29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçülüğü öğretmede dikkat edeceğimiz hususlar
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Büyük davamız, en medeni ve müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil düşüncelerinde temelli bir inkılâp yapmış olan büyük Türk Milletinin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda kavramak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu teşebbüste başarı ancak, süreli bir plânla ve rasyonel çalışmakla mümkün olabilir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1922)

 22 Mayıs 2006 Pazartesi 

Ülkemizin kanlı Danıştay baskını ile başlayan bir kargaşa ve kaos ortamı içine girdiği görülmektedir. Bir tarafta kendilerini Atatürkçü-Laik olarak niteleyen gruplar, diğer tarafta kendilerini laiklik karşıtı olarak gören aşırı dinci gruplar. Buna kendilerini Türk olarak görmeyen bölücü grupları da eklediğimizde küresel güçlerin operasyonları için çok bereketli bir çalışma ortamı ortaya çıktığını görürüz..
Ama bu ülkeyi bölüp parçalamak hiç de sanıldığı kadar kolay değildir. Dünyanın en iyi yetişmiş genç ve dinamik kadrolarına sahip Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milli güç potansiyeli sanıldığından da daha kuvvetlidir. Bu dinamik gücü hasımlarımız çok iyi tespit etmişler ve beyin yıkama çalışmalarını bu genç kesim üzerine teksif etmişlerdir.
Küresel güçlerin, Türk Milletinin ışığı ve yol göstericisi durumundaki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir ve düşüncelerinin ortadan kaldırılması yönünde verdikleri büyük mücadelenin fazla bir işe yaramadığı 18 Mayıs 2006’da Danıştay saldırılarını protesto eden halk yığınları göstermiştir. Bütün gayretlere rağmen halkımızdaki Atatürk sevgisinin ne kadar canlı ve güçlü olduğu bir kere daha görülmüştür.
Türk Milleti’nin tamamının Atatürkçü olması ve “Atatürkçü Düşünce Sistemi”ne göre belirlenecek kurallarla yönetilmesi anayasamız gereğidir. Yani bu görev, doğrudan doğruya devletin yönetim ve yönlendirmesi ile yapılması gereken önemli bir işlev olarak kabul edilmiştir.
Atatürkçülüğü öğretirken dikkat etmemiz gereken pek çok kural vardır. Bu kurallar göz önüne alınmadan yapılacak öğretiler daima başarısız olmaya mahkûmdur. Sadece başarısız olarak kalınmaz, öğretide yapılacak yanlışlarla insanlarımızın Atatürk düşmanı olmalarına da yardımcı olunur. İşte bu yüzden bu öğretide nelere dikkat etmemiz gerektiği hususunun bilinmesinde yarar vardır.

** Önce eğitici ve öğreticiler eğitilmelidir. Atatürkçülük öğretisini her seviyede verecek eğiticiler mutlaka pedagoji ve psikoloji öğrenimi almalıdır. Seçilmiş öğretmenlerin Türk Tarihi ve Türk Kültürü ile motive edilmiş gerçek ve bilinçli Atatürkçüler olmalarına dikkat edilmelidir. (Atatürkçü olabilmenin yollarını daha önce okuyucularımla bir metot arayışı bahsinde paylaşmıştım.)

** Atatürkçü Düşünceyi anlatımda yöneticilerin anlayış birliği içinde olması gerekmektedir. Her seviyedeki yöneticinin Atatürkçü Düşünceyi anlayıp algılaması birbirine yakın ve benzer olmadığı takdirde başarı kazanmak zordur. Bu yüzden eğitici ve öğreticiler Atatürkçü öğretilerine yöneticilerden başlamalıdır.

** Atatürkçülüğü öğretmede öncelikli olarak” Neden Atatürkçü olmamız gerektiği” hususu anlatılmalı ve kişilerde Atatürkçü olma arzusu uyandırılmalıdır. Bu arzu uyandırılmadan bilinçli bir Atatürkçünün yetiştirilemeyeceği bilinmelidir.

** Konular öğrencinin inisiyatifine terk edilmemelidir. Yani, biz anlatalım herkes alacağını alsın dememeli ve belirli bir öğretim sistemi içinde her yaş ve tahsil seviyesinde verilecek hususlar konu ve kapsam bakımından bilimsel metotlarla tespit edilmelidir. Kesinlikle biz verelim, isteyen istediğini alsın denilmemelidir.

** Konular cazip hale getirilmeli. Bıktırılmadan ve örneklerle verilmelidir. Atatürk’ün karga kovalaması ve matematik hocasının verdiği Kemal ismini dışında da aklında bir şeylerin kalabilmesine özen gösterilmelidir..
Cumhuriyet Bayramı, 30 Ağustos törenleri, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günleri, 23 Nisan 1920, 18 Mart 1915, 19 Mayıs 1919 gibi özel günlerde yapılan törenler okullarımızda gençlerin kaçmak için çareler aradığı ve nefret ettiği günler haline gelmiştir. Çünkü gençlere bu törenlerin yapılmasının nedenleri anlatılmamaktadır. Yani gençlerimiz bu milli günleri kutlamakla ne elde edeceğinin farkına varamamaktadır. Anlamsız, boş ve yararsız kabul etmekte ve zorlamayı da görünce de katılmamaktadır. Aslında inanmadan bilinçsizce yapılan bu tören katılımları gençleri Atatürkçü Düşünceden ve milli duygulardan giderek uzaklaştırmaktadır.

** Konular muhatabın anlama seviyesine göre anlatılmalı, anlaşılması ve sahiplenilmesi sağlanmalı, kesinlikle ezberletilmemelidir. İnsanlar zorlanmamalı ve kesinlikle korkutulmamalıdır. Sevgi ve saygı unsuru daima ön planda tutularak fikrin sahiplenilmesine çalışılmalıdır.
Bu konuda yaşadığım bir olayı daima hatırlar ve kızarım. Ordudaki görevim esnasında KKK’larından biri, ilkokul seviyesindekiler için bir Atatürkçülük Broşürü hazırlamış ve bütün personelin sol üst ceket cebinde taşımalarını emretmişti. Her gittiği yerde önce rütbelilerden başlayarak bu broşürü arardı. Sonra yine rütbelilerden başlayarak içindekileri ezberleyip ezberlemediğimizi denetlerdi. Yaptığı işten büyük biz haz alır ve bu uygulamasıyla kendisinin ne kadar büyük bir Atatürkçü olduğunu gururla belirtirdi.
Atatürkçü Düşünce konusunda doktora eğitimi alan ben komuta ettiğim Alayımın huzurunda bu broşürdeki sözleri aynen yazıldığı gibi ezbere söyleyemediğim için nerede ise vatan hainliği ile suçlandığımı unutamıyorum. Beni en rahatsız eden şey Atatürk sevgisinin bu şekilde giderek nefrete dönüşmesiydi. Terhis olanların bu broşürlerin her tarafını karalayıp yırttıklarını ve çöpe attıklarını görmek işin yanlışlığını zaten bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyordu. Bu şekilde gönüllerinde Atatürk sevgisi olanların dahi “Lanet olsun böyle Atatürkçülüğe” Atatürkçülükten uzaklaştığına şahit olduk.

** Konular tartışmaya açılmalı. Tartışmadan korkmamalı ve gençler öğretime aktif olarak katılmalı, fikrini serbestçe açıklamasına imkân tanınmalıdır. Fakat bu tartışmalar tenkide yönelik değil olumlu istikametlere yönlendirme ve anlayışı kolaylaştırma yönünde olmalıdır. Burada eğitici ve öğreticilerin mahareti önem kazanmaktadır.

** Hiçbir karşıt fikir ve düşünce açıkça hor görülmemeli ve saygı ile karşılanmalıdır. Karşıt fikirlerin Atatürkçü Düşünce karşısındaki güçsüzlüğü ve tutarsızlığı bilimsel yoldan ortaya konulabilmeli ve karşı taraf ikna edilene kadar bu tartışmalara devam edilmelidir.
Burada bilgi noksanlığı hemen karşı tarafı suçlayıp baskı altına alma şeklinde davranışlara neden olmaktadır. Bu bakımdan konuyu bilmeyenler ve kendisini tartışma için yeterince bilgili bulmayanlar tartışmaktan kaçınmalıdır. Tartışma ortamı bilgisine güvenilen kişilerin bulunduğu ortamda yapılmaya çalışılmalıdır. Çünkü burada gösterilecek zafiyet karşı tarafın fikrinin güçlendirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

** Atatürkçü Düşüncenin, bilimsel yönü, çağdaşlığı, akla ve mantığa yatkınlığı, Türk milletinin imkân ve kabiliyetlerine uygunluğu, yapılabilirliği, daima ön planda tutulmalıdır.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
22 Mayıs 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale