21 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (54)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (Nutuk-1927)

 8 Nisan 2006 Cumartesi 

Milli Mücadelede Gazi ve arkadaşlarının önündeki öncelikli ve önemli engel, aydınından en cahiline kadar Türk milletinin büyük bir manevi çöküntü içinde bulunması ve kendine olan güvenini tamamen yitirmiş olmasıydı. Türk toplumu psikolojik açıdan güçlendirilip manen kuvvetlendirilmedikçe, kazanma azim ve iradesine sahip olmadıkça, düşmanlara karşı zafer kazanmak asla mümkün olamazdı. İşte bu yüzden millî mücadeleye Türk toplumunun manevi açıdan güçlendirilmesinden başlanması kaçınılmaz bir görevdi..
25 Nisan 1920'de " TBMM'nin Millete İlk Beyannamesi" ile halka, 28 Nisan 1920'de "Padişaha çekilen bağlılık telgrafı" ile saray ve hükümet çevrelerine seslenip destek beklenirken benzeri bir uygulama bu defa da dışarıya karşı, yani dünya Müslümanlarının Halifesi olan Padişahın ümmetine (bütün İslam âlemine) karşı uygulanmıştır.
Halifelik makamının ulviyetinden yararlanılarak Müslüman milletlerin desteğini sağlamak üzere 9 Mayıs 1920'de yine Mustafa Kemal imzası ile bir bildiri yayınlanmıştır. 13 Mayıs 1920 tarihli Hâkimiyet-i Milliye Gazetesinde yayınlanan bu beyanname de özetle şu görüşlere yer verilmiştir;
Bütün İslam'ın temsilcisi olan Halife Sultan Vahdettin Han Hazretlerinin nasıl esir alındığı ve halifelik topraklarının nasıl işgal edildiği, İslam ümmetine yapılan zulümler ile Müslümanların karşı karşıya bulunduğu tehlikeler dile getirilmiştir. Bu müşterek tehlike karşısında bütün Müslümanların dayanışma ve yardımlaşma içerisinde bulunması gereği vurgulanmıştır.
Görüldüğü gibi TBMM'nin ilk önemli işi kendisini ve yapacaklarını iç ve dış kamuoyuna tanıtmak olmuştur. Bu tanıtma ve propaganda faaliyetlerinin etkili olabilmesi ve kurumsal bir hale getirilmesi ise meclisin yine öncelikli görevleri arasında yer almıştır..
Şimdi 2006 Türkiye'sine ve günümüz TBMM'nin çalışmasına dönelim. Bugün 86 yıllık bir çalışma tecrübesine sahip olan TBMM'nin seçimlerle yenilenmesini müteakip yerleşmiş ve kurumsallaşmış İç Tüzük hükümlerine göre çalışabilmesi, yani yasama görevlerini yerine getirebilmesi için seçimlerin üzerinde en az iki ay geçmesi gerekmektedir. Bu iki ay içinde TBMM'nin başkanı ve yetkili kurullarını seçmeleri, Milletvekillerinin yemin etmeleri ve komisyonların oluşturulması ancak tamamlanmaktadır.
Ve şimdi de Atatürk'ün 23 Nisan 1920'de kurduğu Birinci TBMM'nin çalışmalarına Meclis Gizli Zabıtlarından göz atalım. O dönemin çalışma takviminin bugünkü ile mukayese edilemeyecek kadar hızlı ve kapsamlı olduğunu görürüz.
Yine eskiye dönelim. Tarih 27 Nisan 1920. Meclis açılalı 4 gün olmuş. Bursa Milletvekili Şeyh Servet Efendi kürsüdedir. Hazırladığı İrşâdat Encümeni (Aydınlatma Komisyonu) kurulması hakkındaki önergeyi sunmaktadır;(1)

" Türkiye Büyük Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına;
İrşâd'ın (Yol göstermenin, aydınlatmanın) insanlık hayatının önemli mutluluk etmenlerinden biri olduğu sayısız olayları ile kanıtlanmış ve gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Düşmanlarımız bu yararlı ve kutsal gerçeği tersine çevirerek, görünüşte hakları savunucu görünüp, gerçekte ise yalanları uydurup, yalanları yayarak gerçekleri saptırmakta, sahip bulunmadıkları hakları ele geçirmek ve çıkarlarını sağlamak amacıyla propaganda adı altında örgütler kurmakta, bu örgütleri maddi ve manevi çok büyük özverilerde bulunarak yaşatıp desteklemekte ve bu yolla bütün insanlık dünyasını kandırıp şaşırtmakta devam etmektedirler.
Bugün karşı karşıya kaldığımız üzüntü verici durum düşmanlarımız tarafından kullanılan propaganda aracı ile gerçekleştirilmektedir. Bu sebeplerle aleyhimizde kullanılan bu silaha karşı ayni silahla karşılık vermek gereğinin açık olmasına ilaveten her uygun ve hukuki şekilde gerçekleri yaymanın ve insanlarımıza yol göstermenin ve kamuoyunu aydınlatmanın önemi ve büyüklüğünü anlatmak gerekmeyecek kadar açık bulunmaktadır. İşte bu yüzden Büyük Millet Meclisimizin kuracağı çalışma şubeleri arasında bir de İrşadiye İşleri Şubesinin kurulması ile bunun bütün Osmanlı ülkesine yayılmasını öneririm.
Bursa Milletvekili Şeyh Servet"

Önergeyi Meclis Başkanlığa sunan Şeyh Servet Efendi bununla da kalmamış, önergesinin gerekçelerini açıklayan uzun bir konuşma yapmıştır. Ülkemizde yürütülen İngiliz ve Yunan Propagandasından örnekler vererek konunun önemini ve aciliyetini milletvekillerinin dikkatine sunmuştur. Karşı tarafından profesyonelce çalışma yaptığını, buna karşı ancak ayni şekilde profesyonelce karşı konulabileceğini örnekleri ile göstermiştir. Ve mutlaka ülke çapında bir örgütlenme içine girmemizin kaçınılmaz olduğu, bunun da TBMM içinde sevk ve yönlendirilmesinin zorunluluğunu vurgulamıştır.(2)
Konu tartışmaya açılmıştır. Pek çok milletvekili Şeyh Servetin önergesini destekler mahiyette kendi bölgelerinden örnekler vererek önemli açıklamalarda bulunmuşlardır. Konu hakkında söz alanlardan birisi de Karahisar-ı Sahip Milletvekili İsmail Şükrü Efendi'dir. İsmail Şükrü Efendi konunun önemine katıldığını fakat böyle bir teşkilatı yeniden kurmanın gereksiz olduğunu dile getirmiştir. Yeni bir teşkilat oluşturmak yerine daha önce kurulup bütün Osmanlı illerinde teşkilatlanmasını tamamlayarak faaliyetlerini sürdüren " Darülhikmet-i İslamiye" teşkilatının güçlendirilerek bu görevin bu teşkilata verilmesinin muvafık olacağını bildirmiştir.(3)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa, konu ile ilgili olarak meclise hitaben yaptığı konuşmada;

"Müsaade buyurursanız iki önemli teklif ile karşı karşıya bulunuyoruz. Birincisi Şeyh Servet Efendi Hazretlerinin önergesidir ki; İrşâd Encümeni adı altında bir heyetin kurulmasıdır. Sanıyorum ki bunun batı dilindeki adı propaganda heyetidir. Buna doğal olarak aramızdaki değerli ilim adamları, hocalarımız diğer kişiler de katılabilir.
Bu önergeyi uygun bulanlar ellerini kaldırsınlar. Çoğunluk vardır. Önerge kabul edilmiştir"

Diyerek aslında tamamen kendi kararı olan İrşadat Encümeninin kurulmasını meclisin onayından geçirmiştir. Bu şekilde TBMM'nin açılışının dördüncü gününde bugün meclisimizde bulunmayan çok önemli bir komisyon kurularak göreve başlatılmıştır. Komisyonun kurulması ile birlikte Psikolojik Harekât ve propaganda faaliyetlerinin bir elden TBMM'nin kontrol ve denetiminde yönlendirilmesi sağlanmıştır. Ve milli mücadelenin başarısı için atılan en önemli adımlardan biri gerçekleştirilmiştir.
Tarih ders almak ve ibret almak için vardır. 2006 yılında her alanda küresel saldırılarla savaşan ve bu saldırılar karşısında tepkisizleşip uyuşturulan Türk Milletini ve devletini koruyup kollayacak Psikolojik Harekât Teşkilatı Avrupa'nın dayatması ile kaldırılmıştır.
İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderlik ve yönetim farkı buradadır.

(1) TBMM Zabıt Ceridesi, C.1, 1nci Devre, S.94
(2) TBMM Zabıt Ceridesi, C.1, 1nci Devre, S.95
(3) "Darülhikmet-i İslamiye" isimli teşkilat 1918 yılında kurulmuştur. Amacı Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki İslami unsurlar arasında İslami esasları yaymak ve İslâm Dinini korumak olarak belirlenmiştir. Bu teşkilatın günümüzün modern sistemleriyle çalışan psikolojik harekât teşkilatların benzer hizmetler yapmak üzere görevlendirildiğini söyleyebiliriz.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Nisan 2006 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale