22 EKİM 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk dostu gibi gösterilen yeni Yunan dışişleri bakanı Dora Bakoyannis ile ne değişecek?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacıyla mütenasip olacaktır. Artık yeni Türkiye'nin devlet siyaseti, milli sınırları dahilinde egemenliğine dayanarak bağımsız yaşamaktır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)

 27 Mart 2006 Pazartesi 

“..14 Şubat 2006: İstanbul'a olan sevgisi ve Türklerle olan yakın ilişkileri ile tanınan Atina Belediye Başkanı Dora Bakoyannis Dışişleri Bakanı olarak görevlendirildi. İktidardaki Yeni Demokrasi Partisi'nin ikinci kişisi konumundaki Dora Bakoyannis'in babası Miçotakis gibi, 2004 yılında Annan Planı'na sıcak bakan açıklamalar yapmış ve Rum lider Tasos Papadopoulos'u eleştirmişti. Bakoyannis'in dışişleri bakanı olmaması için Kıbrıslı Rumlar Atina'da yoğun bir kulis çalışması yapmıştı…”

“..11 Mart 2006: Salzburg’da Gül-Bakoyannis Zirvesi… Yunanlı meslektaşı Dora Bakoyannis ile yaptığı görüşmeyi, ‘gayet iyi ve yararlı bir görüşme’ olarak değerlendiren Abdullah Gül, ‘Bu görüşmeden hem biz hem de Yunanistan memnuniyet duyuyor’ diye konuştu. Dora Bakoyannis de ülkesinin Türkiye’nin AB perspektifini desteklediğini belirtti. Bakoyannis; ‘Yunan ve Türk halkları bizden iyi ve dostane ilişkiler geliştirmemizi istiyorlar’ dedi… ”

“..25 Mart 2006: ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyannis'in Washington'da yaptıkları görüşmede, Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkilerinin yanı sıra Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması da gündeme geldi. Görüşmenin ardından Rice bir soru üzerine, Bakoyannis'in Heybeliada Ruhban Okulu konusunu kendisine açtığını belirterek, "Tabii, biz de Heybeliada meselesini Türk hükümetiyle, çok üst düzeyler de dahil olmak üzere birçok kez ele aldık" dedi..”

Yunanistan’ın yeni Dışişleri Bakanı Türk Basınında “Türk Dostu” olarak anlatıldı. İstanbul’a olan hayranlığı dile getirilerek Türk-Yunan ilişkilerinin eskisinden çok daha iyi olacağı vurgulandı. Nerde ise bütün sorunlarımızın bir anda çözüleceği belirtildi. Nedense Yunanistan ile olan ilişkilerimizde hep kafamızdan geçenleri, yani “bize göre olması gerekenleri” gerçekmiş gibi gösteriyoruz. .Fakat tarihi gerçekleri hep unutuyoruz. Keşke, her iki ülkenin halklarının birbirine yakınlığı, gerçek bir dostluk ve kardeşlik olarak siyasi hayatımı da a yansısa.. Keşke, “Yabancı Damat” gibi bir senaryo gerçek olabilse. Ne yazık ki biz sokaktaki Yunanlıyı iyi tanıyoruz ama Yunan politikasını anlamamakta ısrar ediyoruz.
Yunanistan Avrupalı emperyalist güçlerin Türklere karşı ortaya çıkardığı sanal bir devletin adıdır. Tarihinde güçlü bir devlet olamamış, birbirini yiyen şehir devletleri halinde kalmış Grek halkının kurduğu bu devletin temelleri 1800’lerde atılan ve halen Megal-i İdea ile devam ettirilen Türk korkusu ve düşmanlığı üzerine inşa edilmiştir. Bugün de Yunan halkı Türk korkusu ile ayakta durmaktadır. Birlik ve beraberliğini bu korkuya borçludur.
Aslında böyle bir korkuya gerek olmadığını birileri Yunan halkına anlatabilse bu insanlarla her alanda bütünleşebileceğiz. Çünkü Egenin iki yakasındaki iki halkın kültürleri birbirine o kadar yakınlaşmış ki kimin kimden etkilendiğini ve kimin kimden ne aldığını ayırmak mümkün değildir.
Bunun yanında, Yunanistan Dışişleri makamına oturan, yani devlette üst düzey görev alan bir kişinin şahsi düşünceleri ne olurda olsun, Türkiye’ye karşı yürütmekle mükellef oldukları Megal-i Ideanın dışına çıkabilmesi veya bunun aksine söylemde bulunması da asla mümkün değildir. Keşke halklarının sözlerine kulak verseler ve sanal Türk Düşmanlığı ideolojisinden vazgeçseler.
İşte o zaman iki ülke birbirlerine karşı olan güvenlik harcamalarını sıfıra indirecekler ve elde edecekleri geliri ülkelerinin kalkınmasına harcayabileceklerdir. Dünya merkezinde konumlanan EGE Denizi ortak turizm kullanımına açılması ile dünyanın en çok turist çeken bölgesi haline gelecektir.
Ama bu mümkün olmaz. Çünkü küresel mimarlar Yunanistan’ın kendisine uzattığımız dostluk elini tutmasını engellerler. 10 Milyonluk Yunanistan’ın 75 Milyonluk Türkiye karşısında hiç bir şansı bulunmamasına rağmen Türk düşmanlığını daima körükleyerek dünyanın merkezindeki bu stratejik coğrafyada hiç bir zaman kalıcı barış ortamı istemezler.
Şimdi gelelim Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora hanımın Washington ziyaretinde söylediklerine. Ve bunları söyleyen bir kişinin Türk dostu olarak göstermenin arkasındaki manayı çözmeye çalışalım.İşte basına yansıyan haber başlıkları;

“**…Washington'ı ziyaret eden Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyannis, Türkiye'nin Avrupa'daki geleceğinin kendisinin elinde olduğunu, AB normlarını kabul edip uygulamasında yattığını söyledi. Bakoyannis, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile ikili bir görüşme gerçekleştirdikten sonra bakanlıkta basın toplantısı düzenledi.

** Bakoyannis; Türkiye'nin Avrupa Birliği emelini desteklediklerini belirtti ve ‘Ancak şunu söylemeliyim ki, Türkiye'nin Avrupalı geleceği kendi ellerinde yatıyor. Avrupa normlarını kabulü, hem içerde hem de Yunanistan ve Kıbrıs gibi komşularıyla ilişkilerinde uygulamasında yatıyor’.

** Bakoyannis de Kıbrıs konusundaki bir soruya karşılık, ''İki toplumlu, birleşik Kıbrıs'a inanıyoruz. Kıbrıs problemine çözüm, sadece ilgili Güvenlik Konseyi kararı, BM Genel Sekreteri'nin öneri setleri ve Kıbrıs'ın ait olduğu AB normlarına dayalı olarak mümkün'' yanıtını verdi.

Dostluk, kardeşlik lafları ortada dolaşırken Türkiye ile Yunanistan arasındaki; Ege Adalarının Silahlandırılması, Karasularının 12 Mile çıkartılması, Batı Trakya Türklerine yapılan mezalim, Hava Sahasının 10 Mil olmasında ısrar edilmesi, Kıta sahanlığı sorunu, FIR Hattı, N ATO komuta kontrol sorunları ve nihayet Kıbrıs gibi temel sorunlar aynen durmaktadır. Bu sorunların çözümü için Türk tezlerinden hiç birini dikkate almayan Yunanistan iki ülke arasındaki bu sorunların çözümünde yanına 25 Avrupa Ülkesinin desteğinin de alarak avantajlı duruma geçtiğini farz ve kabul etmektedir.
Her fırsatta çözüm yeri olarak Lahey Adalet Divanı makamını öne sürmek gibi bir devlet politikası devam ettiği sürece Dora Hanımın Türk dostu olması ancak boğazda içkili bir tavernada kadeh tokuşturarak birlikte sirtaki oynamaktan öteye geçemez..
Devletler arasındaki sorunlar duygusal değil, gerçekçi yaklaşımlarla çözülür. Yeni Yunanlı Bakanın da gerçekçi davranacağını söylemek yeter. Yani kendimizi aldatmayalım. İki ülke halkları arasındaki dostluk ile iki devlet arasındaki dostluğu karıştırmayalım..
Bugün Yunanistan Megal-i Ideası; Avrupa Birliğini kullanarak Kıbrıs Rum kesimini Avrupa Birliğine dahil ederek bir bakıma dolaylı ENOSİS’i( Kıbrıs’ın Yunanistana ilhakı) gerçekleştirmiştir. Şimdi karşımızda Avrupa Birliğini yanına alarak bizimle mücadele edecek iki devlet vardır. Yunan halkının “Türk Düşmanlığı” ile yıkanan beyinlerinin hemen değişmesini beklemek safdillik olur. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ikilisinin “Dostluk ve kardeşlik” sözlerine daima şüphe ile bakılmalı ve arkasındaki dolaplar öğrenilmeye çalışılmalıdır. Tek taraflı dostluk gösterilerinin hep aleyhimize cereyan ettiği gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Tarih bilenler yönetimde olduğu sürece tarih tekerrür etmez.
Biz tarihçilere düşen görev de yöneticilerimizi uyarmaktır. 75 Milyonluk Türkiye’nin 10 Milyonluk Yunanistan’a karşı uygulayabileceği pek çok stratejisi olduğu unutulmamalıdır. Belirlenen bu stratejiler ciddi bir devlet anlayışıyla ve karşı tarafın anlayacağı dille devreye sokulmalıdır.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
27 Mart 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale