25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






23 Nisan 1920'nin milli hakimiyet ruhu Türk gençliğinde yaşıyor. Küresel güçlerin bu ruhu iyi anlaması gerekiyor (2)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa varlığı ile, hakkı ile, birliği ile çelişen bütün yabancı unsurlarla mücadele lüzumu ve milli düşünceleri tam bir imanla her mukabil fikre karşı şiddetle ve fedakârâne müdafaa zorunluluğu aşılanmalıdır. Yeni neslin bütün ruhsal kuvvetlerine bu özellik ve kabiliyetin zerki mühimdir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1921)

 20 Nisan 2006 Perşembe 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kötü günler geçiriyor. Kâğıt üzerindeki makro ekonomik göstergeler yaşanan kötülüklerin üzerini örtmeye yetmiyor. Küresel güçlerin dayatmaları karşısında her alanda tam bir teslimiyet içine giren dünün oyun kurucu devleti bugün kendisi üzerinde oynanan oyunlara mani olamıyor.
Hâlbuki Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Birinci TBMM tarafından tamamen teslim olmuş bir milletten ve viraneye dönmüş bir ülkeden mucize yaratılmış, yepyeni bir ruhla yepyeni bir devlet oluşturulmuştur. Bu mucizeyi yaratan lider Atatürk’ün dayandığı en büyük kitle Türk Gençliği idi. Bugünde sahip olduğumuz en değerli varlığımız olan Türk Gençliğine güvenerek fazla karamsar olmamıza gerek olmadığını düşünüyorum.
Bizim nesiller ne kadar karamsar olursa olsunlar gençlerimizde karamsarlık yok. Onlar geleceğe çok daha başka bir gözle bakıyorlar. Kendilerini güvensiz hissetmiyorlar.
İşte bu yüzden geçliğimizi iyi tanımamız gerekiyor..
Milli Mücadele yıllarına dönüyoruz.
Ahlâk bunalımı doğuran bir felaket, teslimiyet, çöküş ve karamsarlık ortamında Atatürk, "sırf vatan ve hakikat aşkıyla "kurtuluş yolu arayan Türk Gençliğini keşfetmenin gururunu yaşamıştır. Gazi’nin bu konudaki fikirlerini başlıkta yer alan sözünde görüyoruz.
Sivas Kongresine arkadaşları adına katılan bir askeri Tıbbiye öğrencisinin Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına haykırışı Gazi’yi çok etkiler. Genç Tıbbiyeli ateş ve heyecan kesilmiş bir halde korkusuzca Çanakkale’yi yaratan efsane asker karşısında korkmadan çekinmeden bağırmaktadır.

" Arkadaşlarım beni buraya bağımsızlık davasını başarmak yolunda yaptığınız çalışmalara katılmak için gönderdiler. Biz mandayı kabul edemeyiz. Kabul edecek olanlar varsa, bunları kim olursa olsun red ve takbih ederiz. Farz-ı mahal manda fikrini Mustafa Kemal Paşa kabul edecek olsa onu da reddedeceğiz."

Tıbbiye öğrencisinin çakmak çakmak gözlerle bağırarak yaptığı konuşmadan çok duygulanan Mustafa Kemâl yakın çalışma arkadaşlarına dönerek; "Arkadaşlar gençliğe bakın. Türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin" diyerek Tıbbiyeliyi yanına çağırır. Elini gencin omzuna koyar.
"Evlât müsterih ol. Ben gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Azınlıkta kalsak da mandayı asla kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez. Ya İstiklâl, Ya Ölüm" diyerek Tıbbiyeli gence güvence verir. Üniforması ile kongreye katılan genci alnından öper ve şöyle der;
"Vatanın bütün ümidi ve geleceği size, genç nesillerimizin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır."
İşte Atatürk'ün Büyük Nutuk'unda yer alan Gençliğe Hitabe'de son şeklini bulan "Cumhuriyetin gençliğe emanet edilmesi" fikri beynine daha Sivas kongresi sıralarında kazınmıştır.
Atatürk'e göre gençlik yaş sınırları dışına taşarak fikri bir anlam kazanmaktadır. Bir bakıma gençlik yaşça küçül olmayı değil, fakat fikirce yeniliği vurgulamaktadır. O'nun, "Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir" sözü işte bunu anlatmak için kullanılmıştır.
34 yaşında “Çanakkale Destanını” yaratan, 39 yaşında “İstiklal Harbini” kazanan orduların başkomutanlığını yapan, 42 yaşında Cumhuriyeti kurup ilk Cumhurbaşkanı olan ve 50 yaşında inkılâplarının büyük kısmını tamamlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk; taşıdığı düşünce yeniliği, ruhundaki enerji tazeliği ile yaşamının her çağında gençti. Genç yaşadı ve genç olarak aramızdan ayrıldı.
Atatürk'e göre genç olmanın ölçüsü sadece yaş değildi. Ve sadece yeni fikirde olmakla da sınırlandırılmamıştı. O'na göre genç olmak "İlkeler ve inkılâplara inanç ve bağlılık" ile eş anlamlıydı. Bunu şu sözü ile daha iyi anlayabiliriz.
" Benim anladığım gençlik; bu inkılâbın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim nazarımda 20 yaşında bir yobaz ihtiyar, 70 yaşında bir idealist ise zinde bir gençtir."
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e göre genç olmanın ölçüsü yaş değildir. O’na göre genç olmak “İlkeler ve inkılâplara inanç ve bağlılık” ile eş anlamlıydı.
Milli mücadelenin asker kadroları gibi sivil kadroları da gençti. Türk Kurtuluş Savaşını yakından izleyen yabancıların ilk dikkatini çeken noktalardan biri de bu idi. Onlar en şiddetli muharebelere katılan kıta’ların başındaki genç komutanların başarılarını izlerken, TBMM’ni milletlerarası görüşmelerde temsil eden çok genç fakat yaşına göre çok olgun ve tecrübeli Türk insanı ile tanışıyor ve şaşırıyorlardı.
Bu genç kuşak Birinci ve İkinci Meşrutiyet dönemlerini yaşamış, Osmanlı Devletini sona erdiren bütün olayların içinde bulunmuş, Balkan Savaşları, Çanakkale ve Birinci Dünya Harbinin ateş çemberinden geçmiş, memleket ve millet acısıyla yürekleri yanmış ve çok genç olmalarına rağmen pişmiş ve olgunlaşmışlardı.
İşte bu genç neslin varlığı ile büyük dinamizmi milli mücadelenin başarılmasında önemli rol oynamıştır.
Gazi, Kurtuluş Savaşına başlarken Türk gençliğini saran bağımsızlık aşkını ve milliyetçilik duygusunu çok iyi değerlendirmiştir. O, hayatı boyunca genç değerleri desteklemiştir. Başarı için gençlere fırsat vermenin şart olduğuna inanmıştır. Yakın çevresini de bu konuda duyarlı olmaya zorlamıştır.
Titizlikle seçerek yurt dışına okumak için gönderdiği gençlerin durumlarını bizzat takip ederek, hem bulundukları ülkelerde bu gençlere sahip çıkılmasını sağlamış ve hem de memlekete döndüklerinde bunlardan azami istifade etmek için gayret göstermiştir. Bu gençlere yaşlarına göre çok büyük sorumluluklar vermiştir.
" Çocuklarımız- Gençlerimiz- Ey yükselen yeni nesil- Yeni Türkiye'nin genç evlatları " gibi sözlerle hitap ettiği gençlerimiz Atatürk’ten daima büyük ilgi ve yakınlık görmüşlerdir.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Nisan 2006 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale