24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Teknoloji çağında yazılımın değeri - 2
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Türk Milleti, ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek milli ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1931)

 15 Mayıs 2006 Pazartesi 

Elektronik Harp kavramı günümüz savaş alanına damgasını vurmuştur. Özellikle Körfez Savaşı ve son Kosova'ya yapılan NATO Operasyonu' nda; körletilen radarlar, hedefini bulamayan uçaksavar füzeleri televizyon ekranlarından kurgu film gibi günlük yaşamlarında insanlarımıza izletilmiştir.
Elektronik Harp faaliyetleri süreci barış ve savaş zamanı olmak üzere iki durumda incelenebilir. Eğer bir ülke kendi kullandığı araç, gereç ve teçhizat ile her türlü silah sistemlerinin elektronik teçhizatını kendisi üretemiyorsa, yani dışarıdan satın aldığı gibi aynen kullanıyorsa onun bütün sistemleri elektronik açıdan güvensizdir. Yani kullandığı silah sistemini aldığı ülkeye doğrudan bağımlıdır.
Bu demektir ki; kullandığı bütün uçaklar, helikopterler, tanklar veya diğer cihazlar satan ülkenin elektronik saldırısına karşı açıktır.
Peki, ne yapacağız?
Bunun çaresi nedir?
Kendimizi bundan koruma yöntemleri yok mudur?
Bu durumda, bu sistemleri satın aldığımızda sistemlerin yönlendirilmesinde kullanılan yazılım sistemini de birlikte satın alacağız ve bu sistemi hemen değiştirip kendi hazırladığımız Milli Kod sistemimizi aldığımız cihaza monte edeceğiz. Ya da kendi fabrikalarımızda kendi imâl ettiğimiz elektronik sistemleri bu aldığımız cihazlara monte edeceğiz..
Eğer bunu yapamıyorsak ve kendi Milli Kod Sistemini devreye sokmamış isek bizim için devamlı saldırıya açık tehlikeli bir durum meydana gelmiş demektir.
Bu durumda dışarıdan hiçbir Elektronik Sistem almayalım mı?
Hayır mutlaka alalım.
Ama daima tehlike içinde bulunduğumuzu da bilelim ve ona göre davranalım.
Elektronik Aldatma Tedbirleri günümüzde bütün gelişmiş ülkeler tarafından çok etkin olarak kullanılmaktadır. Ve geleceğin muharebelerinde çok etkin olarak kullanılacaktır. Bu kaçınılmaz gerçektir. Bu bilindiği takdirde buna karşı tedbirlerinde barıştan itibaren en etkin şekilde alınması gerekmektedir.
Kıbrıs Barış Harekâtında kendi uçaklarımız tarafından Elektronik Harp metotları kullanılarak bize Yunan Gemisi olarak gösterilen KOCATEPE Muhribini batırdığımızı hiçbir zaman unutmamamız gerekir.
Gerek yolcu uçaklarının ve gerekse savaş uçaklarının elektronik harp metotları kullanılarak kolaylıkla düşürüleceğini bilmek ve bunun getireceği risklere katlanmak zorundayız. Bunun faillerinin bulunmasının hiç kolay olmadığını da kabullenmeliyiz. ABD dahil olmak üzere bütün çevre ülkelerinin, ayrıca Türkiye'nin zayıf bir halde tutulmasında milli çıkar gören diğer pek çok ülkenin bu gibi Elektronik Harp metotlarını uygulayarak uçaklarımızı düşürme imkan ve kabiliyeti vardır. Bu yüzden herhangi bir ülkeyi doğrudan suçlamak mümkün değildir ve yanlıştır.
ABD gibi Elektronik Harp konusunda bilimsel çalışmaları en üst düzeyde yürüten ve bu alanda üretilen sistemleri dünyaya en çok pazarlayan bir ülkede gerçekleştirilen 11 EYLÜL' deki İKİZ KULELER ve PENTAGON saldırılarının tipik bir Elektronik Harp saldırısı olduğunu da unutmamak gerekir.
Bu savaş çok sessiz, fakat çok tesirlidir. Ayni zamanda kamuoyunun psikolojisini doğrudan etkilemesi açısından da çok güçlüdür. Günümüzde pek çok ülke bu gibi saldırıları yapma imkânına sahiptir. Fakat bu saldırıları her zaman yapacakları şeklinde bir öngörüde bulunmak da yanlıştır.
Genellikle masum insanların yok yere öldüğü bu tip saldırılarının mantıklı bir açıklaması, yani elde edildiğinde karşı tarafa güç sağlayan mantıklı bir hedefi olması gerekir. Yani düşürülecek yolcu uçaklarından elde edilecek çok büyük bir yararının olması gerekmektedir. Bu yoksa böyle bir saldırılarda ülkelerin birbirini suçlamaları çok yanlıştır. Çünkü ayni suçlamaları başkalarının size karşı yapması her zaman mümkündür.
Bu durumda bir ülkenin savunmasında kullanılan hangi silah olursa olsun o silahın kullanım sistemlerinde Milli Yazılım şarttır. Aksi durumda o silah sisteminin güvenirliliği hep tartışılacak ve kullanıcıların kafalarında daima "acaba" sorusu bulunacaktır. Aslında Milli yazılıma sahip bir sistemin dahi güvenirliliği %100 değildir. Zira günümüzde HACKER tabir edilen kişiler tarafından her türlü Kod Sisteminin kırılması mümkündür. Ancak bu husus harcanacak zamana ve kullanılan teknolojiye bağlı olduğundan ve sistemde devamlı değişiklik yapma imkânımız bulunduğundan göreceli olarak milli yazılıma sahip sistemler daha güvenli olarak kabul edilmektedir.
Satın alınan silah sistemleri ile birlikte, o sistemin yazılımın kaynak kodunu da almak başlangıçta çok pahalı bir yöntem gibi görülebilir. Bunun yanında sistemi satan firmanın (ülkenin) ikna edilmesinde zorluklar yaşanabilir. Çünkü Kaynak Kodu satın alanlar, yazılıma sahip olduklarından silah sistemini kendi imkânları ile geliştirebilecek ve belki de daha üstün yeteneklere ulaştırabilecektir. Bu durumda satıcı firmaya (ülke) sistemin modernizasyonu safhasında ihtiyaç duyulmayacaktır. İşte bunun için alınan silah sisteminin teknolojik olarak özümsenebilmesi, geliştirilebilmesi ve güvenliği açısından yazılımın alınması ve millileştirilmesi şarttır ve gereklidir.
Bölge komşumuz İsrail tüm silah sistemlerinde kendi milli yazılımlarını kullanan nadir ülkelerden biridir. Sahip olduğu üstün güdüm, radar, havacılık, haberleşme ve elektronik harp gibi teknolojilerinin arkasında kendi gelişmiş yazılım teknolojisi vardır. Böylece İsrail, tüm ülkelere karşı silahlarını yüksek güvenle kullanabilme imkânına sahiptir. Burada üzerinde önemle vurgulayacağım husus; teknolojideki baş döndürücü bir hızla artan gelişmenin her geçen gün kontrol edilemez hale geldiğidir. Bu gelişme bilhassa elektronik sistemlerin kullanıldığı alanlarda daha da etkilidir.
Şurası unutulmamalıdır ki; teknoloji üreten ve bunu satan ülkeler, her zaman satın alan ülkeler için ciddi birer tehdittir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak birilerine bağımlı olmamak istiyorsak, bizimde teknoloji alan değil, teknolojiyi üretip satan ülkeler seviyesine gelmemiz gerekmektedir.
Bunun için birilerini suçlayıp onlara kabahat bulmak çare değildir. Neden bizim de onlar gibi olmadığımız için önce kendimizi suçlamamız ve buna göre gecikmeden önlem almamız gerekmektedir.
Üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin günümüz ve geleceğin en büyük ve etkili silahı durumundaki MİLLİ BİLGİSAYAR YAZILIMLARI" nın üretilmesi hususunda bir seferberlik ilan etmelidirler. Bunun için devletin acilen yeni bir strateji belirlemesi ve bütün imkânları ile konuya eğilmesi gerekmektedir.
Vakit geç değildir.
Yeter ki inanalım ve başlayalım..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Mayıs 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale