31 Mart 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Nasıl Atatürkçü olabiliriz? Bir metot arayışı - 1
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin vazifesi, hayatı neşe ve şevkle karşılamak üzere milletine yol göstermektir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1937)

 16 Mayıs 2006 Salı 

Atatürkçülük bugün bir moda halini almıştır. Taraf tutar gibi, yani taraftarı olan herhangi bir spor kulübü gibi Atatürkçü olunacak bir seviyeye gelinmiştir. Partiler, vakıflar, dernekler ve sivil toplum kuruluşları Atatürk rozetleri ve posterleri dağıtarak üyelerini ve taraftarlarını Atatürkçü ilan etmektedirler.
Bugünlerde Atatürkçü kesim kendilerine "Laikler" adını vererek kendilerinden olmayanları anti-laik, yani yobaz olarak nitelendirmekte bir sakınca görmemektedir. Hâlbuki Atatürkçülük kolayca elde edilecek, rozet takılarak ve "Ben Atatürkçüyüm" demekle alınabilecek bir rütbe değildir.
Atatürkçü olabilmek son derece zor, uzun vadeli ve sabır gerektiren sistemli bir çalışmayı öngörmektedir.
Atatürkçü olmak için doğal olarak yapılacak öncelikli faaliyet, Atatürk sevgisinin aşılanmasıdır. İşte yakalara Atatürk rozetlerinin takılması, Atatürk resim ve posterlerinin asılması, Atatürk köşelerinin hazırlanması, büst ve heykellerinin yapılması, isminin caddelere, köprülere, okullara, görkemli binalara isminin verilmesi, şiir ve öykülerinin yazılması bu ilk safhanın oluşması için gerekli olan hususlardır. Buna bir seviye vermek gerekirse ilköğretim tahsili içinde gençlere bu sevgi aşılanabilmelidir.
Atatürkçü olabilmenin ikinci safhası; Atatürk ve Atatürkçü Düşünceyi sahiplenme ve bu düşünceye düşman olan unsurlarla mücadele etme gereğini benliğinde duyma aşamasına gelinmesidir. Bu safhaya bir seviye vermek istediğimizde lise ve üniversite öğreniminin ilk yıllarında gençlerimiz bu bilince kavuşturulmuş olmalıdır.
Atatürkçü olabilmenin en zor ve en uzun safhası Bilimsel Çalışma safhasıdır. İlk iki safhaya erişmeden bu safhaya başlamak mümkün değildir. Bu seviye üniversite eğitimi üzerinde Mastır ve Doktora eğitimi safhalarını kapsar. Tamamen bilim adamlarının yürüttükleri bilimsel sahadaki çalışmaları içerir. Bu safha ilk iki safhanın neden ve nasıllarının cevaplarının bulunduğu ve uygulamaların kontrol edildiği bir süreci kapsar.
Burada ortaya koymak istediğim metot arayışı "Nasıl Atatürkçü olabiliriz? " sorusuna bilimsel yollarla cevap bulmak için düşünülmüştür. Atatürkçü olunma yolunda bilimsel ve sistemli bir çalışmanın sırası, şekli ve nedenleri üzerinde durularak bir sistem yaklaşımı içinde çözüm aranacaktır.
Bir insanın herhangi bir konuda uzmanlaşarak söz sahibi olabilmesi için o konu ile ilgili gerekli eğitimleri alması, ilgili kurum ve kuruluşlarda yeteri süre çalışması ve sonunda öğrendiklerini bizzat uygulayarak tecrübe kazanması gerekmektedir. Bu işi en basitinden ele alacak olursak, inşaat mühendisi olmak için ayrı, dişçi olmak için ayrı, subay olmak için ayrı ve elektrikçi olmak için ayrı ve birbiri ile hiç benzeşmeyen yollar ve eğitimlerin alınma gerekliliği vardır. Bu eğitimleri almadan ve belirlenen yollardan geçmeden istenilen mesleğe erişilmesi mümkün değildir.
Çünkü ben marangozluğu çok seviyorum diyerek marangoz olunamayacağı gibi, çok istiyorum ve arzuluyorum diyerek elektronik mühendisi olamazsınız. Çünkü sadece arzulamak ve o işi sevmek yetmez. Bunları elde etmek için arzulu olma ile başlayan bir eğitim süreci içine girilerek, azim ve irade kullanılarak, ter dökülüp emek harcanarak sonuca ulaşılabilir. Şimdi esas konumuza dönelim.

** Herhangi bir meslek elde etmek için bu şekilde uzun zamana ihtiyaç gösteren ve bilimsel çalışma gerektiren bir süreci tamamlamak gerekirken, ülkemizin bekası için zorunlu olarak görüp anayasamıza temel teşkil ettiğimiz "Atatürkçülük ve Atatürkçü Düşünce Sistemi"ne nasıl erişebiliriz? Yani ATATÜRKÇÜLÜK vasfını nasıl kazanabiliriz?

** Bu konuda nasıl bir yöntem uygulanmalıdır?

** Türk insanını nasıl bir yöntemle Marksist, Leninist, Faşist görüşlere bağlı değil de Atatürkçü görüşe sahip kılalım?

Bu son derece önemli olan konuda tam altmış sekiz yıl hiçbir etkili çözüm getirilemediği gibi bazı fikir ve düşünce adamlarımızın çalışmaları ise yeterli desteği görmediklerinden hayata geçirilememiştir. İlk defa 1996'da benim hazırladığım ve Harp Akademileri Komutanlığınca basımı yapılıp üniversitelerimize gönderilen "NEDEN ATATÜRKÇÜLÜK, NASIL ATATÜRKÇÜLÜK" isimli kitapta "NASIL ATATÜRKÇÜ OLABİLİRİZ (BİR METOT ARAYIŞI) bölümünde konuya bir yaklaşım getirmeye çalışmıştım. Bu konuda bilim adamlarının düşüncelerini almak ve konuyu tartışmaya açmak istiyordum.
Ben konuyu ders verdiğim üniversitelere taşıdım. Çalıştığım devlet ve vakıf üniversitelerinde verdiğim Atatürkçülük derslerinde konuyu önce öğrencilerimle paylaştım bilahare seminer ve panellerde bildiri olarak sundum. Ne yazık ki bilim camiasından bu konuda hiçbir destek bulamadım. Görevi sadece "Atatürkçü Düşünceyi bilimsel yollardan araştırmak ve çıkan sonuçları bilimsel çalışmalarla uygulama hayatına geçirmek" olan ve bu amaç ile Anayasa ile oluşturulan "Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu" bünyesinde yer alan Atatürk Araştırma Merkezinin kuruluşundan bu yana geçen 23 yılda hiçbir bilimsel yaklaşımının olmadığını üzülerek izledim.
Oysa Türk Milleti'nin tamamının Atatürkçü olması ve "Atatürkçü Düşünce Sistemi"ne göre belirlenecek kurallarla yönetilmesi anayasamız gereğidir. Yani bu görev - doğrudan doğruya devletin yönetim ve yönlendirmesi ile yapılması gereken önemli bir işlev olarak değerlendirilmektedir.
Ben burada "Nasıl Atatürkçü Olabiliriz" konusunda bilimsel ve sistemli bir çalışmanın nasıl olması gerektiği üzerinde tamamen şahsi tecrübe ve bilgilerim ışığında yeni bir metot ve sistem arayışından doğan görüşlerime yer veriyorum..
Bu görüşlerim EKSİK olabilir.
Bu görüşlerim YANLIŞ olabilir.
Bu görüşlerim tamamen ÜTOPYA olarak değerlendirilebilir.
Amacım tartışarak doğrunun ve ülkemiz için yeterli olanın bulunmasıdır. Ben konuya bir sistem anlayışı içinde yaklaşmak gereğinden yola çıkarak bir yöntem oluşturmaya çalıştım.. Her bilimsel yaklaşım daha iyi yöntemlerle tartışılmaya ve geliştirilmeye açıktır. Bu saha değerli bilim adamlarımızın acilen çalışmaların gerekli kılmaktadır..



Dr. Tahir Tamer Kumkale
16 Mayıs 2006 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale