22 ŞUBAT 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (45)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülenecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk-1931)

 24 Mart 2006 Cuma 

8 Ekim 2005 tarihli Avusturya Gazeteleri şu haberi veriyordu;
" Avusturyalı bir cep telefonu kullanıcısı, cep telefonun Nazi marşı çalması nedeniyle 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Avusturya'da 20 yaşında bir genç telefonundaki melodinin Nazi propagandası olduğu gerekçesiyle 2 ay hapis cezasına çarptırıldı."

8 Kasım 2005 tarihli Alman Gazeteleri manşetten şu haberi veriyordu;
" Son günlerde gündemdeki yoğunluğu artan Nazi tehdidiyle İnternet'te de mücadele başladı. Almanya Hükümeti, Nazi propagandası yaptığı gerekçesiyle bazı İnternet sitelerini kapatmaya ve dışarıdan yayın yapanlara da ülkeden erişimi engellemeye başladı.
Eylemlerini sıklaştıran Nazi taraftarlarının İnternet üzerinden örgütlendiği bilgisine erişen Alman polisi, uzun süren araştırmaların ardından Nazi yandaşlarının oluşturduğu ve bir araya geldiği e-grupları, propaganda için kullandıkları web sitelerini ve bazı özel ağları tespit ederek teknolojik bir mücadeleye başladı. Ülkedeki 80 büyük İnternet Servis Sağlayıcı (İSS) şirketle işbirliği yapan Alman Hükümeti, tespit edilen sitelere girişlerin bloke edilmesi için önlemler alınmasını sağladı. Nazi propagandası yapan sitelerin büyük çoğunluğunun Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden yayın yapması ve hukuki açıklar sitelere girişlerin engellenmesi kararını kaçınılmaz hale getirdi."

Bir başka haber özeti;
" Almanya'da Yahudi soykırımının yaşanmadığını savunan ve bu alanda yürütülen propaganda faaliyetlerinin önde gelen isimlerinden olan Ernst Zündel'in yargılanmasına başlandı. 66 yaşındaki yayıncı, ırka dayalı nefreti teşvik etmek, iftira ve ölülerin itibarını lekeleme gibi suçlamalardan yargılanıyor.
Almanya'da Nazilerin İkinci Dünya Savaşı sırasında altı milyon Yahudiyi öldürdüğünü yadsımak suç kabul ediliyor. 20 yılı aşkın süredir Nazi propagandası yapan Zündel son olarak görüşlerini kurduğu bir internet sitesi aracılığıyla yayıyordu. Bu sitede de soykırımın yaşanmadığını savunan Zündel eğer suçlu bulunursa beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir."

Birinci Cihan Harbinin mağlup devleti Almanya Barış antlaşmalarının ağır şartları altında zor durumda idi ve galip devletlerin yaptırımları karşısında çıkış yolu bulamıyordu. Her alanda aşağılanma ve çöküş devam ederken halkın içine düştüğü bunalımı fırsat bilen "Alman Halkının bu yapılanları hak etmediği" savı ile yandaşlarını iktidara taşıyan Nazi Partisi lideri Hitler önce Alman Halkının moralini yükseltmekle işe başladı.
Kurduğu Propaganda Bakanlığının başına getirdiği Göbbels bütün gücünü bunalımdaki Almanların " en üstün ırk olduğu ve dünyaya diğer ırkları yönetmek için gönderildiği " temasına bağlamış ve bu propaganda etkili olmuştur.
Alman milleti; Avusturyalı bir Sıhhiye Onbaşısının nutuklarındaki hezeyanlarla kendinden geçmiş, bütünüyle boş olan demagojilerin peşinden gitmiştir.
Milyonlarca Alman, yan yana yaşadığı komşusu, bakkalı, manavı, berberi ve arkadaşı olan Yahudilerin evleri, dükkânları SA ve SS'ler tarafından yakılıp, yıkılırken, kendileri ölesiye dövülürken ses çıkarmamış, savaş başlayınca alıp meçhul yerlere götürülürlerken de seyirci kalmıştır. Hatta bizzat kendisi ihbar etmiştir.
Alman ulusunun çoğunluğu histerik bir biçimde Führer'lerini çılgınca desteklerken, onun yolunda Bin Yıllık Alman İmparatorluğunu yeniden kurmak için cephelere giderken devletin çok basit usullerle gerçekleştirdiği resmi propagandasına inanmıştır.
Hitler'in propaganda bakanı Göbbels, Hitler'in eski bir arkadaşıydı ve Hitler efsanesinin yaratılmasında başarılı olmuştu. Führer, kendisini, Göbbels'in yarattığı "Der Führer" imgesine benzetmek için hal ve davranışlarını düzenlemek için gayret göstermiş, hatta tiyatro oyuncularından özel dersler dahi almıştı.
Etkili bir propagandist, parlak bir hatip olan, gerçek olmaktan çok bir aktör gibi davranan, konuşurken birbirine aykırı temaları bile pişkince peş peşe savunabilen muhteris, komplekslerle dolu, kendini beğenmiş bir kişiliğe sahip olan Göbbels'in en önemli propaganda vasıtası Radyo idi. Alman radyoları ABD'de günde 11 saat, Afrika'ya 8 saat ve Britanya adalarına da bir o kadar kısa dalga yayını yapıyorlardı.
Göbbels'in bulduğu bir başka propaganda aracı da özel olarak hazırlanmış geçit törenleriydi, örneğin Nasyonal Sosyalizmin ilk büyük törensel gösterisi olan Nürnberg gösterisi onun eseriydi. Daha sonra alışkanlık haline getirilen ve on binlerce nazi üniformalı Alman'ın geçtiği, bayraklı, flamalı, borulu-trampetli gösterileri o başlatmıştı.
Naziler, insanları güdülecek sürü gibi görüyorlardı. Göbbels'e göre insanlar tutkularının esiri olan, güdüleriyle hareket eden basit yaratıklardı, akıllarına değil de duygularına hitap ederseniz onları istediğiniz yere götürebilirdiniz.
Kitlenin akıllı olmadığını, kendisini hakimiyet altında hissetmeye muhtaç olduğunu, hükmedici, emredici mutlak bir otorite altında huzur, emniyet içinde hissettiğini söyleyen ve kitleler için hiç bir hoşgörü, insanlık ve özgürlük duygusu taşımayan Hitler'in kanısını paylaşıp onu uygulayan Göbbels, insanların görkemli gösterilerle büyülenecekleri, birey olarak düşünmek yetilerini yitirecekleri kanısındaydı.
Kalabalığın, özenle düzenlemiş geçitlerin, hoparlörlerden kademe kademe yükseltilen alkışların, önceden hazırlanmış ses efektlerinin, cepheden getirilmiş askerlere yapılan tezahüratın coşturulmuş kalabalıklar arasında bireyi eriteceğini biliyor, insanları kalabalıkla tek tipleştirecek, makineleştirecek biçimde coşkulu bir atmosfer içine sürüklüyordu.
Toplumun bireylerini yok kabul ediyorlar ve bireyleri bir emirle ölüme götürecek militarize güçler haline kolaylıkla getirebiliyorlardı. Bir bakıma toplumu illüzyonla uyuşturmuşlardı.
Sürekli aynı sözleri, aynı klişeleri, temaları tekrarlaya tekrarlaya insanların kafalarında birtakım şartlanmalar yaratmak, yığınları sürekli tekrarlanan sözlerle istedikleri gibi şekillendirmek mümkün olabiliyordu.
Nazi propagandası çok karmaşık değildi. Çok iyi seçilmiş ve halkın anlayabileceği bir dilde vurgulanan seçilmiş bir kaç konuyla sınırlıydı..
Führer'in göklere çıkartılması, dâhiliğinin vurgulanması, düşmanları olan komünistlerin ve Yahudilerin daima karalanması, anti-komünizmin ve anti-semitizmin hep diri tutulması, Alman ulusunun önünde bu iki kötülüğün sürekli gösterilmesi ısrarla tekrarlanan, zihinlere mıhlanan temalardı.
Nazi Almanya'sı işgal ettiği ülkelerde de ayni tarz ve şiddette propagandaya önem verdi. İşgal edilen ülkelerde iş çevrelerinden, polisten, bürokrasiden, basından, organize suç örgütlerinden işbirlikçiler bulundu veya para ile satın alındı..
Göbbels, işgal edilen ülkelerde elçiliklerin, işgal komutanlığının (Wehrmacht'ın) propaganda servislerinin yanısıra, kendi bakanlığına bağlı özel propaganda birimleri kurmuştu. Bu özel birim elemanları ilk iş olarak o ülkedeki tüm kütüphaneleri tarayıp zararlı kitapları ve dergi koleksiyonlarını temizlediler, kendilerine bağlı yeni gazeteler çıkardılar, matbaalardan, film ve plak şirketlerinden, yayınevlerinden hisseler aldılar, kültürel görünüm altında dernekler kurup, sürekli Nazi propagandası yaptırdılar, stüdyolara girerek haber filmlerinin montajlarını nezaret ettiler.
Fransa'da Almanların atadığı Vichy hükümetinin Enformasyon Bakanı Bonafous, Almanlardan "her gün propaganda içerikli haberlerin emirle gönderildiğini" bildirerek propagandanın tamamen Almanlar tarafından yönlendirildiğini vurgulamıştır..



Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Mart 2006 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale