23 EYLÜL 2017 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Soykırım yalanları ve Diaspora Ermenileri Dosyası (4)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hâl alır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1931)

 30 Nisan 2006 Pazar 

Türkiye’ye karşı cephe oluşturmuş küresel güçlerin maşası durumundaki Ermeni Diasporası “ERMENİ SOYKIRIMI” günü olarak kabul ettikleri 24 Nisan tarihinde yerleştikleri ülkelerde çeşitli etkinliklerle konuyu gündeme taşıdılar. Yerel ve merkezi yönetimleri Türkiye aleyhine karar almaya zorlayan geleneksel tutum ve davranışlarına kaldıkları yerden devam ettiler. Bir dahaki yıl yapacakları 24 Nisan mücadelelerini daha güçlü yapmak için birbirlerine söz vererek dağıldılar.
Ermeni Diasporası’nın olmayan olayları olmuş gibi göstererek bütün dünyada Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Milletini Ermenileri soykırıma uğratmış bir ülke ve soykırım yapan insanlar gibi göstermeye çalışmaları her zaman sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Çünkü yalan ve yanlış bilgilerle ulaşabilecek hedefler her zaman sınırlıdır. Hakikat er veya geç ortaya çıkar. Eğer biz dik duracak olursak sonsuza kadar da başarısız kalacakları da kesindir.
Anadolu Ermenileri bin yıla yakın bir süredir Türklerle birlikte yaşayarak Et-Tırnak gibi kaynaşmışlardır. Ermeni ve Türk Kültürleri adeta yakınlaşmış, birbiri ile adeta bütünleşmiştir. Osmanlı Devleti arşivini inceleyen tarihçiler Ermeni vatandaşlarımızın ülke yönetiminde en fazla itimada şayan tebaa olarak en üst mevkilere geldiklerini göreceklerdir. Bizim Ermeni yurttaşlarımızdan herhangi şikâyetimiz olmadığı gibi onların da bizden bir şikâyetleri yoktur. Nitekim televizyonlarda ve gazetelerde Ermeni Patriği başta olmak üzere pek çok Ermeni kardeşimizin yapılan haksızlığa karşı adeta haykırdıklarını ve olayları şiddetle kınadıklarını belirten sözleriyle dünya kamuoyuna cevap verdiklerine şahit olduk.
Şahsen ben yaptığım yurtdışı gezilerimde Osmanlı zamanında ülkeden ayrılan ve geçen yüzyıla yakın süre içinde Türkiye’ye gelmeyen Ermenilerin bulundukları ülkelerde Türk Kültürünü aynen muhafaza ettiklerini, Türk Sanat müziği dinlediklerini ve evlerinde halâ Türkçe konuştuklarına şahit oldum. Ayrıca sırf Türk olduğum için gösterdikleri candan ve samimi davranışı da unutmam mümkün değil.
Tarihi tarih bilimcileri yazarlar. Tarihin bilim adamlarınca tarafsız olarak yazılabilmesi için olayları yaşayanların ölmesi lazımdır. Buda asgari yüz yıllık bir süreyi gerekli kılar. Yani 1915 yılının yazılabilmesi için daha zaman vardır.
Osmanlı Devletinin son yıllarına ait arşivlerin büyük bir bölümü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin elindedir. Türkiye, soykırım olduğu iddia edilen yıllardaki belgeleri 1980'lerde dış temsilciliklerimize karşı başlatılan ASALA terörüne karşı kullanılmak üzere, arşivlerin tasnifini süratle tamamlayarak araştırmacıların sınırsız faydalanması için izin vermiştir. Bugünde bu arşiv belgeleri bütün bilim adamlarının kullanımına açık tutulmaktadır.
Şimdi neden DİASPORA Ermenileri sözcüğünün kullanıldığını görelim.
Diaspora sözcüğünü ansiklopediler, 'Sürgünden sonra Yahudilerin dünyanın her tarafına yayılması' diye tanımlarken, İncil de 'Kudüs'ün dışında bulunan Yahudi Hıristiyanları' diye bir tanım getirilmektedir. Tamamen Yahudi tarihine ait bu kavramı 20 inci yüzyılın ikinci yarısında, Ermenilerin ısrarla kendileri için kullanmalarının arkasında, 1915 olaylarını II. Dünya Savaşı'nda Nazilerin Yahudilere uyguladığı soykırımla özdeşleştirme çabası yatmaktadır.
Bugün Ermenilerin 1915'e dayalı bir diaspora ve onunla ilgili bir soykırım kavramı üzerinde yoğunlaşmaları, kimlik bulma sorununun yansıması olarak ortaya çıkıyor. Nazilerin Yahudilere uyguladıkları soykırımla hiçbir benzerliği olmayan 1915 olayları üzerinde durmaları ve kökeni 1880'lere kadar uzanan Ermeni terörizmini anımsamak istememeleri, aslında tarihle hesaplaşmak istemediklerini göstermektedir.
Tarih derslerimizde bizim nesillerimize ERMENİ SOYKIRIMI ile ilgili olarak bir tek cümle dahi öğretilmemiştir. Tarih kitaplarımızda böyle bir konu yer almamıştır. Oysa kendilerini ERMENİ BİLİM ADAMI olarak tanıtan sözde tarihçiler (!) "Osmanlı'ların Ermenileri Birinci Dünya Harbi esnasında nasıl kestiklerini anlatan" binlerce eser vermişlerdir.
Tamamen siyasi bakış açısı ile kaleme alınan ve bilimsel hiçbir değeri olmayan bu eserler dünya kütüphanelerini süslerken ve Türkiye dışında bütün milletler okullarında bu yalan ve yanlış bilgileri tarih ilmi adına okutmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti ilk defa ERMENİ SOYKIRIMI MESELESİ' ni 1973'te Türkiye'nin Los Angeles konsolosu ve yardımcısının öldürülmesiyle ortaya çıkan ASALA terör örgütü ile birlikte duymuştur.
Asala cinayetleri ile ortaya çıkan olaylar kısa sürede bambaşka bir ivme kazandı. Batı tarafından uzun süre hoşgörüyle karşılanan bu örgüt özellikle Türk diplomat ve savunmasız durumdaki Türk temsilciliklerini hedef alıyordu. Cinayet, yaralama ve sakat bırakma, sabotaj ve tahrip eylemleri şeklinde sürdürülen bu kanlı saldırılar, yıllara göre şöyle bir yoğunluk gösterdi;
1973’de Los Angeles; 1975’de Viyana; 1976’da Beyrut; l977’de Vatikan; 1978’de Madrid; 1979’da Haag, Paris; 1980’de Bern, Vatikan, Atina, Paris, Sidney; 1981’de Paris (3 kez), Kopenhag, Cenevre, Iran, Roma, Napoli; 1982’de Los Angeles, Ottawa (2 kez), Boston, Lizbon, Rotterdam, Bulgaristan; 1983’de Belgrat, Brüksel, Lizbon, 1984’de Tahran, Viyana (2 kez); 1991’de Budapeşte’de saldırılar oldu.
Türkiye'nin diplomatik temsilcilikleri gibi, Türk Hava Yolları bürolarına da yöneltilen bu saldırılar, Batılılar tarafından haklıymış gibi sunuldukça, teröristler işi azıttılar; 1982'de Ankara Esenboğa havaalanını basıp bombaladılar ve 10 kişinin ölmesiyle 72 kişinin yaralanmasına neden oldular.
Avrupa'da ASALA devamlı destek görüyor ve önemsenmiyordu; ama 1983'te Paris'in Orly havaalanındaki THY bürosu önünde bomba patlatılıp 5 kişinin öldürülmesine, 63 kişinin de yaralanmasına yol açıldığında, olay ilk kez ciddiye alındı. Türkiye ilk defa Orly Davasına ellerinde tarihi belgeleriyle birlikte bir bilim heyetini göndererek olayların tarihi gerçeklere uymadığını ispat etti. Başlangıçta teröristleri affetme eğiliminde olan Fransa Türkiye’nin kararlı tutumu karşısında canilere az da olsa ceza verme durumunda kaldı.
Ve Fransa daima desteklediği ASALA'ya resmen, 'eylemlerini dışarda yapma' uyarısında bulundu.
Türkiye başlangıçta Asala’ eylemlerinin gerekçelerini hiç anlamamıştır. Çünkü o tarihlerde Türkiye'nin gündeminde böyle bir konu yoktu. Aslında daha önce de gündeminde böyle bir konu olmamıştı. Türkiye de o tarihlerde bu konuları anlatan sadece bir tek kitap mevcuttu. O'da Esad Uraz Bey tarafından hazırlanan" TARİHTE ERMENİLER" isimli eserdi. Devletimiz ne olduğunu anlayana kadar basılan elçiliklerimiz ile şehitlerimizin sayısı artmaya başladı. Türk ansiklopedilerinde konu ile ilgili tek bir cümleye rastlanmaz iken, yıllarca kitaplıklarımızı süsleyen BRİTANNİCA gibi İngilizce ansiklopedilerde sayfalar dolusu" Türklerin Ermenileri nasıl kestiğinin" hikâyelerini okuduk ve şaşırdık. Fakat çabuk toparlandık. Devlet çapında alınan yerinde ve koordineli tedbirler ile ASALA TERÖRÜ kısa zamanda ortadan kaldırıldı.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
30 Nisan 2006 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale