31 Mart 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi'ni Türk milletinin ve tüm insanlığın hizmetine nasıl sunabiliriz? (3)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Büyük davamız, en medeni ve müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil düşüncelerinde temelli bir inkılâp yapmış olan büyük Türk Milletinin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda kavramak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu teşebbüste başarı ancak, süreli bir plânla ve rasyonel çalışmakla mümkün olabilir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1922)

 29 Mayıs 2006 Pazartesi 

Atatürkçü Düşünce Sistemi önce Türk Milletinin ve sonra da bütün insanlığın ortak değeri olmuştur. Atatürk'ü ve Atatürkçü Düşünce Sistemini anlayıp, Atatürkçü Düşünce Sistemini yaşamlarında yer verecek nesiller yetiştirilebilmesi için yapılması gereken temel hususları açıklamaya devam ediyorum.

** Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu bünyesindeki Atatürk Araştırma Merkezi; Atatürkçülük ve Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin geliştirilmesinde, uygulayıcı birimlere ulaştırılmasında ve birimler arasında gerekli koordinasyonun sağlanmasında geçen yirmi üç yıl içinde başarılı olduğunu söylememiz bugün için mümkün değildir. Bu merkez asli görevi olan koordinatör ve yönlendirici olma sıfatını üstlenmeli ve bunu gerçekleştirecek yeni bir teşkilatlanma içine girmelidir.

** Atatürk Araştırma Merkezi; mahalli hüviyetinden sıyrılarak Atatürkçülüğün evrensel boyutlarda kullanılmasını sağlayacak bilimsel bir çalışma içine girmeli ve gerekirse sırf bu işleri yürütecek yeni bir yapılanma içine girmelidir. Atatürkçü Düşünce Sisteminin geldiği evrensel boyutu göz önünde bulundurarak bu merkezin dünyanın çeşitli merkezlerinde yaygın bir şekilde çalışmalar yapacak şubeleri mutlaka açılmalıdır.

** Atatürkçülük ve Atatürkçü Düşünce Sisteminin Orta Asya Türk Devletlerinde öncelikli olmak üzere bütün dünya devletlerinin saygın üniversitelerinde ders olarak okutulmasını sağlayacak bilimsel girişimler yapılmalıdır. İcabında açılacak kürsüler devlet bütçesinden finanse edilmeli ve her türlü devlet desteği sağlanmalıdır.

** Atatürk'e ve Atatürkçü Düşünce Sistemine inanmadıklarını her fırsatta dile getiren irticai kesim ile fikri alanda mücadele edebilecek ve onları doğru yola yönlendirebilecek çalışmalara ilgili kademelerde vakit geçirilmeden başlanmalıdır. Bu kesim tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün fikir ve Düşüncelerinin istismarına meydan verilmemelidir. Bu maksatla Gazinin dine yönelik fikir ve düşünceleri her yer ve her platformda konunun uzmanları tarafından dile getirilmelidir.

** Devletin bütün imkânlarından yararlanılarak Türk Milletinin tamamının Atatürkçü Düşünce etrafında birleşmesini sağlayacak usul ve prensipler geliştirilmelidir. Atatürk'ü ve Atatürkçülük kavramını; zor durumda kalındığında arkasına sığınılacak değil, fikirleriyle yaşanacak seviyeye getirmek için çalışılmalıdır.

Yukarıda sıralanan hususlar Atatürkçü Düşüncenin anlaşılıp, bir yaşam tarzı haline getirilebilmesi için yapmak zorunda olduğumuz kuralları içermektedir. Bunlarla birlikte Atatürkçü ve Düşünce Sistemini yok farz edip O'nu küçümseyen zihniyete karşı koymak ve O'nun fikri yönden istismarını önlemek için bu grupların karşısına bilimselliği kanıtlanmış ve güncelleştirilmiş bir düşünce sistemi ile çıkmamız gerekmektedir.
Bunu gerçekleştirecek yeterli organizasyonlarımız, yasal dayanaklarımız ve en önemlisi inançlı ve bilgili kadrolarımız vardır.
Ülkesini ve milletini seven herkes Atatürkçü olmalıdır. Herkes Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü anlamak için gayret sarf etmelidir. Ancak, Atatürk'ü anlamak kadar anlatmak da, yine O'nun deyimiyle ERBAB'I İHTİSASININ işidir. Orada cehalete, gaflete ve hele hıyanete hiç yer yoktur. Bu konudaki en ilmi ve en akli yol, dünyanın her yerinde olduğu gibi, O'nu yine O'nun eserleriyle, milletiyle, çevresiyle, kendine has orijinalliği ile anlamaya ve anlatmaya çalışmak olmalıdır.(1)

Sonuç olarak; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 15 Mayıs 1919'da Samsuna doğru yola çıktığı zaman galip devletlerin himayesi veya sömürgesi olmadan yaşayabileceğimize inanan insanların sayısı birkaç kişiyi geçmiyordu. Padişah başta olmak üzere en uçtaki insanına kadar tam bir teslimiyet duygusu beyinlerde yer etmişti. Ama bir inanmış insanın Samsun'da yaktığı kurtuluş ateşi dalga dalga yurdu sararak 9 Eylül 1922'de işgalcileri denize dökmeyi ve Osmanlı'nın külleri üzerinde genç Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmayı başarmıştır.
Gün milli mücadelenin döneminin aynisidir. Bugün de değişen bir şey yoktur. Dün ordularıyla ülke topraklarını işgal edip bizi esir eden devletler, bugün doğrudan doğruya beyinlerimize saldırarak insanlarımızı esir etmeyi başarmışlardır. Bu durumda yeni bir Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e şiddetle ihtiyacımız vardır. Birkaç asırda bir gelerek insanlığa ışık saçan liderlerden biri olan bir başka Mustafa Kemal Atatürk'ün olmayacağı bir gerçektir. Fakat bugün dünkünden daha şanslı olduğumuz bir yönümüz vardır.
O gün milletinin önüne düşüp, emperyalizme kesin darbe vurarak milletin egemenliğinin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Gazi bugün yoktur. Ama onun fikir ve düşünceleri ilk günkü gibi canlıdır. Bu ülke insanına sanki o sağmış gibi bu düşünceler yol gösterebilir: Çünkü bu düşüncelere inanmış milyonlar vardır.
Atatürkçü Düşünce Sistemine bütün içtenliğimizle inanır ve sahip çıkarsak yeni Atatürk'ler aramamıza gerek kalmaz. Çünkü O'nun "Dengeli, Tutarlı ve Uygulanabilir" nitelikteki "Düşünce Sistemi" bugün bize dikte ettirilemeye çalışılan sömürgeci zihniyetleri durduracak ve bu necip milleti yeniden şahlandıracak güçtedir.
İşte bu maksatla ben; Atatürkçü Düşünce Sistemi üzerine doktora seviyesinde eğitim almış ve bildiklerimi tam 18 yıldır üniversitelerimizde büyük bir şevk ile Türk Gençlerine aktarmayı zevkle sürdüren bir kişi olarak bana düşen görevi yaptığımı düşünüyorum. BİLDİRİ-YORUM sütünlarını en önemli eksiğimiz olan "Atatürkçü Düşünce Sisteminin" öğretisi için kullanmaya karar verdirm.
Bilimsel derinliğine girmeden bu düşünce sisteminin ne olduğunu, nasıl öğrenilip, nasıl tatbik edilebileceğini en cahil insanımızın öğrenebileceği bir dil ile açıklayarak bana düşen aydınlatma görevini başlatmayı düşünüyorum.
Atatürk'ü ve Atatürkçü Düşünce Sistemini kendi siyasi ve ekonomik gelecekleri için rant malzemesi yaparak, bu düşüncenin arkasına sığınıp halkımızı aldatmayan gerçek Türk Aydınlarını da benimle birlikte Atatürkçülük öğretisine başlamaya davet ediyorum. Her platformda milletimize bu düşünceleri anlatalım. Kazandığımız her kişinin Türklük düşmanları için birer Atom Bombası değerinde olduğunu bilelim ve bıkmadan bu öğretiyi yayalım. İşte o zaman miletimize ve devletimize en büyük iyiliği yapmış olacağız.
Türk Milletinin bu kutsal Anadolu toprakları ve ölümsüz eseri Türkiye Cumhuriyeti'ni armağan eden ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatırasını saygı ile anıyorum..

(1) Prof.Dr.Azmi Süslü, Atatürk'ü Anlama ve Anlatma Metodu, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi Sayı 47,S.9,1989



Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Mayıs 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale