 2002’de Mesut Yılmaz ile girdiği seçimde parlamento dışında kaldı. ANAP'ın 1983'teki yüzde 45 oyu, bu seçimde yüzde 5'e düştü. 1983 ve 1987'de tek başına iktidar olan ANAP'ın oyları 1991'de 24'e, 1995'te 19,6’ya ve 1999'da da 13,2’ye gerilemişti. ANAP’ın baraj altında kalmasıyla 12 Eylül’de kurulan son parti de parlamento dışında kalmış oldu.
Seçimde yenilgiyi kabullenen Mesut Yılmaz parti genel başkanlığı ve siyaseti bıraktığını açıkladı ve ilk genel kurulda Genel başkanlığı Ali Talip Özdemir getirildi.
Bugün Anavatan partisinin başında Sayın Erkan Mumcu var. ANAP, seçimlerde başarısız olsa bile, bugün parlamentoda grubu bulunan üçüncü parti konumundadır. Yeni amblemi ve yeni söylemleriyle siyasi yaşamda bir umut olma yolunda süratle ilerlemeye başlamıştır. Anketlerde ANAP lehinde belirgin bir artış görülmektedir.
Bana göre 12 Eylül sonrası Türk siyasi yaşamında 19 yıl en üst düzey görevlerde bulunmuş Mesut Yılmaz’ın bilgi ve tecrübelerine ülkemizin ihtiyacı vardır. Sayın Yılmaz ‘ın siyasetteki hedeflerini henüz bilmiyoruz. Fakat Mesut Yılmaz’ın dönüşü ile siyasi yaşamımızda hareketliliğin artacağını şimdiden söyleyebiliriz.
Sağda birlik arayışlarının devam ettiği süreç içinde Sayın Yılmaz’ı dikkatle takip edeceğiz.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Haziran 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale