25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Soykırım yalanları ve Diaspora Ermenileri Dosyası (5)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hâl alır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1931)

 1 Mayıs 2006 Pazartesi 

Türkiye’ye karşı cephe oluşturmuş küresel güçlerin maşası durumundaki Ermeni Diasporası “ERMENİ SOYKIRIMI” günü olarak kabul ettikleri 24 Nisan tarihinde yerleştikleri ülkelerde çeşitli etkinliklerle konuyu gündeme taşıdılar. Yerel ve merkezi yönetimleri Türkiye aleyhine karar almaya zorlayan geleneksel tutum ve davranışlarına kaldıkları yerden devam ettiler. Bir dahaki yıl yapacakları 24 Nisan mücadelelerini daha güçlü yapmak için birbirlerine söz vererek dağıldılar.
Ermeni Diasporası’nın olmayan olayları olmuş gibi göstererek bütün dünyada Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Milletini Ermenileri soykırıma uğratmış bir ülke ve soykırım yapan insanlar gibi göstermeye çalışmaları her zaman sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Çünkü yalan ve yanlış bilgilerle ulaşabilecek hedefler her zaman sınırlıdır. Hakikat er veya geç ortaya çıkar. Eğer biz dik duracak olursak sonsuza kadar da başarısız kalacakları da kesindir.
Her geçen gün güçlenen, bölgesinde ve yakın çevresinde sözü geçen önemli bir potansiyel güç olduğu artık açıkça anlaşılan Türkiye'nin düşmanları giderek artmaktadır. Bu arada her alanda bize muhtaç durumdaki küçük Ermenistan Devleti maşa gibi kullanılarak bir bardak suda fırtına koparılmak istenmektedir. Bugün Türkiye sistemli ve çok taraflı bir saldırı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Fakat bizim bu sistemli saldırıya karşı koyacak gücümüz ve tecrübemiz vardır.
Burada dikkatle düşünmeli ve aklıselimimizi kullanmalıyız. Fevri ve mantıksız davranışlardan kaçınmalıyız.
Kanaatime göre 2006 Türkiye'sine yönelen küresel düşmanlarının temel hedefi; Türk milletini kışkırtarak ülkemizde asırlardır kardeş kardeşe yaşadığımız Ermeni yurttaşlarımız ile komşumuz Ermenistan’da yaşayan ve bu olaylardan en az bizim kadar rahatsız ve huzursuz olduklarını bildiğimiz Ermeni milletine 6-7 Eylül Olayları misali bir saldırı yapılması için ortam hazırlamaktır. Bu oyuna kesinlikle alet olunmamalıdır.
Komşumuz Ermenistan; bulunduğu coğrafi konuma, ekonomik ve askeri gücüne bakmadan, istiklâlinin ilanını müteakip ilk iş olarak komşusu AZERBAYCAN ile savaşa girmiş; topraklarını işgal etmiş; on binlerce Azeri Türkünü mülteci durumuna düşürmüştür.
Ayrıca Türkiye-Ermenistan sınırlarını belirleyen 1921 KARS ve GÜMRÜ Antlaşmalarını, yani mevcut sınırlarımızı tanımadığını açıklamıştır. Türkiye, bu ülkenin en önemli ve her alanda muhtaç olduğu tek komşusu olmasına ve Türkiye ile dostluğun kendilerine daima menfaat sağlayacağını bilmelerine rağmen Ermenistan Devleti; beceriksiz ve basiretsiz yöneticilerin elinde dünya emperyalizminin basit bir maşası olarak kullanılmaktadır.
Oysa Ermenistan'ın Türkiye ile herhangi bir çatışmaya girmesi değil, onunla her alanda çok yakın işbirliğinde bulunması gerekmektedir. Aksini düşünmek bu ülke için hayalperestlik olur. Bu ülkenin; bugünkü konumu ve potansiyeli ile sonu hüsranla biteceği apaçık görünen maceralara atılmak gibi bir lüksü olamaz. Olmamalıdır.
Milletimiz; Türkiye Gündemine devamlı olarak getirilen ve canlı tutulmaya çalışılan “ERMENİ SOYKIRIMININ KABUL EDİLMESİ” içerikli Karar Tasarılarından dolayı rahatsız ve huzursuzdur. Ama artık ülkemiz 1980'lerdeki gibi boş ve hazırlıksız değildir. O günden bu yana Ermeni Soykırımı ile ilgili gerçekler her platformda konuşulmuş ve uzmanlarca tartışılmıştır. Sonunda Türk kamuoyu bu konuda yeterince bilinçlendirilmiştir.
Üniversitelerimizde açılan Enstitü ve araştırma merkezlerinde bu konu bilimsel metotlarla derinliğine bir şekilde incelenmektedir. Ortaya çıkan sonuçlar Türk ve dünya kamuoyuna sunulmaktadır.
Üniversitelerimiz; hazırladıkları uluslararası Seminer ve Sempozyumlarda konuyu bilimsel olarak masaya yatırmışlardır. Bu çalışmalarda Diaspora Ermenilerinin iddialarının tamamen asılsız ve yalan olduğunu belgeleriyle ortaya koydular. Bütün iddiaları teker teker bilimsel verilerle çürüttüler. Dünya kütüphanelerini süsleyen Ermeni kaynaklı bütün yayınların, bilim adamlarınca değil, siyasilerce para karşılığı hazırlatıldığını kaynaklar göstererek ispat ettiler.
Hazırlanan pek çok bilimsel kitap ve doküman yabancı dillere çevrilerek Ermeni Terör örgütlerini destekleyen ülkeler başta olmak üzere bütün dünyaya yayıldı. Dünya ülkelerinin meclislerinin ve üniversitelerinin kitaplıklarını karıştıranlar; eskiden sadece Ermeni yazarların kitaplarına ulaşırken, bugün bunların yanında Türk ve yabancı bilim adamlarının birlikte hazırladıkları eserlere de ulaşabilmektedir. Bu oldukça iyi bir kazanım olarak görülmelidir.
Günümüz insanı aklını ve mantığını kullanırsa; örneğin FRANSA' da yaşanan; " Ermeni Soykırımını kınayan yasa çıkartılması", "Başkent Paris'in en işlek yerine inşa edilen Ermeni Soykırımını temsil eden anıtın görkemli devlet törenleri ile açılışının yapılması" olayları ve benzerlerinin bir kaç siyasetçinin yaptığı şov'un ötesinde bir kazanç elde edilemeyeceğini görebilir. Eskinin sömürgecisi olan ve bugün kendilerine gelişmiş ülkeler adını takan ülkelerin artık Türkiye gibi potansiyeli olan bir ülkeye kolay kolay yaptırım uygulayamayacaklarının bilincine ulaşılmış olmaları gerekiyor..
Asrımızın en gözde silahı olan INTERNET' te Ermenilerle ilgili olan gerçeklerin yer aldığı pek çok site yer almaktadır. Bu ciddi çalışmaların ülkemiz açısından sorunlarımıza sahip çıktığımızın iyi bir göstergesi olarak kabul edilebileceğini söyleyebiliriz.
Ermeni konusunu işleyen sitelerden biri de, “http://www.ermenisorunu.gen.tr” dir. Konu ile ilgilenen insanlarımıza yeterli bilgileri sunacak şekilde tasarlanan bu sitenin incelenmesinin yararlı olacaktır..
Kanaatime göre; artık periyodik olarak karşımıza gelmesine alışmamız gereken olayları büyütmeye gerek yoktur. 24 Nisan'larda büyük devletlerin parlamentolarında yaşanan ve tamamen birer siyasi şov niteliği taşıyan olaylar abartılmamalıdır. Bütün bunlar kendi siyasi düzeni içinde sürecini tamamlayacaklar ve sabun köpüğü gibi söneceklerdir.
Burada önemli olan 24 Nisan etkinliklerinden büyük sevinç ve memnuniyet duyduğunu açıklayan komşumuz Ermenistan Yönetimi'nin tutum ve davranışıdır. Ekonomi dahil her açıdan son derece kötü durumda olan, üç tarafı Türklerle çevrili bu küçük ülke yöneticilerinin akıllarını başlarına toplaması gerekmektedir. Eğer onlar bizi Osmanlı'nın devamı gibi görüp Osmanlı ile olan hesaplarını bizden sormaya kalkarlarsa. O zaman bizimde kendimizi Osmanlı gibi görme hakkımız doğar ki bu da;" asırlarca hâkimiyetimizde olan ata topraklarını bizimde geri isteme ve alma hakkımız var demektir". Burada zararlı çıkanın kim olacağını söylemeye gerek yoktur."ARİF OLAN ANLAR" şeklinde güzel bir atasözümüzde vardır.
Ermeni yöneticileri; Türkiye'den özür dileyip, ABD, FRANSA ve diğer ülkelerde yapılanların kendileri ile hiç bir ilgisi olmadığını vurgulayarak, Türkiye ve komşusu Azerbaycan ile gerçek bir dostluk ve komşuluk istediklerini açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu kapsamda somut adımlar atmaları Ermeni milletinin menfaatleri gereğidir.
Şurası unutulmamalıdır ki, bütün ekonomik güçlüklerine içeride bulunulan çalkantılı siyasi duruma rağmen Türkiye; büyük, güçlü ve daima dikkate alınması, dostluğunun aranması ve düşmanlığından korkulması gereken bir ülkedir.
Türkiye; kendi politikalarını planlayabilecek ve bunu hiç bir güce dayanmadan uygulayabilecek bir büyük bölgesel güçtür. Bulunduğu coğrafya ve sahip olduğu potansiyel güç Türkiye'ye; sadece Batının değil dünyanın dört bir yanındaki çağdaş kurum ve kuruluşlardan yararlanabilmesine ve her alanda yepyeni politikalar üretmesine imkan verir. Bu gücü vardır. Yeterli tecrübesi vardır. Yeterli insan gücü ve alt yapı potansiyeli mevcuttur.
Yeter ki Türk kamuoyunun haklı infialini ve isteklerini duyarak, halkının desteğine güvenerek bunları harekete geçirebilecek yönetim kadroları bulunsun.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
1 Mayıs 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale